# Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Ekici (MHP, Yozgat)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim
- **Tarih:** 21 Nisan 2010
- **Gündem:** TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ekici-23-2010-04-21-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas

> Mehmet Ekici (MHP), 21 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 939 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA MEHMET EKİCİ (Yozgat) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AKP Anayasa değişiklik teklifinin 6’ncı maddesi üzerine söz aldım, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, mevcut Anayasa’mızın 53’üncü maddesi “Toplu iş sözleşmesi hakkı” başlığı altında düzenlenmiş olup bu maddenin 1’inci ve 2’nci paragrafları değişiklik teklifinde aynen korunmuş, 4, 5, 6’ncı paragraflarla yeni düzenleme yapılmıştır. Bu düzenlemelerin özü memur ve diğer kamu görevlilerinin toplu sözleşme yapma haklarına ilişkindir.

Değerli milletvekilleri, bütün bu görüşme süreci boyunca değişiklik teklifi sahipleri, sözcüleri ve sayın bakanlardan duyduğumuz sözler var; uluslararası normlar, AB kriterleri, demokratik hak ve hürriyetlerin genişletilmesi, özgürlük alanlarının genişletilmesi gibi. Bu anlamda, cezbedici ve genel geçer başlıklar altında yapılan izahatların gerçeği ifade etmediğini büyük bir üzüntüyle tespit ediyoruz. Çeşitli vesilelerle bu kürsüden çalışma hayatımızın uluslararası anlaşma ve hukuk normlarına uygun hâle getirilmesi gereğini ifade etmiş bir siyasi parti olarak, bu düzenlenen maddenin bırakın uluslararası çalışma hayatı kriterlerine uygun hâle gelmemizi tam tersine aykırılık ve çelişki meydana getirdiğini tespit ediyoruz.

Bu tespitlere geçmeden önce, öncelikle bu konuda Hükûmetin siciline bakmakta yarar olduğunu düşünmekteyim. Bilindiği gibi kamu görevlileri konfederasyonları ile Kamu İşveren Kurumu arasında 2002 yılından itibaren sekiz toplu görüşme gerçekleştirilmiş ve bunlardan yalnızca 2005 ve 2008 yılları olmak üzere iki tanesi mutabakatla sonuçlanmıştır. 4688 sayılı Kanun’un 34’üncü maddesi “Bakanlar Kurulu üç ay içinde mutabakat metni ile ilgili uygun idari ve icrai düzenlemeleri gerçekleştirir ve kanun tasarılarını Türkiye Büyük Millet Meclisine sunar.” diyerek mutabakat metni ile ilgili düzenleme yükümlülüklerini Bakanlar Kuruluna vermiştir. Oysa, mutabakat metni çerçevesinde 2005 yılında mali haklarla ilgili 5, çalışma şartlarıyla ilgili 16 madde ve özelleştirme uygulamalarıyla ilgili 10 madde ile ilgili hiçbir düzenleme yapılmamıştır. 2008 yılı mutabakat metninde mali haklar dışında 23 ayrı konuda anlaşma yapılmış olmasına rağmen büyük çoğunluğu asla yerine getirilmemiştir yani Hükûmet kamu görevlilerine verdiği sözleri tutmamıştır, anlaştığı konularda kanunun kendisine verdiği görevleri yerine getirmemiştir. Bakanlar Kurulu, kanunların amir hükümlerini hiçe sayan uygulamalara imza atmıştır, kanunlar karşısındaki bu vurdumduymaz tavrıyla sosyal diyaloğu, toplu görüşme ve Uzlaştırma Kurulu sisteminin yasak savmadan ibaret bir süreç hâline gelmesine neden olmuştur. 2002, 2003, 4, 6, 7 ve 9 toplu görüşmelerinin arkasından doğan uzlaşmazlık sonucu Uzlaştırma Kuruluna gidilmiş, Uzlaştırma Kurulu kararları AKP Hükûmeti tarafından yok sayılmış, Kurul işlevsiz ve etkisiz hâle getirilmiştir.

İyi niyetli bir iktidar mevcut 4688 sayılı Kanun’la da memurların birçok sorununu çözebilirdi ancak tercihini çözümsüzlükten yana kullanmıştır. Bugün kamu görevlileriyle ilgili olarak ortaya çıkan sorunların büyük bölümü Hükûmetin kanunları hiçe sayan uygulamalarından mutabakat metinleriyle Uzlaştırma Kurulu kararlarını uygulamamasından kaynaklanmaktadır. Böyle bir kötü sicile rağmen Hükûmet şimdi kalkmış yukarıda saydığım normları gerekçe göstererek Anayasa değişiklik teklifini, sosyal tarafların, muhalefetin, usul ve esas yönlü uyarılarını dikkate almadan değiştirmeye kalkmaktadır. Eğer kanunlara uyulmayacaksa Anayasa değişikliği beyhudedir. Bu mutabakat metinlerini uygulamayanların yarın toplu sözleşme hükümlerini uygulayacağının garantisini kim verebilir? İşte bu noktada teklifin en önemli eksiği de ortada. Eğer toplu sözleşme hakkı tanıdığınız kamu çalışanına grev hakkını tanımış olsaydınız, daha çağdaş ve uluslararası bir yaklaşımı kabul ettiğinizi, toplumsal yaşamda meydana gelen gelişmeyi gerçekten kavradığınızı, demokrasi anlayışınızın dar ekipçilikten kurtulduğunu, endüstri ilişkilerindeki gelişmeyi gerçekten anladığınızı, bu değişiklik teklifinde samimi olduğunuzu ve bu madde düzenlemesinin bazı niyetleri gizlemek için konulmuş bir madde olmadığını anlar, kavrar ve buna uygun bir davranış içinde olurduk.

Ancak şimdi sizlere soruyorum sayın milletvekilleri: Gözden geçirilmiş Avrupa Sosyal Şartı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, ILO’nun değişik sözleşmeleri işçi memur ayrımı yapılmaksızın tüm çalışanlara toplu sözleşme ve grev hakkını tanırken, Uluslararası Çalışma Örgütü Genel Konferansı’nın 64’üncü toplantı kararları ortada dururken, 27 Haziran 1978 tarihli 151 No.lu Sözleşme ortada dururken, Avrupa Sosyal Şartı, AB istihdam ve sosyal politikasıyla ILO Sözleşmesi Türkiye’yi memur sendikacılığının gelişimi konusunda yükümlülük altına sokarken, 87 No.lu ILO Sözleşmesi, 98 No.lu ILO Sözleşmesi, 151 No.lu ILO Sözleşmesi’nin taahhütleri ortada dururken, Anayasa’mızın 90’ıncı maddesi hükmü çerçevesine rağmen, Danıştay kararlarına rağmen grevsiz toplu sözleşme hakkını Anayasa’ya koyarak bu iktidar kimi kandıracağını zannediyor, gerçek niyetlerine hangi kesimleri alet edeceğini zannediyor?

Yaptığınız tasarı sadece bir kandırmadan ibarettir. İyi niyetli ve çağdaş bir yorumla hareket etmiş olsaydınız, Anayasa’nın 53’üncü maddesinde ifadesini bulan toplu sözleşme ve 54’üncü maddesinde konu edilen grev hakkıyla ilgili düzenlemeyi memurları da kapsayacak hâle getirirdiniz ama niyetiniz üzüm yemek değil bağcı dövmekten ibaret ve bu gerçek gün gibi aşikâre düşmüş bir gerçektir.

Bu arada bazı aklıevvellerin “Grev hakkı ile iş güvencesi bir arada olmaz” sözleri ve tehditlerine de maruz kaldığımız oluyor. Bu görüşü savunanlar, ancak cahilliklerini ortaya koyarlar çünkü bu tezi ortaya koyanlar sosyal devlet ilkesini kavrayamamıştır, literatürü takip etmemiştir, memurluğun ne olduğunu anlamamıştır ve çağdaş verileri özümseyememiştir.

Değerli milletvekilleri, bu kürsülerden durmadan bir tehdit, güya bir tehdit atılıyor: “Halka gideriz.” Şimdi, en temel ve vahim hata da burada yapılıyor. Özellikle uluslararası alanda kabul görmüş temel hak ve hürriyetlerin halkoyuna sunulması, ilk başta büyük bir usul hatasıdır ve vahimdir. Bu konuda iktidarı uyarıyoruz. Bu şekliyle halkoylamasından olumsuz sonuç çıktığını düşünün bir an için; Hükûmet, toplumun temel hak ve özgürlüklerinden taviz mi verecek eğer halkoylaması aleyhine çıkarsa? Giderse aleyhine çıkacağı da çok aşikâr görülüyor. Ama maalesef popülizm birilerinin kanına işlemiş. Tüm insanlıkça kabul edilmiş temel hak ve hürriyetler referandum konusu yapılamaz. Referandum sonucu “hayır” çıkarsa, Hükûmet, ülkemizdeki cinsel istismara, cinsiyet eşitsizliğine, memur ve işçinin temel hak ve hürriyetlerinden mahrum bırakılmasına devam mı edecek?

Temel hak ve hürriyetleri millete oylatmak, topluma oylatmak hangi demokrasi kültürünün eseridir? Durmadan sözünü ettiğiniz Venedik Kriterlerinin 30’uncu maddesini bu teklifi hazırlayan ulema takımı hiç okumadı mı? Dolayısıyla yapılması planlanan her türlü değişiklik, daha fazla hak, daha fazla özgürlük sağlarsa anlamlı olur ve toplumsal desteği artar. Demokrasi de kazanır, millet de kazanır. Aksi hâl -ki bugün mevcuttur- uzlaşma ve müzakere kültürünün yok edilmesinden başka sonuç vermez. Unutulmamalıdır ki kamu görevlilerinin toplu sözleşme hakkının iktidar mücadelesinde daha fazla güç elde etmek için millete pazarlık malzemesi yapılması, değişiklik girişiminin daha ilk aşamada toplum vicdanında sorgulanmasına neden olacaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Ekici (MHP, Yozgat). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim tutanağı, 21 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ekici-23-2010-04-21-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
