# İçtüzüğün 19 uncu maddesine göre grup önerileri hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Ekici (MHP, Yozgat)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 21. Birleşim
- **Tarih:** 25 Kasım 2010
- **Gündem:** İÇTÜZÜĞÜN 19 UNCU MADDESİNE GÖRE GRUP ÖNERİLERİ HAKKINDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ekici-23-2010-11-25-ictuzugun-19-uncu-maddesine-gore-grup-onerileri-hakkinda

> Mehmet Ekici (MHP), 25 Kasım 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 21. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İÇTÜZÜĞÜN 19 UNCU MADDESİNE GÖRE GRUP ÖNERİLERİ HAKKINDA); konuşma 827 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MEHMET EKİCİ (Yozgat) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü münasebetiyle bu konudaki görüşlerimizi ifade etmek üzere söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

25 Kasım 1960’ta Dominik Cumhuriyeti’nde diktatörlüğe karşı mücadele eden Mirabel kardeşlerin tecavüz edilerek vahşice öldürülmesinin ardından otuz dokuz yıl sonra, 1999 yılında, 25 Kasım günü, Birleşmiş Milletler tarafından Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü olarak ilan edilmiştir. Ne yazık ki böyle bir günün ilanı bile bir insanlık ayıbıdır. Kadına karşı şiddet, bugün için, maalesef hiç kimsenin, hiçbir ülkenin hatta gelişmiş dünya ülkelerinin bile ayrı tutulamayacağı, kendini soyutlayamayacağı, tüm dünya insanlarını ve kadınlarını ilgilendiren ortak bir problemdir.

Değerli milletvekilleri, kadına yönelik şiddet normal değildir, yasal değildir ve kabul edilebilir değildir. Kadına yönelik şiddetle mücadele, devletin en üst düzey yetkililerinden bağımsız kişilere kadar herkesin sorumluluğudur. Şiddete göz yummak, şiddete suç ortağı olmaktır. Ancak içinde bulunduğumuz 21’inci yüzyılda, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de hâlâ şiddet gören, hakarete uğrayan kadınlarımız, töre uğruna öldürülen genç kızlarımız bir utanç tablosu olarak karşımıza çıkmakta, tehdit ve baskı unsurlarıyla özgürlükleri kısıtlanmaktadır. Kadına yönelik şiddet, toplum içinde ya da özel hayatta, cinsiyete dayalı olarak kadının fiziksel, cinsel ve psikolojik zarar görmesi ve acı çekmesiyle sonuçlanan ya da bu tür sonuçlara yol açabilecek olan tehdit, baskı ve özgürlüğün keyfî olarak engellenmesini kapsamaktadır. Şiddet hareketleri ve tehditleri ister ev içinde uygulanmış olsun ister toplumda meydana gelsin veya devlet tarafından uygulanmış veya yapılmış veya göz yumulmuş olsun, kadınların hayatına korku ve güvensizliği sokar. Taciz dâhil olmak üzere şiddet korkusu, kadının hareketliliğine sürekli baskı yapar, haklarına erişimini kısıtlar.

Bugün, dünya ölçeğinde her 3 kadından 1’i şiddetin değişik biçimlerine maruz kalmaktadır. Kadınlar, yaşamın her alanında, evlerinde, iş yerlerinde, kamusal alanlarda mücadelelerinde şiddetin çeşitli biçimlerine maruz kalmaya devam ediyorlar. Dünyanın çeşitli yerlerinde sürmekte olan savaşlarda ve iç çatışmalarda kadınlar ve kız çocukları tecavüze uğruyor, öldürülüyor ya da insan ticaretinin öznesi hâline getiriliyor. Görsel basında hemen her gün görmeye alıştığımız aile dramları, kapkaç vurgunları, töre cinayetleri, kadın ve çocuklara yönelik şiddet ve benzer felaket haberleri neredeyse sıradan hadiseler hâline gelmiştir. Hiç şüphesiz, bu olayların nedenlerini sorgularken bunları tek bir sebebe bağlamak mümkün değildir. Problemin, hem dinî, kültürel, hukuki hem de sosyal ve psikolojik hem de küresel boyutlarının olduğunu söylemek doğru olacaktır ancak şunu hemen ifade etmek gerekir ki esasen problemin temelinde bireysel olarak insandan başlamak üzere beşerî ve toplumsal bilinç zafiyetinin yattığı gerçeğini kabul etmemiz gerekiyor sanıyorum. Gerek maddi gerekse manevi yönüyle iyi eğitilmemiş birey ve toplumlarda böylesi şuursuz davranışlar ve suç görüntüleri geçmişten günümüze hep olmuş ve maalesef olmaya da devam edecektir.

Değerli milletvekilleri, inanç yoluyla da ele alacak olursak, Cenabıallah dünyada her şeyi çiftler hâlinde yaratmış ve bu çiftler birbirinin tamamlayıcısı olmuşlardır. Erkek ile kadın bir bütünün iki eşit parçasıdır. Biri olmadan bir bütünün tamamlanması mümkün değildir. Erkeğin çifti olan kadın, gerçek değerini de İslam ile bulmuştur. Orta Çağ Avrupası’nda “Kadının ruhu var mıdır?” tartışması yapılırken, İslam âleminde kadın en mukaddes mevki olan annelik makamına oturtulmuş ve cennet onun ayakları altına sunulmuştur. “Kadınları döven kimseler sizin hayırlılarınız değildir.” hadisi şerifi ile Peygamber Efendimiz’in konuya bakışı da net olarak ortaya çıkmaktadır.

Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; kadına yönelik şiddet, kadın haklarının korunması ve geliştirilmesi yönündeki en büyük engellerden biridir. Kadınlara yönelik şiddet, erkeklerin hâkimiyetini esas alan ve kadınların ilerlemesini engelleyen, kadınla erkek arasında çağlar boyunca sürmüş, eşit olmayan güç ilişkilerinin görünen yüzüdür.

Kadına karşı şiddet kullanımının ortadan kaldırılması için, öncelikle bu konuda bilinçli ve eğitimli bir toplumu tesis etmemiz gerekmektedir. Ayrıca, kadınların bilgiye, yardım ve korunma hizmetlerine kolayca ulaşabilmeleri sağlanmalı, kadına yönelik şiddeti etkin biçimde önleyecek hem ulusal hem de uluslararası kanunlar çıkarılmalı, kamu eliyle şiddetin nedenleri ve sonuçları net bir şekilde ortaya konulmalı, toplum ve bireylerin bilinçli hâle gelmesi sağlanmalıdır.

Bütün bunlara ilave olarak bu konuda yapılması gerektiğini düşündüğümüz -Milliyetçi Hareket Partisi olarak- bazı düzenleme ve uygulamaları da kısaca ifade etmek gerektiğini düşünüyorum.

Öncelikle, Türk Ceza Kanunu’nda kadına yönelik olarak işlenen suçlar yeniden ele alınmalı ve ceza ve yaptırımları daha da caydırıcı hâle getirilmelidir. Kadın ve kadına şiddet konularında yazılı ve görsel basınla ilgili hukuki düzenlemeler yapılmalı, bu konuda bağlayıcı kurallar getirilmeli ve kadın ve kadına şiddet medyatik nesne olarak kullanılmamalıdır. Medyatik nesne olarak bu şiddetin kullanılmasının önüne geçmek önemli bir devlet görevdir. Töre ve namus cinayetleri geçmişten günümüze bir süzgeçten geçirilmeli, bu konuda, eğitim yoluyla, toplumsal ve kültürel yapıyı olumlu yöne kanalize edecek faaliyetler planlanmalıdır. Kadınların demokratik hayata eşit olarak katılımının önü açılmalı, bu konuda kanuni düzenlemeler sağlanmalıdır. Kadın-erkek eşitliğiyle ilgili olarak var olan ulusal ve uluslararası ilke ve kuralların uygulanabilirliği artırılmalı ve bu konuda her aşamada yaptırım uygulanmalıdır. Özellikle kadınlara ve kız çocuklarına yönelik barınma ve danışma merkezleri açılmalı, kamunun bu kurumlara desteği sağlanmalı ve uygulamaları titizlikle denetlenmelidir.

Değerli milletvekilleri, adını bile telaffuz etmekten mahcubiyet duyduğum bu günde hem ülkemiz hem de dünya kadınlarına, inancımızdan, yaradılışımızdan gelen eşitlik anlayışıyla şahsım ve Milliyetçi Hareket Partisi adına saygı ve muhabbetlerimi sunuyorum.

Şiddetin, nefretin, haksızlığın olmadığı; adaletin, hoşgörünün ve eşitliğin egemen olduğu bir ülke ve bir dünya dileğiyle hepinize saygılarımı sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Ekici (MHP, Yozgat). “İçtüzüğün 19 uncu maddesine göre grup önerileri hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 21. Birleşim tutanağı, 25 Kasım 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ekici-23-2010-11-25-ictuzugun-19-uncu-maddesine-gore-grup-onerileri-hakkinda (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
