# Doğrudan yabancı yatırımlar kanunun tasarısı (s.s.142)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Emin Murat Bilgiç (AK Parti, Isparta)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim
- **Tarih:** 5 Haziran 2003
- **Gündem:** DOĞRUDAN YABANCI YATIRIMLAR KANUNUN TASARISI (S.S.142)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-emin-murat-bilgic-22-2003-06-05-dogrudan-yabanci-yatirimlar-kanunun-tasarisi-s-s-142

> Mehmet Emin Murat Bilgiç (AK Parti), 5 Haziran 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DOĞRUDAN YABANCI YATIRIMLAR KANUNUN TASARISI (S.S.142)); konuşma 590 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MEHMET EMİN MURAT BİLGİÇ (Isparta) - Sayın Başkan, değerli üyeler; tasarının 3 üncü maddesi hakkında ve tasarının tümü üzerinde görüşlerimi açıklamak üzere söz almış bulunuyorum; sözlerime başlarken, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, tasarının, Türkiye'nin sömürgeleşmesine yardımcı olacağı noktasındaki görüşe katılmamızın mümkün olmadığını ifade ederek başlamak istiyorum. Tasarı, esas itibariyle, mevcut uygulamaların, kanunî düzenlemelerin, daha açık, daha şeffaf bir biçimde ve bir yabancı yatırımcının, daha iyi görerek, çeşitli mevzuatı takip etmek yerine bir tek mevzuatta, toplu halde görerek, bir kanun içerisinde toplu halde görerek, yatırım kararını daha kolaylıkla vermesine yardımcı olacak bir düzenlemeden ibarettir. Tasarının, bizim bilmediğimiz başka bir amacı yoktur. Tasarının, belki çeşitli kanunlarla çelişen yönleri olduğundan bahsedilebilir, belki bu yönde görüşler serdedilebilir; ama, bunun, hiçbir şekilde, Anayasayla bir uygunsuzluk hali içerisinde olduğunu iddia etmek mümkün değildir.

Tasarı, bu haliyle, yabancı sermayenin Türkiye'ye yönlenmesini hızlandırmaya, kolaylaştırmaya yönelik; daha açık, daha berrak bir anlayışa, vuzuha kavuşturmayı hedefleyen bir yapıdan ibarettir ve bunun, mevcut uygulamaların, düzenlemelerin aleyhine olduğunu iddia etmek de gerçekten mümkün değildir. Bu nedenle, böylesine ayrıntılı eleştirilerin mesnetsiz olduğunu söylemek zorundayım. Bunların ötesinde, Türkiye'nin, özellikle, geçtiğimiz son on oniki yılda niye yabancı sermaye çekemediği meselesinin, herhalde, bu kanun tasarısı vesilesiyle bir daha tartışılması lazım.

Bu tasarı döneminde, daha önceki uygulamalarla Türkiye'nin niye yabancı sermaye çekemediği irdelenmeye çalışılmıştır ve bu tasarı, belki buna bir cevap olarak da hazırlanmıştır; ancak, unutmamamız gereken şey, özellikle Sovyetler Birliğinin dağılmasından itibaren ortaya çıkan, geçtiğimiz son on yıllık süreçte, Doğu Avrupa ülkelerinin -eski Sovyetler Birliğine mensup ülkelerin- Türkiye'nin çok az bir yabancı sermaye çekebildiği dönemde, 120 milyar dolardan fazla yabancı sermaye çekmesidir.

Bu bölgenin getirdiği yeni özelleştirme imkânları, yeni doğrudan yabancı sermaye yatırımı imkânları, Türkiye'nin yabancı sermaye yatırımı çekmesinin önündeki en büyük engeli oluşturmuştur. Bir de, bunun üzerine, Avrupa Birliğinin, kendisine kültürel ve coğrafî olarak daha yakın hissettiği, daha yakında bulunduğu ülkeleri tercih etmesi, yabancı sermaye akımlarının oraya yönlenmesinde de önemli bir unsur olmuştur.

Ayrıca, faktör maliyetleri açısından bakıldığında da, yabancı sermayenin oraya gitmesi için bazı haklı sebeplerin -elektrik ve o dönemdeki işçilik ücretleri gibi- olduğu hemen hatırlanmalı ve çok kârlı, çok ucuz yatırım imkânları da bu argümanın içerisinde değerlendirilmelidir. Yalnız, Doğu Avrupa'nın -eski Sovyet Bloku ülkelerinin- o dönemde, hızlı yabancı sermaye çekmesinin konjonktürel bir durum olduğunu ve şu anda, bu sermaye akışlarının, dünya çapında, son on yıllık dönemle kıyaslandığında çok daha mutedil sayılara düştüğünü ve bunun, o konjonktür gereği yükselen bir trent olarak düşünülebileceğini de hatırlatmak isterim.

Türkiye'nin yabancı sermayeyi çekme açısından bölgesel rakipleri vardır. Bu bölgesel rakipler Doğu Avrupa ve eski Sovyetler Birliği ülkeleridir. Türkiye aleyhine çekilen bu yabancı sermaye de, açıkça tercihini çeşitli projelerle, çeşitli uygulamalarla buraya yönlendirmiştir. Kendi tercihini, Avrupa Birliği ülkeleri, Doğu Avrupa ve eski Sovyetler Birliği ülkelerine yönlendirme yönünde de siyasî bir kararlılık göstermişlerdir. Avrupa Birliğinin de, bunda uyguladığı programlarla, dahli büyüktür; yani, bugün, 20 milyar doları geçen yatırımın yüzde 70'i Avrupa Birliği ülkeleri tarafından gerçekleştirilmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET EMİN MURAT BİLGİÇ (Devamla) - Türkiye'nin buna verebileceği cevap, temelde, bu kanunun ötesinde, özellikle Türk cumhuriyetleri ve Doğu Avrupa'daki çeşitli ülkelerle serbest ticaret ve yatırım anlaşmaları imzalamak olmalıydı. Türkiye, sözde, Türk cumhuriyetleri politikası olduğunu iddia etmesine ve çeşitli uyarılara rağmen, son on yıllık dönemde bu cumhuriyetlerle herhangi bir serbest ticaret anlaşması imzalamamıştır. Bunun yanı sıra, ECO -Ekonomik İşbirliği Teşkilatı- ülkeleriyle bu yönde herhangi bir anlaşması yoktur. Karadeniz Ekonomik İşbirliği bünyesindeki ülkelerle, bu yönde, ticareti artırıcı herhangi bir anlaşma imzalamamıştır. O zaman, ben, sormak istiyorum: Bu, son on yılık dönemde yabancı sermaye niye Türkiye'ye gelmeliydi? Siz, eğer, burada ürettiğiniz malı Türkiye'nin pazarı olabilecek ülkelere kolay ihraç edebilecek ticaret anlaşmalarına sahip değilseniz, niye yabancı sermaye gelmeliydi?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Emin Murat Bilgiç (AK Parti, Isparta). “Doğrudan yabancı yatırımlar kanunun tasarısı (s.s.142)”. TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim tutanağı, 5 Haziran 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-emin-murat-bilgic-22-2003-06-05-dogrudan-yabanci-yatirimlar-kanunun-tasarisi-s-s-142 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
