# Türkiye'de el halıcılığının sorunları ve çözüm yolları hk.

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Emin Murat Bilgiç (AK Parti, Isparta)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim
- **Tarih:** 14 Aralık 2004
- **Gündem:** TÜRKİYE'DE EL HALICILIĞININ SORUNLARI VE ÇÖZÜM YOLLARI HK.
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-emin-murat-bilgic-22-2004-12-14-turkiye-de-el-haliciliginin-sorunlari-ve-cozum-yollari-hk

> Mehmet Emin Murat Bilgiç (AK Parti), 14 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE'DE EL HALICILIĞININ SORUNLARI VE ÇÖZÜM YOLLARI HK.); konuşma 841 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MEHMET EMİN MURAT BİLGİÇ (Isparta) - Türkiye'nin dünyadaki en önemli sanat dalı sayılabilecek el halıcılığının, el halısını tarihte ilk defa üretmiş bir milletin mensubu olarak, bugün içinde bulunduğu çeşitli sorunlara değinerek, bunların çözüm yolları hakkında bir konuşma yapacağım. Bu çerçevede, sözlerime başlarken, öncelikle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bilindiği üzere, arkeolojik bulgularda, millattan önceki yıllara ait ilk el halısı Türk şehirlerinde -Doğu Türkistan'da- bulunmuştur ve eğer, dünyada patent sahibi olmakla övünebileceğimiz ilk eser varsa, bu da Türk el halısıdır. Ancak, bugün, el halıcılığının içerisinde bulunduğu çok çeşitli sorunlar vardır ve bu sorunlara ivedilikle çözüm bulunması gerekmektedir.

Bu sorunların başında istihdam meselesi gelmektedir. Türkiye'de 2 000 000 metrekare civarında bir el halısı üretimi söz konusuyken, bugün, bu miktar, özellikle 1996'daki Gümrük Birliği Anlaşmasından sonra 1 500 000 metrekarenin altına inmiştir.

Bu sektörde, özellikle 1980'lerde yaklaşık 500 000 insan istihdam edilirken, üretim faaliyetinde bulunurken, bugün, bu sayı, 200 000'e kadar inmiştir. İstihdam yönünden ve sosyal sonuçları itibariyle bunun getirdiği çok önemli meseleler vardır ve bu meseleler acilen çözüm beklemektedir.

Türkiye'de, şu sıralarda, 1 500 000 metrekare civarında bir üretim yapılmaktadır ve bu üretimin 950 000 metrekare civarında bir bölümü ihracata gitmektedir; ancak, aynı miktarda bir bölüm de yurt dışından ithal edilmektedir. Özellikle 1996'da gümrük birliğine girdikten sonra bu miktar hızla artmış ve demin zikrettiğim miktara ulaşmıştır. Bunun parasal karşılığı, bugün, 25 000 000 dolardır.

Türkiye'nin, bir yandan, üretimle, istihdamla ilgili çeşitli sıkıntıları varken, bir yandan da, el halısı sektöründe istihdam kaybını önleyici yeni politikalar uygulamaya başlaması gerekmektedir. Hükümetimiz, geçtiğimiz yıldan başlayarak, bu yönde çalışmalar başlatmıştır. Bu çalışmaları zikretmek gerekirse; bir tanesi, el halısı ihtisas gümrüğünün kurulmuş olmasıdır. Bu şekilde, Türkiye'de, ihraç edilen ve ithal edilen tüm el halıları, bir tek ihtisas gümrüğünden geçerek millileştirilmekte veya yurt dışına gönderilmektedir. İkinci olarak da, yine, geçtiğimiz yılın ortalarında, hükümetimiz, bir referans fiyatı uygulaması başlatarak, özellikle, Uzakdoğu'dan, haksız rekabete sebep olacak şekilde ucuz fiyatla ülkemize gönderilen el halılarının ithalatını kısıtlayıcı bir politika içerisine girmiştir.

Şüphesiz, bunlar, son derece olumlu çalışmalardır; ancak, daha yapılması gereken çalışmalar vardır. Özetle bunlar üzerinde durmak istiyorum ve millî bir el halısı üretim, ihracat, pazarlama politikasının gerekliliği üzerinde de durmak istiyorum. Bu da, sektörel bir anlayışın, dünyanın bazı ülkelerinde olduğu gibi Türkiye'de de ikame edilmesini, hayata geçirilmesini gerekli kılan bir durumdur. Aksi takdirde, Türkiye'de, korkarız ki, el halıcılığı, bize ait olan en önemli sanatlardan, üretim dallarından birinin kaybedildiğini gelecek yıllarda görmek zorunda kalabiliriz. O yüzden de, bugün, aciliyetle ve ivedilikle bu politikaların hızla hayata geçirilmesi gerektiğine işaret etmek istiyorum. Bunları da şu şekilde özetleyebilirim:

Bir tanesi, Türkiye'de çok sayıda kamu kurum ve kuruluşu, el halıcılığı alanında faaliyette bulunma çabasındadır; bunların birbirleriyle hiçbir koordinesi yoktur, ortak bir çalışma düzeni içerisinde hareket edilmemektedir. Bunun doğal sonucu olarak da, Millî Saraylar Dairesi Başkanlığının Hereke Halı Fabrikasından başlamak üzere, belediyelere kadar, üniversiteler, Adalet Bakanlığı, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, her biri birbirinden ayrı ve bağımsız biçimde üretim faaliyetinde bulunmaktadır ve sonuçta da, kalite ölçülerinde yeterli olmayan, verimlilikten uzak bir üretim alanı ortaya çıkmıştır...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET EMİN MURAT BİLGİÇ (Devamla) - ...ve bu kamu kurumlarının bütün depoları bol miktarda kalitesiz el halısı ile doludur ve satılamamaktadır. Bir kere, bunların, kamunun yeniden yapılandırılması ve bir başlık altında toplanması gerekiyor. Bu da, Sümer Halı olarak tespit edilebilir. Türkiye'de bu alanda en önemli, hem desen geliştirme hem patent hem üretim noktasında kendisini ispatlamış bir kurum olan Sümer Halı bünyesinde -hatta, Sümer Halı'yı da, bir fabrika olmaktan öte, bir halıcılık enstitüsüne dönüştürerek- Türkiye'deki kamu kurumlarının bir tek çatı altında toplanması ve standart, kaliteli bir üretim anlayışını hayata geçirmesini beklemekteyiz. Bu yönde çalışmalar olduğunu biliyoruz; ama, bu çalışmaların hızlandırılması gerektiğini de hatırlatmak istiyoruz.

İkincisi; İran'ın 8 milyar dolarlık dünya ticaretinden aldığı yüzde 27'lik, yani, 2 milyar doları aşan bir pay var. Bunun da ana sebebi şudur: İran halısı bir kalite olarak dünyanın her tarafında aynı biçimde pazarlanmaktadır. Eğer kalitesiz ise, İran gümrükleri kalitesiz halıyı gümrük noktasında yakmaktadır, çıkışına izin vermemektedir. Türkiye'de de, mutlaka ve mutlaka, kaliteye çok önem vermek zorundayız; kalitenin geliştirilmesine ve bunun bir markaya dönüştürülmesine gayret etmek zorundayız.

Üçüncü sorun, hammadde ve boyar madde sorunudur. Özellikle özel sektörde kalitesiz hammadde kullanımı giderek önemli bir problem haline gelmiştir ve bunun da gene bir enstitü başlığı altında yeniden düzenlenmesi ve iç pazarın yeniden kontrolü ve yönlendirilmesi gerekmektedir. Bu da, ancak devletin öncülüğünde ortaya çıkarılacak standartlarla, özel sektörle birlikte yapılabilecek çalışmalarla, mutlaka, derhal ve behemehal harekete geçirilmelidir ve kalite meselesi de giderilmelidir.

Gene, özellikle Uzakdoğu'da üretim yaptıran önemli sayıda üreticimiz vardır ve bunlar, gerek Türkiye'ye yapılan ithalatta gerek "Türk halısı" adı altında Uzakdoğu'da üretilmiş malların Avrupa'ya ihracatında sorumludurlar. Bu noktada da alınması gereken, özellikle gümrük birliği kapsamında alınması gereken tedbirler vardır. Bu tedbirler arasında, Avrupa Birliğine karşı telafi edici uygulamalara geçilmesi gereği de vardır. Zira, Türkiye, gümrük birliğinin üyesi olurken, Avrupa Birliği üyesi ülkelerde hiçbir şekilde el halısı üretimi, kilim, vesaire olmadığı için, bu noktada Avrupa Birliği, ortak gümrük tarifesini çok düşük tutmuştur. Halbuki, Türkiye, gümrük birliği kapsamında, Avrupa Birliğinin belirlediği tarifeler üzerinde de herhangi bir söz sahibi olamamıştır. Bu nedenle, Avrupa Birliğinden, behemehal, özellikle bu haklarımızın geri talep edilmesi, kaybedilen pazarın ve üretimin yeniden Türkiye'ye iadesinin talep edilmesi imkânı vardır, mümkündür.

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Emin Murat Bilgiç (AK Parti, Isparta). “Türkiye'de el halıcılığının sorunları ve çözüm yolları hk”. TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim tutanağı, 14 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-emin-murat-bilgic-22-2004-12-14-turkiye-de-el-haliciliginin-sorunlari-ve-cozum-yollari-hk (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
