# Yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik enerjisi üretimi amaçlı kullanımına ilişkin kan.tas.(ss.646)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Eraslan (Hatay)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim
- **Tarih:** 5 Mayıs 2005
- **Gündem:** YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARININ ELEKTRİK ENERJİSİ ÜRETİMİ AMAÇLI KULLANIMINA İLİŞKİN KAN.TAS.(SS.646)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-eraslan-22-2005-05-05-yenilenebilir-enerji-kaynaklarinin-elektrik-enerjisi-uretimi-amacli-ku

> Mehmet Eraslan, 5 Mayıs 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARININ ELEKTRİK ENERJİSİ ÜRETİMİ AMAÇLI KULLANIMINA İLİŞKİN KAN.TAS.(SS.646)); konuşma 860 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MEHMET ERASLAN (Hatay) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun Tasarısı hakkında söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabiî ki, gerçekten, ülkemizin enerji politikasına ilişkin çok önemli bir kanunu, şu an, görüşüyoruz ve kanunun genel hatlarına baktığımız zaman, bu kanun tasarısı, özel sektör tarafından üretilecek olan, özel sektör tarafından üretilen yenilenebilir enerji kaynaklarından; yani, rüzgâr, su, güneş enerjisi, hidrolik ve benzeri yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilen elektrik enerjisini satın alma garantisini getiriyor. Yedi yıl veya on yıl, özel sektör ürettiği elektrik enerjisini devlete satacak, devlet de, o elektrik enerjisini alma garantisini bu kanunla vermiş olacak.

Tabiî ki, tasarı, Türkiye Büyük Millet Meclisine, 28.6.2004 tarihinde geldi; aradan onbir ay geçti. Yani, gerçekten, bu kadar önemli, hassas bir mevzu niye Türkiye Büyük Millet Meclisinde onbir ay bekledi diye düşünmek lazım; fakat, Hazineden sorumlu Bakan Ali Babacan, ilkönce, bu kanun tasarısına karşı çıktılar ve "eğer, bu tasarıyı yasalaştırır ve Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçirirsek, bu, hazineye çok büyük yükler getirecektir; bu yükün altından kalkamayacağız" şeklinde ifadeleri olmuştu ve onbir aydan beri Türkiye Büyük Millet Meclisinde -ne yapıyor- kanun bekliyor.

Aynı zamanda, kanun ne getiriyor; beraberinde, işte, rezervuarlı tesislerin, barajlı tesislerin, hidroelektrik santrallarının kamulaştırma bedelini yine Hazine öder deniliyor 13 üncü maddede; ona biraz sonra geleceğim.

Bugün, bu tasarı, onbir ay sonra, kanunlaşmak üzere, Meclisten geçmek üzere önümüze geldi. Şimdi, değerli arkadaşlar, verilere bakıyoruz, Türkiye'nin şu an kurulu elektrik gücü 36 000 megavat ve Türkiye'nin ihtiyaç anında tükettiği maksimum enerji miktarı da 22 000 megavat. Türkiye'nin şu an elektrik enerjisi konusunda 14 000 megavat elektrik enerjisi fazlası var. Çok şükür, iyi bir şey. Ve bazı ülkelere elektrik de ihraç ediyoruz, elektrik enerjisi de satıyoruz. Bu da çok güzel bir şey. Fakat, yani, stand-by anlaşması yapıyoruz, IMF'den 10 milyar dolar borç para alacağız, birtakım iç borçlanmalara ve dış borçlanmalara gidiyoruz ve maalesef, Enerji Bakanlığı, Hazineden sorumlu Bakanlık, durduğu yerde, böyle, alım garantileri, elektrik enerjisi alım garantisi vererek kendi kendini sıkıntıya sokuyor, parasal açıdan, kaynak açısından kendini riske atıyor diye düşünüyorum.

Tabiî ki, desteklenmeli midir; desteklenmelidir. Yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretimi desteklenmelidir. Bunlar, ülkenin çıkarları doğrultusunda ele alınan meselelerdir. Bunlar, bizim özkaynaklarımızdır, Türkiye'nin kaynaklarıdır. Bu kaynakların kullanılması gerekmektedir. Fakat, vergi muafiyeti şeklinde olabilir bu, KDV indirimi şeklinde olabilir, bedelsiz arsa tahsisi şeklinde olabilir, vergi indirimi şeklinde olabilir. Avrupa Birliği ülkeleri böyle yapıyor; yani, desteklerken, özel sektöre bu noktada yardımcı olurken, yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretimine ilişkin destekleri bu şekilde veriyor; ama, hiçbir Avrupa ülkesi, yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilecek olan elektrik enerjisine alım garantisi getirmiyor, alım garantisi vermiyor; özel sektöre, ben senden bunu yedi yıl süreyle alacağım, ben senden bunu on yıl süreyle alacağım şeklinde bir yükümlülüğün, ekonomisini de, hazinesini de sıkıntıya sokacak bir yükümlülüğün de altına girmiyor; bunu da ifade etmek istiyorum.

Şimdi, bakıyoruz, kamunun, devletin elektrik santralları zaten verimsiz çalışıyor, yüzde 60 kapasiteyle çalışıyor. Şu an, kamuya ait elektrik santrallarımızın, yani, fosil kaynaklardan üretim yapan -kömür, petrol, doğalgaz gibi kaynaklardan- fosil kaynaklardan elektrik enerjisi üreten, kamunun, kendi malımızın kapasiteleri yüzde 65 oranında, yüzde 65 kapasiteyle çalışıyor.

Eğer, hazinenin çok parası var ise, eğer para ve kaynak sıkıntımız yok ise, gelin, bunların rehabilitasyonunu yapalım. Gelin, daha etkin bir şekilde çalışmalarını sağlayalım. Onları, yüzde 60 veya yüzde 65 kapasiteyle değil, yüzde 100 kapasiteyle çalışan duruma getirelim.

Bunlar, bizim kamunun kaynakları, kendi kaynaklarımız, kendi elektrik santrallarımız; ama, bir taraftan, bakıyorsunuz, kamunun elektrik santralları yüzde 60, yüzde 65 kapasiteyle, atıl kapasiteyle, düşük kapasiteyle çalışırken; ama, bir de bakıyorsunuz, yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilecek elektrik enerjisine uzun vadeli alım garantisi getirerek, ekonomik ve parasal açıdan kendimizi sıkıntıya sokuyoruz. Bu da ayrıca bir çelişki; bunu da bilgilerinize arz etmek istiyorum.

Tabiî ki, hükümetten gelen kanun tasarısında, bakıyoruz, 13 üncü madde yok. Ben, bunu Taner Beyle de görüştüm, konuştum; verdikleri bilgilere teşekkür ediyorum, ifade ediyorum; dolayısıyla, onlara inandığımı, güvendiğimi teyit etmek istiyorum. Fakat, biz, kamulaştırma bedelini öderken, rezervuarlı, sanırım, Türkiye'de Yamula Barajından başka yok. Yani, herhalde, sadece, kamulaştırmasını ödeyeceğimiz rezervuarlı baraj Kızılırmak üzerinde kurulu olan Yamula Barajı. Onun dışında, kamulaştırmasını ödeyeceğimiz, 13 üncü maddeyle... Komisyona tasarı geldiğinde 13 üncü madde yoktu, komisyondaki görüşmeler esnasında 13 üncü madde konulmuş ve rezervuarlı, barajlı su havzası şeklinde elektrik enerjisi üreten elektrik santrallarımıza kamulaştırma bedelini ödüyoruz; ama, Sayın Bakanıma soruyorum, kaç tane barajın veya Türkiye'de kaç tane rezervuarlı barajın kamulaştırma bedelini ödüyoruz, bunların hazineye yükü ne kadar- Yamula Barajına ödeyeceğimiz paranın 55 000 000 dolar veya 80 000 000 dolar civarında hazineye yük getireceğini biliyorum; ama, bunun dışında- Türkiye'de bu şekilde kaç tane barajımız var, kaç tane barajın kamulaştırma bedelini ödeyeceğiz ve kaç yüz milyon dolar hazineye yük getirecek; bu da bizim merak ettiğimiz, Sayın Bakanımızdan öğrenmek istediğimiz ayrı bir konu.

Biz, geçen yıl Sayın Enerji Bakanımızın yanına gittik, dedik ki, Sayın Bakanım, biz, Amik Ovasında Reyhanlı Barajını çok arzuluyoruz. Reyhanlı Barajı 1995 yılında projelendirilmiş ve devlet yatırım programına alınmış bir proje, bu barajı hayata geçirelim, temellerini atalım. Amik Ovasında çiftçi şu an tarlasını, ürününü, arazisini sulayacak suyu bulamamaktadır. Yeraltı suları tükenmiştir. Daha önce 30 metreden, 40 metreden su çıkarırken, bugün, 250-300 metre derinlikten enerjiyle su çıkarmaktadır ve dolayısıyla, enerji maliyetleri çiftçinin belini kırmaktadır; bize bu noktada yardımcı olun, on yıldan beri beklenen Reyhanlı barajının temelini atalım ve bu hizmet de iktidarın hizmeti olsun...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Eraslan (Hatay). “Yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik enerjisi üretimi amaçlı kullanımına ilişkin kan.tas.(ss.646)”. TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim tutanağı, 5 Mayıs 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-eraslan-22-2005-05-05-yenilenebilir-enerji-kaynaklarinin-elektrik-enerjisi-uretimi-amacli-ku (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
