# Çalışma saatleri ve konuları hk.

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Eraslan (Hatay)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 65. Birleşim
- **Tarih:** 21 Şubat 2006
- **Gündem:** ÇALIŞMA SAATLERİ VE KONULARI HK.
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-eraslan-22-2006-02-21-calisma-saatleri-ve-konulari-hk

> Mehmet Eraslan, 21 Şubat 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 65. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇALIŞMA SAATLERİ VE KONULARI HK.); konuşma 883 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MEHMET ERASLAN (Hatay) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; öncelikle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Polis memuru Bayram Kafalı kardeşimizin hadisesi, gerçekten, hepimizi derinden üzmüştür, yaralamıştır. Geride 11 yaşında Emre'yi, 6 yaşında Zehra'yı bırakarak, eşini de bırakarak ebedî hayata intikal etmiştir. Bu, bu kadar basit değil; yani, ölen ölür, kalan sağlar da nasıl olsa bizim; ölen de ölür, gider, unutulur şeklinde geçiştirilmemelidir.

Değerli arkadaşlar, milletimizin her bir ferdinin kıymetli olduğunu ve milletimizin her bir insanının yüce olduğunu, mukaddes olduğunu, büyük olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu noktada sosyal devlet anlayışının gereğini yapmak siyasî iradelerindir, siyasî iktidarlarındır. Devlet kimdir; devlet, hepimiziz. Yetmişüç milyon insanla devletiz. Bütün kuruluşlarımızla, bütün kurumlarımızla, bütün misakımillî sınırlarımızla bir devletiz ve devlet olarak, sosyal devlet anlayışının yerine getirilmesi noktasında gayret sarf edecek olan kimdir; siyasî iradedir, Türkiye Büyük Millet Meclisidir.

Bakın, ben daha önce ifade ettim Sayın İçişleri Bakanımız burada oturur iken, tutanakları açın ve tutanaklardan okuyun, görün. Sayın İçişleri Bakanımıza dedim ki: Sayın Bakanım, güvenlik mensuplarımızın, polislerimizin, görev yaparken süre mefhumu yoktur. 18 saat çalışıyorlar, 24 saat çalışıyorlar, 36 saat çalışıyorlar, 48 saat çalışıyorlar, ara vermeden bazen çalışmak zorunda kalıyorlar; yani, süre mefhumu yok; ama, özlük hakları iyi mi; iyi değil. Ücretleri iyi mi; iyi değil. Ayrıca, bir kredi kartı sorunu var, ona girmeyeceğim; onu, yarın veya öbürsü gün, perşembe günü işleyeceğiz inşallah; ama, değerli arkadaşlar, bu uyarıyı, güvenlik noktasında büyük gayretler sarf eden, bu toplumun huzuru, bu toplumun güvenliği için gecesini gündüzüne katan polislerimizin özlük haklarını sordum, Sayın Bakanımız oturuyor idi. Sayın Bakanımız dedi ki: "Ben, bürokratlarımıza, İçişleri bürokratlarına, özlük haklarının iyileştirilmesi konusunda talimatımı verdim." Aradan üçbuçuk yıl gibi bir zaman geçti, üçbuçuk yıl geçti. Bu insanlar bizim insanımız, bu insanlar bu milletin evlatları. Bu insanlar ölmemeli. Bu insanlar ölümüne görev yapar iken, ölümüne çalışır iken, kelle koltukta hizmet verir iken, milletin ve devletin yanında durur iken, bunlara da şu sosyal devlet ilkesini uygulayalım, çalışma şartlarını iyileştirelim, özlük haklarını iyileştirelim, aldıkları ücretleri, çoluk çocuklarıyla yaşayabilecekleri, kendi onurlarına, haysiyetlerine, şereflerine yakışır ve yaraşır bir düzeye getirelim, bunlara bu konuda yardımcı olalım dedik ise de, aradan geçen bu kadar uzun zamandan sonra, bu noktada, Allah için, hiçbir şey yapılmamıştır ve insanlar intihar etmekle karşı karşıya kalmıştır.

Niye intihar etsin ya; niye, niye?! Bizim insanımız niye intihar etsin?! Yani, intiharı, açlığı, yoksulluğu, gelirsizliği hak ediyor mu; etmiyor bence, hiçbir şekilde etmiyor. Bunun gereğini kim yapacak; bunun gereğini Türkiye Büyük Millet Meclisi yapacak. Bunun gereğini hepimiz yapacağız. Bunun gereğini iktidar yapacak ve bu noktada gelecek olan her türlü kanun teklifine, kanun tasarısına varız, bekliyoruz ve elimizden gelen bütün katkıyı da sağlamaya hem biz hem de bu Yüce Parlamento her zaman hazırdır.

Değerli arkadaşlar, Danışma Kurulu önerisi, yine, Türkiye Büyük Millet Meclisinin denetimini, salı günü ve çarşamba günü yapılacak normal denetimleri, yine ortadan kaldırmıştır ve geçen hafta yapılan gündemin, Türkiye Büyük Millet Meclisinin geçen hafta yapmış olduğu gündemin bir kanunu dahi geçirilememiştir. 1066 sıra sayılı kanun tasarısını, hâlâ, biz, iki haftadan beri bitirebilmiş değiliz. Hal böyle iken, gelmişiz, yeni bir gündem oluşturmuşuz, o gündemin üzerine yeni bir gündem koymuşuz ve iki haftadan beri bir arpa boyu yol alamamışız.

Peki, bu oluşturulan ve sık sık değiştirilen gündem, acaba milletimizin gündemiyle örtüşüyor mu; benim için önemli olan o. Ha, diyor isek, bakın, sevgili milletvekilleri, sayın milletvekilleri, eğer diyor isek; zaman yetmiyor, milletvekilleri çok konuşuyor… Milletvekilleri konuşacak tabiî, milletvekilleri katkı sağlayacak, öneride bulunacak, tekliflerde bulunacak. O zaman gelin, burada bütün arkadaşlara öneride bulunuyorum: Pazartesi, salı, çarşamba, perşembe, cuma, haftada beş gün çalışalım. Eğer gündem bitmiyor ise, bitmeyen gündeme yeni gündemler ekliyor isek, o zaman, çalışma süremizi, çalışma günlerimizi uzatalım, haftanın yedi günü çalışalım ve bu gündemi bitirelim; ama, bakıyorum, gelen kanunlara bakıyorum -kredi kartlarıyla ilgili kanun da öyle, yani, sorun çözmeyen bir kanun- diğer kanunlara da bakıyorum, hepsi öyle değil, ama, hakkı da teslim etmek istiyorum; ama, kanunlar da toplumumuzun genel manadaki sorunlarına çare olacak şekilde değildir.

Milletin ve hükümetin gündemi ile Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemi ile iktidarın gündemi ile milletin gündemine bakıyorum; orada farklı gündemler var, burada farklı gündemler var; gündem birbirini tutmuyor; yani, milletin derdi başka, vatandaşın derdi başka. Köylüsüyle, çiftçisiyle, esnafıyla, KOBİ'siyle, yatırımcısıyla, genciyle, işsiziyle, memuruyla, ihracatçısıyla, üreticisiyle, her sektörün, toplumun her bir kesiminin feryatları var iken, sıkıntıları var iken, çözüme kavuşturulması noktasında beklentileri var iken, bakıyorum, Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemi acaba ne; bakıyorum gündeme, o problemleri çözmeye ilişkin, gündemde hiçbir şey göremiyorum. Meclisin gündemi ile milletin gündemi, iktidarın gündemi ile milletin, vatandaşın gündemi, arazide, caddede, sokakta olan insanın gündemi bir değil. Haydi, bunlar iç meselelerdir, iç meseleleri kendi aramızda çözeriz; ama, ya ulusal meseleler; Kıbrıs meselesi, Avrupa Birliği meselesi, Kuzey Irak meselesi?! Önümüze azınlıklar meselesi getiriliyor; başka, daha, Türkiye'nin ulusal birliğini, beraberliğini ve ulusal menfaatlarını, millî menfaatlarını tehlikeye sokacak bir sürü şeyler konuluyor ve yeterince, bunlar Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülmüyor. Bunlara ilişkin gerekli stratejiler, maalesef, stratejik politikalar geliştirilemiyor. Bu da, ayrıca, maalesef, bizleri kaygılandırıyor, bizleri üzüyor, milleti de bu noktada üzüyor.

Vatandaşın sesine kulak vermeli, milletin sesine kulak vermeli ve özellikle, en alt gelir grubu ile en üst gelir grubu arasındaki makas her geçen gün artıyor ve millî gelirde çok ciddî bir açılma var, bir adaletsizlik var. Bu ülkede, yoksul daha yoksul; ama, çok az da olsa, zengin biraz daha zengin olma yolunda ilerlerken, geniş halk kitlelerini oluşturan, geniş toplum kitlelerini oluşturan bu vatandaşlarımız, Türkiye Büyük Millet Meclisinden ve iktidardan büyük bir yardım ve büyük bir katkı bekliyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Eraslan (Hatay). “Çalışma saatleri ve konuları hk”. TBMM Genel Kurulu, 65. Birleşim tutanağı, 21 Şubat 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-eraslan-22-2006-02-21-calisma-saatleri-ve-konulari-hk (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
