# Çalışma saatleri ve konuları hk.

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Eraslan (Hatay)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 71. Birleşim
- **Tarih:** 7 Mart 2006
- **Gündem:** ÇALIŞMA SAATLERİ VE KONULARI HK.
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-eraslan-22-2006-03-07-calisma-saatleri-ve-konulari-hk

> Mehmet Eraslan, 7 Mart 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 71. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇALIŞMA SAATLERİ VE KONULARI HK.); konuşma 867 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MEHMET ERASLAN (Hatay) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; öncelikle, hepinizi saygıyla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum.

Danışma Kurulunun lehinde söz almış bulunmaktayım. Gerçi, daha önce de, sürekli ifade ediyor idik; keşke, salı ve çarşamba günleri denetim konuları da görüşülebilseydi, Türkiye Büyük Millet Meclisi denetimi de yapabilseydi, sözlü sorular cevaplandırılabilseydi. Çünkü, bazı milletvekillerimizin, bazı sözlü soruları, gerçekten, geniş halk kitlelerini, toplumumuzu ilgilendiren nitelikte olduğu için, zamanında ve anında cevaplandırılması daha uygun olduğu düşüncesini, daha önce, defalarca ifade etmiş idik.

Fakat, genel manada, Danışma Kurulu önerisinin içerisinde, gerçekten, toplumumuzun, Türkiyemizin uzun zamandan beri beklentisi olan kanun tasarı ve teklifleri var. Bu hafta, salı, çarşamba ve perşembe günleri, onları görüşeceğiz. Ben, bu kanun tasarı ve tekliflerinin, sizlerin gayretiyle, Türkiye Büyük Millet Meclisinin çok değerli milletvekillerinin gayretiyle yasalaşacağını düşünüyorum ve ülkemize, milletimize hayırlar getirmesini temenni ediyorum.

Kanunlarla ilgili görüşlerimizi, kanun tasarı ve teklifleri geldiğinde, yer yer, görüşlerimizi ifade edeceğiz; fakat, katıldığımız yönleri olduğu gibi, gerçekten, eksik gördüğümüz, ilaveye ihtiyaç duyulan yönlerinin de olduğunu düşünüyoruz, onları da, görüşmeler esnasında, siz değerli milletvekillerimizin, Yüce Heyetinizin takdirlerine sunacağız.

Değerli milletvekilleri, ben, Danışma Kurulu önerilerinin, biraz da halkın gündemiyle bağdaşmasını ve vatandaşların gündemiyle örtüşmesini, aslında, talep ediyorum, arzu ediyorum.

Bakın, halkın, aziz milletimizin, değerli arkadaşlar, içinde bulunduğu durum, koşul belli ve biz, Danışma Kurulunu yapar iken, Danışma Kurulu önerileriyle, hangi kanunu, hangi kanun tasarı ve teklifini görüşeceğimize karar verir iken, biraz da, toplumumuzun içinde bulunduğu şartları, yani, tekstilcisiyle, KOBİ'siyle, esnaf-sanatkârıyla, memuruyla, emeklisiyle, genciyle, gençliğiyle, çiftçisiyle, içinde bulunduğu -toplumumuzun genel manada içinde bulunduğu- koşulları da göz önünde bulundurarak ve onların ihtiyaçlarına cevap verecek nitelikte kanun tasarı ve teklifleri hazırlayarak ve onları da, Danışma Kurulu önerileri doğrultusunda gündeme alarak, bir Meclis çalışması, bir parlamento çalışması yapılmasının daha uygun olacağını düşünüyorum.

Değerli arkadaşlar, açlık sınırı 727 000 000; ama, alınan ücretler belli. Bu, toplumumuzun bir sorunudur. Yani, bu insanlara, biz "size verebildiğimiz bu; onun gerisini siz halledin, nasıl yaşabilirseniz yaşayın" deme lüksünü sahip değiliz. Yoksulluk sınırı 1 835 000 000; 1 835 YTL!..

Değerli arkadaşlar, kamuda çalışan bütün personelimiz, memurlarımız, bakın, yoksulluk sınırının altında; hemen hemen yüzde 95'i, yoksulluk sınırının altında ücret almaktadır ve biz, kendi ailesiyle, onuruna, haysiyetine yaraşır ve yakışır bir hayat standardı yaşama noktasında aciz olan kamu personelinin almış olduğu bu ücretlerle geçinmelerini bekler iken, aynı zamanda da, onlardan, yüksek bir performans ve onlardan bir azim, bir kararlılık ve verimli bir hizmet beklemekteyiz. Bunun da, ben, biraz daha irdelenmesi gerekir diyorum, biraz daha bunun üzerinde çalışılması gerekir ve Meclise bu konunun getirilmesi gerekir diye düşünüyorum.

İşsizlik, değerli arkadaşlar, resmî rakamlara göre 10,3. Üç yıl önceki işsizlik ile bugünkü işsizlik oranı aynıdır; düşmemiştir, artmamıştır, 10,3'tür. Ama, gayriresmî rakamlara göre, yani, işsizlik rakamının yüzde 20 dolaylarında olduğundan da bahsediliyor. Bu da dikkat edilmesi gereken… Çünkü, işsizlik ayrı bir şey. Türkiye'de yaşayan insanlarımız genç ve dinamik. Gerçekten, büyük bir gençliğimiz var, büyük bir genç potansiyelimiz var; ama, bu gençlerimizi, biz, istihdamla buluşturamıyoruz. Üniversite mezunu olmuşlar, üniversite mezunlarını, maalesef, bir işle, bir atamayla buluşturamıyoruz ve geleceklerine bakar iken, güzel bir umutla, bir kıvançla, bir sevinçle gençlerimiz, gençliğimiz bakamamaktadır.

Millî gelir dağılımında çok değerli milletvekilleri, ciddî bir adaletsizlik vardır. Gelir grubu en yüksek olan yüzde 20'lik dilim ile en alt gelir grubu yüzde 20'lik dilim arasındaki makas her gün artmaktadır. Millî gelirde gerçekten ciddî bir adaletsizlik söz konusudur ve zengin daha zengin olur iken, fakir, yoksul insanlar fakrüzaruret içerisinde, yokluk, yoksulluk, açlık ve sefalet içerisinde yüzmektedir ve yaşamaya çalışmaktadır.

Bunları söylerken, bakın, bunlar ülkenin problemleri, bunlar Türkiye'nin problemleri, bu ülkede yaşayan aziz milletimizin sorunları ve problemleridir. Bunların irdelenmesini ben buradan istirham ediyorum. Bakın, sıkı para politikaları, sıkı malî politikalar, artık, çekilmez bir hal almıştır. Evet, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin, Türk ekonomisi düzelsin, makro dengeler yerine otursun. Bu, hepimiz gayreti; ama, biz, bu makroekonomik dengeleri yerine oturtur iken, milletimizin makrosunu da ve mikrosunu da yıkma lüksüne salahiyetine sahip değiliz. Bir taraftan sürdürülebilir bir ekonomiyi yaşatır iken, oluşturur iken, bir taraftan da geniş halk kitleleri, feryat eden, işsizlikle, yoksullukla, sefaletle, düşük gelirle, düşük ürünle, çiftçisiyle, esnafıyla, KOBİ'siyle bu ülkede yaşayan aziz milletin de içinde bulunduğu şartları, içinde bulunduğu konumu çok iyi irdelemek ve o yönde kanun teklifi ve tasarıları hazırlamak suretiyle toplumumuzu biraz da rahatlatmak durumunda olduğumuzu ben sizlere hatırlatıyorum.

Değerli arkadaşlar, bakın, 2005 yılının dokuzuncu ayına kadar, bakın, son üç yılda -bu yazılı soru önergesidir, sayın bakanımızın bizlere vermiş olduğu resmî yazılı soru önergesidir- kapanan şirket sayısı 21 810. 2003'ten başlayarak 2005'in dokuzuncu ayına kadar 21 810 KOBİ, şirket kepenk kapatmıştır ve ayrıca, 453 100 adet esnaf ve sanatkârımız kepenk kapatmıştır. Karşılıksız çek tutarlarını söylüyorum: Değerli arkadaşlar, son üç yılda, ortalama 14,5 katrilyon karşılıksız çek oluşmuştur. Onun dışında, protestolu senetlere bakıyorum; bunlar KOBİ'lerimizin, esnaf-sanatkârlarımızın son içinde bulunduğu durumları açıklamak açısından çok önemli verilerdir, önemli rakamlardır: Bakın, değerli arkadaşlar, 4 katrilyon 739 trilyon protestolu senet oluşmuştur ve bu manzara, bu görüntü esnafımızın ve sanatkârımızın, KOBİ'lerimizin, tekstilcilerimizin, yatırımcılarımızın içinde bulunduğu…

Şimdi, küresel rekabet ortamında, KOBİ'lerimizi, esnaf-sanatkârlarımızı dünya pazarında ve küresel rekabet ortamında güçlü kılabilmenin yolu onları desteklemektir. Yatırım, üretim, ihracat ekonomisini, bu reel ekonomiyi, bu modeli Türkiye'de hâkim kılmanın yolu, bu kesimlerin desteklenmesidir; ayrıca, bu kesimlerin de, girdi maliyetlerini, vergi oranlarını, enerji ücretlerini, işçiye ödemiş oldukları SSK primlerini düşürmek ve onları sübvanse etmek, onları desteklemektir. Bu ülkede üretimin ve yatırımın, dolayısıyla ihracatın, dolayısıyla dışticaret açığının önüne geçmenin yegâne yolu budur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Eraslan (Hatay). “Çalışma saatleri ve konuları hk”. TBMM Genel Kurulu, 71. Birleşim tutanağı, 7 Mart 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-eraslan-22-2006-03-07-calisma-saatleri-ve-konulari-hk (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
