# Chp grup önerisinde

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Eraslan (Hatay)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 99. Birleşim
- **Tarih:** 9 Mayıs 2006
- **Gündem:** CHP GRUP ÖNERİSİNDE
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-eraslan-22-2006-05-09-chp-grup-onerisinde

> Mehmet Eraslan, 9 Mayıs 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 99. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: CHP GRUP ÖNERİSİNDE); konuşma 865 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MEHMET ERASLAN (Hatay) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi öncelikle saygıyla selamlıyorum.

Cumhuriyet Halk Partisinin Grup önerisinin aleyhinde söz almış bulunmaktayım. Tabiî ki, neden Cumhuriyet Halk Partisinin bu grup önerisi aleyhinde söz aldığımı konuşmamın akışı içerisinde ifade etmeye çalışacağım.

Değerli arkadaşlar, gerçekten, fındık üreticilerimizin ve fındığımızın, fiskobirliklerin ciddî manada sorunları vardır demeliyiz, deme erdemliğini göstermeliyiz. "Öyle bir sorun yoktur" demekle veya "Türk çiftçisinin, genel manada Türk tarımının sorunları yok" demekle, "bizim yoğurdumuz ekşi değil, bizim yoğurdumuz güzeldir, tatlıdır" demekle hiçbir yere varamayız, Türkiye'yi bu noktada hiçbir yere de taşıyamayız.

Fındık ürünü, bizim millî ürünümüzdür; yani, fındığı hiçe saymak, Karadeniz'i hiçe saymaktır. Karadeniz'i hiçe saymak, Türkiye'yi hiçe saymaktır. Tarım sektörünü ve tarımsal ürünleri hiçe saymak, topyekûn ülkeyi hiçe saymaktır.

Bakın, milyonlarca insanımızı ilgilendiren, sekiz dokuz milyon insanımızı ilgilendiren fındık ürünü, bugün itibariyle büyük bir sıkıntı içerisinde olmasına karşılık, çözüm üretmemiz gerekir iken, bu millî ürünümüzü, bu çok önemli olan ürünümüzü mevcut sıkıntılardan, onun da üreticilerini mevcut sıkıntılardan kurtarmamız gerekir iken ve iklimsel nedenlerden dolayı zarar gören bu ürünümüzü, don felaketi sebebiyle zarar gören bu ürünümüzü desteklemek ve onu tazmin etmek gerekir iken ve çok önemli bir ihraç ürünümüz olan fındığı…

MUSTAFA CUMUR (Trabzon) - Bu sene olmadı, geçen sene oldu.

MEHMET ERASLAN (Devamla) - Bakın, bu son dört yılda, sadece fındıkta değil sayın milletvekilim, son dört yılda buğdayda da oldu, fındıkta da oldu, narenciyede de oldu, seracılıkta da oldu, tarım sektörünün birçoğunda oldu. Bu yıl olmamış olabilir; ama, son dört yılda, her yıl, hemen hemen bu konuda sıkıntı yaşanmıştır.

MUSTAFA CUMUR (Trabzon) - Yanlış biliyorsunuz.

MEHMET ERASLAN (Devamla) - Ama, sosyal devlet anlayışı gereği, devlet adına siyasî iktidar, bugüne kadar bu zarar ve ziyanı tazmin etme noktasında ciddî bir gayret sarf etmemiştir. Ben kendi bölgemden biliyorum. Yani, hemen hemen bütün bölgelerde de durum bu.

Şimdi, bunları konuşacağımıza, bunları masaya yatıracağımıza, bakıyorum, konuşmacılar ne diyor; konuşmacıların dediği şu: Efendim, işte, Fiskobirlik veya birlik yöneticilerinin talepleri şuydu, biz, bunları şu şekilde karşıladık, bu şekilde onlara alternatifler ürettik ve sair falan. Fiskobirlik yöneticileriyle polemik yaşayacağınıza veya fiskobirliklerle polemik yaşayacağınıza ve bir düello ortamı oluşturacağınıza, aynen, Futbol Federasyonu gibi; aynen, esnaf-sanatkârlar federasyonuyla ilgili kanun tasarısındaki yaklaşım tarzınız gibi, Fiskobirlik yönetimi, yöneticileriyle bu şekilde polemik yaşayacağımıza, gelin, köylünün, fındık üreticisinin, fındığı alınteriyle üreten insanların sorunlarını çözelim. Nedir o sorunlar?.. Bir kere, fiyat konusunda bir sorun var. Neden; fındık üreticisi ürününü üretirken kâr edemiyor; mesele bu; iki kere iki dört, kâr edemiyor, kâr edemeyince, geçinemiyor; geçinemeyince, haykırmaya başlıyor. En son, Trabzon mitinginde… Gittik, orada bir miting yaptık. Trabzon mitinginde 30 000 insan meydanlara geldi, toplandı ve oradan haykırdı. Eğer Trabzon mitinginde 30 000 insan bir araya gelip haykırabiliyor ise, haykırıyor ise ve gelin bu sorunlarımızı çözün diyor ise, o zaman, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak, Hükümet olarak, siyasî iktidar olarak başımızı iki elimizin arasına alıp, bu insanlar bu Trabzon meydanında niye haykırıyor, bunlar ne istiyor şeklinde bir kulak vermek durumundayız, bir dinlemek durumundayız.

Bakın, size şunu söyleyeyim: Ya ürün fiyatını ciddî manada fındık üreticilerinin kâr edebileceği bir düzeyde tutmakla mükellefsiniz veya girdi maliyetlerini düşürmekle mükellefsiniz. Bu, sadece, aslında fındık üreticisi için değil, bu, aslında Türk tarımı için, buğday için, şekerpancarı için, mısır için, tütün için, zeytin için, narenciye için, seracılık için; yani, hulâsa, bütün tarım sektörünün sorunu haline gelmiştir, üretememek, ürettiğini satamamak veya satsa bile kâr ederek satamamak.

Bakın, size yazılı soru önergelerimden birkaç tane, Bakanımızın verdiği resmî rakamlardan bahsetmek istiyorum. Tarım ürünlerinin girdilerinden olan mazot, 2002 yılından bugüne kadar yüzde 62 oranında artmıştır. Sadece 2005 yılında mazotun fiyatı yüzde 20 oranında artmıştır, 1 150 000 liradan, bugün 2 200 000 liraya çıkmıştır.

Peki, ürün fiyatları nerededir; ürün fiyatları her geçen gün düşmektedir. Buğdayın fiyatı da düşmektedir, fındığın fiyatı da düşmektedir, zeytinin fiyatı da düşmektedir, narenciyenin fiyatı… Narenciye dallarında kalmaktadır, narenciye toplanmamaktadır; çünkü, nakliye ve hamaliye masrafları dahi o fiyatı karşılayamamaktadır.

Diğer taraftan, Avrupa ülkelerinde, çiftçi, mazotun litresini ortalama 55 sentten… Bakın, bu rakamlar, benim rakamlarım değil. Bu rakamlar, Sayın Bakanımızın, bana, yazılı soru önergeme vermiş olduğu rakamlardır. Bunları biz kendimiz yazmadık, yazmıyoruz. Sorumuzu soruyoruz, denetim görevimizi yapıyoruz ve cevaplar bizlere aktarılıyor. Teşekkür ediyorum bu cevapları için; ama, bu cevaplar, gerçekten hazin bir tabloyu ortaya koyarken, bu hazin tablo karşısında tedbirlerin alınması cihetinde bir gayreti Türk çiftçisi görmek istiyor.

Avrupa Birliği ülkelerinde, çiftçi, mazotun litresini ortalama 55 sentten kullanır iken, ABD'de 40 sentten kullanır iken, Türk çiftçisi, mazotun litresini 1,5 dolara kullanmaktadır.

Çiftçinin olmazsa olmazlarından olan gübre fiyatlarındaki artışa geliyoruz. Bu da önemli, mazot kadar önemli bir girdi maliyetidir. 2002 yılına göre, 2005 yılı sonu itibariyle gübrede yüzde 100'e varan artışlar söz konusudur. 2002 yılında 250 000 lira olan üre gübresi, 2005 yılı sonunda 540 000 liraya satılmaktadır. Üre gübresindeki artış yüzde 113'tür. Evet, üre gübresindeki artış yüzde 100'ün üzerinde, yüzde 113'tür. Aynı süre içerisinde amonyum sülfattaki artış yüzde 95'tir. DAP gübresindeki artış yüzde 75'tir. Ortalama yüzde 100 civarında gübre fiyatlarında bir artış söz konusudur.

Yine, 2002 ile 2005'i kıyaslıyoruz. Bu yıllar arasında tohumluk fiyatları, tarım ilaçları fiyatları, sulama ücretleri ile yem fiyatları, yüzde 36 ile yüzde 235 oranı arasında bir artış göstermiştir.

Değerli arkadaşlar, bu sorunları çözmek, girdi maliyetlerini düşürmek ve tarım sektörünü kâra geçirmek, esnafıyla, sanatkârıyla, KOBİ'siyle, tarım sektörüyle onları sübvanse etmek, onları desteklemek, onları var etmek, onları mutlu etmek, Türkiye Büyük Millet Meclisinin görevidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Eraslan (Hatay). “Chp grup önerisinde”. TBMM Genel Kurulu, 99. Birleşim tutanağı, 9 Mayıs 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-eraslan-22-2006-05-09-chp-grup-onerisinde (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
