# Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.119)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Günal (MHP, Antalya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 89. Birleşim
- **Tarih:** 10 Nisan 2008
- **Gündem:** SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.119)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-gunal-23-2008-04-10-sosyal-sigortalar-ve-genel-saglik-sigortasi-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-k

> Mehmet Günal (MHP), 10 Nisan 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 89. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.119)); konuşma 1.149 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA MEHMET GÜNAL (Antalya) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Burada günlerdir, bu tasarı üzerinde görüşmeler yapıyoruz. Daha önce de birçok kanun tasarısı görüşüldü. Ama başlangıç olarak ben sizlere kanunun genel uzlaşması değil, uzlaşılamaması üzerinde birkaç şeyi söylemek istiyorum.

AKP Hükûmeti beş yıl iktidar olarak çalıştı ama o beş yıl içerisinde… Bugün hepiniz sorunları anlatıyorsunuz. Sosyal güvenlik sisteminin sorunları… Güzel. Ama Anayasa Mahkemesinden döndü.

Biz şimdi bunu Komisyonda ve alt komisyonda görüşürken belli uyarılar yaptık. Yaptığımız uyarıların bir kısmı dikkate alındı, bir kısmı hâlâ alınmadı.

Şimdi, sürece baktığımız zaman, beş yıl içerisinde hâlâ çözülemeyen bir sosyal güvenlik sorunumuz var. Tabii burada sadece sosyal güvenlik sisteminden kaynaklanan mali açıklardan bahsetmiyoruz. Bir sosyal devlet olmanın getirdiği sadece aktüeryal denge açısından, primlerin yetersizliği açısından ve diğer yüklerden bahsederek bu meseleyi ele almak mümkün değil. Kısaca baktığımız zaman, sosyal güvenliği bir ticari işletme gibi prim kârı ve zararı olarak görmemiz mümkün değil. Bu nedenle, öncelikle sorunu çözebilmek için, tüm kesimlerle, kamu kurum ve kuruluşlarıyla istişare içerisinde bu kanunun çıkması gerekiyordu.

Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçesinde yer alan hususlar, maalesef bugün tamamıyla giderilememiş durumda. Memur ayrımından dolayı iptal etmişti. Burada da hâlâ aynı şeyler devam ediyor, sadece birtakım teknik düzenlemeler yapılıyor.

Daha ilginç olan bir husus: Anayasa Mahkemesi, hem memurun eşitliği yönünden hem de genel sağlık sigortasında da yine aynı şekilde sağlık ödemeleri nedeniyle de Anayasanın 2, 10 ve 128’inci maddelerine aykırı bulmuştu.

Ben, şimdi verilen bütün önergelere bakıyorum, tartışmalara bakıyorum, şu anda bu hâliyle de kanunun yine Anayasa Mahkemesinden dönmesini sağlayacak şekilde yapılmadığı görülüyor. O zaman bir defa daha uyarmak görevi üzerimizde, sadece uyarmak değil…

Acaba, bizde, hakikaten -az önce sayın konuşmacı da belirtti- IMF’yi bir an önce tatmin edip, kanunu çıkarıp daha önceden bekleyen iki görüşmenin parasını da alıp ondan sonra Anayasa Mahkemesinden dönerse dönsün mü diyorsunuz? Ben kaygı duyuyorum, çünkü gerçekten önergelerin hiçbirisi Anayasa Mahkemesinin çekincelerini ve gerekçelerinde yazan hususları gidermiş değil. O zaman, hakikaten, aklımıza, bu alelacele, IMF’yle görüşmeleri tamamlayıncaya kadar bunu halledelim, nasıl olsa bu hâliyle de çıkmaz. Ama o zaman sorun tamamıyla çözülmemiş hâle gelecek, içinden çıkılamaz hâle gelecek. Zaten beş yıldır bu kanunun çıkmaması, 2006’da sadece 5502 ile kurumsal düzenlemenin yapılması da hâlâ sorunları içinden çıkılmaz hâle getirmiş olup ve devamına yol açmaktadır diye düşünüyorum.

Neden böyle oluyor? Sadece burada bizim söylediğimizi değil değerli arkadaşlarım, yukarıda komisyonumuza gelen birtakım görüşler vardı. Ben hızlıca bir göz attım. En önemlisi, DPT Müsteşarlığının görüşü var, Hazine Müsteşarlığının görüşü var. Buralara bakıyorum, onların söyledikleri de tam olarak kanun metnine yansıtılmamış. Yani, birisinde var on madde, hepsinde şöyle olacağı, bazı hükümlerin değiştirilmesi, bunların uygun olmayacağı veya ortadan kaldırmak açısından olumlu olduğu bazı hükümlere ilişkin söylenmiş. Diğerine bakıyorum, yine dört beş madde var. Bu hususların hiçbirisi maalesef kanun metninde yer almıyor.

İşveren Sendikaları Konfederasyonunun yine yüklerle ilgili görüşleri vardı, onların da yine tamamıyla dikkate alınmadığını görüyoruz. Kısacası, burada, baktığımız zaman -alelacele- bir uzlaşma sağlanmadığı, hem devletin ilgili kurumlarıyla hem sosyal kesimlerle, çalışanlarla hem de işverenlerle tam olarak bir mutabakat sağlanmadığı görülüyor. Bu şartlarda hem hukuki olarak da sorunların giderilmediği görülüyor…

Biz, bu sosyal güvenlik konusunda AKP Hükûmetinin samimi olmadığını görüyoruz. Zaten samimi olmuş olsak bu meseleyi farklı şekilde çözmemiz gerekirdi. “Sosyal bir hukuk devletiyiz. Aynı zamanda işçilerimizin, çalışanlarımızın sosyal durumlarını da dikkate almamız gerekir.” diyoruz, öbür taraftan işsizliği azaltacak hiçbir önlem alamıyoruz.

Büyüme rakamlarını açıklıyorsunuz, güzel. Yeni hesaplamalarla da 9 bin doların üzerine -9.333 oldu galiba- çıkardık. Vatandaşa bakıyoruz “Bunlar bizim refahımıza yansımıyor.” diyorlar. İstihdam miktarına bakıyorsunuz, bu kadar büyümeye rağmen, çok önemli ölçüde istihdam artışı sağlanması gerekiyor, bunlar da yapılamıyor. Neden? Dün burada kısaca belirtmiştim. Sayın Tarım Bakanımız, pamuk ithalatının tarım ürünleri ithalatında görüldüğünü ama işlenen ürünler tekstil olarak satıldığı için tarım ihracat ve ithalatında bir dengesizlik olduğunu söylemişti. Ama ben öbür taraftan utanıyorum bir Antalya milletvekili olarak, Çukurova ve Antalya’da, pamuğun mekânı olan yerde… Artık, dışarıdan kumaş ithal ediyorduk, ama pamuğu da ithal eder hâle gelmemizden dolayı da… Tarım Bakanımızın da bu konularda bir şeyler söylemesini bekliyorum.

Tarım, bu sene en fazla daralan ve son yıllarda en fazla daralan sektörlerden bir tanesi hâline gelmiş. Tarımdaki istihdam sürekli azalıyor ve istihdam rakamlarında da farklı şekilde algılanmalara yol açıyor. Peki, biz ne yapıyoruz bu işsizliği azaltmak için? 33 milyara yaklaşmış -32,8’di galiba son rakamı- İşsizlik Fonunda biriken para. Gazetelerde yer alan son haber böyle. Peki, yeni iş alanları açmak için bir şey yapıyor muyuz? Yok. Bu primleri nasıl artıracağız? Yeni istihdam alanı yaratmadan, yeni iş imkânları bulmadan, prim imkânlarını artırmadan, Sosyal Güvenlik Kurumunun açıklarını sadece kanun çıkararak düzeltebilecek miyiz? Ne yapıyoruz? Biz nerede kullanıyoruz 32,8 milyarı? Biz, sadece net kamu borcunun düşürülmesinde… Biz derken sizi kastediyorum ve Sayın Başbakanı kastediyorum. Yani, bunu alıp istihdam edilebilirliği artıracak birtakım mesleki eğitimle, eğitim faaliyetlerinde kullanarak hem iş gücünün niteliğini artırıp hem istihdam imkânı yaratacak yerde, siz, brüt kamu borç stokundan bunu düşerek kamu net borç stokunu düşürdük demek için kullanıyorsunuz. O zaman, işi zaten kökünden çözmek mümkün olmuyor.

Diğer taraftan, kayıt dışı istihdamı kayıt altına alacak bir çalışma yapıyor muyuz? Yapmıyoruz. Büyümedeki refah payını burada artıralım diye önerge verdik, belli bir yere kadar oldu, yine o da olmadı. Çalışanlara da emeklilere de büyümeden, refah artışından sınırlı pay veriyoruz ki zaten bütün kesimler de şu anda bu refahtan pay almadığından dolayı şikâyetçi, ama biz, ısrarla, bize bir şey olmaz zihniyeti içerisinde devam ediyoruz.

Değerli arkadaşlarım, bütün dünya, şu anda yaşanan krizi konuşuyor ve buna karşı önlem almak için, IMF’sinden, Avrupa Merkez Bankasına kadar bütün ülkeler, en gelişmiş ülkeler birbirleriyle koordinasyon içerisinde neler yapabileceklerini tartışıyorlar. Bizim ülkemizde Sayın Başbakan sadece Ekonomi Koordinasyon Kurulunu topluyor “Bize bir şey olmaz, bizde bir şey yok.” diyor. Ama bir taraftan, sürekli, bakıyoruz, Merkez Bankası Başkanı mazeret üzerine mazeret… Hedefler tutmuyor, aman sıkıntı geliyor…

Bugün yine gazetelerde haber vardı. Hükûmetin iki Sayın Bakanı da farklı şekillerde düşünüyorlar. Sayın Babacan diyor ki: “Siyasi şeyle birleşirse ciddi bir kriz olabilir.” Sayın Şimşek diyor ki: “Bize bir şey olmaz.”

Şimdi ben bunlara bakınca… Zaten meselelere bakış açısı burada önemli. Sorunu doğru teşhis etmediğimiz zaman zaten çözmemiz mümkün değil değerli arkadaşlar.

Sosyal güvenlikteki yaklaşımımız da aynısı. IMF’ye bir söz vermişiz, bunun bu zaman içerisinde çıkması lazım. Sonra, tekrar döndüğü zaman ne olacak mahkemeden, tam olarak çıkarmadığımız zaman? Maalesef en önemli meselelerden, ekonomik ve sosyal meselelerden birisi olan sosyal güvenlik sistemi sorununu böylece siyasi kaygılarla ötelemiş, çözümünü ertelemiş ve yine çözümsüz hâle sokmuş oluyoruz. Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak sürekli olarak bu konuda görüşlerimizi komisyonlarda ve Genel Kurulda da önergelerle sizlere iletiyoruz. Bizim görevimiz uyarmak, hem Türk milleti için doğru olanı yapmak hem de burada kanunların doğru şekilde çıkmasını sağlamak.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Günal.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Tamamlıyorum Sayın Başkan.

Burada yine aynı şekilde amacımız bu kanunun düzgün bir şekilde çıkması, sosyal güvenlik sistemindeki sorunların bir an önce aşılması ve sosyal devlet kavramının içini doldurur şekilde insanca yaşayabilen çalışanlarımızın olmasını temenni ediyoruz.

Bu duygularla Türk milletinin lehine olan değişikliklerde ve çalışmalarda destekçi olacağımızı, aksi takdirde size uyarı görevimizi sürdüreceğimizi bilmenizi istiyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Günal (MHP, Antalya). “Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.119)”. TBMM Genel Kurulu, 89. Birleşim tutanağı, 10 Nisan 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-gunal-23-2008-04-10-sosyal-sigortalar-ve-genel-saglik-sigortasi-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-k (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
