# 2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı Tümü münasebetiyle

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 26. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Günal (MHP, Antalya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim
- **Tarih:** 16 Aralık 2016
- **Gündem:** 2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı Tümü münasebetiyle
- **Tutanak (TBMM):** https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=55579
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-gunal-26-2016-12-16-2017-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-ile-2015-yili-merkezi

> Mehmet Günal (MHP), 16 Aralık 2016 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı Tümü münasebetiyle); konuşma 1.035 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA MEHMET GÜNAL (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2017 bütçesinin kapanış oturumunda Milliyetçi Hareket Partisi adına söz almış bulunuyorum. Sizleri ve yüce Türk milletini saygılarımla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, yaklaşık bir buçuk aydır, önce Plan ve Bütçe Komisyonunda, sonra da Genel Kurulda bütün bakanlıkların, ilgili kuruluşların bütçelerine ilişkin değerlendirmelerimizi ve çözüm önerilerimizi sizlerle paylaştık. Ayrıca, bu hususları, sizlere de takdim edilen bütçenin ekindeki muhalefet şerhimizde ayrıntılı olarak sizlere sunmuş olduk.

Bunun yanı sıra, yine 2015 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’na ilişkin muhalefet şerhimizde de bütçe hakkımızın nasıl gasbedildiğini, denetimsizliği ve buna ilişkin eleştirilerimizi ve önerilerimizi yine sizlere ifade ettik. Bugün ben burada bu sorunları tekrar tekrar tartışmayacağım, yeterince tartışıldı. Ben sizlere bugün, öncelikle çözüm önerilerimi ve parti olarak şimdiye kadar söylediklerimize ilişkin önerilerimizi takdim etmek istiyorum. Bu nedenle de daha çok geleceğe dönük, ileriye dönük çözümlerimizi ve geleceğe bakışımızı ifade eden hususlara değinmek istiyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 21’inci yüzyılın ilk yılları, küreselleşme rüzgârıyla birlikte geleneksel bazı ittifakların dağıldığı, gelişen teknolojinin üretme, tüketme, yönetme ve yaşama tarzı üzerinde belirleyici olduğu, küresel sermayenin sınır tanımaz hareketliliğe ulaştığı ve çok boyutlu ortaklıklar ekseninde dünya düzenini yeniden şekillendirme çabalarının devam ettiği yıllar olmuştu. Her ne kadar küreselleşmenin, insanlığın ortak refah ve mutluluğunun tesisi gerekçesiyle demokrasinin yaygınlaştırılması ve geliştirilmesi, hukukun üstünlüğünün hâkim kılınması, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması açısından fırsatlar sunduğu söylense de bu süreç, uluslararası terörizm, göç, etnik çatışmalar, iç karışıklıklar, bölgesel çatışmalar, uluslararası hukuka aykırı çifte standartlar, açlık ve yoksullaşma, zengin ülkeler ile fakir ülkeler arasında büyüyen uçurum, demokrasi adına yapılan hukuk ihlalleri, çevresel felaketler gibi birtakım sorunlarla birlikte anılagelmiştir.

Bu gelişmelerin dünyayı ve dünyanın en stratejik bölgesinde yer alan Türkiye’yi ne denli tehdit ettiğinin farkında olan Milliyetçi Hareket Partisi, siyaset sahnesinde yer aldığı geçmiş kırk yedi yılda nasıl ki Türkiye’yi ve insanlığı tehdit eden gelişmeleri kimsenin henüz algılayamadığı dönemlerde önceden görerek kararlı duruşunu ortaya koymuşsa bugün de küresel tehdidin ülkemizi, bölgemizi ve insanlığı sürüklediği akıbeti görmekte ve buna karşı millî tavır ve politikalar geliştirmektedir. Demokratik olgunluk ve uzlaşı kültürünün egemen olduğu, dışlayıcı ve ötekileştirici söylem ve üslubun törpülendiği, Türkiye’nin millî ve manevi değerlerinin ortak payda olarak kabul edildiği bir siyaset anlayışının hâkim kılınması içinde bulunduğumuz süreçte daha önemli hâle gelmiştir. Gelinen noktada, meselelere salt siyasi parti çerçevesinden değil, siyasi duruş, ilke, amaç ve hedefte uzlaşma çerçevesinden bakılması mecburiyet hâline gelmiştir. Türkiye’nin ve Türk milletinin geleceğe taşınması için benzer hassasiyetleri paylaşan tüm kesimlerin böyle bir bütünleşme ideali etrafında toplanması ise içinden geçilen bunalımlı dönemden çıkmanın ilk şartıdır. Bu noktadan hareketle, partimiz, küreselleşme sürecinin insani bir mecraya sokulabilmesinin ve küresel ölçekte bir adalet hareketine dönüşebilmesinin dünya nimetleri ve teknolojik imkânların tüm insanlığın ortak geleceğine hizmet edecek şekilde kullanılması, insanların temel hak ve özgürlüklerinin teminat altına alınması, kültürler ve medeniyetler arasında çekilmeye çalışılan sınırların ve ekilmeye çalışılan kin ve nefret tohumları yerine, karşılıklı saygı, hoşgörü ve anlayışa dayalı iş birliğinin geliştirilmesi, açlık ve yoksulluğun önüne geçilmesi, terörizmle mücadele için ortak bir tavır geliştirilmesi, kadın ve çocuk hakları ile yaşanabilir bir çevre için seferber olunması hâlinde ancak mümkün olabileceğine inanmaktadır.

Gücünü mukaddesattan, inançlarından, ilkelerinden ve Türk milletinden alan Milliyetçi Hareket Partisi, siyasette toplumsal merkezi hem inşa hem de temsil iddiasını taşımaktadır. Milliyetçi Hareket Partisi çatışmacı değil uzlaşmacı, ayrıştırıcı değil bütünleştirici, kavgacı değil barışçı, ötekileştirici değil kucaklayıcı, bölen değil birleştiren, kaostan değil huzurdan beslenen, sorumluluk için gayret gösteren, Türkiye’yi ve Türk milletini birlikte geleceğe taşıma iradesini ortaya koyan bir siyaset diliyle bu iddiasını pekiştirmektedir. Milliyetçi Hareket Partisi bireysel hakların en geniş manada kullanımını sağlayarak hür bireyin güçlenmesini, güçlü sanayi, güçlü ekonomi, güçlü demokrasiyle yatırım, üretim ve istihdamı artırarak müreffeh topluma ulaşılmasını; bunlarla birlikte, millî birlik ve bütünlük, etkin dış politika, caydırıcı silahlı kuvvetlerin tesisiyle güçlü devletin inşasını; küresel düzeyde insan haklarını, adaleti, sürdürülebilir kalkınmayı öne çıkararak ise daha insani bir dünyanın gerçekleştirilmesini tasavvur etmektedir. Türk milletinin ve bütün insanlığın barış ve mutluluk içinde, insanca yaşayacağı bir dünya ideali Türkiye merkezli yeni bir medeniyet projesinin hayata geçirilebilmesiyle gerçekleşebilecektir. Türkiye sahip olduğu bu imkân ve kabiliyetlerini evrensel değerlerle bütünleştirerek küresel ölçekli, etkili ve güçlü bir ülke olduğu takdirde Türk ve İslam dünyası için ana eksen ve cazibe merkezi olabilecektir. Böylece, Türkiye millî varlığına ve tarihî misyonuna sahip çıkarak bugün içinde bulunduğu ataletten kurtulacak, sahip olduğu zenginlikler, köklü devlet tecrübesi ve ortaya koyacağı vakur duruşla bölgesel güç olmanın ötesine geçecek ve küresel bir oyun kurucu hâline gelebilecektir.

MHP’nin küresel Türkiye vizyonu, ülkemizin imkân ve kabiliyetleri ile sahip olduğu potansiyelin gerçekçi bir şekilde değerlendirilmesi esasına dayanan bir vizyondur. Milliyetçi Hareket Partisi, tarihî ve kültürel birikimi, jeostratejik konumu, doğal ve beşeri kaynakları gibi sahip olduğu imkân ve kabiliyetleriyle Türkiye’nin fırsatları değerlendirmek, tehditleri bertaraf etmek ve imkânları kullanmak suretiyle bölgesel ve küresel bir güç merkezi hâline gelmesini ve lider ülke olmasını hedeflemektedir.

Milliyetçi Hareketin 1990’lı yıllarda siyaset gündemine soktuğu ve bir proje olarak 1999 yılında kamuoyuna takdim ettiği, 2001 yılındaysa Sekizinci Kalkınma Planı’na dâhil ederek devlet politikası hâline getirdiği, cumhuriyetimizin 100’üncü kuruluş yıl dönümünde Türkiye’yi dünyada lider ülke yapmayı hedefleyen “2023 Lider Ülke Türkiye” vizyonunun gerçekleşmesi maalesef, on dört yıldır iktidarda bulunan AKP yönetimlerinin yetersiz performansı nedeniyle sekteye uğramış ve öngörülen hedeflerden önemli ölçüde uzaklaşılmıştır.

Türkiye, makroekonomik büyüklükler açısından da gittikçe kırılgan hâle gelmektedir. Gerekli tedbirlerin alınamaması durumunda bu kırılganlıklar Türk halkı için şaşırtıcı ve sarsıcı sonuçlara yol açabilecektir. Sıcak para akışına dayalı ve üretmekten çok tüketmeye, bilgi ve teknoloji yoğun rekabetçi yatırımlar yerine hizmet sektörüne dönük yatırımlara ve rant ekonomisine dayalı yaklaşımlar sürdürülebilir olmadığı gibi, Türkiye ekonomisinin geleceği için de önemli bir risk faktörü oluşturmaktadır. Rekabet gücü yüksek, üretken ve dinamik bir ekonomiye sahip ülkeler bölgesel ve küresel siyasette daha fazla rol alabilmektedir. Türkiye'nin böylesi sağlıklı bir ekonomik düzene kavuşması, önümüzdeki yılların şekillenmesini etkileyecek en önemli hususlardan birisi olacaktır.

Kısacası, başta terör olmak üzere işsizlik, yoksulluk, gelir dağılımındaki adaletsizlik, eğitim sistemindeki çarpıklıklar, sosyal güvenlik sistemindeki yetersizlikler ile her alanda yaşanan yozlaşma ve yolsuzluk Türkiye'nin önünde duran, köklü temelleri bulunan başlıca sosyoekonomik sorunlardır. Bu nedenle, 2023’e kadar olan dönemde ülkemizin kaybettiği zamanın, her alanda oluşan tahribatın ve verilen bu açıkların telafi edilmesi gerekmektedir. Bu açıkların kapatılması ve bu amaca ulaşmak için gerekli yapısal reformların hızla hayata geçirilmesi hâlinde, Türkiye 2023 yılında bölgesel güç ve küresel bir aktör olabilecek, 2053 yılında ise ekonomik, sosyal, siyasi, teknolojik ve stratejik alanlarda küresel ölçekte etkili bir güç ve lider ülke hâline gelecek ve bunu sürdürülebilir hâle getirebilecektir.

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Günal (MHP, Antalya). “2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı Tümü münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim tutanağı, 16 Aralık 2016. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-gunal-26-2016-12-16-2017-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-ile-2015-yili-merkezi (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=55579

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
