# Biyolojik çeşitlilik söz.biyogüvenlik kartagena protokolünün onay.uygun bul.dai.ss.89

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Güner (AK Parti, Bolu)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim
- **Tarih:** 17 Haziran 2003
- **Gündem:** BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİK SÖZ.BİYOGÜVENLİK KARTAGENA PROTOKOLÜNÜN ONAY.UYGUN BUL.DAİ.SS.89
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-guner-22-2003-06-17-biyolojik-cesitlilik-soz-biyoguvenlik-kartagena-protokolunun-onay-uygu

> Mehmet Güner (AK Parti), 17 Haziran 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİK SÖZ.BİYOGÜVENLİK KARTAGENA PROTOKOLÜNÜN ONAY.UYGUN BUL.DAİ.SS.89); konuşma 1.196 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET GÜNER (Bolu) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 89 sıra sayılı, Komisyonumuzda görüşülerek Genel Kurula inen, Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesinin Biyogüvenlik Kartagena Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısıyla ilgili, AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bu kanun tasarısının bugün Meclisimizden geçerek kanunlaşması konusunda hükümetimiz ile muhalefet partisi mutabakata varmışlardır. Komisyon görüşmelerinde, gerekçe, genetik yapısı değiştirilmiş canlıların insan sağlığına etkileri de dikkate alınarak, biyolojik çeşitlilik üzerinde oluşturabileceği olumsuz etkilerin önlenmesi olarak gündeme getirilmiştir. Bu konuda, Birleşmiş Milletler Çevre Programı öncülüğünde, Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesinin Biyogüvenlik Kartagena Protokolü hazırlanmış, 24 Mayıs 2000 tarihinde, Colombia'nın Kartagena Şehrinde imzaya açılmıştır.

Bu protokol, genetik yapısı değiştirilmiş her bir organizmanın, doğaya bırakılması gerçekleşmeden önce, risk değerlendirmesine alınmasını öngörmektedir. Yine, bu protokol hükümleri, genetik yapısı değiştirilmiş canlıların kontrolsüz sınıraşan hareketlerinin önlenmesi amacıyla, bu canlıların ihracatından önce, ülkelere ön bildirim yapılmasını ve bilgi alışveriş mekanizmasıyla, ülkeler arasında işbirliği sağlanmasını hükme bağlamaktadır.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; hepimizin bildiği gibi, son yıllarda, artan nüfusla birlikte, dünyada insanların ihtiyaçları da artış göstermektedir. Bu ihtiyaç artışı nedeniyle, özellikle gıda sektöründe, buna bağlı olarak, daha çok tarımsal alanda ve hayvancılık alanında verimliliği artırabilmek için birtakım biyolojik çalışmalar yapılmaktadır. Son yıllarda, özellikle genetik alanında yapılan çalışmalarla, organizmaların genetik yapısı değiştirilerek, yani, canlıların genlerinde değişiklikler yapılarak, yeni türler veya aynı türlerin daha sağlıklı ve daha verimli hale gelmesi sağlanmaktadır. Tabiî ki, bu yapılan çalışmaların faydalı yönlerinin yanı sıra, doğadaki biyolojik çeşitlilik açısından ve insan sağlığı açısından yarattığı olumsuz etkileri ortadan kaldırmak için birçok uluslararası anlaşmalar yapılmıştır.

(1) 89 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

Değerli arkadaşlar, burada görüştüğümüz Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesinin Biyogüvenlik Kartagena Protokolünün genel hükümlerini ve maddelerini açıklamaya gerek görmüyorum. 89 sıra sayısıyla dağıtılan kanun tasarısı metninde bunları görmek mümkün.

Buradaki temel amaç, 1992 yılında Rio'da başlatılan çevre ve kalkınma hakkındaki Rio Deklarasyonunun 15 inci ilkesinde yer alan öntedbirci yaklaşıma uygun olarak, insan sağlığı üzerindeki riskler gözönünde bulundurularak ve özellikle sınırötesi hareketler üzerinde odaklanarak biyolojik çeşitliliğin korunması ve sürdürülebilir kullanım üzerinde olumsuz etkilere sahip olabilecek ve modern teknolojiyi kullanarak elde edilmiş olan, genleri değiştirilmiş canlı organizmaların güvenli nakli, muamelesi ve kullanımı alanında yeterli bir koruma düzeninin sağlanmasına katkıda bulunmak.

Bu protokol hükümleri, öntedbirlilik prensibine dayanmakta, riskleri önceden belirlemeye ve önlem almaya yönelik bir sistem içermektedir. Hükümler, genleri değiştirilmiş organizmaların doğaya veya insan sağlığına olabilecek olumsuz etkileri konusunda bilimsel verilerin yetersiz olması veya belirsizlik içermesi durumunda, veriler tamamlanıncaya kadar ve belirsizlik giderilinceye kadar, söz konusu genleri değiştirilmiş organizmaların doğayla etkileşime girmesine izin verilmemesinden yanadır.

Doğayla etkileşim protokolünün kapsamını ve uygulama şeklini belirlemek de temel kriterdir. Tüm genleri değiştirilmiş organizmalar, yaşamsal aktivitelerinden dolayı, doğanın biyotik ve abiyotik bileşenleriyle etkileşime girebilir. Bu nedenle, protokol, doğal üreme, çoğalma engellerini aşarak elde edilmiş tüm canlıları, yani, genleri değiştirilmiş tüm organizmaları kapsamaktadır; yani, protokolün öngördüğü risk değerlendirme, risk yönetimi, bilgi alışverişi, kaza ve acil durum tedbirleri, kaçak, sınırı aşan hareketlere karşı önlemler, sosyoekonomik yapının karar sürecinde dikkate alınması ve halkın bilgilendirilmesi, genleri değiştirilmiş tüm organizmalar için geçerlidir. Genel tedbirler, ulusal seviyede yapılacak düzenlemelere dayanmaktadır.

Değerli arkadaşlar, biyoteknoloji, özel bir kullanıma yönelik olarak ürün veya işlemleri dönüştürmek veya meydana getirmek için, biyolojik sistem ve canlı organizmaları veya türevlerini kullanarak teknolojik uygulama olarak tanımlanmaktadır. Biyoteknoloji, geleneksel ve modern olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Geleneksel biyoteknoloji, şarap ya da peynir yapımındaki maya kullanımı, bazı deterjanlarda enzim kullanımı, bazı antibiyotiklerin üretimi gibi, canlı organizmaların yapılarının değiştirilmeden işleme tabi tutulduğu teknolojilerdir.

Modern biyoteknoloji kullanılarak elde edilen organizmalara "genetik yapısı değiştirilmiş organizmalar" adı verilmektedir. Modern biyoteknoloji, en geniş kullanım alanını tarım ve hayvancılıkta bulmuştur. Elde edilen genetik yapısı değiştirilmiş ürünler, klasik ıslah yöntemleriyle çözülemeyen ekonomik öneme sahip bazı problemlerin çözümünde önemli katkılar sağlamaktadır. Yüksek miktarda ve kaliteli ürün almak amacıyla geleneksel kültür türlerinin veya bunların yabanî akrabalarının genetik yapılarında değişiklik yapılmaktadır. Bu amaçla, hastalık, pestisit, iklim ve diğer çevresel baskılara karşı dirençli, meyve olgunlaşma süresi amaca göre değiştirilmiş veya besin maddesi yoğunlaştırılmış türler elde edilmektedir.

Balıklar ve hayvanlarda yapılan çalışmalar neticesinde ekonomik olarak üretime sokulan tek canlı balıklar olmuştur. Değişik balık türlerine, çeşitli hastalıklara karşı dayanıklılık genleri aktarılmıştır. Modern biyoteknolojinin dünya ülkelerindeki hızlı yayılımı, beraberinde, artan tüketici ilgisini getirmiştir. Modern biyoteknoloji kullanılarak geliştirilen genetik yapısı değiştirilmiş organizmaların ve ürünlerin tıp, eczacılık ve tarım sektöründeki kullanımı ile ilaç tedavi yöntemi, gıda, gıda katkı maddesi ve hayvan yemi olarak tüketime sunulması, öncelikle tüketici sağlığı, ardından tüketicinin bilgilenme ve seçme hakkı, ucuz ve kaliteli ürüne erişim hakkı ve son olarak sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı bağlamında tüketici ilgisini oluşturmaktadır.

Halihazırda en çok üretimi yapılan genetik yapısı değiştirilmiş bitkiler de şunlardır: Mısır, sap ve koçan kurduna dayanıklı, yabancı ot ilacına dayanıklı; soya fasulyesi, yabancı ot ilacına dayanıklı; patates, virüse ve patates böceğine dayanıklı; pamuk, yeşil kurda ve yabancı ot ilacına dayanıklı; domates, daha uzun raf ömrü, artırılmış aroma.

İlaç sektöründe de genetik yapısı değiştirilmiş ürünlerden yararlanılmakta; biyoteknoloji yoluyla elde edilen farmasotik ürünler, teşhis, tedavi, koruma ve bozuk olan bir fonksiyonun düzeltilmesi amacıyla kullanılmaktadır. Bu ürünlerin geliştirilmesiyle, bulaşıcı hastalıkların önlenmesinde başarı oranı artmıştır; yani, aşılar bulunmuştur; yaşamsal öneme sahip ilaçların -insülinler ve bunun benzeri ilaçlar- daha güvenli, saf ve fazla miktarda üretimi sağlanmıştır. Biyoteknolojik kaynağa ulaşmanın zor ve maliyetli olması nedeniyle, bu ürünlerde daha geniş kullanım sağlanmıştır.

Son yıllarda, gerek ulusal gerek uluslararası platformlarda biyogüvenlik konusu sık sık tartışma konusu olmuştur. 1992 yılında yapılan Rio Konferansında imzaya açılan ve ülkemiz bakımından, 1996 yılında yürürlüğe giren Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesini tamamlayıcı nitelikte olmak üzere, biyolojik çeşitlilik ve onun bileşenleri üzerinde olumsuz etkisi olabilecek genleri değiştirilmiş organizmaların güvenli transferinin ele alınacağı ve kullanım alanlarında yöntemlerin belirleneceği bir protokol hazırlanması ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Biyogüvenlik protokol metni, 1994 yılından itibaren hazırlanmaya başlanmış ve 24 Mayıs 2000 tarihinde Kartagena'da imzaya açılmıştır. Protokolde, risk yönetimi, bilgi alışverişi, kapasite artırımı, kasıtsız sınırı aşan hareket ve acil durum tedbirleri, yasadışı paketleme ve bu ürünleri taşıma ve işaretleme standartları, halkın bilgilendirilmesi ve katılımı, taraf olmayan ülkelerle ve diğer uluslararası anlaşmalarla ilişkiler, sosyoekonomik değerlendirme konuları ele alınmaktadır.

Değerli arkadaşlar, modern biyoteknolojinin en yaygın kullanıldığı sektörün tarım olması, konuya sosyal ve ekonomik yönden de önem kazandırmaktadır. Zira, genleri değiştirilmiş organizmalar, özellikle genetik kaynakların çeşitliliği üzerinde olumsuz etkilere sebep olabileceklerdir. Ülkemizin, tarım ve gıda için önem taşıyan pek çok bitki türünün genetik kaynak merkezi olduğu dikkate alınarak, genleri değiştirilmiş organizmaların ülkemize girişinin ve ülke dahilinde üretiminin kontrol altında gerçekleştirilmesi önem taşımaktadır. Zira, ülkemiz, biyolojik çeşitlilik konusunda da oldukça zengindir.

Türkiye, kalkınma sürecinde sanayileşmeye öncelik verilmesi, aşırı nüfus artışı ve şehirleşme gibi etmenler sonucu doğa üzerindeki insan baskısının artmasına rağmen, doğal yapısını koruyabilmiş nadir ülkelerden birisidir. Birçok ülkede özel önlemlerle yapay olarak varlığını sürdürebilen birçok canlı türü, bugün, Anadolu'da yaban yaşamını tüm güzelliği ve doğallığıyla sürdürebilmektedir.

Ülkemizde, bu bitki çeşidinin yanı sıra, çeşit açısından çok sayıda yaban hayvanı da bulunmaktadır. Bir de, ülkemiz, göç yollarının üzerinde olması nedeniyle de kuş türleri açısından zengindir. Bu zenginliklerin korunabilmesi için, bu tür uluslararası anlaşmalara Türkiye de katılmak zorundadır.

Avrupa Birliğinin, genleri değiştirilmiş organizmaların çevreye salımı ve pazara sürülmesi konusunda bir yönetmeliği bulunmaktadır. Ülkemizde tarımsal üretimin, doğal canlı kaynakların ve kırsal kesimde sosyoekonomik yapının modern biyoteknolojiden olumsuz yönde etkilenmemesi için biyogüvenlik tedbirlerinin alınması, Avrupa Birliğiyle mevzuat uyumu için de gerekmektedir.

Biyogüvenlik Protokolüne taraf olunması, ülkemize, biyogüvenlik tedbirlerinin uygulanmasında uluslararası mekanizma ve kolaylıklardan yararlanabilmesi imkânı da sağlayacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biraz sonra değerli oylarınıza sunulacak bu kanun tasarısının ülkemiz için hayırlı olması dileğiyle, hepinize saygılar sunarım. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Güner (AK Parti, Bolu). “Biyolojik çeşitlilik söz.biyogüvenlik kartagena protokolünün onay.uygun bul.dai.ss.89”. TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim tutanağı, 17 Haziran 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-guner-22-2003-06-17-biyolojik-cesitlilik-soz-biyoguvenlik-kartagena-protokolunun-onay-uygu (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
