# Kanun teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işler

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 28. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Güzelmansur (CHP, Hatay)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim
- **Tarih:** 5 Kasım 2026
- **Gündem:** KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
- **Tutanak (TBMM):** https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=149700
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-guzelmansur-2026-11-05-kanun-teklifleri-ile-komisyonlardan-gelen-diger-isler

> Mehmet Güzelmansur (CHP), 5 Kasım 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER); konuşma 1.073 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MEHMET GÜZELMANSUR (Hatay) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Türkiye Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti ve Suudi Arabistan Krallığı Arasında -imzalanan- Ortak Savunma İçin Mekke Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Dair Kanun Teklifi'nin 2'nci maddesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu ve bizleri ekranları başında izleyen aziz vatandaşlarımızı saygıyla sevgiyle selamlıyorum.

Öncelikle son söyleyeceğimi başta söyleyeyim: Türkiye'nin dost ve kardeş ülkelerle ilişkilerini geliştirmesine, savunma sanayisinde iş birliği yapmasına, bölgesinde barışın ve istikrarın güçlenmesine katkı sunmasına karşı değiliz. Bu nedenle anlaşmaya "evet" oyu vereceğiz.

Değerli milletvekilleri, ülkemiz kendi coğrafyasında söz sahibi olmalıdır. Savunma kapasitemizi geliştirmek, caydırıcılığı artırmak ve dost ülkelerle dayanışma içinde olmak da önemlidir ancak burada asıl mesele iş birliği yapıp yapmamak da değildir. Asıl mesele şudur: Bu anlaşma Türkiye'ye ne kazandıracak? Türkiye'ye hangi sorumlulukları yükleyecek ve yarın bir kriz çıktığında ülkemizin kararını kim, hangi şartla verecek? Tabii ki eleştirilerimiz olacak, kaygılarımız olacak. Bizim itirazımız da bu sorular üzerinedir çünkü dış politika yalnızca bugünün şartlarına göre değil yarının ihtimalleri düşünülerek yürütülmelidir.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, anlaşmanın 2'nci maddesi çok önemli bir hüküm içeriyor: Üç ülkeden birine yönelik dış silahlı saldırı diğer iki ülkeye de yapılmış sayılıyor, saldırıya uğrayan ülkeye derhâl yardım edilmesi ve bu yardımın askerî imkânları da kapsayabilmesini öngörüyor. Şimdi ben buradan soruyorum: Bir ülkeye saldırı olduğunda Türkiye'nin nasıl bir tutum alacağı hangi ölçülere göre belirlenecek? Saldırının kim tarafından başlatıldığı, olayların nasıl geliştiği, uluslararası hukuka göre meşru müdafaa şartlarının oluşup oluşmadığı nasıl değerlendirilecek? Komisyon görüşmelerimizde Sayın Bakan Yardımcısı askerî desteğin otomatik olmadığını, saldırıya uğrayan ülkenin talebi ve üç ülkenin ortak değerlendirilmesiyle karar verileceğini, mutabakat sağlanmaz ise de karar alınmayacağını ifade etti. Ben bu açıklamayı önemsiyorum ama anlaşmanın metninde "derhâl yardım" maddesi var Sayın Komisyon; askerî, istihbari ve lojistik desteği kapsayan hükümler var. O hâlde, şu hususun anlaşmanın kendisinde açıkça güvence altına alınması gerekmez mi: Türkiye'nin her somut olayda kendi değerlendirmesini yapma, kendi kararını verme ve gerekli gördüğünde askerî desteğe katılmama hakkının açıkça yazılması gerekmiyor mu? Çünkü Türkiye'nin güvenliği söz konusu olduğunda karar hiçbir belirsizliğe bırakılmamalı, bizim CHP olarak isteğimiz budur.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, bir başka önemli konu ise Yemen meselesi. Komisyon görüşmelerinde Türkiye'nin Yemen'de bir askerî operasyona katılma veya bu ülkeye asker gönderme yönünde mevcut bir planının bulunmadığı ifade edildi. Elbette bu açıklamayı da kayda geçirdik. Ancak bugün böyle bir planın bulunmaması, yarın böyle bir ihtimalin ortaya çıkmayacağı anlamına gelmez. Dolayısıyla bizim aradığımız cevap bugünkü siyasi iradenin verdiği bir güvence değil yarın da geçerli olacak hukuki bir güvencedir. Çünkü bir milletin evlatlarının nerede, hangi amaçla ve hangi şartlarda görev yapacağı son derece ciddidir. Türkiye'nin askerini, milletimizin iradesi ve Meclisimizin denetimi dışında hiçbir belirsizlik içine sokmamalıyız. Anayasa'mızın 92'nci maddesi Türk Silahlı Kuvvetlerinin yurt dışına gönderilmesi konusunda Türkiye Büyük Millet Meclisine yetki vermektedir. Bu yetkinin ve Meclis denetim hakkının her durumda korunması gerektiğine inanıyoruz.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, bir diğer önemli başlık ise NATO'yla ilişkilerimizdir. Türkiye bir NATO üyesidir. Bu üyelikten doğan haklarımız ve yükümlülüklerimiz vardır. Hükûmet Komisyonda Mekke Anlaşması'nın NATO'ya alternatif olmadığını, aksine tamamlayıcı nitelik taşıdığını ifade etti. Biz de Türkiye'nin farklı ülkelerle iş birliği yapmasının NATO üyeliğiyle kendiliğinden çeliştiğini söylemiyoruz ancak iki ayrı güvenlik düzenlemesinin aynı anda gündeme geldiği krizlerde ne olacağını sormak zorundayız. Örneğin, Pakistan ile Hindistan arasında ciddi bir askerî çatışma yaşanırsa Türkiye nasıl bir tutum alacak? Türkiye'nin NATO yükümlülükleri ile Mekke Anlaşması kapsamındaki yükümlülükleri aynı anda gündeme geldiğinde olası bir çıkar ve yükümlülük tartışması hangi hukuki ve siyasi bir mekanizmayla çözülecektir? Bu, uzak ihtimaller diye geçiştirilemez ve bu konunun burada, Yüce Mecliste ele alınması gerekiyor. Dış politika, ihtimalleri önceden hesaplama işidir. Bu nedenle, anlaşmanın uygulamasında Türkiye'nin diğer uluslararası yükümlülükleriyle çelişki doğmasını önleyecek açık kurallara ihtiyaç vardır.

Değerli milletvekilleri, anlaşma henüz Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından uygun bulunmadan önce Türkiye'nin hazırlık toplantılarına katılması, genel sekreterin belirlenmesi ve kurumsal yapılanma çalışmalarında yer alması kamuoyunda çokça tartışıldı ve eleştirildi. Bu eleştirileri de komisyon görüşmelerinde bizzat biz ilettik. Sayın Bakan Yardımcısı, bu katılımın hukuki, mali ve insan kaynağı bakımından bağlayıcı yükümlülük oluşturmadığını söyledi, ardından da Viyana Andlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 24'üncü maddesinin (4)'üncü fıkrasına atıf yaptı. Ancak bu hukuki atıf anlatılan bütün faaliyetleri kendiliğinden açıklamıyor. Sözleşmenin 24'ün (4)'üncü maddesi anlaşmanın yürürlüğe girmesinden önce zorunlu olarak ortaya çıkan bazı konuların metnin kabulünden itibaren uygulanması düzenleniyor. Dolayısıyla, Viyana Sözleşmesi'ndeki anlaşmanın depozitörlük işlerinin yürütülmesi, onay belgelerinin hazırlanması, yürürlüğe giriş için gerekli idari işlemlerin yapılmasıyla Mekke Anlaşması'ndaki Genel Sekreterin belirlenmesi, komite toplantılarına katılım, kurumsal işleyişin şekillendirilmesi, orta güvenlik politikalarının geliştirilmesi aynı hukuki kategoride değerlendirilmez; bu da bizim bir eleştirimizdir. Şimdi ben buradan soruyorum, iktidar kanadından tatmin edici açıklamaları da bekliyorum: Anlaşma henüz Meclisimizin onayına sunulmadan bu mekanizma hangi hukuki çerçevede işletilmiştir? Bu toplantılarda hangi kararlar alınmıştır? Sekretaryanın bütçesi nasıl karşılanacaktır, personeli kimlerden oluşacaktır, harcamalarını ise kim denetleyecektir değerli milletvekili arkadaşlarım? Çünkü kamu kaynaklarının kullanıldığı, Türkiye adına kararların hazırlandığı hiçbir mekanizma Meclis denetiminin dışında kalmamalı.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, anlaşmanın 16'ncı maddesinde de bir başka önemli hüküm var "Anlaşma süresiz olarak yürürlükte kalacak. Taraflar ilk on yılın ardından üç ay önceden bildirimde bulunarak anlaşmadan çekilebilecek." diyor yani Türkiye, anlaşma yürürlüğe girdikten sonra ilk on yıl boyunca çekilme hakkını kullanmayacak. Komisyon görüşmelerinde bunun uluslararası uygulamalarda örnekleri bulunduğu ifade edildi ve NATO ile Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nden örnekler verildi ancak yine burada bir belirsizlik var: NATO'nun ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin hükümleri ile bu düzenleme aynı kabul edilmez; her anlaşmanın kendi şartları, amacı ve hukuki yapısı vardır. Benim sorun basit: Neden on yıl? On beş yıl veya beş yıl değil de neden on yıl? Bu süre hangi güvenlik ve dış politika değerlendirmesine dayanıyor. Dünya değişiyor, bölgemizde dengeler değişiyor, ülkelerin yönetimleri değişiyor, tabii ki öncelikleri değişiyor. On yıl sonra Türkiye'nin çıkarları açısından farklı bir tablo ortaya çıkarsa ne olacak? Bu nedenle, anlaşmanın düzenli aralıklarla gözden geçirilmesi, sonuçlarının Türkiye Büyük Millet Meclisine raporlanması ve ülkemizin çıkarları bakımından yeniden değerlendirilmesi gerekir.

Değerli milletvekilleri, savunma sanayisi alanındaki iş birliğini de önemsiyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

MEHMET GÜZELMANSUR (Devamla) - Türkiye, bugün kendi savunma sanayisini geliştirmek için büyük bir emek veriyor; mühendislerimizin, işçilerimizin, teknisyenlerimizin alın teriyle önemli bir kapasite oluşturuyor. Bu kapasiteyi dost ülkelerle ortak projelere dönüştürmek elbette mümkündür ancak teknoloji paylaşımının sınırları, fikrî mülkiyet hakları, kritik teknolojilerin korunması, ortak üretim ve ülkemizin payı ve üçüncü ülkelere satış koşulları açıkça bu maddelerde belirtilmelidir; bu bir eksikliktir. Türkiye'nin geliştirdiği teknolojiler kendi savunma ihtiyaçlarımızı ve millî güvenliğimizi zayıflatacak biçimde kullanılmamalıdır. Bu konuda Meclise düzenli bilgi verilmelidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; bizim yaklaşımımız çok nettir: Türkiye'nin bölgesel iş birlikleri kurmasını destekliyoruz; Türkiye'nin Pakistan'la, Suudi Arabistan'la ve dost ülkelerle ilişkilerini geliştirmesini destekliyoruz. Bölgemizde savaşların değil barışın hakim olmasını istiyoruz.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Güzelmansur (CHP, Hatay). “Kanun teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işler”. TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim tutanağı, 5 Kasım 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-guzelmansur-2026-11-05-kanun-teklifleri-ile-komisyonlardan-gelen-diger-isler (erişim: 5 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=149700

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
