# Yenilenebilir enerji kaynaklarından rüzgar enerjisiyle ilgili

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Hilmi Güler (AK Parti, Ordu)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 54. Birleşim
- **Tarih:** 3 Şubat 2005
- **Gündem:** YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARINDAN RÜZGAR ENERJİSİYLE İLGİLİ
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-hilmi-guler-22-2005-02-03-yenilenebilir-enerji-kaynaklarindan-ruzgar-enerjisiyle-ilgili

> Mehmet Hilmi Güler (AK Parti), 3 Şubat 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 54. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARINDAN RÜZGAR ENERJİSİYLE İLGİLİ); konuşma 2.028 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Balıkesir Milletvekili Sayın Sedat Pekel'in gündemdışı konuşmasına ilişkin bazı bilgiler vermek istiyorum.

Bildiğiniz gibi, ülkemiz, enerji bakımından, özellikle birincil enerji bakımından dışa bağımlılığı önemli ölçüde olan bir ülkedir. Biz, bu dışa bağımlılık oranını, yerli kaynaklara daha fazla önem vererek azaltmak niyetindeyiz. Bununla ilgili bazı rakamlar vereyim: 2003 yılında yerli oran yüzde 28. Yani, bu, yüzde 72 dışa bağımlılık demektir. Önlem almadığımız takdirde, 2020 yılında bu yüzde 78-80 oranında olacaktı; ama, biz, bununla ilgili, yerli kaynaklara özellikle ağırlık vererek yeni bir projeksiyon hazırladık. Sadece Bakanlık olarak değil, yetkili bütün kamu kuruluşlarıyla ve özel sektörle bu ortak çalışmayı yaptık ve burada, tabiî, biz, bu stratejiyi yöneten Bakanlık olarak da, yaptığımız hesaplamalara göre, önlem almadığımız takdirde yüzde 78-80 olabilecek olan dışa bağımlılığı 68'e düşürecek bir program hazırladık ve bunu da ciddiyetle, çok sıkı bir disiplinle uygulamak niyetindeyiz. Bunda neler var; burada, başta kömür, su kaynaklarımız ve onun dışında da yenilenebilir enerji diye bahsettiğimiz -Sayın Pekel'in de bahsettiği- rüzgâr enerjisi başta olmak üzere güneş, jeotermal enerji ve küçük hidroelektrik santrallarla beraber biomas bulunmakta. Bununla ilgili yasa tasarısını da hazırladık, komisyonlardan geçti ve şu anda, Genel Kurulda oylanmayı bekliyor; Temmuzun 14'ünde oylanacaktı; ancak, beklemeye alındı. Bu, tabiî ki, bizim bir an önce çıkarmamız gereken ve bunun için de uğraştığımız bir yasa. Bunun çıkmasını çok arzu ediyoruz; çünkü, yeterli derecede güneşimiz var, rüzgârımız var, jeotermal enerjimiz var özellikle batıda. Yarın da, Samsun Havza'da bir jeotermal kaynağının açılışı yapılacak. Bunu mümkün olduğu kadar kullanmak istiyoruz. Bununla ilgili olarak da, biz, Bakanlık olarak, daha önceki dönemlerden farklı bir politika takip ediyoruz. Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığının bazı zamanlar 5, 7, hatta 10'a kadar artan genel müdürlüklerini, konularına göre birlikte değerlendiriyoruz. Eskiden bunların bir ikisi bir başka bakanlığa bağlıydı, birkaçı bir başka bakanlığa bağlıydı ve bunlar, koalisyonlarda ayrı ayrı çalışıyorlardı. Şimdi, biz, bizim Bakanlığımız döneminde, hepsini ortak bir amaca yönelik olarak çalıştırıyoruz. Mesela, kömür arama kampanyası başlattık; isterseniz, seferberliği diyelim. Bu kömür seferberliğinde, şu anda 8 500 000 000 ton olan linyit kaynaklarını... Yeni kaynakları tekrar bulacağız ümidi ve beklentisiyle, bütün Türkiye'yi, MTA'sıyla, TKİ'siyle, TTK'sıyla, Elektrik Etüt İşleriyle, Eti Madencilikle -eski Etibankla- gruplar oluşturduk ve yeni kömür kaynakları için Türkiye'yi bir baştan bir başa tarıyoruz.

Bu arada, su kaynakları... Normal olarak, bizim, elektrik üretebilecek, 126 milyar kilovat/saatlik, bir su potansiyelimiz var. Biz, bunu, şu andaki ilk etütlere göre, 180'e kadar çıkarabiliyoruz. Beklentimiz daha fazla. Yani, eski rakamlarla iktifa etmiyor, yetinmiyoruz; yani, seneler önce yapılmış hesaplamaları ve araştırmaları yeniden yeni bir gözle araştırıyoruz. Burada da, yeni su kaynakları bulacağımız ümidindeyiz ve bununla ilgili olarak da, Devlet Su İşleri, Elektrik Etüt İşleri ve diğer kurumlarla birlikte çalışıyoruz.

Şunu söyleyeyim: Ben 1996-1997 yıllarında Etibank Genel Müdürüydüm. Mesela trona dediğimiz maden, bizden önce, kömür aranırken bulunmuş. Bu, MTA'nın diğer çalışmalarında da böyle.

Şimdi, biz ne yapıyoruz: Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı... Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı, adı üstünde, petrol ve doğalgaz aramasını yapar; ama, bir sondajda 2 000 metre, 3 000 metre, 4 000 metreye kadar iniyor. İnerken, tabiî, yerkabuğunu keserken, oradan karotlar alıyor, numuneler alıyor. Alırken "kömür var mı" diye de soruyoruz şimdi. Eskiden TKİ başka bir bakanlığa, TPAO başka bir bakanlığa, MTA başka bir bakanlığa bağlı olduğunda bu yapılmıyordu; şimdi, aynı donelerden faydalanıyoruz. Türkiye Kömür İşletmeleri bir çalışma yaparken, o da TPAO'ya veya Eti Madenciliğe yardımda bulunuyor. Böylece, çok ilginç sonuçlara ulaşmaya başladık ve bu, bizim yeni kaynakları bulmamıza, yeni madenleri, yeni kömür yataklarını, yeni su kaynaklarını, yeni endüstriyel mineralleri bulma imkânımızı, ihtimalimizi artırıyor. Bu da bize büyük bir avantaj sağlıyor. Jeotermal enerjide de, yine Ege Bölgesi başta olmak üzere, kullanamadığımız büyük kaynaklar var. Şimdi, bunlarla ilgili de hem yeni bir yasa hazırlıyoruz hem de bu kaynakları bir tarama faaliyetiyle araştırıyoruz, buluyoruz.

Şimdi, normal olarak, bizim birincil enerji kaynakları dediğimiz kaynaktan 2003 yılındaki rakam, 83 800 000 ton petrol eşdeğeri. Yani, böyle bir rakamla bunu ifade ediyoruz. Bu, 2010 yılında 126 000 000 ton petrol eşdeğeri olacak, 2020 yılında da 222 000 000 ton eşdeğer petrol olacak. Bu şekilde mukayese ediyoruz ve buna uygun olarak da bütün kaynaklarımızı, elektrik üretmek için de ayrıca uygun olanları hesap ettiğimiz zaman, yaptığımız projeksiyona göre -ki, bizim şu anda 37 500 megavatlık bir kurulu gücümüz var- 2020 yılındaki ihtiyacımızı karşılayabilmemiz için, bizim, bir senaryoya göre 499 milyar kilovat/saatlik bir enerjiye ihtiyacımız olduğunu görüyoruz. Bu miktar da şu anda 150 civarında; 150'den 500'e çıkacak. Yani, burada büyük bir artış var. Kurulu gücümüz de, 37 500 megavattan 2020 yılındaki yaklaşık 500 milyar kilovat/saatlik enerjiyi üretmek için, bizim, ilave olarak, 54 megavatlık bir yatırım yapmamız lazım. Bunu yaparken de, işte, değişik kaynakları, kömür, su başta olmak üzere, işte, rüzgâr türbinleri, jeotermal elektrik üretim tesisleriyle beraber güneş enerjisi, hatta, hidrojen enerjisi, bunları da gözönüne alıyoruz -bunların içinde nükleer de var- ve bu hesaplamalara göre bir planlama yapıyoruz. Bütün amacımız, bütün bu yerli kaynakları kullansak dahi, karşımıza çıkacak ihtiyaçları karşılamak için. Bunun için de yollar belli; ya kömür ithal edeceğiz -ki, Kolombiya'dan alınıyor İskenderun'daki santral için- ya elektrik satın alacağız ya doğalgaz satın alacağız; bunlar yolları; ama, bu arada da, biz, mevcut kaynaklarımızı yeniden gözden geçiriyoruz; acaba daha fazla kömürümüz var mı gözümüzden kaçan, daha fazla suyumuz var mı kullanmadığımız, daha başka rüzgâr kaynaklarımız var mı, güneş kaynaklarımız var mı diye de hesaplarımızı yapıyoruz. Mesela, rüzgârla ilgili çok ilginç sonuçlara vardık. Rüzgâr haritalarını çıkarmaya devam ediyoruz; bizden önce başlanmıştı. Şimdi, biz bunda hassas ayara girdik. Mesela, Bozcaada'da, artık, noktasal olarak nerede ne vara bakıyoruz ve o yerlerin de kamuya mı ait, özel sektöre mi ait, 50 metre üstünde rüzgâr hızı ne olacak diye de hassas ayarları yapıyoruz ve bulduğumuz sonuçlar, rüzgâr enerjisinin, başta Bozcaada olmak üzere, Bandırma, Çeşme, İskenderun, Şile, yani, buralarda çok yüksek olduğunu gördük. Buralarda tesis kurabileceğimiz büyüklükte imkânlar var. Hatta, bilmiyorum, burada gözükür mü; ama, Türkiye haritasını renklere böldük rüzgâr hızlarına göre ve bunun günlük rejimlerine göre, sabah, öğle, akşam, saat durumuna göre, esme durumuna göre; çünkü, buraya tesis kurarken, buna göre bir fizibilitesi çıkacak. Buna göre, mesela, kırmızı alan, 5 ile 6 metre/saniye hızı olan yerler, yeşil alan 3,5 ile 4,5 metre/saniye... Bunları size sonradan arz edebilirim Sayın Pekel. Buna göre atlasları çıkardık.

Bandırma'nın özellikle Kapıdağında bu imkânlar gayet iyi; bunu, memnuniyetle ifade edelim. Zaten, Bandırma'da Etibank'ın tesisleri varken, oradaki borların rüzgârdan nasıl uçtuğunu da biliyoruz. Dolayısıyla, Kapıdağı Yarımadasındaki bu potansiyeli değerlendirmek üzere özel sektör tarafından 3 adet rüzgâr enerjisi projesi hazırlandı. Bir tanesi, Asmakinsanın, 35,25 megavatlık bir projesi var; bu 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunundan önce müracaat yapılmış. İkincisi, Kapıdağı Ezse var, 8,1 megavatlık. Bir de Paşalimanı RES var. Yine, bu, Asmakinsanın, 7,2 megavatlık. Bunların ikisi kanundan sonra hazırlanmış. Biz, bunlara yardımcı olmaya çalışıyoruz. Bunların, tabiî, sadece yatırımı yapması yetmiyor, bunların iletim hatlarının bağlanması lazım, buna göre dağıtımının oluşturulması gerekiyor, trafo merkezleri ona göre seçilecek. Bunun, üzerinde çalışacağımız epey konusu var.

Bu arada, hesaplamalara esas olması açısından özellikle şunu söyleyeyim: Biz, ülke genel enerji talebinin yıllık ortalama yüzde 6 artacağını öngörüyoruz, elektrik enerjisi talebinin de yüzde 7,9 oranında artacağını düşünüyoruz; dolayısıyla, elektrik enerjisiyle ilgili bu yatırımların da bir an evvel yapılması lazım.

Biraz önce verdiğim projeksiyonda 499 milyar kilovat/saatlik enerjiyi elde edebilecek yatırımı ilave olarak 54 000 megavat olarak düşünecek olursak, bunun da, doğalgaz mı, kömür mü, su mu, buna göre iyi bir ayarlanması lazım. Belki de elektrik ithalini uygun görebilirler; ama, biz, burada, ülkemizin çıkarları açısından, dışa bağımlılığın azaltılması açısından bu kaynaklara büyük ölçüde ağırlık veriyoruz.

Şimdi, biraz önce bahsettiğim tablo içinde birincil enerjiden bakacak olursak, 10 000 000 ton eşdeğer petrollük yer tutan yenilenebilir kaynaklarımız var. Bunun 5,7'si ticarî olmayan yakıtlar; yani, bunun içine tezek de dahil; yani, bu 5,7... Ayrıca, 3 000 000 ton eşdeğer petrol hidrolik enerji, 0,4 milyon ton eşdeğer petrol güneş, 0,9 da jeotermal enerji. Biz bunları yeterli bulmuyoruz.

2020 yılına göre yaptığımız bu projeksiyonda bunları şöyle düşünüyoruz: 5,7 milyon ton eşdeğer petrol olan, ticarî olmayan kaynakların tüketimini 2020 yılında 3,9'a düşürmek istiyoruz, yaptığımız çalışmalar... Çünkü, onun gübre olarak kullanılması veya başka amaçla kullanılması daha uygun olacak diye düşünüyoruz. Aynı yıllar itibariyle, hidrolik enerji 3 000 000 ton eşdeğer petrolden 9,4'e çıksın istiyoruz. Rüzgâr enerjisi de 0,05 şu anda, bunu da 0,7'ye, jeotermal enerjiyi 0,9'dan 5'e, güneş enerjisini de 0,4'ten 0,9 milyon ton eşdeğer petrole çıkarmak istiyoruz. Tabiî, bunlar öngörü. Esas amacımız, bunun da daha üstüne çıkacak derecede, bu yenilenebilir enerji yasasını çıkarmayı arzu ediyoruz. Bunun yapılmasında da, sadece olayın kaynaklardan faydalanması değil, aynı zamanda çevre bilincine önem vermemizden de geliyor; çünkü, bunlar, karbondioksit üretmeyen yakıtlar ve sera etkisi oluşturmuyor; işte, tsunamiden tutun da... Çubuk'ta bile bir hortum meydana geldi. Yani, bunlar Türkiye'de rastlanmayan şeyler; yani, mutlaka önlemlerimizi almamız lazım. O bakımdan da yenilenebilir enerji son derece önemli ve biz bunun üzerinde sıkı bir şekilde duruyoruz. 200 000 000 dolarlık da bir kredi bulundu, Dünya Bankası kredisi. Bu da, geçtiğimiz eylülden itibaren yapılan başvuruları değerlendirerek bunları teşvik ediyoruz. 200 000 000 dolar az bir para değil; yani, başvuranlara yardımcı oluyoruz. Ayrıca da, Elektrik İşleri Etüt İdaresi diye adlandırdığımız Genel Müdürlük, şu anda, eski çalışmalarına ilaveten ar-ge faaliyetlerine büyük ağırlık verdi; yani, biz, orada, mesela, bir bina tasarımı yapıyoruz. Bu bina tasarımı, klasik, içerisinde yaşadığımız binalardan farklı; güneş enerjisini kışın daha iyi kullanabilen, yazın da serinlemede kullanabilecek şekilde. Hatta, ısı pompaları var; yeraltında derine iniyorsunuz, yerin sıcaklığından faydalanarak serinliğini veya sıcaklığını mevsimine göre kullanabilecek ısı pompaları diye basitçe anlatacağım bu modeli geliştiriyoruz. Özel malzemeler var; yani, özel bir mimarî tasarım yaptık. Binayı yapacağız, herkes bunu görsün diye; yani, yaşayan bir bina olacak ve şu anda o çalışmamız başladı; bu yenilik.

Onun dışında, Çin'den soba getirdik -özel bir soba, biyogaz için; daha verimli yakalım diye- onunla ilgili çalışmaları sürdürüyoruz.

Bir yandan -görmenizi çok tavsiye ederim; size, aynı zamanda, bunu bir davet niteliğinde de söylüyorum- MTA'nın bünyesinde bir enerji parkı kurduk. Belki çoğunuzun haberi olmayabilir; ben hepinize davetiye gönderdim; ama, pek gelen olmadı. Orada, biz, Türkiye'deki enerji kaynaklarını bir enerji parkında sunuyoruz. Mesela, bir güneş kolektörü oluşturduk, onunla yemek pişirebiliyorlar. Düşünün şimdi, Urfa gibi bir yerde, güneşin bol olduğu bir yerde bunu kuruyorsunuz ve güneş ışınını alıyor, odaklıyor ve isterseniz yemek pişirin, isterseniz başka amaçla kullanın; güneş enerjisinden yeteri kadar faydalanabiliriz.

Mesela, Erzurum'u hepimiz biliyoruz; Erzurum'u biz kışın soğuk bir yer olarak tanıyoruz; ama, Erzurum'un güneşli günlerinin sayısı çok fazla; yani, ikiyüz günün üzerinde. Halbuki, soğukluk sıcaklık önemli değil, güneşte olmak önemli. Mesela, güneş kolektörü noktasında, güneş enerjisi kullanmak noktasında, Erzurum, tam istediğimiz noktada değil. Benzer iller de aynı şekilde; yani, biz güneşten faydalanmıyoruz. Bunları teşvik etmek için de yoğun bir faaliyet içinde Genel Müdürlüğümüz ve diğer genel müdürlüklerle de paralel çalışıyorlar.

Bu arada, Hidrojen Enerjisi Teknolojileri Merkezini kurduk İstanbul'da; Hidrojen Enerjisi Teknolojileri Merkezi. UNIDO'yla görüştük ve bu merkezde, geleceğin enerjisi olan hidrojenle ilgili çalışmalar yapılacak ve dünyanın diğer bölgelerinde. Dün, Sayın Veziroğlu -onun başına getirdiğimiz bilim adamı- Çin'den Libya'ya kadar 9 tane projeyi bana sundu; yani, aynı zamanda, İstanbul, bu noktadaki bir araştırma merkezinin de odak noktası olacak. Bu çalışmalar da ayrıca sürüyor.

Dünyadaki rüzgâr enerjisi kurulu kapasitesine baktığımız zaman, 42 132 megavat; yani, Türkiye'nin toplam elektrik enerjisi kurulu gücünden fazla; 42 132 megavat. Ülkemizde de, bu, sadece 2,7 otoprodüktör; 17,4 de yap-işlet-devret modeline göre tesis edilmiş; toplam rakam 20,2 -biri 42 000, diğeri 20, yuvarlak hesap- ve ulusal şebekeye bağlı olarak işletilmekte.

Başvurulara baktığımız zaman, 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanununa baktığımız zaman, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumuna yapılan başvuruların toplamı 1 400 megavat. Fena değil; ama, daha da fazla olması lazım. Bununla ilgili de, bizim, ayrıca, teşvik edici ve altyapıları muhtemel yatırımcıya hazır edici çalışmalarımız sürüyor. İşte, rüzgâr haritalarını çıkarıyoruz; nerede rüzgâr var, bunun statüsü nedir, özel sektör mü yapacak, kamuya mı ait, hazineye mi ait, değil mi; bunların da tapularına varıncaya kadar hazır ediyoruz, gelen adam, gelsin, müracaatını yapsın ve kursun diye ve atlasları çıkardık, rüzgâr atlaslarını çıkardık ve ayrıca da, rüzgâr enerjisinin, bildiğiniz gibi, yüksekliğe bağlı bir davranışı var; yani, şurada esmiyor farz ediyorsunuz rüzgârı; fakat, 50 metrelik bir direk kurduğunuz zaman, orada rüzgârın estiğini görüyorsunuz; yani, yüksekliğin bir fonksiyonu. Bunun için de, ayrıca, o parametreleri de hazırlıyoruz. Dolayısıyla, bu türbin HUB yüksekliğini de hazır olarak tutuyoruz.

Çanakkale civarından da başladık. Çanakkale-Bandırma-Kuşadası bölümünün rüzgâr atlasları hazır. Kim müracaat ederse, onlara gerekli kolaylığı gösterebiliriz.

Dolayısıyla, bu noktadaki çalışmalarımız yoğun bir şekilde sürüyor. Tabiî, tek amacımız, çevreye duyarlı, insanımızın sağlığını ve geleceğini her şeyin üzerinde tutan bir politikayla, yenilenebilir enerjiyi teşvik etmektir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Hilmi Güler (AK Parti, Ordu). “Yenilenebilir enerji kaynaklarından rüzgar enerjisiyle ilgili”. TBMM Genel Kurulu, 54. Birleşim tutanağı, 3 Şubat 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-hilmi-guler-22-2005-02-03-yenilenebilir-enerji-kaynaklarindan-ruzgar-enerjisiyle-ilgili (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
