# Yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik enerjisi üretimi amaçlı kullanımına ilişkin kan.tas.(ss.646)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Hilmi Güler (AK Parti, Ordu)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim
- **Tarih:** 5 Mayıs 2005
- **Gündem:** YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARININ ELEKTRİK ENERJİSİ ÜRETİMİ AMAÇLI KULLANIMINA İLİŞKİN KAN.TAS.(SS.646)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-hilmi-guler-22-2005-05-05-yenilenebilir-enerji-kaynaklarinin-elektrik-enerjisi-uretimi-amacli-ku

> Mehmet Hilmi Güler (AK Parti), 5 Mayıs 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARININ ELEKTRİK ENERJİSİ ÜRETİMİ AMAÇLI KULLANIMINA İLİŞKİN KAN.TAS.(SS.646)); konuşma 1.099 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Devrim niteliğinde bir yasa daha çıkarıyoruz. Bu kanunun ülkemiz için, insanlarımız için hayırlı olmasını diliyorum; çünkü, yenilenebilir enerji, gerçekten, hem çevre dostu olarak hem de girdilerinin herhangi bir şekilde karşılığının olmaması, havayı kirletmemesi -bilhassa karbondioksit açısından- son derece önemli. Bu bakımdan, bu yasa çıktığı zaman, gerçekten, ülkemiz devrimci nitelikte bir yasaya, yine, bizim vasıtamızla kavuşmuş olacak; Maden Yasası, Bor Araştırma Enstitüsü, Petrol Piyasası Yasası, LPG Yasası gibi.

Bu bakımdan, biz, gördüğünüz gibi, bilim ve teknoloji ne diyorsa, ekonomi ve maliye ne diyorsa, çevre şartları neyi gerektiriyorsa bunları yapıyoruz. Bunu yaparken de, gayet sessiz, sakin, sunî gündemlerle oyalanmadan, tam hedefe vuran çalışmalar yapıyoruz. Zaten, bundan dolayıdır ki, zaman zaman birtakım reaksiyonlarla da karşılaşıyoruz.

Yenilenebilir enerji, bütün dünyanın kabul ettiği ve birtakım lobilerin engellemeye çalıştığı -şu veya bu şekilde- bir yasa. Ancak, biz burada kararlı tutumumuzu gayet cesurca ve bilinçli bir şekilde sürdürdük ve geç de olsa bu yasayı çıkarıyoruz.

Şimdi, bunu yaptığımız zaman ülkemiz çok şey kazanacak. Bu, sadece bir enerji değil, aynı zamanda bir yatırım, aynı zamanda bir yabancı sermayenin ülkemize gelişi; işsizlikle mücadele için, bölgesel farklılıklar için son derece önemli. İcabında bir dağın başında kuracağımız bir rüzgâr santralıyla veya en azından türbiniyle çok rahatlıkla o bölgedeki üretimi yapmak mümkün, seracılık yapmak mümkün. Sırasında -Karadenizi düşünün- adam tepede, dağda tekne yapıyor bir tek keseriyle beraber, icabında orada elektrik enerjisini hiç değilse kendi tesisi için kullanması mümkün. Enterkonnekte sisteme de bağlayarak, bunu, mevcut ulusal hatlarımızda millî bir kaynak olarak kullanmamız da tabiî ki mümkün ve zaten, bu yasa da büyük ölçüde bunu gerçekleştirecek.

Bu enerji -yanlış anlaşılmasın diye de- sadece bir rüzgâr enerjisi gibi kabulleniliyor; aslında bu bir rüzgâr enerjisi yasası değil. Orada bile 3-4 tane dernek bu işi takip etti; ama, şunu gördük ki, orada bile farklı görüşler oluşabilmekte. Bundan dolayı da gecikmeler oldu şu veya bu sebepten. Ancak, yenilenebilir enerji, aslında hidrolik enerji başta olmak üzere, küçük hidroelektrik santralları, HES'ler başta olmak üzere, güneş, jeotermal, biomas, akıntı dahil olmak üzere, bu enerjilerden faydalanılan son derece faydalı bir üretim kaynağı.

Şimdi, bunu biz tabiî ki çok önemsiyoruz; çünkü, bizim birincil enerji kaynağımız olan -ihtiyacımızın da yüzde 12'si ki- 10 000 000 ton petrol eşdeğerine karşı, biz bu yenilenebilir enerjiden yararlanıyoruz. Bu bakımdan önemli ve bütün dünyada da Avrupa Birliğinde de teşvik edilen bir yasa bu, enerji türü. Dolayısıyla, bu enerji türünü, biz de, gayet tabiî ki, teşvik edeceğiz ve bununla sadece enerji ihtiyacımızı değil, karbondioksit emisyonuna karşı da ciddî bir adım atmış olacağız.

Biraz önce, sunî gündemlerden bahsettim.

Beyler, arkadaşlar, değerli milletvekilleri; dünyanın en önemli meselelerinden bir tanesi, hiç şüphesiz enerji. Bunun için harpler oluyor, bunun için çatışmalar oluyor, bunun için birliktelikler oluyor. Biz ise, sunî gündemlerle vakit kaybediyoruz, ülkemizin geleceğini kaybediyoruz. Bu, aynı zamanda, ülkemizin bekası için de son derece önemli. Bugün, öyle bir akıntıyla, bir yerlere doğru gidiyoruz ki, yarın bizim kömür santrallarımızı bile bize kullandırmayabilirler, Kyoto Protokolü vesaire bahane edilerek.

Büyük hidrosantralların, büyük barajların yapılmasına karşı korkunç bir akım var dünyada; çünkü, bunlar, unlarını elemişler, eleklerini asmışlar. Şu anda, 50 megavatın üzerindeki barajların yapılmasına karşı, korkunç bir temayül var ve biz, geçen sene, Almanya'daki toplantıda, bu oyunu bozduk; başı biz çektik, Hindistan'la, Brezilya'yla, diğer üçüncü dünya ülkeleri de başta olmak üzere, hepsiyle ortak harekete girdik ve bu oyunu bozduk. Ne yazık ki, bunları, esas, karbondioksitle filan mücadele etmesi gereken çevreciler yapıyor. Yani, biz, çevreye son derece saygılıyız; ama, çevreye saygılı olmak ile bu yatırımlara karşı çıkan insanların kullandığı kavram olan çevreciliği çok iyi ayırt etmemiz lazım. Bu barajları bize yaptırtmama noktasında, böyle bir gayret var; ama, biz, burada, tabiî ki, doğru bildiğimizde gideceğiz. Dosdoğru giden insan, mutlaka eğrileri keser. Bizim de burada esas amacımız eğrileri kesmek değil. Biz, dosdoğru gidiyoruz; ama, önümüze eğri çıkan kim varsa da, bunları kesip biçiyoruz. Burada da böyle yapacağız; çünkü, kalkınmakta olan ülkelerin enerji ihtiyacında, mutlaka, yerli kaynaklarına çok ağırlık vermesi lazım ve biz de bunu yapıyoruz ve yenilenebilir enerjiyle ilgili hükümetimiz döneminde, 200 000 000 dolarlık da ayrıca teşvik çıkardık. Bu, Türkiye Sınaî Kalkınma Bankası vasıtasıyla veriliyor. Yani, bu yasa çıkmadan önce de, biz, yenilenebilir enerjiyle ilgili, parasını hazır ettik. Zaten, en önemli şey parayı temin etmektir; bunu yaptık. Şimdi de, bunların projelendirilmesiyle beraber, bu yasanın çıkmasıyla beraber, büyük bir patlama olacağına inanıyoruz, özellikle yatırımlar konusunda ve bu noktada da, dediğim gibi, kararlı bir şekilde çalışmaları sürdürüyoruz.

Tabiî, burada, biz, bütün bunları yaparken, bizden önceki Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığının dışında bir politika uyguluyoruz. Eskiden, Bakanlıkla ilgili zam filan kararlarını Hazine alırmış; birtakım yatırım konularını DPT üstlenmiş, petrolle ilgili zam ve fiyat ayarlamalarını da Maliye Bakanlığı yapmış. Şimdi, biz, Bakanlığa sahip çıktık ve bir bütün halinde olayı ele alıyoruz. Bizim, bakanlık anlayışımızda, Türkiye Kömür İşletmeleri, Türkiye Taş Kömürü İşletmeleri, DSİ, Elektrik İşleri Etüt İdaresi, Maden İşleri Genel Müdürlüğü, hepsi bir bütün. Ondan dolayı da, biz, enerjiye bir sistem bütünlüğü içinde bakıyoruz. Bu sistem bütünlüğü içinde baktığımız zaman da, işte, enerjide, özellikle elektrik enerjisinde, yaklaşık otuz aydır, elektrik fiyatlarında, enflasyonu da eğer gözönüne alırsak, devamlı indirim yaptık -fiyatın sabit kalması da indirimdir- sanayide ise ayrıca yaptık. Dolayısıyla, her hafta, her ay otomatik elektrik zamları vardı, hatırlarsınız. Hatta, bir ara, karanlıkta kalmaktan filan bahsediliyordu. Hepimiz, jeneratör aldık, hatırlarsınız ve kullanmadığımız jeneratörler. Ben bile 2 tane jeneratör aldım ve hiç kullanmadım; çünkü, böyle bir karanlık hiçbir zaman gerçekleşmedi. Mobil santrallar kuruldu. Biz, o mobil santralları durdurduk ve oradan dolayı da kazançlarımız oldu.

Şimdi, ben, size bir grafik göstereceğim. TEFE dediğimiz Toptan Eşya Fiyat Endeksi, normal olarak, tarım fiyatları, maden fiyatları, imalat fiyatları ve enerji fiyatlarıyla tespit edilir. Enerji fiyatıyla ilgili şu grafiğe bakınız: Normal TEFE'nin eğrisi şudur. Enerji fiyatları yükseldikçe TEFE'yi yukarıya itiyor, enerji fiyatları düştükçe TEFE'yi aşağı indiriyor. Sadece enerjideki böyle. Tarımın içerisinde de yine enerji var, imalatta da yine enerji var, maden içinde de yine enerji var. Dolayısıyla, enerji burada enflasyonun düşmesindeki en önemli etkenlerden bir tanesi; ama, biz bunları pek anlatmıyoruz, bunu, sadece sizlere hitap ederken söyleme imkânımız oluyor; çünkü, kömür dağıtıyoruz 1,5 milyon ton, onu valilik dağıtıyor zannediyor halkımız. Halbuki, o, Türkiye Kömür İşletmelerinin kömürleri tek tek çıkarılıyor, kırılıyor, yıkanıyor, paketleniyor ve geçen sene 7 500 000 kişiye dağıtıldı. Bu seneki hedefimiz 10 000 000 kişidir ve işte, olayın sosyal boyutu. Şu anda, yani, geçtiğimiz kış 7 500 000 kişi soğuktan etkilenmeden, sıcak odalarında oturdular ve bizim yerli kömürümüzü kullandılar. 13 000 kişi ilave istihdamdan yararlandı, kömür fiyatları 50 dolar düştü. Bu, böyle.

Diğer taraftan, yerli elektrik enerjisiyle ilgili -çünkü, biz, olayı bir bütün olarak görüyoruz- biz gelmeden önce -yine, grafiği burada- yerli enerjinin oranı yüzde 38'di, ithalin 62'ydi; şu anda, her ikisini de 50, 50 yaptık.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Hilmi Güler (AK Parti, Ordu). “Yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik enerjisi üretimi amaçlı kullanımına ilişkin kan.tas.(ss.646)”. TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim tutanağı, 5 Mayıs 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-hilmi-guler-22-2005-05-05-yenilenebilir-enerji-kaynaklarinin-elektrik-enerjisi-uretimi-amacli-ku (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
