# 8.05.2007 tarihli ve 5654 sayılı nükleer güç santrallarının kurulması ve işletilmesi ile enerji satışına ilişkin kanun ve anayasanın 89 uncu ve 104 üncü maddeleri gereğince cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderme tezkeresi (s.s.45)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Hilmi Güler (AK Parti, Ordu)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 18. Birleşim
- **Tarih:** 8 Kasım 2007
- **Gündem:** 8.05.2007 TARİHLİ VE 5654 SAYILI NÜKLEER GÜÇ SANTRALLARININ KURULMASI VE İŞLETİLMESİ İLE ENERJİ SATIŞINA İLİŞKİN KANUN VE ANAYASANIN 89 UNCU VE 104 ÜNCÜ MADDELERİ GEREĞİNCE CUMHURBAŞKANINCA BİR DAHA GÖRÜŞÜLMEK ÜZERE GERİ GÖNDERME TEZKERESİ (S.S.45)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-hilmi-guler-23-2007-11-08-8-05-2007-tarihli-ve-5654-sayili-nukleer-guc-santrallarinin-kurulmasi-4

> Mehmet Hilmi Güler (AK Parti), 8 Kasım 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 18. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 8.05.2007 TARİHLİ VE 5654 SAYILI NÜKLEER GÜÇ SANTRALLARININ KURULMASI VE İŞLETİLMESİ İLE ENERJİ SATIŞINA İLİŞKİN KANUN VE ANAYASANIN 89 UNCU VE 104 ÜNCÜ MADDELERİ GEREĞİNCE CUMHURBAŞKANINCA BİR DAHA GÖRÜŞÜLMEK ÜZERE GERİ GÖNDERME TEZKERESİ (S.S.45)); konuşma 1.231 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Biriken birkaç konu var. Hem bu maddeyle ilgili olarak hem de daha evvel söylenen birkaç maddeye cevap vermek istiyorum, çünkü önergeler sırasında bu mümkün olmuyor.

Birincisi, bu tahminlerle ilgili söylenen rakamlar, elektrik tahminleriyle ilgili. İlk defa dört yıl önce yaptığımız tahmin 190 milyar kilovat saatti, 189,5 milyar kilovat saatle bunu tutturmak üzereyiz. Yani, en isabetli çalışmaları yaptık. Dolayısıyla, fazlalık eksiklik söz konusu değil. Yalnız, burada, tabii ki yatırımların zamana karşı bir yarış içinde yetişmesi lazım, çünkü Türkiye’deki talep rakamları başka ülkelerle mukayese edilmeyecek kadar hızlı artıyor. Yani Avrupa’da yüzde 1-1,5 gibi yıllık elektrik üretim ve tüketim oranları bizim ülkede çok daha farklı. Bir kere ortalama olarak 8’in üzerinde oluyor. Bazı bölgelerde de -Antalya gibi yerlerde- yüzde 24-27’ye kadar çıkabiliyor. Geçen dönemde, yazın bu şekilde bir artışla karşılaştık. Yani rakamlar fevkalade yüksek. Bu aslında bizi memnun ediyor, bizim de görevimiz buna yetişmek, buna çare bulmak. Bunun içinde mesela Antalya’yı biz ikinci bir Antalya yaptık, yüzde 109 büyüttük, her şeyiyle, kablolarıyla, yer altına inişiyle. Yani bunu sadece Antalya’da değil, İzmir’inde, İstanbul’unda, Mersin’inde, Adana’sında, Karadeniz’inde, hepsinde yapıyoruz. Yani bunu ifade etmek istiyorum. Bu bakımdan bizim hesaplarımızla diğerlerini karıştırmamak lazım. Üstelik de Avrupa Birliği’ne girmek niyetinde olan bir ülkenin o seviyeye gelmesi için de kişi başına tüketimi en az 3 kat da artırması lazım.

Bu arada -sözümü belki unuturum- Sayın Tunca Toskay’a özellikle teşekkür ediyorum. Fevkalade güzel, derinlikli, tecrübelere dayanan ve devlet adamlığına da yakışan gayet güzel bir sunuşta bulundular. Daha evvelden TRT’den de hep sevdiğimiz, oradaki görevinden dolayı takdir ettiğimiz bir kişiydi. Burada da aynı takdirlerimi kendisine ifade ediyorum ve bilgilerinden de tecrübelerinden de yararlanacağız, çünkü ifade ettiği şeyler tamamen mutabık kaldığımız noktalar. Neticede, biz, hepimiz aynı gemideyiz. Hele nükleer enerji gibi bir konuda, nükleer santral gibi bir konuda, zaten, burada millî davranmamız, hepimizin bilgisinden, tecrübesinden yararlanmamız lazım, onun için teşekkür ediyorum.

Zaten burada da -Oktay Bey de bahsetti- kriterler aşağı yukarı tamam, fakat daha evvelden de bir önerge vermişlerdi, o önergede de zaten “yayınlanır” diyor, yani “yayınlanmaz” değil “TAEK’in hazırladığı kriterler, ölçütler bir ay içinde yayınlanır.” diyor zaten. Yani bunun gizli kapaklı bir tarafı olamaz. Niye olsun ki böyle bir şey? “Yayınlanır…” Zaten nerede yayınlanacak? Ya bu Resmî Gazete’de olur, sitesinde yayınlanır, isterseniz bunu normal gazetelerde yayınlayabiliriz, TRT’de yayınlayabiliriz. Yani bunun yayınlanma usulü açık. Yayınlanan bir şeyin gizli kapaklı olma durumu olabilir mi? Yani, ben bazı şeyleri anlamakta şöyle zorluk çekiyorum: Hep bir şey varmış gibi. Böyle söyleniyor. Bu yanlış, böyle bir şey olamaz. Mesela dün de aynı şey oldu, bir arkadaşımız “Toryum ve uranyumla ilgili şüphelerim var.” deyince, ben biraz da nazik bir ifade kullanarak “telmih” kelimesini kullandım. Yani “kasıt” demedim, “ima” demedim, “telmihle demek istediğiniz” dedim. Onu “ısmarlama soru” şeklinde… Bu kelime, “telmih” kelimesi nasıl “ısmarlama” oldu, nasıl, lafını geri al filan diye böyle bir karıştı ortalık, bunu da anlamış değilim. Sonradan Sayın Oktay, hakikaten bir incelik gösterdiler, anlattılar bana durumu. Ben de bunu tekrar bilmeyenlere, duymamış olanlara ifade ediyorum: Dünkü söylediğim kelime “telmih” kelimesiydi. Bu ne “tembih” kelimesi ne “ısmarlama soru” kelimesi. Ben sadece orada “ima”dan da daha hafif bir kelime olan “telmih”i kullandım. Dolayısıyla, bunu da açıklamış olalım. Yani, lafın geri alınmasını filan gerektirecek herhangi bir şey yok. Üstelik de ben çok ince bir kelime kullandım, “telmih” kelimesini kullandım.

Diğer taraftan, burada, elektrik dışarıya satılır mı satılmaz mı? Fazla olursa satılır. Yani Fransa, nükleerden yüzde 78 elektriğini üretiyor, ihtiyacının fazlasını da bütün komşularına satıyor. Yani fazla olursa… Yani, şimdi siz fazla herhangi bir şey ürettiğiniz zaman bunu denize dökmüyorsunuz, alıyorsunuz, satıyorsunuz. Yani eğer varsa böyle bir talep, ki, zaten Türkiye “UCTE” dediğimiz Avrupa Elektrik Network’üne bağlanmak üzere çalışmalarını yapıyor. Bunun zaten amacı, komşundan alacaksın da vereceksin de. Hatta, burada UCTE olunca, Avrupa’ya da… İsterseniz, eğer maliyeti kurtarıyorsa İspanya’ya kadar satarsınız alan varsa. Yani bu tamamen ticari bir metadır. Biz, Yunanistan’a da verdik, Bulgaristan’a veriyorduk, kestik onu, şimdi Irak’a, Suriye’ye veriyoruz. Yani bu tip şeyin verilemez, edilemez diye böyle bir şeyi yok. İhtiyaç varsa, bunun için ekonomisi, fizibilitesi uygunsa yaparsınız.

Bu arada, tabii bunu yaparken de tek başımıza hareket etmiyoruz. Dışişleri Bakanlığı var, diğer kuruluşlardan görüş alıyorsunuz, diğer ilgili kurum ve kuruluşlar var. İcabında Millî Güvenlik Kurulunda bile bu tip şeyler tartışılabiliyor. Yani, bu tip konuların böyle karmaşık, anlaşılmaz, müphem bir tarafı yok; fiyatı belli, alanı belli, satanı belli; fazlan da varsa satarsın, Fransa nasıl yapıyorsa, diğer ülkeler nasıl yapıyorsa… Biz daha evvelden Bulgaristan’dan nasıl alıyorduysak, kestiysek, tersi de olabilir. İhtiyaçlar bunu ortaya koyar.

Diğer taraftan “EÜAŞ’ın termik santrallerinin kapasite kullanımı oranı. ne?” dendi. 2003 yılında yüzde 35’ti, göreve geldiğimizden hemen sonra; 2004’te, 2005’te bunlar arttı, 2005’te 48,5’a çıktı, 2006’da yüzde 61’e çıktı, şimdi yüzde 72.

Yalnız, bazen şöyle bir yanlış anlama da olabiliyor, mesela deniyor ki: Barajlarımızı biz tam kapasite kullanıyor muyuz? Barajlar ihtiyaca göre kullanılır. Bazen ünitenin bir tanesini kullanırsınız, bazen ikisini kullanırsınız, bazen beşini birden kullanırsınız. Orada, pik saatlere göre ihtiyacınız varsa otomatik olarak o devreye girer, yoksa zaten baraj bu, tutuyor suyu. Yani, su gibi malın olsun. Bunu, isterseniz, istediğiniz zaman kullanırsınız. Bunu az kullanmak, çok kullanmak bir beceriklilik veya beceriksizlik meselesi değil. Ama, arızalı olur, sen ona bakmazsın, ihtiyacın olduğu zaman bu üniteleri devreye alamazsan, o zaman tamam, o bir yetersizliktir. Ama, biz, şu anda ünitelerimizi devreye alabilecek durumdayız. Geçen yaz yetmiş sekiz yılın en sıcak yazıydı. Biz, çok şükür -başka ülkelerde, bilhassa Balkan ülkelerinde bazı yerler çöktü- buna rağmen gayet iyi yönettik. Antalya’da bir iki gün bir sıkışıklık oldu. O da Oymapınar Barajı’ndaki suyu biraz fazla itinalı kullanalım diye üzerine titredik. Hâlbuki, onu da biraz fazla kullansaydık bununla karşılaşmayacaktık. Çok şükür, bunlarla bir sıkıntımız yok, ama yatırımların hızlı yetişmesi lazım. Pik saatlerde bu aşırı büyümenin, hızlı büyümenin, ekonomik durumdaki gelişmelerin, aynı zamanda da büyüme sancısı gibi kabul edilecek bir tarafıdır. Buna da çare bulmak bizim meselemiz.

Diğer tarafta, hep Çernobil, işte Karadeniz Bölgesi’ndeki kanserlerden filan bahsediliyor. Sağlık Bakanlığının üniversitelerle ve TAEK’in yaptığı araştırmada, 19.500 aile tarandı -70 bin kişi yaklaşık- ve Karadeniz Bölgesi’nin kanser artışı ile bu olaylar arasında herhangi bir bilimsel veri yok elimizde, yani bunu destekleyen bir veri yok. Ben de Karadenizliyim. Ben de psikolojik olarak etkilendim. Fındık vaktiydi, fındıklar toplanmıştı. O Çernobil’in olduğunda radyasyon filan sorunları konuşuldu edildi, çaylar içildi içilmedi, hepimiz bundan psikolojik etkilendik. Ama Sağlık Bakanlığı ile üniversiteler, bilimsel usullerle bu çalışmayı yaptı. Yaptığı çalışmayı söylüyorum. Yani bunlar da şu kalınlıkta kitaplar. İsteyen varsa onları da temin edebiliriz sizlere. Bakın, inceleyin. Yani burada inanmadığımız veya güvenmediğimiz bir nokta varsa yeniden bir daha araştırırız. Yani neticede aynı ülkedeyiz. Yani burada bizim de çocuğumuz, akrabalarımız hep beraber bu ülkedeyiz. Yani bunu, biz, bir şeyi kaçırıyor ediyor filan durumunda değiliz.

Ayrıca şunu da ifade edeyim: Bu, bir ihale filan değil, bir ayarlanma değil. “Bir ısmarlama kanun” filan diyorlar; bu üzüyor bizi. Yani, en azından teknik arkadaşlarımı üzüyor, bürokrat arkadaşlarımızı üzüyor. Yani böyle bir ısmarlama, derme çatma, bilhassa… Derme çatmayı diyebilirsiniz belki. O bile denmez, çünkü o da komisyonda tartışıldı bir sürü, sizlerin de üyelerinizin katıldığı, milletvekillerin güzel katkıları oldu. Ama “ısmarlama” lafını kesinlikle reddediyorum. Hele, bu, Sayın Başbakanımıza yahut birtakım işte şirketlere filan, böyle ima da değil, açık açık söylüyorsunuz. Bu çok çirkin. Böyle bir şeyi reddediyorum, böyle bir şey söz konusu olamaz. Böyle bir şeye tenezzül etme de mümkün değil. Ayrıca bir ihale yok ortada. Buraya girecekler, bilek güreşiyle fiyatlarını ortaya koyacaklar. Burada, biz, başkalarının uygulamadığı bir sistemi uyguluyoruz. Yani ihale edip de bir müteahhidi zengin etme meselesi değil.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Hilmi Güler (AK Parti, Ordu). “8.05.2007 tarihli ve 5654 sayılı nükleer güç santrallarının kurulması ve işletilmesi ile enerji satışına ilişkin kanun ve anayasanın 89 uncu ve 104 üncü maddeleri gereğince cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderme tezkeresi (s.s.45)”. TBMM Genel Kurulu, 18. Birleşim tutanağı, 8 Kasım 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-hilmi-guler-23-2007-11-08-8-05-2007-tarihli-ve-5654-sayili-nukleer-guc-santrallarinin-kurulmasi-4 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
