# İzmir çamlı barajı ve baraj havzasında altın madeni aranması hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Hilmi Güler (AK Parti, Ordu)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 51. Birleşim
- **Tarih:** 17 Ocak 2008
- **Gündem:** İZMİR ÇAMLI BARAJI VE BARAJ HAVZASINDA ALTIN MADENİ ARANMASI HAKKINDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-hilmi-guler-23-2008-01-17-izmir-camli-baraji-ve-baraj-havzasinda-altin-madeni-aranmasi-hakkinda

> Mehmet Hilmi Güler (AK Parti), 17 Ocak 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 51. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İZMİR ÇAMLI BARAJI VE BARAJ HAVZASINDA ALTIN MADENİ ARANMASI HAKKINDA); konuşma 1.543 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. İzmir Milletvekili Sayın Erdal Sipahi’nin, İzmir Çamlı Barajı ve baraj havzasında altın madeni aranması hakkında yaptığı konuşmaya açıklayıcı bilgiler sunmak ve bu noktada sizi aydınlatmak için söz almış bulunuyorum. Hepinizi tekrar saygıyla selamlıyorum.

Hepinizin bildiği gibi Türkiye’de altın üretilmesi siyanür ve çevreye yönelik olarak ortaya atılan bazı ifadelerle zaman zaman tartışma konusu hâline geliyor. Ancak dünyada da altının yüzde 85’i bu metotla üretiliyor. Bunun dışında, tabii olarak bulunan altın da, daha evvel belki filmlerde gördüğünüz gibi, ırmak kenarlarında o saf altının birbiriyle sulu gravimetrik metotla üretilmesi gerçekleştiriliyor. Ama yaygın olarak dünyadaki usul bu.

Ancak bu nokta Türkiye’de biraz daha farklı algılanıyor. Türkiye’de, nedense, diğer madenlerin yanında, altın özel bir ilgi konusu oluyor. Kroma, bora, mermere, bakıra, çinkoya ilgi gösterilirken, altın noktasında zaman zaman çok farklı yaklaşımlar ele alınıyor. Bunu, tabii, biz, ilgiyle ve ibretle izliyoruz. Tabii Sayın Erdal Sipahi Bey’i bundan tenzih ederek söylüyorum, çünkü onun o konudaki hassasiyetinin bu noktadaki paralellik içinde olmadığını biliyorum. Ancak size şunu söyleyeyim: Buradaki siyanür, sodyum siyanürdür, bildiğimiz hidrojen siyanür değil.

Ayrıca, bununla ilgili yapılan, çevreyle ilgili yapılan çalışmalarda da, bunun, direkt temas olmadıkça bir sorun olmadığını da biliyoruz ve bununla ilgili olarak da dünyada zaten bilinen usullerle bu çalışmalar sürdürülüyor.

Bunun dışında da, ayrıca, atık havuzlarında kireçle muamele edildiği zaman, herhangi bir sorun olmadan da, çevreye duyarlı olarak da bu elimine edilebiliyor.

O bakımdan, siyanürü, burada farklı bir boyutta ele alarak bu tartışmaların konusu etmemek lazım. Çünkü, yüz yirmi yıldan beri dünyada bu sistem kullanılıyor. Dünyada, Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Fransa, İsveç, İtalya, İspanya, Avustralya gibi çevre açısından çok duyarlı ülkelerde de bu kullanılıyor ve yaklaşık olarak da sekiz yüze yakın madende de bunlar kullanılıyor. Ülkemizde de aynı şekilde kullanılıyor. Ben, daha evvelden Etibank’ın Genel Müdürlüğünü yaptım. Kütahya’da da bu şekilde, gümüş tesislerinde kullanılıyor. En ufak bir sorun olmadı, çünkü bu nokta teknik olarak ele alındığı için, hiçbir sorun olmadan da sürdürülüyor.

Ayrıca, dediğim gibi, kireç ilavesi de siyanürün gaz hâline geçmesini önlüyor. Dünyada altın ve gümüş tesislerinde çalışan binlerce kişi ve mühendisten, siyanürden dolayı ölen bir kişiye rastlanmamıştır. Bunu bilhassa ifade etmek istiyorum. Çünkü devamlı kontrol altında tutulur bu.

Ayrıca, dünya, madenciliğin, tarımın ve turizmin iç içe olduğu pek çok örnek de geçerli ve Kanada’da olsun, diğer ülkelerde olsun, turizm tesisleriyle bu iç içe olabilmektedir. O bakımdan, bunun çok fazla abartıldığı kanaatindeyim. Çünkü, madenler insanların istediği yerde olmuyor. Madenlerin oluş şekli, petrolde de olduğu gibi, istediğimiz yerde değil, istenilen yerde oluyor. Yani, kainatın yaratılmasıyla beraber, o, kendine özgü bir şekilde, yer kabuğunda, yer kabuğunun derinliklerinde bulunabilmekte. Onun için, bizim isteğimize göre olmuyor. Biz mühendisler, teknik insanlar, işte, bu şartlar altında insana ve diğer canlılara zarar vermeyecek, çevreye zarar vermeyecek şekilde bunu üretebilmesi, işte, tekniğin konusu oluyor. İşte, esas bilgi, esas tecrübe burada devreye giriyor, bilim ve teknoloji burada metotlarını ortaya çıkarıyor ve bunu da ekonomik bir şekilde uygulamak gerekiyor.

Dolayısıyla, bunu, biz Türkiye’de de çok ciddi olarak ele alıyoruz, Çevre ve Orman Bakanlığımız bu konuda hassas, ayrıca, halkımızın çevreye olan bilinç düzeyi bizleri mutlu edecek kadar yüksek. Yani, bunu iftiharla söylüyorum. Çünkü, netice itibarıyla biz bugün varız yarın yokuz ama bu çevre, bu ülke, bu güzellikler her zaman devam edecek. Onun için de, biz, bu çevreye duyarlı hâlimizle geleceğe bunu güzel bir şekilde devretmeyi esas hedef olarak aldık.

Burada da, ayrıca, 2001 yılında Bergama Ovacık’ta kullanılan tesiste, Uşak Kışladağ’da 2006’dan beri aynı yöntemle altın üretiliyor, bugüne kadar hiçbir çevre sorunu olmadı. Bizzat, ben, kendim giderek orayı gezdim, yani, bir yerde teftiş ettim. Ayrıca, Maden İşleri Genel Müdürlüğümüz burayı devamlı inceliyor. Çevre ve Orman Bakanlığımızın değerli uzmanları bu noktada çok hassaslar, hatta, en ufak bir taviz göstermeden bu çalışmaları sürdürüyor, burada, biz, çevreye en ufak bir terslik görmedik. Bunu, oradaki canlılarla olan dengeyi de etüt ediyoruz, sorun yok.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Ama yargı kararlarına rağmen Sayın Bakan. Bergama’daki olay yargı kararına rağmen ortaya çıktı.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Devamla) – Şöyle söyleyeyim, o yargı kararını farklı olarak almak lazım. Yani, onu hukuki bazda değerlendirmeyi hukukçulara bırakalım, çünkü biz onlarla da görüşerek bu işi sürdürüyoruz. Bizim, herhangi bir şekilde yasa dışı veya yasaya aykırı bir hareketimiz söz konusu olamaz. Bu, kendimizi reddetmek olur. Bu bakımdan bunu çok saygılı biçimde yapıyoruz. Yani bunu yaparken sadece ona değil, etik kurallara da yazılı olmayan kurallara da biz ayrıca dikkat ediyoruz, çünkü çevreye gerçekten saygılıyız. Bu, hem inancımızın gereği hem bilim ve teknolojiye olan saygımız gereği hem de bu noktada kalkınmak için bunu biz bir esas umde, esas bir ilke kabul ettik.

Ayrıca şunu söyleyeyim: Ulu Önder Atatürk, MTA’yı 1936 yılında kurarken yer altı zenginliklerimizi de insanımızın hizmetine sunmayı amaçlayarak bunu kurmuştur ve kurduğu birimlerden bir tanesi de altınla ilgili birimlerdir. Netice itibarıyla da MTA’nın kuruluş amacında da bizden birtakım mesut sürprizlerle karşılaşmamızı, mesut sürprizler yapmamızı beklemiştir. Kendi ifadesidir. Biz de bu çalışmaları tıpkı kromda, borda, mermerde, bakırda, çinkoda olduğu gibi, zeolitte olduğu gibi, diğer endüstriyel minerallerde olduğu gibi aynı hassasiyeti buna gösteriyoruz.

Burada biraz önce bahsettiğiniz -kamulaştırmayla ilgili- kanunla ilgili olarak da şunu ifade edeyim: Burada tabii ki bir millî güvenlik veya herhangi bir ulusal bütünlükten ziyade… O cümle orada virgülle geçen bir ifadedir. Onun dışında, gerektiğinde bu kamulaştırma yapılır diye ifade edilmiştir. Bunun yapılmasını, ikisini o amaçla olmuş gibi yapmak biraz kelimeleri ve cümleleri zorlamak demektir, anlamı zorlamak demektir. Orada virgülle geçen ifadeler bu kamulaştırmaya örnek olabilecek durumları ifade ediyor. Onlardan bir tanesi de, “gerek görüldüğünde” denmesinin sebebi bu tip yatırımların fazla uzamaması içindir. Daha evvelden de iki emsal uygulaması daha vardır. Bu uygulamadan dolayı da bir farklılık olmasın, bir ayrıcalıklı hareket yapılmasın diye bu da aynı kategoriye konulmuştur ki süratli bir şekilde bu yatırım yapılsın. Aksi takdirde bu yatırımlar uzadıkça, biz, aynı zamanda bol miktarda altın ithal eden ülke durumunda oluyoruz.

Hâlbuki Türkiye’nin altın kaynakları bakımından bakıldığı takdirde, bizim 6.500 ton altın bulma ihtimalimiz var. Şu anda 600 tonluk kısmı ispatlanmış vaziyette. Biz bu hâliyle bile dünyada 9’uncu durumdayız. Eğer, 6.500 tonluk altını bulup gerçekleştirdiğimiz zaman dünya 2’ncisi olacağız. En az 5 milyar dolarlık altın ithalatımız var. Her ne kadar bu ithal ettiğimiz altını işleyerek sattığımız için katma değeri yüksek ürünlere döndürüyorsak da bunu kendi altınımızdan yaparsak bu daha önemli olacak. Bunun için de Maden Kanunu’ndaki birtakım maddeleri düzeltmek istiyoruz, yeniden düzenliyoruz. Yani, bu altının daha fazla ülkemizde kalması, işlenmesi ve bizim ekonomimize daha fazla katkıda bulunması için Maden Yasası’nı ayrıca düzenliyoruz. Bu bakımdan, herhangi bir sorun söz konusu değil. Zaten bu firma oradaki arsaların bir kısmını satın almıştır, almadığı kısımlarla ilgili bu kamulaştırma kararı alınmıştır.

Ayrıca, bizim yaptığımız çalışmalarda… ÇED raporunu da çok güzel bir çalışma yaparak almıştır. Burada da eğer herhangi bir sorun olmuş olsa, Çevre ve Orman Bakanlığımızın değerli uzmanları, ilgili birimleri bu noktada zaten bu izni vermezlerdi.

Dolayısıyla, ÇED raporu alınmış, yasaya uygun çalışmaları sürdüren bir müteşebbise yardımcı olmak ayrıca da bizim görevimizdir. Çünkü bu da bir yatırımdır. Yani, buradaki mermer yatırımı neyse bu da onlardan bir tanesidir. Çevreye uyarlılığını sağlamak da zaten bizim görevimizdir.

Bunun dışında yapılan… Gene su ile ilgili söyleyeyim: Daha evvelden (İZSU) İzmir Sular İdaresi Genel Müdürlüğü, 21/9/1999 tarihli yazısıyla Çamlı Barajı’nın inşaatını yapmaktan vazgeçtiğini bildirmiştir. Yani burada, biraz, “bahane” diye nitelendirebileceğimiz birtakım engellemeler söz konusudur. Yani Çamlı Barajı’nın inşaatını yapmaktan vazgeçtiğini belirterek, barajın DSİ’ce uygulama programına konulmasını istemiştir.

Ayrıca, biz, İzmir’in -ki, üzerine titrediğimiz şehirlerimizden bir tanesi- barajlarını zaten süratli bir şekilde yapmaya çalışıyoruz ve şu anda İzmir içme suyu Gördes Barajı’yla yapılacaktır. Gördes’in de şu anda inşaatı devam ediyor. Eğer, ilgili değerli belediyemiz, İzmir Belediyemiz -ki ben Başkanını da aradım ama ulaşamadım kendilerine- Sayın Başkan, eğer yapabiliyorsa, bu noktada gayretlerini gösterebiliyorsa bu Gördes Barajı’nın isale hatlarını yapmaya çalışsın. Biz de ona ayrıca… Gene, DSİ’miz, Çevre ve Orman Bakanlığımız zaten bu desteği sürdürüyor.

O bakımdan, burada, ne altın meselesi bir engel olabilir ne “siyanür” diye işin saptırılması ayrı bir boyutunu oluşturabilir. Eğer içme suyu meselesiyse, zaten İZSU, Çamlı Barajı’nın yapımından vazgeçmiştir, yazısıyla. O zaman, geriye kalan da -biz zaten, onun, Gördes Barajı’nı da yapıyoruz- Gördes Barajı’nın da isale hattını yapsın.

SELÇUK AYHAN (İzmir) – Yanlış söylüyorsun, doğruyu söyle.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Devamla) – Dolayısıyla, ben bu noktada, Çevre ve Orman Bakanlığımızdan aldığım bu bilgiyi de size ayrıca saygılarımla sunmak istiyorum. Eğer bu noktada ilave tereddütleriniz veya aydınlatılması gereken noktalar varsa Çevre ve Orman Bakanımız da zaten buradalar; size, gerek şimdi gerekse uygun gördüğünüz bir anda daha detaylı bilgiler sunabilir.

Bizim yapmak istediğimiz şey, ülkemizin yer altı zenginliklerine gereken önemi bu dönemde biz fazlasıyla veriyoruz. Çıkarttığımız Maden Kanunu’yla ruhsatlarımızı artırdık. Bu, aynı zamanda, MTA’nın kuruluş felsefesinde, kuruluş amacında Ulu Önder Atatürk’ün ifade ettiği sözlere de uygun bir çalışmadır. O “İstikbal göklerdedir.” demişti, biz de “İstikbal derinlerdedir.” diyoruz ve daha fazla derinlere inerek, hem petrolümüzü hem doğal gazımızı hem madenlerimizi –buna altın, gümüş de dâhil- bunları da çıkaracağız.

Bu arada da, biz, altın hakkındaki gösterilen çevre hassasiyetini saygıyla karşılıyoruz, bu bilincin yüksek olması bizi son derece mutlu ediyor. Ama onun dışındaki engellemeleri de ibretle izliyoruz ve bu amacımızdan da vazgeçecek değiliz. Ancak, Maden Kanunu’ndaki aksaklıkları da ayrıca düzeltmek üzere çalışmalarımızı hazırladık. Meclisimizin uygun bir gündeminde bunu da devreye alarak, çevreyle olan, taş ocaklarıyla olan, hatta bu altın madeniyle ilgili birtakım düzenlemeleri de içerecek çalışmaları da bununla ele alacağız.

Benim bu noktadaki açıklamalarımı bu çerçevede kabul edin.

Hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Hilmi Güler (AK Parti, Ordu). “İzmir çamlı barajı ve baraj havzasında altın madeni aranması hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 51. Birleşim tutanağı, 17 Ocak 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-hilmi-guler-23-2008-01-17-izmir-camli-baraji-ve-baraj-havzasinda-altin-madeni-aranmasi-hakkinda (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
