# 2009 yılı merkezi yönetim bütçesi (s.s.312) 2007 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2007 bütçe yılı kesin hesap tasarısı (s.s.313)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Hilmi Güler (AK Parti, Ordu)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim
- **Tarih:** 23 Aralık 2008
- **Gündem:** 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ (S.S.312) 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2007 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISI (S.S.313)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-hilmi-guler-23-2008-12-23-2009-yili-merkezi-yonetim-butcesi-s-s-312-2007-yili-merkezi-yonetim

> Mehmet Hilmi Güler (AK Parti), 23 Aralık 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ (S.S.312) 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2007 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISI (S.S.313)); konuşma 3.305 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bakanlığımızın bütçesi vesilesiyle, gerek milletvekillerimize gerek bürokrat arkadaşlarımıza özellikle teşekkür ediyorum, başta siz ve Plan ve Bütçe Komisyonu olmak üzere. İnşallah, bütçemiz ülkemiz için hayırlı olur.

Ben, biraz önceki yapılan konuşmalara da biraz sonra bazı açıklayıcı bilgilerle cevap vermeye çalışacağım ancak bugün Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığını “ve”den sonraki kısmıyla öne alarak “Tabii Kaynaklar ve Enerji Bakanlığı” diye almak istiyorum. Çünkü, enerji konusu epey ele alındı ama özellikle tabii kaynaklar kısmını, yerli kaynaklar kısmını, millî kaynaklar kısmını biraz daha altını çizerek vurgulamak istiyorum.

Bunun için, göreve geldiğimizde, neyimiz var neyimiz yok anlamak için bir envanter yaptık ve bu envanterle seksen bir ilimizin maden ve endüstriyel minerallerinin kaynaklarını çıkarttık ve bunu MTA, Maden İşleri Genel Müdürlüğüyle birlikte başardı. Buraya getirme imkânım olmadı. Yaklaşık üç tuğla kalınlığında. Dolayısıyla, onları milletvekillerimize, adreslerine göndereceğiz. Bu seksen bir ilin maden, mineral zenginlikleri gerçekten dikkat çekici, ülkemizin zenginliklerini ortaya koyması bakımından memnuniyet verici ve biz bunları bir an evvel milletimizin hizmetine sunmak üzere de il il genel müdürlerimizle birlikte geziyoruz. Geçen hafta Yozgat’taydık. Oradan Bursa’ya geçtik. Bu hafta tekrar Denizli ve İzmir var programda. Genel müdürlerimizle birlikte o illere şeker, lokum götüreceğimize, bu haritaları valimize, belediye başkanımıza, ticaret ve sanayi odası başkanlarına veriyoruz ve oradaki kalkınma hareketini tetiklemeye çalışıyoruz. Bu bakımdan memnuniyet verici bir çalışma.

Bununla ilgili de jeotermalle birlikte büyük bir -maden ve bilhassa kömür arama- hamle başlattık ve bunun neticesi de çok şükür iyi oldu. Biraz önce arkadaşlarımız da bahsettiler, 2,3 milyar ton kömür tespit ettik. Bu görünen rezervdir. Bunun üzerine –şimdi arkadaşlarımız üzerinde çalışıyor- Konya Karapınar bölgesinde yaklaşık 600 milyon ton daha bir beklentimiz var. Oradaki rezervi kesin tespit etmek üzere çalışmalarımız devam ediyor. Dolayısıyla kömürü hem elektrik enerjisi üretmekte kullanmak hem teshinde –ısıtmada- kullanmak üzere çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu arada gene çıkarttığımız kanunlarla -sizlere de teşekkür borçluyuz- bunlarla ilgili, bilhassa Maden Kanunu, Jeotermal Yasası, Yenilenebilir Enerji ile önemli adımlar attık.

Tabii, kömürün dışında yaptığımız diğer çalışmalar var; madenlerde tespit ettiklerimiz, biraz önceki envanterle birlikte. Şunu gördük: Gerçekten yeni dönemde kullanabileceğiniz yeni ürünler var, stronsiyum gibi. Yani bakır, demir gibi klasik madenlerin dışında yeni ürünlerin tespiti var ve bunların şimdi uç ürünlere dönük kullanılması üzerinde çalışmalarımız var. Toryumdan biraz önce sayın milletvekillerimiz de bahsettiler. Toryumla ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Onunla ilgili peleti yaptık, yani ayrıştırdık ve yan ürün olarak da diğer toprak elementlerini tespit ettik ve toryumla ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Hindistan’la da görüşmelerimiz var. Yani toryum bizim millî yakıtlarımızdan biri olacak ama şu anda uranyum ağırlıklı gittiği için uranyumu birinci önceliğe aldık. Aynı şekilde Yozgat’ta da bizim 2.800 ton kadar bir rezervimiz var. Onu da geliştirmeye çalışıyoruz. Kısacası madenlerdeki çalışmalar gayet iyi gidiyor.

Mermerde büyük atılım yaptık. Mermer sektöründe, sadece inşaat sektöründe kullanılması açısından değil, bunun dışında mermer makinelerinin yapılması konusunda büyük bir atılım meydana geldi. Yani biz onu kırıntısına varıncaya kadar, tozuna varıncaya kadar değerlendiriyoruz. Yani mermerdeki atılımımız memnuniyet verici. Burada İtalya’yla yarışmamız söz konusu ve şimdi onun blok yerine, ince dilimler hâlinde, “clad” dediğimiz tabakalar hâlinde kullanılmasını teşvik ediyoruz.

Bunun dışında borla ilgili yapılan çalışmalar artık sözden uygulamaya geçti çok şükür. Borla ilgili, borlu çimentoyu yaptık, standardını aldık. Artık standardize edilmiş, yerli bir çimento ürünümüz var. Türk tipi çimento bu. Yüzde 70 daha mukavim, yüzde 15 daha az enerji harcayan ve kimyasal reaksiyonunda da, proseste de 100 santigrat derece daha aşağıda oluşan, havayı daha az kirleten ve dolayısıyla çimento sektöründe devrim sayılabilecek bir olay. Çünkü karbondioksit emisyonunda kömür santrallerinden sonra çimento sektörü ikinci geliyor. Eğer borlu çimentoyu dünyada yaygınlaştırabilirsek -ki bu kolay bir iş değil- karbondioksit salınımında yüzde 25 kadar, büyük bir avantaj sağlayacak ve bunu biz şu anda DSİ’nin laboratuvarlarında da uyguladık ve gayet olumlu netice aldık. Özellikle büyük blokların dökülmesinde -baraj gövdesi gibi- buralarda soğutmaya da gerek kalmadığı için… Biliyorsunuz inşaat yapıldığı zaman hortumla üzeri sulanır çatlamasın diye. Bu tip çimentoyla yapılan inşaatlarda sulamaya gerek yok, soğutmaya gerek yok. Dolayısıyla büyük, masif blokların yapılmasında içine boru döşenip de soğuk su döndürülen, soğutulan bloklara gerek yok. Dolayısıyla bu noktada barajlarda belki yüzde 20’ye varan bir avantaj sağlamak mümkün olabilecek. Bu bakımdan ben borda yapılan bu memnuniyet verici çalışmayı dikkatlerinize sunmak istiyorum.

Ayrıca, yolların betonla kaplanmasıyla ilgili denemelerimiz sürüyor iki ilde. Burada da bir buçuk senedir tabii şartlarda üzerlerinden tırlar, traktörler, kamyonlar, otobüsler geçiyor. Şu ana kadar olumlu netice aldık. Eğer bu da olursa, normal olarak asfalt yollarda iki yılda bir bakım yapılan yollar yirmi yıl kadar dayanabilecek. Bu da dışarıdan aldığımız asfalta karşı bir yerli ürünümüzdür ve çevre dostudur.

Netice itibarıyla bu tip çalışmalarımız sürüyor. Bu noktada ayrıca, sodyum bor hidrür gibi çalışmalar devam ediyor, zırh çalışması devam ediyor. Bitkilerde borlu besleyiciler dediğimiz besleyicileri denedik. Bunlar laboratuvar ölçeğinde değil tarlada deneniyor, üniversitelerimiz tarafından deneniyor. Burada da üç yıllık yaptığımız denemelerde buğdayda gayet iyi sonuç aldık. Yonca, sarımsak, fındık gibi ürünlerde iyi sonuçlar aldık. Eğer burada bor eksikliği olan sahalarda bunu kullandığımız takdirde açlık gibi insanlık sorunu olan bir konuda da önemli adımlar atmamız mümkün olabilecek.

Bunun dışında gene, yer altında tabii kaynaklar olarak çalıştığımız konular içinde jeotermal geliyor. Jeotermalde de kaynaklarımız bakımından, rezerv bakımından Avrupa’da 1’inci durumdayız, dünyada da 7’nciyiz. Bu rakamı herkes artık biliyor. Fakat burada uygulamaya geçmek önemliydi. Biz on dokuz tane, Türkiye’de sondaj makinesi yapan imalatçıları topladık, daha derine inen makineler yapmak üzere çalışmaları başlattık ve bunun neticesinde bin metre civarında ortalaması olan makineleri şimdi 3 bin metreye kadar inebilecek duruma geldik. Yani, bir yerde “İstikbal göklerdedir.” sözünü şimdi biz ondan da ilham alarak “İstikbal derinlerdedir.” diye bütün yer altı kaynaklarımızı, kömür, jeotermal, su, bor, madenler olmak üzere uygun yerleri delerek bu sondajları yapıyoruz. Sadece MTA’nın sondajları 25 bin metreydi, şu anda bu 100 bin metreyi geçti ve bunu katlaya katlaya gidiyoruz ve MTA’nın bütçesini de 8 kat artırdık. Yani bu çalışmaları sürdürüyoruz ve jeotermalde Yozgat’ta geçen hafta şehir ısıtmasında bin beş yüz evin ısıtılmasında kullanılacak tesisi devreye aldık. Artık bu yerli kaynağımız, tertemiz kaynağımız ve Ege Bölgesi’nde özellikle deprem sahalarına aynı zamanda bir avantaj bu. Bir yanda deprem bir yanda jeotermal kaynakları, aşağı yukarı bire bir birliktelik var ve buraya ağırlık vererek -jeotermalde yasadan sonra büyük bir atılım meydana geldi- altı bölgenin ihalesini yaptık. Biraz önce bir milletvekili arkadaşımız “Uzatılacak mı?” diye sordu. Bankalardaki bu kredi temini noktasında müracaat ettikleri için bayram dönemindeki süre kadar uzattık, bundan sonra uzatmayacağız. Dolayısıyla alan kişiler buradan elektrik üretmek üzere çalışmalarını yapacaklar.

Diğer jeotermal kaynakları peyderpey ihale ediyoruz ve bunu büyük bir zenginlik olarak görüyoruz çünkü soğuyan suyu tekrar yer altına basma imkânımız var. Bunu yaptığımız takdirde suyu defalarca kullanabilme imkânımız var. Herhangi bir çevre kirliliği yok, tamamen yerli kaynağımız ve jeotermalde -belki de bu elektrik üretmekten sonra- 100 derecenin üzerindeki buhar elektrik üretiyor, daha sonra soğudukça binaların ısıtılmasında, ondan sonra bunu banyolarda, daha sonra da sera olarak kullanmak mümkün.

Yeni OSB’ler başlıyor. Yeni OSB’ler, organize sanayi bölgesi değil, organize sera bölgeleri. Yani bu şekilde en son soğuyan kısmı ki hâlâ 30 derecenin, 40 derecenin üzerinde oluyor. Bununla beraber yeni ürünlerin, tarımsal ürünlerin üretilmesi mümkün. Bununla ilgili domates, biber ve çiçekçilik gibi konularda büyük bir atılım var, bilhassa Ege Bölgesi’nde. Bu hafta da Denizli bölgesindeki jeotermal kaynakları göreceğiz. Oraya genel müdürlerimizle beraber gidiyoruz, hem ilin sorunlarını görüyoruz hem de yerinde yatırımları görerek, yerinden yönetim yaparak bunu görüyoruz. Yani Ankara’yı biz masa başında oturarak yönetmiyoruz. Arkadaşlarımız da bu şekilde giderek bunları yapıyor ve burada jeotermalde önemli adımlar attık.

Onun dışında petrolle ilgili çalışmalarımız sürüyor, doğal gazla ilgili çalışmalarımız sürüyor. Bugüne kadar biz enerjide sistemin mimarisini ortaya koyduk. Yaptığımız çalışmalar, yasa değişiklikleri, mevzuat değişikliklerini, yaptık ve bunun neticesinde şimdi yoğun bir şekilde çalışmaları sürdürüyoruz. Burada, bütün Karadeniz’in iki boyutlu, üç boyutlu sismik çalışmalarını yaptık, kilometrekarelerce yer tarandı. Şimdi deleceğimiz yerler tespit edildi. Petrobras Brezilya firmasıyla birlikte Karadeniz’in batı kısmını… Orta kısmında Amerikan Exxon Mobil’le anlaşma imzaladık 450 milyon dolarlık. Şimdi Chevron’la birlikte diğer firmalarla görüşmeler sürüyor. Belki şunu diyebilirsiniz, niye yabancıya ihtiyaç var? Karadeniz’de, yani denizdeki sondajlar karada 2 milyon dolar civarındayken denizde 150-200 milyon dolar civarında. Yaptığımız anlaşmada eğer bir şey çıkmazsa masraf onun, eğer bir şey çıkarsa onu bölüşeceğiz, bu şekilde olacak. Ayrıca, gayet tabii ki yasalar da dinamik unsurlardır, şartlara göre gene bunlar da gözden geçirilebilir. Dolayısıyla Karadeniz Bölgesi bir yerde Hazar bölgesine benziyor jeolojik açıdan. Bu bakımdan biz Karadeniz’den ümitliyiz ama matkabın ucunun mutlaka delmesi, petrole, doğal gaza ulaşması şartıyla. O bakımdan TPAO’nun değerli uzmanlarıyla birlikte bu çalışmaları yoğun bir şekilde sürdürüyoruz.

Bu arada, Burdur yakınlarında Türkiye’nin en derin kuyusunu deliyoruz; 6.500 metre, 6,5 kilometre. Orada da değişik bir formasyonu deniyoruz. Zor bir yapı, yer altı mağaralarının olduğu bir yer. Zaman zaman o bozuklukları çimentoyla doldurarak iniyoruz. Şu anda 4.500 metreyi geçtik, birkaç yüz metre sonra anlamlı birtakım tabakalara rastlama beklentimiz var. Ama bunlar hep beklenti. Bunların mutlaka, gayet tabii ki sondajlarla netleşmesi lazım. Yani kısacası yer altı kaynakları konusunda yoğun çalışmalarımız sürüyor. Güneydoğu’daki çalışmalarımız aynı şekilde devam ediyor.

Bu bakımdan, bizim yaptığımız çalışmalarda, bu yer altı kaynaklarından başka diğer yerli kaynaklara bakacak olursak, rüzgârda önemli adımlar attık. Önce Türkiye'nin tüm rüzgâr atlasını çıkardık. Seksen bir vilayetin, köylerine varıncaya kadar, beldelerine varıncaya kadar il il listelerini çıkardık. İletim hatlarını, trafoları tespit ettik. Nerede rüzgârın güçlü olduğu yer varsa bağlantı yapmak mümkün.

Türkiye'nin şu andaki kurulu gücü toplam 42 bin megavat. Biz bunun 32’sini kullanıyoruz. Rüzgârın potansiyeli 48 bin megavat. Bunun biz 20 bin megavatını 2020 yılına kadar kullanacağız. Hani biraz önce “Hedefler yok.” filan dendi, hedefsiz böyle bir yere gidilmez. Nereye gideceğini bilmiyorsanız hiçbir yol sizi oraya götürmez. Dolayısıyla biz ne yaptığını bilen bir Hükûmetiz ve Bakanlığız, uzman arkadaşlarımız da aynı şekilde.

Şu anda 2020 yılına kadarki rüzgâr hedefimiz 20 bin megavat. Biz bunu da… Göreve geldiğimizde 17 megavat dönüyordu, 2002’de göreve geldiğimizde Türkiye’de 17 megavat dönüyordu. Bu yılın sonunda bu yaklaşık 500 megavat civarında olacak ve Avrupa’nın 35 ülkesi arasında sonuncuyduk, nal topluyorduk tabiri caizse. Şimdi bir deparla 11’inci olduk. Buradaki hedefimiz ya 1’inci ya 2’nci olmak.

Bu da yetmez, türbin fabrikasını Türkiye’ye kurmak en büyük emelimdi. Yani bu noktada bir bakan olarak en mutlu günümü geçen hafta yaşadım, Ankara’da türbin fabrikasının kurulması üzerine tören yapıldı ve Ankara’da bu türbin fabrikalarında üretilecek. Bu da önemli bir gelişme çünkü para Türkiye’de kalacak. 2020 yılına kadarki hedef olan 20 bin megavatı 1,5-2 milyar dolarla eğer çarparsanız megavat başına, yaklaşık 35-40 milyar dolar yapacak bir kaynak bu. Yurt içinde kalacak, aynı otomotiv sektörü gibi yeni bir sektör doğmuş olacak.

Rüzgâr bu, fakat esas sürprizi inşallah güneşte yapacağız. Güneşteki potansiyel çok daha fazla. Güneşte de aynı şekilde, güneş enerjisi haritasını çıkardık Türkiye'nin, il il haritası çıktı. Onları da zatıalinize, sizlere dağıtacağız, rüzgârı dağıttığımız gibi, il il bunu görmemiz mümkün. Bu da tamamen yerli kaynağımız. Binaların çatılarından tutun, güneye bakan yönlerine bunları kullanmamız mümkün.

Zaman zaman rüzgârı söylediğimiz zaman da hafif tebessümle karşılaştığımız durumlar oldu. Güneşte de aynı şeyle karşılaşıyoruz. Ama size şunu söyleyeyim: Bizim rüzgâr atlasıyla tespit ettiğimiz zenginliğimiz içinde özelikle Karadeniz Bölgesi en zayıf gibi gözüken yer ama Almanya’nın güneşinden radyasyon açısından daha yüksek. Almanya’da yüz elli bin çatı projesi başlatıldı. Türkiye’de de bu yürüyecek. Su ısıtmada nasıl biz dünyada sayılı ülkeler arasındaysak güneş enerjisiyle güneşte de elektrik üretmek bakımından böyle olacak. Ve bununla ilgili çalışmalarımız: Türkiye’de bunun tesislerini kurmak üzere en az beş şirketle şu anda görüşmemiz var. Eğer bu olursa Türkiye çok önemli bir avantaj kazanacak. Sadece Antalya’daki binaların çatılarının yüzde 80’ine güneş pili koyduğunuzu farz etsek -ki bu büyük bir rakam- on tane Kayseri’nin elektriği yapıyor. Ve toplam potansiyelimiz elli altı bin doğal gaz santralini kuracak değerde. Bütün mesele… Bunun fiyatlarının bir miktar düşmesi lazım şu anda, ki bilgisayar fiyatları gibi aşağıya iniyor. Petrol fiyatlarıyla bunun bir yerde, 2010-2011 yılında buluşması lazım.

Bununla ilgili başta Bilkent Üniversitesi olmak üzere, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi gibi üniversitelerle bu pillerin Türkiye’de imal edilmesi noktasında nanoteknoloji konusunda çalışmalarımız sürüyor. Yani hayatımızın bir parçası da ARGE bizim. Proje üretmek ve bu projeleri bir vizyoner yaklaşımla ülkemizin geleceğini hazırlamak noktasında uygulamaya geçirmek.

Bundan sonraki kısım da hidrojen. Hidrojen Merkezini de İstanbul’da kurduk. Üç senedir çalışmalarını sürdürüyor. Bu iki hafta içinde ilk defa hidrojen enerjisiyle kesintisiz güç kaynağını bir hastanede devreye sokacağız. Ve tamamen sessiz çalışan, yandığı zaman egzozundan su buharı çıkan bir enerji kaynağını uygulamaya geçireceğiz. Bu noktada da önemli adımları atıyoruz. Bu çalışmalar tabii ki geniş kapsamlı çalışmalar.

Maden ocakları deyince bazı arkadaşlarımız tabii ki rahatsız oluyorlar çevreyle ilişkisi açısından. Ancak şunu söyleyeyim: Duble yollardan tutun toplu konuta kadar bizim katkımız var. Yani biz üç bin taş ocağı ruhsatı verdik. Eğer o taş ocaklarının ruhsatlarını vermeseydik ne duble yolları ekonomik bir şekilde, ucuz bir şekilde yapabilirdik ne toplu konuta katkısı olabilirdi. Buradaki birtakım aksaklık, eksiklikleri de yeni maden kanunuyla düzenlemek üzere çalışmalarımızı yaptık, onlarda uygulamaya geçeceğiz. Yani üç bin taş ocağı demek… Aslında belki çok ufak gelebilir yapılan iş açısından, “Taş, toprakla uğraşıyor.” diyebilirsiniz ama bütün hayat bunlarla oluyor, hayatın temeli topraktır. Yani o bakımdan da biz bunu önem vererek yapıyoruz, çevre açısından da buna ağırlık veriyoruz.

Bu çalışmaları yaparken gayet tabii ki gelişmeleri de yakından izliyoruz. Bu çalışmalar içinde bizim temel yapmak istediğimiz şey, biraz önce saydığımız, “yenilenebilir enerji” diye bahsettiğimiz güneş, rüzgâr, su… Mesela suda, boşa akan suları boy boy on beş tip türbin yaptık TEMSAN’da. Bunlar kâğıt üzerinde çizilmiş proje değil, yaptık. Yani bir tanesini, en küçüğünü tek elinizle kaldırıp arabanızın bagajına koyabilecek kadar küçük, bu, altı yedi evin elektriğini üretiyor; bazıları da bir tırın taşıyamayacağı kadar büyük, bu da bir kasabanın elektriğini üretiyor. Bu şekilde bin altı yüz tane boşa akan ırmağın biz noktalarını tespit ettik ve bu çalışmalarla birlikte altı Keban Barajı yapacak kadar bir kaynağı harekete geçirdik. Bizim dönemimizde yapılan yatırımların -ki, biz kamu olarak yapmıyoruz, bunu öngörmüyor sistem- yapılan çalışmaların, başlatılan çalışmaların toplamı 30 milyar dolardır. Bu 30 milyar dolar, bütçeye yük olmadan, tamamen özel sektörün başlattığı çalışmalar ve bu çalışmalar eğer gerçekleşirse biz şu anda bir miktar sıkıntıda gibi gözüken… Ama kriz değil bu. Çok arkadaşımız burada hep “kriz” lafını söyleyerek bizleri üzüyorlar.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – TEİAŞ söylüyor TEİAŞ, Sayın Bakan.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Devamla) – Bizim raporumuz o, o raporları biz hazırlıyoruz.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – E tamam da siz söylüyorsunuz.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Devamla) – Bizim sözümüz zaten. Biraz önce dediler ki: “Hep iyi şeyler konuşuyor.” Biz onlara ihtiyacımız olduğu… Zaten bana bağlı bir genel müdürlük.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Tamam da TEİAŞ söylüyor, biz söylemiyoruz.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Devamla) – Onu biz yazıyoruz. Niçin yazıyoruz? Bu noktadaki yatırım hassasiyetini herkes bilsin diye, diğer kurumlarımız bunu görsünler diye söylüyoruz gayet tabii, zaten bundan dolayıdır ki yasalar çıkartıyoruz.

Biraz önce “politika yokluğu” filan gibi şeyler söylendi. Burada, onların da sayfaları, size dağıttığımız seksen altı sayfalık raporda hepsinin yeri, sayfaları var. Şunları ifade etmek istiyoruz: Bir şey yapılmalı deniliyorsa, demek ki eksiği var olduğu için onu yapıyoruz. Oradaki politikada ve strateji belgesinde bahsettiğimiz noktalar yapılması gereken yerlerdir.

Biz icra makamıyız. İcra makamı şikâyet etmez. İcra makamı çözüm bulur, biz de çözümü sizlerle beraber buluyoruz, yasa değişiklikleri noktasında. O bakımdan, bizim şikâyet etme hakkımız yok. O yüzden “Niye şikâyet etmiyorsunuz?” diye bize soruyorsunuz…

YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) – İcra makamı zam yapar bol bol!

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Devamla) – …biz şikâyet makamı değiliz, biz çözüm makamıyız. Onun için, çalışmaları… Biz kendi eksikliklerimizi de sizlere söylüyoruz, başta Sayın Başbakanımıza, Bakanlar Kuruluna bunu söylüyoruz ki bunların tedbiri alınsın diye. Mesele budur.

Burada, yapılan çalışmalar açısından, biz bu yerli kaynaklara ağırlık vermekle, aslında enerjide bir bağımsızlık savaşı veriyoruz. Şu anda dışa bağımlılığımız belli. Yapılan anlaşmaların, yapılan doğal gaz anlaşmalarının en yakını 2011’de bitecek, 2025’e kadar sürecek anlaşmalar var. Bu anlaşmalar bizden önce imzalandı, biz bunları daha iyileştirdik. 40 milyar metreküp miktarı sildirdik…

YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) – Fiyat formülünü kim değiştirdi Sayın Bakan?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Devamla) – …“al ya da öde”deki 40 milyar metreküpü sildirdik, ayrıca fiyatı aşağı çektik. Bunlar olmasaydı, şu anda çok daha sıkıntılı durumlar olabilirdi. Ve doğal gazı da dokuz ilden altmış üç vilayete çıkarttık.

Şu anda kömürle ilgili birtakım yanlış ifadeler de kullanılıyor hava kirliliği bakımından. Bizim dar gelirli vatandaşa dağıttığımız kömür, yıllardır yaklaşık 1,5 milyon ton, 1,5 milyon ton. Yani hiç artmadı bu. Ama doğal gazı biz 17 milyar metreküpten aldık, 40 milyar metreküpe getirdik yaklaşık olarak. Yani artan doğal gaz, esas hava kirliliğini önleyen doğal gaz. Şu anda karşılaşılan durum, bizim dağıttığımız kömür değil. Bu kömür dar gelirli vatandaşa dağıtılıyor. Hepsi şehre dağıtılmıyor, köyler var, beldeler var. Şehre dağıtılan ise çok az miktar.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Kükürt oranı yüksek Sayın Bakan.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Devamla) – Ve ayrıca kükürt miktarı da il hıfzıssıhha kurullarının… Her ilin ayrı değeri var. O kömürler özel olarak TKİ tarafından çıkarılıyor, kırılıyor, yıkanıyor, taşı toprağı ayrıldıktan sonra torbalara konup illere dağıtılıyor.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Yıkamayla kükürt oranı düşmez Sayın Bakan.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Devamla) - Hayır, şu bakımdan söylüyorum: Yani, bunun kirlilik sebebi olduğunu söylemek en azından bilgisizlik değilse belki ilgisizlik diyelim, yani bu işi yeterince bilmemek olabilir.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Yapmayın ya! Sizden dahi iyi bilirim Sayın Bakan. Ben kimya mühendisiyim.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Devamla) - Ama şunu söyleyeyim: Çevreyle ilgili yatırımlarımız da böyle ve şunu da ifade edeyim: TKİ, burada zarar eden bir kuruluş da kesinlikle değil. Bizim enerji KİT’lerimizin…

O yanlış, o. Orada bana gösterin yerini…

TACİDAR SEYHAN (Adana) – Dönem zararı var mı TKİ’nin?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Devamla) – Enerji KİT’leri içinde zarar eden hiçbir kuruluşumuz olmadı.

TACİDAR SEYHAN (Adana) – Başbakanlık yanlış mı yazmış?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Devamla) - TTK’nın bir tek şeyi; o da maden sektörüdür.

TACİDAR SEYHAN (Adana)- Bu yanlış mı?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Devamla) - Gördüm onu ben, baktım. Sizden sonra baktım.

TACİDAR SEYHAN (Adana) - Yanlış mı?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Devamla) – Siz belki onu dikkatli okumadığınız için öyle. O bakımdan, size şunu ifade etmek istiyorum: Bunu arkadaşlarım anında getirdiler, baktım ben. Biz belgesiz konuşmayız ve kimseyi de iknaya çalışmayız, çünkü mühendisler iknaya çalışmaz, ispat eder. Siz de mühendissiniz, mühendisler oturur ispat eder, iknayla uğraşmaz.

TACİDAR SEYHAN (Adana) – Sayın Bakan, burada “Zarar etti.” diyor. Doğruyu söyleyin.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Devamla) – O bakımdan, size şöyle ifade edeyim: Yapılan yatırımlara gelince, şu anda seksen yılda üretilen elektriğe 100 dersek bizim dönemde 60 üretildi.

Şöyle bir saydım ben 16 avize var şu salonda, 16 avize var.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Sadece 3 bin megavat var burada.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Devamla) – Bu 16 avizenin 10 avizesi bizden önceki elektrikle üretiliyordu, 6 avizeyi biz kendi dönemimizde kattık buna. Yani bu çalışma böyle oldu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Şimdi, bu avizelerden 2 tanesini bir müddet sonra kömürle…

OKTAY VURAL (İzmir) – Hangisini?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Devamla) - …birkaç tanesini rüzgârla, bir iki tanesini… Daha sonra güneş de olduğu zaman dışa bağımlılığımız da kalmayacak.

TACİDAR SEYHAN (Adana) – Sayın Bakan, bunu okudunuz mu?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Devamla) - Eğer bulursak doğal gaz, petrol, onun zaten başımızın üstünde yeri var. İnşallah, Allah bize de onu nasip edecek.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Sizin konuşmanızda var, “Bizim dönemimizde sadece 3 bin megavat yapıldı” diyorsunuz Sayın Bakan

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Devamla) - Çünkü biz bu şekilde iyi niyetle çalışıyoruz.

Suya gelmek istiyorum.

TACİDAR SEYHAN (Adana) – Sayın Bakan, 53’üncü sayfa “Zarar etti.” diyor.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Devamla) – Yatırımcı sayısı…

TACİDAR SEYHAN (Adana) - 53’üncü sayfa “Zarar etti.” diyor.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Devamla) – Yatırımcı sayısı…

TACİDAR SEYHAN (Adana) – Gerçekleri saptırmayın.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Devamla) – Sonra konuşuruz. Benim konuşma şeyimi bozmayın.

BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Sayın Bakan, Genel Kurula hitap edin.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Devamla) - Bakın, hiç olmazsa, şöyle söyleyeyim…

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Hilmi Güler (AK Parti, Ordu). “2009 yılı merkezi yönetim bütçesi (s.s.312) 2007 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2007 bütçe yılı kesin hesap tasarısı (s.s.313)”. TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim tutanağı, 23 Aralık 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-hilmi-guler-23-2008-12-23-2009-yili-merkezi-yonetim-butcesi-s-s-312-2007-yili-merkezi-yonetim (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
