# YENİ YOL Grubu önerisi münasebetiyle

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 28. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Karaman (Yeni Yol, Samsun)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 85. Birleşim
- **Tarih:** 8 Mayıs 2025
- **Gündem:** YENİ YOL Grubu önerisi münasebetiyle
- **Tutanak (TBMM):** https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=134778
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-karaman-2025-05-08-yeni-yol-grubu-onerisi-munasebetiyle

> Mehmet Karaman (Yeni Yol), 8 Mayıs 2025 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 85. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YENİ YOL Grubu önerisi münasebetiyle); konuşma 560 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

YENİ YOL GRUBU ADINA MEHMET KARAMAN (Samsun) - Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; hepinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyorum.

Bugün, burada, bu ülkeye ömrünü vermiş, alın teriyle bütün topraklara değer katmış milyonlarca emeklimizin yaşadığı derin adaletsizlikleri dile getirmek ve bu çarpık sistemi hep birlikte değiştirmek için konuşmak istiyorum.

Bizler "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın." şiarına inanan, bu toprakların irfanıyla yoğrulmuş insanlarız ve şunu biliyoruz ki sosyal devlet, sadece kâğıt üzerinde değil fiilen adaletle yürür. Ne yazık ki bugün geldiğimiz noktada emeklilik sistemi, hem adalet duygusunu zedelemekte hem de devletin vatandaşına karşı asli yükümlülüğünü yerine getiremediğini açıkça göstermektedir.

Kıymetli arkadaşlar, emeklilik, sadece bir ekonomik mesele değil insanın onurunu, toplumsal adaleti ve devletin vatandaşına karşı görevini doğrudan ilgilendiren bir haktır. Ancak geldiğimiz noktada Türkiye'de emeklilik sistemi ne adildir ne de sürdürülebilirdir. Bu sistem, yıllarını bu millete adamış insanları sefalet sınırında yaşamaya mahkûm etmektedir. Bugün Türkiye'de sosyal güvenlik sistemi derin bir krizin içindedir. Bu krizin nedeni ise yıllardır süregelen ekonomik yönetim, popülist tercihler ve kamu kaynaklarının adil ve akıllıca kullanılmamasıdır. Yüksek enflasyon, Türk lirasının durmaksızın değer kaybetmesi, kayıt dışı istihdamın teşviki, kamu harcamalarındaki şeffaflık eksikliği ve sosyal politikaların günübirlik kararlarla şekillenmesi emeklilik sistemini sadece zayıflatmakla kalmamış, sosyal devlet anlayışına da büyük zararlar vermiştir.

Değerli milletvekilleri, Anayasa’nın 2'nci maddesi, açıkça Türkiye Cumhuriyeti'nin bir sosyal hukuk devleti olduğunu söyler. Aynı şekilde, 60'ncı madde, herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip olduğunu ve bu hakkın devlet tarafından güvence altına alınması gerektiğini hükme bağlar. Ancak bugünkü uygulamalar ne yazık ki bu anayasal hükümlerin sadece birer temenniye indirgenmesine neden olmuştur. En düşük emekli maaşının 2025 yılı itibarıyla 14.469 TL olması milyonlarca emekliyi açlık sınırının altında bir yaşama mahkûm etmektedir. 2021 yılında asgari ücretin 1,6 katı olan emekli maaşı bugün asgari ücretin yüzde 60'ı seviyesine gerilemiştir. Bu dramatik düşüş, yalnızca ekonomik bir zayıflamanın değil devletin kendi vatandaşına karşı sorumluluğunu ihmal etmesinin de göstergesidir. Emekli maaşlarında uygulanan ayrımcı sistem de bu sorunu daha da derinleştirmektedir. Aynı prim gün sayısıyla çalışmış 2 kişi yalnızca 4/A, 4/B ya da 4/C statüsünde olmaları nedeniyle farklı maaşlar almaktadırlar. Oysa Anayasa’nın 10'uncu maddesi herkesin kanun önünde eşit olduğunu söyler. Peki, soruyorum size: Bu maaş farkı eşitlik ilkesine uygun mudur? Bu, hak ve adaletin tecellisi midir?

Değerli milletvekilleri, devlet, sadece bireyin haklarını değil aynı zamanda kendi üzerine düşen ödevleri de yerine getirmek zorundadır. Devlet erkleri milletin hukukunu korumakla yükümlüdür ancak Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle birlikte bu erkler arasında denge ve denetim mekanizmaları neredeyse ortadan kalkmıştır; yürütme organı tek bir merkezde toplanmış, Türkiye Büyük Millet Meclisi ise yasa yapma iradesinden çok, torba yasalarla şekillenen bir noter makamına dönüştürülmüştür.

Kıymetli milletvekilleri, bayram ikramiyeleri meselesi de başka bir adaletsizliktir. 2018 yılında 1.000 TL olarak belirlenen ikramiyeler altı yılda yalnızca 4 kat artarken TÜFE yaklaşık 10 kat artmıştır. Bayram ikramiyesinin amacı, bayram sevincini yaşatmak, emekliye bir nebze nefes aldırmaktı ancak gelinen noktada bu ikramiye bir lütuf değil bir simgeden ibarettir, reel değeri erimiş, anlamı kalmamıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu adaletsizlikler sadece emeklilerimizi değil gelecekte emekli olmayı bekleyen tüm çalışanları da ilgilendirmektedir. Bir sistem düşünün ki insanlar ne kadar çok çalışırsa çalışsın emeklilikte açlık korkusu duysun, bir sistem düşünün ki bireylerin güven duyması gereken Sosyal Güvenlik Kurumu bir belirsizlik ve güvensizlik kaynağına dönüşsün. Üstelik tüm bu sorunlar yaşanırken Hükûmet bireysel emeklilik sistemini yönetirken kamusal güvenceden uzaklaşmaktadır. Otomatik katılım sistemiyle çalışan, gönüllü değil zorunlu olarak bireysel emeklilik sistemine dâhil edilmektedir. Bu da devletin kendi anayasal yükümlülüğünü özel sektöre devretmesi anlamına gelmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Karaman (Yeni Yol, Samsun). “YENİ YOL Grubu önerisi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 85. Birleşim tutanağı, 8 Mayıs 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-karaman-2025-05-08-yeni-yol-grubu-onerisi-munasebetiyle (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=134778

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
