# Kıbrıs sorunuyla ilgili son gelişmeler hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Kemal Ağar (Dyp, Elazığ)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim
- **Tarih:** 6 Nisan 2004
- **Gündem:** KIBRIS SORUNUYLA İLGİLİ SON GELİŞMELER HAKKINDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-kemal-agar-22-2004-04-06-kibris-sorunuyla-ilgili-son-gelismeler-hakkinda

> Mehmet Kemal Ağar (Dyp), 6 Nisan 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KIBRIS SORUNUYLA İLGİLİ SON GELİŞMELER HAKKINDA); konuşma 561 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MEHMET KEMAL AĞAR (Elazığ) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; şahsım ve Partim adına hepinize saygılar sunarak sözlerime başlıyorum.

Bugün, tabiî, fevkalade önemli bir görüşme yapılıyor Yüce Meclisimizin çatısı altında. Keşke, bütün, geçmiş olan bu süreçte, zaman zaman hükümetin bilgilendirme yoluna başvurması suretiyle bu tür görüşmeler fazlasıyla olabilseydi. Çünkü, ifade etmek gerekir ki, Türkiye, ilk defa, bir büyük millî davada, bir millî siyaset davasında ikiye bölünmüştür. Türkiye, bugüne kadar, demokrasi tarihi içinde, uzun yıllar, tek ses, tek yürek olarak tavır koyduğu meselede, ortaya koyduğu dışpolitika meselesinde ilk defa ikiye bölünmüştür. Sürecin hiçbir önemli döneminde, hükümet, Meclisle bir bilgi paylaşmayı öne almamıştır; Meclisle paylaşmadığı gibi, siyasî partilerin hiçbirisiyle de bu paylaşımı yapma gibi bir tutumun içerisine girmemiştir.

Konuşmanın başında, Sayın Dışişleri Bakanının söylediklerine, birkaç kelimeyle de olsa, değinmek mecburiyetim var. Ben, Sayın Bakanın, herhalde dikkatinden kaçtı diye düşünüyorum. Mecliste fiilen olmayan kişilerin cevap verme imkânı olmadığı konularda, bence, bahsetmeme gereğine dikkat etmek lazım. Gerek Sayın Çiller gerekse Sayın Ecevit Hükümetleri, Türkiye'nin Avrupa Birliği yolundaki perspektifine uygun adımları hep atagelmişlerdir. Dolayısıyla, Türkiye'nin gümrük birliğiyle ilgili meselesi ayrı bir tartışma konusu olabilir; ancak, bilinmesi lazım gelen konu şudur: Katma Protokol gereğince, Türkiye'nin Avrupa Birliği sürecinde atması lazım gelen adımlardan birisi olarak bu adım atılmış ve Türkiye'nin mesafe aldığı Avrupa Birliği yolunda da önemli dönemeçlerden birisi olmuştur. Aynı şekilde, 1999 Helsinki Zirvesi de, Türkiye'nin Avrupa Birliği yolculuğunun çok önemli bir dönemecidir. Sayın Ecevit'in, burada, attığı imza ve daha sonrasında, gerek geçen dönem gerekse bu dönemde Türkiye Büyük Millet Meclisinde Avrupa Birliğiyle ilgili olarak yapılan bütün çalışmalar bir müşterek mutabakat içerisinde yürüyegelmiştir. Kaldı ki, o dönemlerde, sizin geçmişte mensup olduğunuz siyasî hareketler, Avrupa Birliğini, Hıristiyan kulübü, Batı kulübü olarak görüp, başka tür eleştiride bulunduğunuz zamanlarda, o partiler, Avrupa Birliği yolunda sağlam ve uygun adımlar atmıştır. Aynı şekilde, Sayın Karayalçın açısından da bu düzeltmeyi yapmayı, ben, şahsen gerekli görüyorum.

Tabiî, son süreçte, Kıbrıs'la ilgili, stratejik önem bakımından çok sözler söylenmiştir. Mesele niye bu kadar büyütülüyor, dünya değişti, farklı konumlara geldi denildiğinde, tarihten bir nebze söz etmek gerekiyor. İnebahtı Savaşından sonra Sadrazam Sokullu'nun tarihlere geçen büyük sözü vardır: "İnebahtı'da donanmamızı yakmakla sakalımızı tıraş ettiniz; biz, Kıbrıs'ı almakla kolunuzu kestik" demiştir. O Kıbrıs, bu Kıbrıs'tır; hâlâ devam etmektedir; ancak, bugün, tabiî, Kıbrıs'ta bir bayrak inecektir, bir toprak kaybı olacaktır, tarihî bir dönemdir. Hepimizin önünde, gerçekten, biraz evvel de ifade edildiği gibi, tarihî sorumluluklar vardır; ancak, bu tarihî sorumluluğun en büyüğü, hiç şüphesiz ki, İktidar Partisi Grubundadır ve onun içerisinden çıkarmış olduğu hükümettedir.

Yüce Meclisin değerli üyeleri zor ve yorucu bir seçim dönemi geçirdiler, Anadolu'dan döndüler, mutlaka oradaki görüşleri de aldılar, oradaki hissiyatı da aldılar ve bu süreçte de, bundan sonraki süreçte de, her zaman, bütün, aldıkları bu intibalar ve bir tarihsel perspektif içerisinde meseleyi değerlendireceklerdir; çünkü, Yüce Meclisin üyeleri, hiç şüphesiz ki, tarih şuuru ve geleceğe yönelik sorumluluk duygusuyla hareket edeceklerdir. Günlük siyasetin ve günlük makamların gelip geçici olduğunu her birimiz çok iyi biliyoruz.

Dışarıdan gelen bazı desteklerle hükümet ayakta tutulabilir, ekonomik kazanımlar filan da elde edilebilir. Bir bombardımanla, meseleyi -biraz evvel sağduyulu bir ifade oldu- bir zafer filan gibi takdim edebilme imkânı yoktur. Biraz evvel, konuşmalarda geçti; bugün, Rum kesiminin derin bir üzüntü içerisinde olduğu ve büyük bir yoğunlukla "hayır" diyeceği biçiminde izlenimler olduğu ifade edildi. Çok zaman kalmadı, birkaç gün sonra oradaki bütün açıklamaları göreceğiz. İki üç gün sonra, bir hayal kırıklığı mı, yoksa toptan bir referandum "evet"ine mi dönüşeceğini hep birlikte göreceğiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Kemal Ağar (Dyp, Elazığ). “Kıbrıs sorunuyla ilgili son gelişmeler hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim tutanağı, 6 Nisan 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-kemal-agar-22-2004-04-06-kibris-sorunuyla-ilgili-son-gelismeler-hakkinda (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
