# Türkiye'de tarımın içinde bulunduğu sorunlar ile çiftci ve köylülerin sorunları hk (gd)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Kemal Ağar (Dyp, Elazığ)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 26. Birleşim
- **Tarih:** 3 Aralık 2004
- **Gündem:** TÜRKİYE'DE TARIMIN İÇİNDE BULUNDUĞU SORUNLAR İLE ÇİFTCİ VE KÖYLÜLERİN SORUNLARI HK (GD)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-kemal-agar-22-2004-12-03-turkiye-de-tarimin-icinde-bulundugu-sorunlar-ile-ciftci-ve-koylulerin

> Mehmet Kemal Ağar (Dyp), 3 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 26. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE'DE TARIMIN İÇİNDE BULUNDUĞU SORUNLAR İLE ÇİFTCİ VE KÖYLÜLERİN SORUNLARI HK (GD)); konuşma 1.044 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MEHMET KEMAL AĞAR (Elazığ) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bugün Dünya Engelliler Günü. Tüm engelli vatandaşlarımızın, değerli insanlarımızın problemleri, bu günlerinde yine Yüce Meclisin gözlerinin önündedir; meseleleri, Yüce Meclisin çalışma alanı içerisindedir; şahsım ve bütün arkadaşlarım adına, kendilerine yaşamlarında kolaylık, Allah'tan yardım diliyorum ve problemlerinin çözümünde de Meclisimizin gayretli ve destekli çalışmalarının devam edegeleceğini ifade ederek sözlerime başlamak istiyorum.

Bugün gündemdışı söz almamızın temel nedeni, Türkiye'nin gerçek gündemiyle ilgili meseleleri Yüce Meclisin ve Yüce Milletimizin gözlerinin önüne koymaktır.

Türkiye'nin en temel meselelerinden birisi, hiç şüphesiz ki, tarımdır, tarımla birlikte çiftçi ve köylümüzün karşı karşıya kaldıkları zorluklardır. Kim ne derse desin, bugün ortaya gelen şartlar, ülkemizin içinde yaşadığı durum, tarımda yapısal bir dönüşümün değil, toptan bir çöküşün yaşandığı bir vakıa vardır. Tarımda, 20 000 000'u aşkın insan, ülke nüfusunun üçte 1'i, ne yapacağını bilemez durumda, çaresizlikler içerisindedir.

Türkiye'nin dört bir yanından Partimize, şahsıma gelen feryatlar içler acısı durumdadır. Şehirde iş yok, köyde çiftçilik geçim sağlamaktan uzaktır. En son 2001 yılında -ve bugün de öyle- tarımda hektar başına destek Türkiye'de 99 dolarken, Avrupa Birliğinde 676 dolardır. Arada, böylesine büyük bir fark vardır. Doğrudan gelir desteği adı altında, sadece Türkiye'de ve Brezilya'da uygulanan bu sistemin çiftçi meselelerini çözebilmesi mümkün değildir. Kaldı ki, 2004 yılında da, henüz bu destekten ödenebilmiş hiçbir şey yoktur. Sistem, ürünü üreteni değil tapuyu ve toprak sahibini diri tutan bir sistemdir, çiftçiyi üretmekten alıkoyar haldedir.

Baktığınız vakit, en son iktidardan ayrıldığımızda 6 200 000 000 dolar civarında olan tarım destekleri bugün 2 milyar doların altına inmiş durumdadır. Bunun taşınabilmesi mümkün değil; ülkede, köylü üretemez durumdadır.

Bir haftadan beri devam edegelen telefonlar... Akdeniz Bölgesinden başlayalım. Mersin, Antalya tarafında limon ağaçtadır; 200 000 lira civarındadır, 400 000 lira ile 600 000 lira arasında maliyetler vardır. Serada domatesi, biberi, patlıcanı kalmıştır, yok pahasına köylünün elinden çıkmak üzeredir, dermansız durumdadırlar.

Geçin oradan Ege Bölgesine; Denizlisi, Aydını, Manisası, İzmiri; kuruüzümde büyük bir çöküntü, yaşüzümde bir yandan donun getirdiği felaketler, bir yandan fiyatların aşağı gidişi.

Pamuğa dönüp baktığınız vakit, dünyayla rekabet edemez durumda olan Türkiye, âdeta, bir pamuk ithal cenneti durumuna düşmüştür. Halin bu şekilde gidebilmesi mümkün değildir. 1 100 000 liranın, 1 200 000 liranın üzerinde olan pamuk, 700 000-800 000 liralarda, bazı yerlerde, Denizli yöresinde, 600 000-650 000 liralar civarındadır.

Kuruüzüm, 900 000 lira, 800 000 lira, bazı bölgelerde 700 000 lira civarındadır; geçen sene 1 400 000 lira civarındadır. Yaşüzüm, 400 000 liranın altına düşmüştür.

Buğday fiyatlarına gelince; bugün, Anadolu'da, Konyasından tutun Çukurovasına, Diyarbakır Ovasına, Urfasına, Harranına kadar, 250 000 liraya kadar düşen bölgeler olmuştur. Hiçbir yerde maliyetler fiyatlarla yarışabilecek durumda değildir. Pamuk ekim alanlarının aşırı derecede gerilenmesiyle, insanlar, dikemez, biçemez, satamaz haldedirler.

Dönün şekerpancarına; iktidara gelirken, burada, pancar kotalarını kaldırmayı ve genişletmeyi vaat eden iktidarınız, bütün bunların hepsini aşağıya doğru çekmiştir. Üretim düşmüştür, pancar çiftçisi perişan haldedir.

Bir tek ayçiçeğinde görülen minik artışlar bile maliyetleri karşılamaktan uzaktır, karşılayamamaktadır. Bugün, hâlâ, 500 000 ton civarındaki ayçiçeği açığı ithalatla karşılanmaktadır. Kendi çiftçinize vermediğinizi elin çiftçisine verir durumdasınız; bunun kabul edilebilirliği yoktur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam edin Sayın Ağar.

MEHMET KEMAL AĞAR (Devamla) - Dikkat edeceğiniz gibi, seçim beyannamenizden çok küçük bir bölüm okuyacağım: "Son yıllarda, mazot, gübre, ilaç, tohumluk, makine gibi tarım girdilerinin fiyatlarında büyük artışlar meydana gelirken, tarım ürünlerinin fiyatlarındaki artış sınırlı kalmıştır. 1998 yılında 2 kilogram buğdayla 1 litre mazot alabilen köylümüz, bugün 6 kilogram buğday parasıyla 1 litre mazot alabilmektedir." AKP'nin seçim beyannamesi!..

Bugün, manzara daha beter durumdadır. Bunu söylediğiniz vakit, düzeltmeniz lazım. O dediğiniz, bahse konu tarih de, bizim iktidardan ayrılmış olduğumuz dönemdir. Fiyatlarda öylesine astronomik bir düşüş vardır ki, inanmak mümkün değildir. Evvelsi gün, Geyve'den bir köylü telefonla arayıp "geçen sene, 1 000 000-1 100 000'e sattığımız soğanı 55 000 liraya satıyoruz" dedi. Bunun insafla bağdaşabilir hali yoktur.

Yine, AKP'nin vaat politikalarından bir küçük konuyu daha ifade etmek istiyorum. "Türkiye'de, tarım sektörünün gayri safî millî hâsıla içindeki payı yüzde 14'e gerilemiştir, kabul etmek mümkün değildir" denilirken, iki senelik iktidar süresinde de yüzde 12'ye gerilemiştir. Bunun nasıl kabul edilebileceğini de anlayabilmek mümkün değildir.

Aynı şekilde, mukayese yaptığınızda, 1997'de 1 kilogram şeker 2,5 kilogram buğdayla alınırken, bugün 5 kilograma yakın buğday satmak mecburiyeti vardır. Gübrede, akıl almaz ölçüde zamlar gelmiştir. 1 kilogram amonyumnitrat gübresi yarım kilogram buğdayla alınırken, şimdi 1 kilogram buğdayı satabilmek mecburiyeti vardır.

Türkiye'de, hiç kimsenin, tarımdaki bütün bu manzarayı görmezlikten gelerek hayatını devam ettirebilmesi mümkün değildir. İki seneden beri söylüyoruz; zamansız verilen kararlar, Hazineye verilen talimatlarla, Karadenizde fındık erken zamanda satılmış ve 300 trilyonu aşkın bir zarar oluşmuştur. Bunu anlayabilmek de mümkün değildir. Bizim söylediğimiz, fındık Karadeniz için önemlidir; büyük bir don olayı olmuştur, verilen yardımın yaraları sarması mümkün değildir. Fındığı savunmak Karadenizi, Karadenizi savunmak Türkiye'yi savunmaktır. Bütün bir bölgenin hayatiyetini sürdüren bir tek ürünü, bu ölçüler içerisinde, yanlış politikalarla harap etmenin anlaşılır tarafı yoktur.

Üzülerek ifade etmek gerekir ki -hükümet sıralarında kimseyi göremiyorum- bu seneki tarım şûrasına Partimiz davet edilmemiştir. Bunu anlayabilmek mümkün değildir. Mektepleri kapatarak maarifi idare edemezsiniz. Şûrada, sadece duymayı istediğiniz sözleri dinleyerek tarımı idare edemezsiniz. Türkiye'de çiftçi ve köylünün hiçbir tarihte bu ölçüde sıkıntıya düştüğü görülmemiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarında, bu Meclis, devletin o fukara halinde, o zor halinde, öşür vergisini kaldırmıştır. Cumhuriyetin her döneminde çiftçiye ve köylüye özel bir önem atfedilmiştir.

Yine, henüz, millet karşısında tavzihini ve özrünü göremediğimiz, Sayın Başbakanın Erzurum meydanındaki sözlerini de anlayabilmek mümkün değil. Anadolu'nun mayası, ruhu olan köylüyü, çiftçiyi, kimse, üçüncü sınıf insan olarak görme hakkına sahip değildir ve bu insanlara yanlış bir bakış açısıyla hiç kimse bakamaz; bunun bir sürçülisan olduğunu duymak istiyoruz, millet de istiyor, biz de istiyoruz. Aksi halde, sizi iktidara taşıyan bu asil yapı, bu haysiyetli yapı, siyasetten tasfiye etmek konusunda da bir an bile tereddüt etmeyecektir.

Sözümü, Anadolumuzun, çiftçimizin bir özdeyişiyle kapatmadan evvel, hayvancılıkla ilgili de küçük bir paragraf açmak istiyorum.

Ağrı'da, bugün, 4 000 000 liradır etin kilosu, Orta Anadoluya doğru gittiğinizde 7 000 000'a ancak ulaşmaktadır. Hayvancılık primlerinin 1 000 000'dan 500 000 liraya neden indirildiğini de anlayabilmemiz, doğrusu, mümkün olamamıştır. Türkiye'nin dört bir tarafı da kaçak hayvan cennetine dönmüş durumdadır.

Bütün bunların hepsinin, hükümet tarafından acilen gündemin en öncelikli, en önemli meselesi haline getirilmesi mecburiyeti vardır; aksi takdirde, milletin dediği gibi, tarlada izi olmayanın harmanda da yüzü olmayacaktır. Bunu çok açık dille, hükümetin bütün üyelerinin kulağına küpe olacak şekilde, millet adına ifade etmeyi bir borç biliyorum.

Müsamahanız için teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Saygılar sunuyorum Yüce Meclise. (DYP ve CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Kemal Ağar (Dyp, Elazığ). “Türkiye'de tarımın içinde bulunduğu sorunlar ile çiftci ve köylülerin sorunları hk (gd)”. TBMM Genel Kurulu, 26. Birleşim tutanağı, 3 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-kemal-agar-22-2004-12-03-turkiye-de-tarimin-icinde-bulundugu-sorunlar-ile-ciftci-ve-koylulerin (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
