# 23 nisan ulusal egemenlik haftası hk.

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Kemal Ağar (Dyp, Elazığ)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 92. Birleşim
- **Tarih:** 23 Nisan 2006
- **Gündem:** 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK HAFTASI HK.
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-kemal-agar-22-2006-04-23-23-nisan-ulusal-egemenlik-haftasi-hk

> Mehmet Kemal Ağar (Dyp), 23 Nisan 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 92. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK HAFTASI HK.); konuşma 966 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

DOĞRU YOL PARTİSİ GENEL BAŞKANI MEHMET KEMAL AĞAR (Elazığ) - Sayın Cumhurbaşkanımız, Sayın Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı, sayın milletvekilleri; konuşmama başlarken, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Birinci Meclisimizin bütün üyelerini rahmet ve şükranla yâd ediyorum. Meclisimizin açılışının 86 ncı yıldönümünü ve bugünü armağan ettiğimiz çocuklarımızın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını içtenlikle kutluyorum.

Bu bayramın taşıdığı anlama uygun olarak dünyanın dört bir yanından gelip misafirimiz olan ve burada kardeşlik havasını ve coşkuyu teneffüs eden çocukların şahsında tüm dünya çocuklarına da mutlu bir geleceği içtenlikle diliyorum. İnşallah, bu çocuklarımız vasıtasıyla dünyaya yayılacak kardeşlik iklimi, gelecekte dünyamızı daha yaşanır kılacak, ırkına, milliyetine ve dinine bakılmaksızın bütün insanlık için daha yaşanılır bir dünyanın oluşmasına katkıda bulunacaktır.

Bütün samimiyetimle, 23 Nisan 1920'de açılan Meclisin havasının, ruh halinin ve iradesinin hem bugünkü Meclisimize hem de dünyanın her yerindeki milletleri adına karar verme, irade ortaya koyma noktasındaki meclislere de hâkim olmasını temenni ediyorum.

Türkiye, Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde, temel hedef olan millet iradesini hâkim kılma yolunda çok mesafeler kaydetmiştir. Vazgeçilmezimiz olan demokrasi temel zeminimizde, demokratik, laik, sosyal, hukuk devleti modelinde tek belirleyici güç, Yüce Türk Milletinin yüksek iradesi olacaktır ve bu yolda azim ve kararlılığımız eksilmeksizin devam etmelidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Birinci Meclisin fotoğrafları hepimizin gözlerinin önünde; fukara kıyafetleriyle, bastonuyla, ceketiyle mebus fotoğrafları; milletin fotoğraflarından farkı olmayan fotoğraflar; yani, Ulus Meydanı'nın aynası olan Meclis koridorları, o fotoğraflar her yerde ve hepimizin gözünün önünde. O Meclisin mebuslarının, Taş Handa, Tacettin Dergâhında, hangi şartlar altında yaşadıklarını az çok hepimiz biliyoruz. Kalacak yer bulamayanların, hangi amaç uğruna, eş, dost, tanıdık, kimi buldularsa da onun evine sığındıklarını da biliyoruz; o günkü Meclisin çatısı altında olanlardan hiçbirinin, bu çileleri, ikbal uğruna çekmediklerini de biliyoruz. Bilmeyenler için söyleyelim: Onlar bir gaye için Ankara'da toplandılar, onları bu zorluklara katlanmaya razı kılan, peşinde koştukları yüce ve mukaddes bir gayeydi. O gayenin ne olduğunu da bu Meclisin her ferdinin öğrenmesi gerekir. Öğrenmeli ki, o Meclisin ruhu, bu Mecliste de yaşayabilsin. O Meclisin müzakerelerini açıp okumak, hepimiz için zaman zaman yapılması lazım gelen bir görevdir. O Meclisin fotoğrafları hafızalarda hep yaşamalıdır; çünkü, o Meclis, tam da milletle aynı surete sahip, milletle aynı dili konuşan bir Meclistir; diliyle de, haliyle de, fikriyle de millettir; milletle aynı düşünen, milletle aynı yaşayan meclistir Birinci Meclis.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi, size, hepinizin ismini duyduğunu ümit ettiğim, Birinci Meclisin Dersim Mebusu Diyap Ağa'dan iki adet anekdot aktaracağım. Bunlardan birincisi: Diyap Ağa mebus olarak Ankara'ya gidecektir; hemşerileri sitemkâr bir tarzda serzenişte bulunurlar: "Ağa, sen mebus oluyorsun, buralardan da gidiyorsun, artık, bizi unutursun" demişlerdir. Cevabı şudur: "Ben sizin sütünüzün mayasıyım, bunu bilesiniz" der ve Ankara'ya doğru gider.

İkinci hatırası da: Yunan Ordusu taarruzdadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi orduları Sakarya'nın güneyine çekilmiş, Mecliste de, Kayseri'ye ya da Konya'ya taşınmanın seçenekleri tartışılmaktadır. Bu ortamda Diyap Ağa kürsüye çıkar "biz, buraya, kaçmaya değil, ölmeye geldik" der ve Meclis Ankara'da kalır. (Alkışlar)

Bir tek vatandaşının derdini -hem vatan topraklarının bir bölümü işgal altındayken- saatlerce Meclis gündemine taşıyan ve en önemlisi, o dertlere derman bulan bu Meclistir. Bugün tartışılmaz kabul ettiklerimizi tartışan da o Meclistir.

Değerli arkadaşlarım, bu örnekleri uzatabiliriz. Bunların hepsi bu Meclisin çatısı altında yaşandı ve bu yaşananların ve söylenenlerin hepsi de bu Meclisin arşivlerinde ve zabıtlarında mevcut.

Meclisin bugün mekânı değişmiş olabilir, koltukları da değişmiş olabilir, bütün bunların hepsiyle birlikte, Meclisteki simalar da değişmiş olabilir. Ancak, o Meclisten bu Meclise değişmemesi gereken bir şey var: O Meclisin ruhunu bu Meclise taşımalı, o ruh, bugünkü bu Meclisçe de yaşatılmalıdır; çünkü, bugün sıralarında oturduğumuz bu Meclis, kurtuluşun Meclisidir; bu Meclis kuruluşun Meclisidir; bu Meclis kurucu Meclistir, kuran, yüksek bir iradenin Meclisidir. Bu Meclis, Anadolu'ya sığınan ve elde kalanların hepsinin; ama, bilaistisna hepsinin ve herkesin Meclisidir; ırkına, meşrebine, mezhebine, dinine, varlığına, yokluğuna, kılığına, kıyafetine bakılmaksızın, herkesin meclisi olmuştur. Bu Meclisin mayasında, milletin mücadele azmi, sarsılmaz iradesi, âlicenap ruhu vardır. Onun için, bugün, konuşurken, yazarken, düşünürken, o Meclise hâlâ atıfta bulunuyoruz, o Meclisin zabıtlarından milletin duygularını okuyoruz, o Meclisin zabıtlarından milletin sesini dinliyoruz.

Değerli arkadaşlarım, o Meclisin bugün hâlâ yücelttiğimiz özelliği, o Meclisin salonlarında, milletin, yalnızca milletin sesinin yankılanmasıydı. Bunu şunun için söylüyorum: Siyaset kurumu, hangi araştırmaya bakarsanız bakın, güven sıralamasında aşağıya doğru düşmüştür. Milletvekilliği, güçlü bir itibarın sahibi olmanın arayışı içerisindedir. Müşterek vazifemiz, milletvekilini, millet karşısında, başı eğik, boynu bükük hale getirmemektir. Bunun yolu, kahvenin, sokağın, mutfağın gündemini siyasetin gündemi haline getirmekten geçer; bunun yolu, feryat eden çiftçinin, kepenk kapatan esnafın, ülkenin her yerinde can ve mal endişesi taşıyan vatandaşın dertlerine çarenin bu Mecliste konuşulmasından, bu Mecliste aranmasından ve bu Mecliste bulunmasından geçer.

En başta söyledim; Diyap Ağa ne diyordu hemşerilerinin endişesini giderirken: "Ben sizin sütünüzün mayasıyım." Sorduğum sual şudur: Meclis, bugün, milletin mayası olmak mecburiyetindedir. "Mayası mıdır, değil midir" sorusunun millet vicdanında bir cevabı vardır ve bu cevap, inşallah, hepimizin yüzünü güldürecek ve yüzünü ağartacak bir cevaptır. Millet, bu Meclisten, o Meclisin ruhunu istiyor; itibarı güçlendirmek için, o ruhu geri istiyor; o Meclisin cesaretini bu Mecliste görmek, o Meclisin iradesini bu Mecliste görmek, o Meclisin kararlılığını bu Mecliste bulmak istiyor; daha önce gördüğünü görmek istiyor; rahata değil meşakkate, şöhrete değil itibara talip olan insanların yoğunlukla var olduğu Meclisi görmek istiyor.

Değerli arkadaşlarım, Meclisin iradesi zedelenmişse Türkiye'nin iradesi zedelenir, Meclisin cesareti kırılırsa Türkiye'nin cesareti kırılır, Meclisin ufku daralmışsa Türkiye'nin de ufku daralır. Bu Meclisin Türkiye hayalleri tükenmişse, Türkiye'nin hayalleri tükenir. Sonuç olarak, bu Meclis nasıl bir Türkiye'yi tahayyül ediyorsa, gelecekteki Türkiye de mutlaka öyle olacaktır. Onun için, hiç kimsenin, bu Meclisin Türkiye ufkunu daraltmaya, Türkiye için hayal kurmasını engellemeye hakkı yoktur. Doğru Yol Partisi olarak davamız, Meclise asliyetini iade etmek; yani, süt ile mayayı ayırmamak sözünü vermektir.

86 ncı yılda, bugüne bizi taşıyan, başta Büyük Önder Atatürk, O'nun değerli Birinci Meclis arkadaşları olmak üzere, tekrar, rahmetle ve şükranla kendilerini yâd ederken, Türkiyemizin güçlü geleceğinin, bugünkü çocuklarımızın gelecekte alacakları yönetim makamlarıyla, her zamankinden daha parlak, daha muhteşem olacağına inancımı gönülden tekrarlıyor; hepinizi, en içten duygularımla, saygılarımla selamlıyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Kemal Ağar (Dyp, Elazığ). “23 nisan ulusal egemenlik haftası hk”. TBMM Genel Kurulu, 92. Birleşim tutanağı, 23 Nisan 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-kemal-agar-22-2006-04-23-23-nisan-ulusal-egemenlik-haftasi-hk (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
