# Tarımsal üretici birlikleri kanunu tasarısı ile tarım, orman ve köyişleri komisyonu (s.s.617)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Küçükaşık (CHP, Bursa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim
- **Tarih:** 29 Haziran 2004
- **Gündem:** TARIMSAL ÜRETİCİ BİRLİKLERİ KANUNU TASARISI İLE TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU (S.S.617)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-kucukasik-22-2004-06-29-tarimsal-uretici-birlikleri-kanunu-tasarisi-ile-tarim-orman-ve-koyisl

> Mehmet Küçükaşık (CHP), 29 Haziran 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TARIMSAL ÜRETİCİ BİRLİKLERİ KANUNU TASARISI İLE TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU (S.S.617)); konuşma 1.186 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MEHMET KÜÇÜKAŞIK (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Türkiye'de tarımdaki örgütlenmeler ve dünyadaki tüm örgütlenmeler, meslekî birlikler ve ekonomik birlikler olarak ikiye ayrılıyor. Bildiğimiz gibi, Türkiye'de meslekî birlik, ziraat odaları; dünyada da böyle. Ekonomik birliklere geldiğimizde, Türkiye'de, sadece kooperatiflerin ekonomik birlikler olduğu söyleniliyor. Avrupa Birliğinde ise, hem kooperatifler hem de tarımsal üretici birlikleri veya üretici örgütleri ekonomik birlikler sınıfına giriyor.

Ben, 28 Mayıs 2003 tarihinde, bu kürsüden, sözleşmeli üretimle, sözleşmeli çiftçilikle ilgili bir konuşma yapmıştım. Bu konuşmada, Türkiye'de sözleşmeli çiftçilik uygulamasının yaratmış olduğu sakıncaları belirtmiştim ve ileride, Avrupa Birliği uyum yasaları çerçevesinde çıkarılacak tarımsal üretici birlikleri yasasında, inşallah, bu sıkıntının ve bu aksaklığın giderilmesine vesile oluruz diye de bir temennim olmuştu. Bu tarihten itibaren, bir yıldan beri de, şu anda huzurumuza getirilen mevcut birlikler yasası tasarısı tam 5 kez tadil edildi; ama, bu 5 kez tadilatta ne varsa, üreticiden, köylüden yana olan tüm özellikler teker teker budandı.

Şimdi, burada bir konuşma var. Ben, gerçekten de sormak istiyorum: Üretici birlikleri ya da üretici örgütleri, ekonomik birlik mi meslekî birlik mi? Ya da ikisi de değilse, bunun adı ne? Bunun bir adının olması lazım. Başka bir örgütlenme biçimi olmadığına göre, bu, muhakkak ki, ekonomik bir birliktir. Bana, bunu, birinin söylemesini istiyorum ya da tam tersi "hayır arkadaş, bu, bir meslekî birliktir" desin, o zaman, zaten dernekler var, bu Üretici Birlikleri Yasası Tasarısına hiç gerek yok.

Bakınız, Bakanlar Kurulunca Meclise sevk edilen ilk kanun taslağı, gerçekten de, deve mi kuş mu olduğu belli olmayan bir taslaktı. Allah'tan, altkomisyon kuruldu, bu altkomisyonda tüm sivil toplum örgütleriyle birlikte çalışılarak, şu anda üretici örgütlerine, üretici birliklerine yakın, gerçek bir yasa tasarısı haline getirildi; ama, bir eksikliği daha var; üretici birliklerine, nedense -tüm çabamıza rağmen, tüm istememize rağmen- sözleşmeli üretim ve üretim sözleşmesi yapma yetkisi verilmiyor. Ben, bu konuda, bir kere daha konuşmak istiyorum. Bu konuda bir önerge de verdim, biraz sonra huzurlarınıza gelecek.

Arkadaşlar, altkomisyonda yapılan çalışmalar esnasında "Birliklerin görevleri" başlığını taşıyan 5 inci maddede bir değişiklik yapıldı; yapılan bu değişiklik aynen şöyle:

"n) Sözleşmeli üretim kapsamında, üyeleri adına örnek tip sözleşmeler düzenlemek ve bununla ilgili faaliyetleri koordine etmek." Niye sözleşmeli üretim yapamıyor, birlikler üretim sözleşmesi yapamıyor dediğimizde "efendim, kooperatifler kapsamına girer" deniliyor; yok öyle bir şey.

Şimdi, Türkiye'de, yıllardan beri, ziraat odaları ve kooperatifler var; ama, ülkemizde, sözleşmeli üretim de, en azından otuz yıldan beri sürüyor. Kooperatifler ve ziraat odaları, ne yazık ki, sözleşmeli üretimdeki bu aksaklıkları gideremedi ve sözleşmeli üretim özellikle yaş sebze ve meyve üreticileri için geçerli. Bugün, Türkiye'de, esas örgütsüz olan kesim, ürünlerini pazarlamakta en fazla sıkıntı çeken kesim yaş sebze ve meyve üreticileridir. Yaş sebze ve meyve üreticileri denildiğinde de, Türkiye'de, en başta gelen il Bursa İlidir. Sözleşmeli üretim, Bursa'da, yıllardan beri -otuz yılı aşkın bir süreden beri- bütün ürünlerde, çok yaygın olarak yapılıyor; domateste, biberde, mısırda, şeftalide, kayısıda erikte, çilekte, kirazda yapılıyor; ama, şu ana kadar, sözleşmeli üretimdeki aksamaları gideremediğimiz gibi... Size bir de örnek vereceğim. Sözleşmeli üretimle, geçen yıl, fabrikalara ürettiği domatesi teslim eden üreticilerimizin, ne yazık ki, bir fabrikada, daha hâlâ, alacaklarının yüzde 20'sini tutuyorlar.

Şimdi, yine, altkomisyon çalışmaları sırasında Bakanlıkça şu söylenildi; denildi ki: "Biz, sözleşmeli üretimi düzenleyen yeni bir yasa tasarısı ha-zırlayacağız." Bakınız, biz 1996 yılında bir tebliğ çıkardık, 1998'de bir tebliğ daha çıkardık ve şu anda, özel sektör ile çiftçiler arasında düzenlenen tek tip bir sözleşme var. "Koordine etmek" diyoruz ya -maddenin (n) bendinde bu yetkiyi veriyoruz- zaten, tek tip sözleşme var şu anda. Bursa İl Tarım Müdürlüğünde Ziraat Odası temsilcileri ile özel sektörün buluşması sonucunda, tek bir tip sözleşme yapılması kabul edildi ve bu sözleşme şu anda uygulamada var; ama, ne yazık ki, bu, sıkıntıları gideremiyor.

Şimdi, Bakanlığımızın hazırladığı bir taslak vardı... Deniliyor ki: "Biz bu yetkiyi verirsek, kooperatiflerin sınırına gireriz." O zaman, ilk taslağın 7 nci maddesini okuyorum: "Birlikler, gerekli hallerde üyelerinin tamamı için kendi adlarına sözleşmeli üretim yapabilirler." Bir yıl önce vardı bu hüküm.

İkincisi, eski taslağın 9 uncu maddesinde "Üyelik şartları ve yükümlülükler" bölümünde "üye, üretim tekniği, pazarlama, çevre korunması konularında birliğin koyduğu kurallara uymak, hangi üretici grubuna giriyorsa o konuyla ilgili tek bir birliğin üyesi olmak ve yönetmelikte belirlenen oran ve miktarlar çerçevesinde taahhüt ettiği üretimini pazarlanmak üzere birliğe veya birlik tarafından belirlenen alıcıya temin etmekle yükümlüdür" hükmü vardı. Bu ne demektir; üretim sözleşmesi yapmak demektir. Bu, birlikte vardı.

Yine, şimdi önümüze gelen yasa tasarısının "Birliğin gelirleri" başlığını taşıyan 11 inci maddesinde ilginç iki hüküm var; bunlar, benim de ilgimi çekti. Maddenin (b) bendinde deniliyor ki: "Üyelere sağlanan danışmanlık hizmetleri karşılığında alınan ücretler..." Birlik böyle bir gelir elde edecek. Maddenin (f) bendinde de aynen şöyle deniliyor: "Birlik aracılığı ile pazarlanan ürünlerin satış bedeli üzerinden kesilecek hizmet payı..." Biz, burada, 11 inci maddede üretim sözleşmesi yapması yetkisini kabul etmişiz zaten; ama, bundan niye sakınılıyor; özel sektörün baskısından dolayı mı sakınılıyor; ben, bunu anlamış değilim.

Bakınız, Türkiye'nin en temel sorunlarından birisi, örgütsüz yaş sebze ve meyve üreticileri kesimindedir. Geçen yıl sözleşmelerde 100 000 liraya imzalanan domates bedeli... Şu anda üreticilere şu dayatılıyor örgütsüzlük nedeniyle, üretim sözleşmesi yapma yetkisinin olmaması nedeniyle: Arkadaş, eğer, sen, ürününün parasını eylül, ekim aylarında almak istiyorsan, fiyat 80 000 lira; aralıkta almak istiyorsan, 90 000 lira; 28 Şubat tarihindeki sözleşmede almak istiyorsan, 100 000 lira.

Bakınız, bu domatesin bedeli geçen yıl 100 000 liraydı. Ne olur, bu yasanın temel özelliği, yaş sebze ve meyve üreticilerini örgütleyecek olmasıdır; birliklerle, kooperatiflerle, diğer tarım satış kooperatifleriyle bu yasanın bir alakası yok, onların ilgi alanına girmiyor bu; ama, Türkiye'de, gerçekten de çok büyük bir oranda örgütsüz durumda olan ve çok çabuk bozulabilen, kooperatiflerin de örgütlenemediği yaş sebze ve meyve üreticileri alanına gelecek.

Biraz önce, Karacabeyli Bursa Milletvekilimiz Sayın Şerif Birinç de bu konuda, birlikler konusunda konuştu. Ben Mustafakemalpaşalıyım, o Karacabeyli; ikimiz de bütün özel sektör devlerinin olduğu yerde yaşıyoruz, ikimiz de orada siyaset yapıyoruz. Şu anda bütün üreticilerimiz bu yasayı bekliyor. Bizim, koordine etme, tek tip sözleşme düzenleme yetkisini verirken, niye üretim sözleşmesi yapma yetkisini vermediğimizi, lütfen, hem Sayın Bakanımızın hem de diğer arkadaşlardan birinin bana anlatmasını istiyorum. O zaman, bu tarımsal üretici birliklerinin, ekonomik birlik mi meslekî birlik mi olduğunu anlamak istiyorum.

Bakınız, ben, yirmi yıl Bursa'da avukatlık yaptım. Tek tip sözleşmeler deniyor ya, herkesin görmesi açısından söylüyorum; bütün tek tip sözleşmeler burada; bir, TİGEM'in yaptığı tek tip sözleşmeler; iki, tütündeki tek tip sözleşmeler; üç, özel sektördeki fabrikaların yaptığı özel sözleşmeler. Eğer görmek isteyen varsa... Bunu üreticilerimiz biliyor, belki siz bilmiyorsunuz; ama, bu sözleşmelerimiz, zaten, grup olarak yapılıyor ve karşılığında da köylülerden açık senetler alınıyor, açık senetler! Zaten, orada, koordine etme görevi, şu anda grup başkanları tarafından yapılıyor bu sözleşmelerde.

Arkadaşlar, biz neyi kaybedeceğiz?!. Bu, ekonomik birliktir, üretici birliğinin adı ekonomik birliktir; dünyadaki uygulaması da budur. Bu ekonomik birlikte, eğer siz malı pazarlatıyorsanız, pazar ihtiyacında da girdiyi ucuzlatmaya çalışıyorsanız, ekonomik faaliyette bulunuyorsunuz demektir zaten. O zaman, üreticinin üretim sözleşmesi yapmasını niye engelliyorsunuz, hâlâ bunu anlamış değilim. O yüzden, bizim de ısrarımız üzerine, altkomisyonda gerçekten de bir ortalama yol bulmaya çalışıldı, iyi niyetle yapıldı; ama (n) bendi, gerçekten de, yaş sebze ve meyve üreticilerinin sorunlarını çözmekten uzak, yeterli değil. O nedenle, (n) bendine bir ekleme yapılarak, üretim sözleşmesi yapma yetkisinin de üretici birliklerine verilmesini gerçekten istiyorum; bu, Türkiye'nin en temel sorunlarından biri.

Beni dinlediğiniz için hepinize teşekkür eder, saygılar sunarım. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Küçükaşık (CHP, Bursa). “Tarımsal üretici birlikleri kanunu tasarısı ile tarım, orman ve köyişleri komisyonu (s.s.617)”. TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim tutanağı, 29 Haziran 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-kucukasik-22-2004-06-29-tarimsal-uretici-birlikleri-kanunu-tasarisi-ile-tarim-orman-ve-koyisl (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
