# Enerji verimliliği kanunu (s.s.:1384)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Küçükaşık (CHP, Bursa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim
- **Tarih:** 18 Nisan 2007
- **Gündem:** ENERJİ VERİMLİLİĞİ KANUNU (S.S.:1384)
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c154/b090/tbmm221540900082.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-kucukasik-22-2007-04-18-enerji-verimliligi-kanunu-s-s-1384

> Mehmet Küçükaşık (CHP), 18 Nisan 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ENERJİ VERİMLİLİĞİ KANUNU (S.S.:1384)); konuşma 1.039 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MEHMET KÜÇÜKAŞIK (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlamadan önce, Bursa Milletvekilimiz Sayın Ali Dinçer'in kaybı nedeniyle tüm Bursa halkına, tüm göçmen vatandaşlarımıza ve Türk ulusuna başsağlığı diliyorum.

Sayın Cumhurbaşkanımızın Yasa'yı iade gerekçelerinden en önemlisi, suç ve cezada yasallık ilkesine, dolayısıyla Anayasa'nın 38'inci maddesine aykırı hareket edildiğine dayanmaktadır.

10'uncu maddede idari yaptırımlar sayılmış ve 5'inci ve 7'nci maddelerde özellikle suçta ve cezada yasallık ilkesine aykırılıklar düzenlenmiştir. 5'inci maddedeki bunlardan bir tanesi, 5'inci maddede, şimdi Sayın AKP sözcüsünün dediği bir şey vardı, "Yasada tamamen suçlar tanımlanmıştır."

Şimdi, 5'inci maddenin (a) başlıklı 1 No'lu bendinde aynen şunu söylüyor:

"Üniversiteler ve meslek odalarına uygulamalı eğitim yapabilmeleri ve şirketleri yetkilendire- bilmeleri için Kurul onayı ile Genel Müdürlük tarafından yetki belgesi verilir. Bu belgeler bu Kanun ve ilgili yönetmeliklerde belirlenen usûl ve esaslara göre..." Hangi usul ve esaslar? Bu kanun değil, ilgili yönetmeliklerde belirlenecek usul ve esaslar, zaten bu.

Sizin okuduğunuz Anayasa Mahkemesi kararında, bakınız, şunu söylüyorsunuz, diyorsunuz ki: "Yasa koyucu tarafından suç oluşturan eylemin ve suçun unsurlarının saptanmasından..." Burada suçun unsurları var mı? Hangi hâllerde yetki belgesi iptal edilecektir, bu asla Yasa'da belirli değil, bu yönetmeliklerde...

TANER YILDIZ (Kayseri) - Belirlenecek...

MEHMET KÜÇÜKAŞIK (Devamla) - Hayır, belli değil, yönetmeliklerde belirlenecek. Bu zaman nedir? Yasama yetkisinin idareye verilmesidir bu. Yani "kanunsuz suç ve ceza olmaz" ilkesinin, zaten aykırılık budur, Anayasa'nın 38'inci maddesine aykırılık budur zaten. Sayın Cumhurbaşkanı bu nedenle şey etti. Siz, suçu ve suçun unsurlarını tanımlama yetkisini yönetmeliğe bırakamazsınız.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu) - Yönetmelik olmayacak zaten.

MEHMET KÜÇÜKAŞIK (Devamla) - Hayır, yönetmeliğe bırakılıyor.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu) - Değil.

MEHMET KÜÇÜKAŞIK (Devamla) - Hayır, açıkça bu.

İki; yine ikinci fıkrada yetkiyi devrediyorsunuz siz. İkincisinde "Şirketlere eğitim, etüt, danışmanlık ve uygulama faaliyetlerini yürütmek üzere Genel Müdürlük ve/veya yetkilendirilmiş kurumlar tarafından yetki belgesi verilir. Bu belgeler bu Kanun ve ilgili yönetmeliklerde belirlenen usûl ve esaslara aykırı bir durum olmadıkça her üç yılda bir yenilenir." Nedir bu aykırı durumlar? Suçun unsurlarını siz yönetmeliklere nasıl bırakırsınız?

Devam ediyorum, yine 5'inci maddede devam eden ikinci fıkrada "Yetkilendirilmiş kurumlar yetki belgesi verdikleri şirketlerin faaliyetlerini izler, bu Kanun ve bu Kanunun uygulanmasına yönelik olarak Bakanlık tarafından yürürlüğe konulacak yönetmelik hükümlerine aykırılık teşkil eden hususları otuz gün içerisinde Genel Müdürlüğe bildirir." Bildirmezse? Bu aykırılık teşkil eden hususlar nedir? Ne suçtur, bu suçun unsurları nedir? Burada belli değil. Bu, direktten direkte, Türkiye Büyük Millet Meclisinin yasama yetkisini idareye bırakmasıdır. O zaman, siz bir karar çıkardınız, idare olarak ceza verdiniz; o zaman "ben, suçu ve suçun unsurlarını değiştiriyorum" diyorsanız, siz, aynı zamanda Türkiye Büyük Millet Meclisinde olan af yetkisini de direkten direğe idareye, kendinize veriyorsunuz. Öyle bir an gelecek ki bir yönetmelik çıkaracaksınız, diyeceksiniz ki: "Şu, şu, şu hareketler suçtur, suçun unsurları şunlardır." Bakacaksınız ki, arkadaşa fazla ceza verdi veya tanıdıklara ceza vermiş olabilir, o zaman ben ne yapacağım? O zaman "bu yönetmeliği değiştiriyorum", oradaki suçu ortadan kaldıracaksınız, bu sefer af yetkisini kendinize, idareye vermiş olacaksınız. Direkten direğe Anayasa'nın 38'inci maddesine aykırılık budur. "Kanunsuz suç ve ceza olmaz" ilkesine tamamen aykırı bir durum söz konusu. Sayın Cumhurbaşkanı, bu nedenle zaten geri göndermiş, ancak Komisyonda yapılan inceleme esnasında, sayın AKP sözcüsünün dediği gibi, asla birbiriyle örtüşmesi mümkün değil. Bakın, burada şunu söylüyor: "Yasa koyucu tarafından suç oluşturulan eylemin ve suçun unsurlarının saptanmasından, cezasının da yasada açıkça belirlenmesinden sonra..." diyor. Burada, bu Yasa'da ne suç tanımlanmıştır ne suçun unsurları tanımlanmıştır ne tüm cezalar tanımlanmıştır. Tam tersine, tanımlanmayan suç ve cezalar ve suçun unsurlarını belirleme yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisinden alınarak tamamen idareye verilmek istenmektedir ki, bu da Anayasa'nın -net- 38'inci maddesine aykırılık demektir.

İkinci olarak, Sayın Cumhurbaşkanımızın geri gönderme gerekçelerinden en önemli bir nokta da şu...

MUSTAFA NURİ AKBULUT (Erzurum) - Onlara bakma, onlar siyasidir Mehmetçiğim. Veto gerekçelerine ne bakıyorsun, onlar tamamen siyasidir.

NURİ ÇİLİNGİR (Manisa) - Ne siyasi?

MEHMET KÜÇÜKAŞIK (Devamla) - Hangi siyasi gerekçesi...

MUSTAFA NURİ AKBULUT (Erzurum) - Veto gerekçeleri hep siyasidir.

MEHMET KÜÇÜKAŞIK (Devamla) - Bu, siyasi bir gerekçe değil. Eğer Türkiye Büyük Millet Meclisinin yasa yapma yetkisini, bir hukukçu olarak, siz, Türkiye Büyük Millet Meclisinden alıp da, yasama organından alıp da idareye veriyorsanız, siz...

MUSTAFA NURİ AKBULUT (Erzurum) - Ne ilgisi var?

MEHMET KÜÇÜKAŞIK (Devamla) - Budur... Aynen, 38'inci madde bu, açıkça aykırılık da bu zaten, benim de söylediğim bu.

Diğer bir gerekçe de, idarenin, kamu gücünü kullanarak oluşturduğu ve kamu hukuku alanına giren işlem ve eylemlerinin idari yargı yerlerinde görüleceği ilkesine aykırı düzenleme yapılmasıdır. Yasa metninde de, yasada öngörülen idari yaptırımları uygulama ve idari para cezası uygulama yetkisi, kamu kurum ve kuruluşlarına verilmiştir. Ancak, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 2'nci maddesinde, kabahat deyiminden, karşılığında idari yaptırım uygulaması, öngörülen haksızlıkların anlatıldığı; 3'üncü maddesinde, diğer yasalarda tersine kural bulunmaması durumunda idari yaptırım kararına karşı bu yasa kurallarının uygulanacağı; 16'ncı maddesinde, kabahatler karşılığı uygulanacak idari para cezaları ve idari önlemler olduğu; 27'nci maddesinde, idari para cezalarına ilişkin idari yaptırım kararma karşı sulh ceza mahkemesine başvurulacağı, hüküm altına alınmıştır. Bu Yasa'nın 10'uncu maddesinde tersine bir düzenleme yapılmadığı için, bu maddede öngörülen idari para cezalarına karşı sulh ceza mahkemelerine başvurulacaktır. Kabahatler Kanunu'nun 3'üncü maddesi uyarınca, bir idari yaptırım kararından doğan uyuşmazlığa ilişkin davanın idari dava yerinde görülebilmesi için, idari yaptırım kararı, kuralı içeren yasal düzenlemede, ya o idari yaptırım kararına karşı yapılacak itirazlarda 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun uygulanmayacağının açıkça belirtilmiş olması veya itiraz merciinin idari yargı yeri olduğunun açıkça gösterilmiş olması gerekmektedir. 10'uncu maddede belirtilen idari yaptırımların, kamu hukuku esaslarına göre oluşturulan idari işlemler olduğu için, kabahat olarak nitelendirilmesi uygun değildir. Bu nedenle, 10'uncu maddede öngörülen, idare hukuku esaslarına göre oluşturulan bir idari işlem niteliğindeki idari para cezasının yargısal denetiminde, maddede tersine düzenleme yapılmayarak, adli yargı yerine bırakılması, Anayasa'nın 125'inci ve 155'inci maddelerine açıkça aykırıdır.

Tüm bu aykırılıklar, ne yazık ki, Komisyon esnasında giderilmemiş, Komisyonca, Anayasa'ya aykırı düzenlemeler ve yaptırımlar içeren düzenlemeler de aynen kabul edilmiştir.

Bu nedenle, şu anda getirilen Yasa'nın 5 ve 7'nci maddelerindeki idari düzenlemelerin Anaya- sa'mızın 38, 125 ve 155'inci maddelerine aykırı olduğunu bir kez daha tekrar ediyorum. Çünkü, öyle bir noktaya geldik ki, enerjiler konusundaki dün çıkarılan yasa da yine Anayasa'ya açıkça aykırı hükümler içermekteydi. Lütfen, özellikle enerji gibi hassas konularda ve özellikle enerji sektörünün yabancılara devrini çok konuştuğumuz bugünlerde Anayasa'ya aykırı işlemlerden dikkatle kaçınılması gerektiğinin bir kez daha altını çiziyorum ve sizi buradan uyarıyorum.

Hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum, sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Küçükaşık (CHP, Bursa). “Enerji verimliliği kanunu (s.s.:1384)”. TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim tutanağı, 18 Nisan 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-kucukasik-22-2007-04-18-enerji-verimliligi-kanunu-s-s-1384 (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c154/b090/tbmm221540900082.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
