# Noterlik kanununda değişiklik yapılmasına dair kan.tas. ( ss. 805 )

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Kurt (AK Parti, Samsun)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 65. Birleşim
- **Tarih:** 2 Mart 2005
- **Gündem:** NOTERLİK KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KAN.TAS. ( SS. 805 )
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-kurt-22-2005-03-02-noterlik-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kan-tas-ss-805

> Mehmet Kurt (AK Parti), 2 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 65. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: NOTERLİK KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KAN.TAS. ( SS. 805 )); konuşma 1.197 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET KURT (Samsun) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 805 sıra sayılı Noterlik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerinde AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bilindiği üzere, Türk hukuk sisteminde, noterlik, bir kamu hizmeti olarak kabul edilmiş; noterlerin görevlerinin neler olduğu, pozitif düzenleme olarak, ortaya konulmuştur. Bu bağlamda, noterlik, yapılan işlemleri belgelendirerek, hukukî güvenliğin sağlanmasında ve anlaşmazlıkların ortadan kaldırılmasında önemli rol oynamaktadır; bunun yanında, kanunlarla verilen başka görevleri de yerine getirebilmektedir.

Değerli milletvekilleri, Osmanlıda, ilk kez, Tanzimat döneminde, 1913 yılında, Kâtibi Adil Kanunuyla, noterlik, devlet himayesine girmiş bir kurumdur. Daha sonraları, cumhuriyet döneminde, 29 Nisan 1926 tarihinde, noterlik, modern hukuk sistemi içerisinde yerini almıştır. Bu süreç içerisinde, 18 Ocak 1972 tarihinde kabul edilen 1512 sayılı Noterlik Kanunuyla, noterlik mesleği, gerçek hüviyetini kazanmıştır. Bu kanunun kabulünden sonra, noterlik mesleğine giriş ve meslek içerisindeki tayin, terfi ve kademe ilerlemeleri, objektif kurallar içerisinde, yasal düzende ve yargı yolu açık olarak, şeffaf bir şekilde tayinler ve terfiler yapılıyor. Bu da, noter meslek mensuplarını rahatlatıyor. Otuzüç yıl süreyle, herhangi bir sıkıntı olmadan, herhangi bir duruma meydan vermeden, bu, noterlik mesleği içerisinde devam etmiş ve gitmiştir.

Değerli milletvekilleri, şu anda mevcut olan 1512 sayılı Noterlik Kanununa göre, herhangi bir yerde noter kurulabilmesi için, o yerde, asliye hukuk mahkemesinin mevcut olması şarttır. Geçtiğimiz yasama döneminde, 9 Haziran 2004 yılında, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 278 sayılı Kararıyla, bazı yerlerdeki, ufak ilçelerdeki adliye teşkilatlarının kaldırılmasına karar verilmiş. Tabiî ki, bu yasanın çıktığı günlerde bunun gerekçeleri anlatıldı. Bilhassa, buradaki adlî işlemlerin az olması, buradaki hâkim ve savcıların terfi etmeleri noktasında Yargıtaydan belli bir dosyanın geçirilmesi gerekiyordu. Bu gibi sebepler ve bir de, bundan daha ötesi, tasarruf niteliği taşıyan çeşitli sebeplerle, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun bu kararı uygulamaya konulmuş ve bu bağlamda, 85 ilçedeki adliye teşkilatları kaldırılmıştır; fakat, burada, adliye teşkilatının yardımcı hizmetlerinden olan icra müdürlükleri ve noterlikler gibi mesleklerin burada devamından yana bir tavır sergilemiş hükümetimiz ve neticede, buradaki icra müdürlükleri devam etmektedir; ama, bunun yanında, noterlik işlemlerinin devam etmesi için, noterliklerin de burada devam etmesi gerekiyordu. İşte, şimdi, getirmiş olduğumuz bu yasa, bu yerlerde, ufak ilçelerde, adliye teşkilatı kaldırılan bu ilçelerde de noterlik dairelerinin devamına karar verilecektir.

Bu şekliyle noterlik hizmetleri -vekâlet gibi, satış gibi- bundan sonraki yasama dönemlerinde -veya bu dönemde de gelebilir- daha kapsamlı bir Noterlik Kanunu değişikliğinde, "nizasız kaza" dediğimiz nizasız işlemler, tespit işlemleri gibi, veraset ilamları -yine, noterlere verilmesi- gibi adliyenin yükünü azaltma babında bazı işlemlerin noterlere verilmesi düşünülmektedir. İşte, noterlere bu işlemler verildiği zaman, halkımızın, kendi köyüne ve ilçesine hemen yakın bir ilçede bu işleri daha rahat şekilde görebilmesi için böyle bir yasa düzenlemesine ihtiyaç duyulmuştur.

Bu sebeple, buralarda adliye teşkilatı olmamasına rağmen, noterlik işlemlerini yürütebilecek bir Adalet Bakanlığı memuru -bu, bir başkâtip olabilir veya bir kâtip veya icra müdürü veya icra müdür yardımcısı olabilir- bu icra işlerini yürütürken, aynı zamanda noterlik işlemlerini de yürütebilecek veya doğrudan doğruya bir adliye kâtibi de buraya tayin edilmek suretiyle noterlik işlemleri bu ilçelerimizde devam edecektir. İşte, bu yasanın 1 inci ve 2 nci maddesindeki esas özü budur.

Bu ilçelerde noterlik daireleri kurulurken, bilhassa bu ufak ilçelerde noterlik işlemlerinin yürütülebileceği yer bulma sıkıntısı da gündeme gelebilir. Burada, o ilçenin mülkî amirine, hükümet konağında, hükümet binasında böyle bir yerin, fizikî mekânın tahsisi de, yine, bu yasa tasarısında gündeme gelecektir ki, bu da, oradaki işlemlerin daha sağlıklı bir şekilde, daha fizikî, güzel bir mekân içerisinde yürütülmesini sağlayacaktır.

Değerli milletvekilleri, bu noterlikle ilgili düzenlemenin esas özünü, şimdi anlatacak olduğum konu teşkil etmektedir. Bu, biraz daha aciliyet arz ediyordu. Sebebiyse, Büyükşehir Yasası yürürlüğe girdiği günden itibaren, bilhassa büyükşehir sınırları içerisindeki noterlerle ilgili bu 1512 sayılı Noterlik Kanununun 109 uncu maddesinde ifadesini bulan "ortak cari hesap" dediğimiz ortak hesap dağılımında bir sıkıntı ortaya çıkmıştı. Bu da şudur: Herhangi bir il sınırları içerisinde veya büyükşehir sınırları içerisinde birden fazla noter bulunuyorsa, bu noterler arasındaki -tesanütü, dayanışmayı- rekabeti kaldırmak için 1512 sayılı Noterlik Kanununun 109 uncu maddesine göre bir ortak cari hesap vardır. Bu ortak cari hesaba göre, her noter, bazı işlemlerin -ki, biz, buna, noterlik mesleğinde "milyonluk işlemler" diyoruz- o noterde yapılması anında o işlemden elde edilen, notere kalan hissenin yüzde 90 gibi bir kısmı ortak cari hesaba yatırılır ve her noter kendisine düşen hisseyi buraya yatırır. Bir hafta içerisinde, 5 işgünü içerisinde gerçekleşir bu yatırma işlemi; fakat, bölüşüm ise üç ay içerisinde olur. Üç ayın sonunda oraya yatırılmış olan, cari hesap, ortak hesaba yatırılmış olan bu gelen paralar, bütün o ortak hesap içerisinde bulunan noterler arasında eşit bir şekilde paylaştırılır. Fakat, burada şu vardır: O ortak hesaba tabi olan noterler, genelde, kıdem itibariyle, gelir itibariyle birbirlerine çok yakın, hepsi de birinci sınıf noterler olduğu için, yatırdıkları meblağ birbirlerine çok yakındır; biri 5 milyar yatırıyorsa, diğeri 6 milyar, diğeri de 7 milyar; yani, çok yakın rakamlar yatırırlar ve bölüşürken de eşit bir şekilde bölüşürler. Fakat, Büyükşehir Yasası yürürlüğe girdiğinden itibaren, bazı illerde -büyükşehirle sınırlı olarak olmuştur bu- bazı rahatsızlıklar doğmuştur; çünkü, büyükşehrin sınırları genişleyince, kıdem itibariyle "üçüncü sınıf" dediğimiz mesleğe yeni başlamış bir noter de ortak cari hesaba girmiştir.

Burada şu konuya dikkat çekmek istiyorum: Noterlik mesleğinde üç sınıf vardır. Dördüncü sınıf, zaten, Adalet Bakanlığı memurudur ki, dördüncü sınıf noterlerde bulunan memurlar... Bağımsız bir noterlik kurulan yerde üç sınıf noter vardır. Bunlardan birincisi üçüncü sınıf noterlerdir ki, mesleğe yeni girmiş bu noter arkadaşlarımızın ikinci sınıfa terfi edebilmesi için, belli bir zaman süreci içerisinde en az iki kere teftiş görmesi ve olumlu sicil alması gerekir. Bu süre en az 4 yıldır, bazen 5-6 yıla doğru da uzayabilir. İkinci sınıf bir noterin birinci sınıfa terfi edebilmesi için de, aynı sistem içerisinde, en az iki defa sicil alıp, olumlu sicille birinci sınıfa geçmesi gerekiyor ki, bu, süre itibariyle, en az 8 yıldır ve bazen 10-12 yıla doğru uzayabilir.

İşte, Büyükşehir Yasasının yürürlüğe girmesinden itibaren, noterler arasındaki bu terfi, kıdem tamamen altüst olmuş, tamamen haksız bir durum ortaya çıkmıştır. Hakkaniyet ortadan kalkmış oluyordu; çünkü, mesleğinde otuz yılı bulmuş, tecrübe, birikim sahibi, yapmış olduğu işler itibariyle risk taşıyan ve belki 8-10 tane kâtip çalıştırarak da, onların sıkıntısını, yapılan işlemlerin yoğunluğu itibariyle bu işlemlerde belli riskleri taşıyan noter arkadaşımız, mesleğe yeni girmiş, belki bir veya iki yıllık bir noterle, aynı paylaşım içerisinde, ortak hesaptan, aynı değerde bir ücret alma durumuna girmiştir ki, bu da, noterlik mesleğinin hakkaniyet ölçülerine, objektif ölçülerine uymayan bir konumda idi. Büyükşehir Yasası genel bir yasa olduğu için, tabiî, noterliklerle ilgili bir düzenleme getirmemiştir; ama, ister istemez, yasanın uygulanmasında böyle bir rahatsızlık ortaya çıktığı için, acilen, bu yasa tasarısıyla bu adaletsiz durum ortadan kaldırılmaya çalışılmıştır ve çalışılacaktır.

Değerli kardeşlerim, burada, bir de şu vardır ki, yine, bu Büyükşehir Yasasıyla, noterler arasında, büyükşehir sınırları içerisindeki noterler ve diğer il sınırları içerisindeki noterler arasındada bir farklılık ortaya çıkmış oluyordu; çünkü, diğer illerdeki ortak cari hesaba tabi olan noterler aynı şekilde devam ediyor; ama, büyükşehir sınırları içerisindeki ortak cari hesaba girmiş olan noterlerin, biraz önce ifade ettiğim gibi, arasında çok farklılıklar var. Birisi imtiyazlı noter, diğeri ise, imtiyazsız noter gibi bir konum ortaya çıkmıştı.

İşte, bu adaletsizliği, bu hakkaniyet ölçülerine uymayan, objektif kurallara uymayan bu durumu kaldırmak için acilen böyle bir yasanın getirilmesi zarureti hâsıl olmuştur. İnşallah, iktidar ve muhalefet olarak, birlikte bu yasayı geçireceğimize inanıyorum.

Bu yasanın, öncelikle, noterlik camiasına ve memleketimize hayırlı olması dileğiyle, hepinize en içten saygılarımı sunuyorum.

Teşekkür ediyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Kurt (AK Parti, Samsun). “Noterlik kanununda değişiklik yapılmasına dair kan.tas. ( ss. 805 )”. TBMM Genel Kurulu, 65. Birleşim tutanağı, 2 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-kurt-22-2005-03-02-noterlik-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kan-tas-ss-805 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
