# Su ürünleri kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.125)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Mehdi Eker (AK Parti, Diyarbakır)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim
- **Tarih:** 22 Temmuz 2003
- **Gündem:** SU ÜRÜNLERİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.125)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-mehdi-eker-22-2003-07-22-su-urunleri-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-s-s

> Mehmet Mehdi Eker (AK Parti), 22 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SU ÜRÜNLERİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.125)); konuşma 1.848 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan Su Ürünleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerinde, AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum; şahsım ve Grubum adına Yüce Heyetinizi saygıyla selamlarım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de, su ürünleri, önemli hayvansal protein kaynakları arasında sayılmaktadır. Birçok yönüyle üstün değere sahip olan bu ürünler, gerek ülkemizin hayvansal protein açığının giderilmesine gerekse halkın beslenme alışkanlıklarının sağlıklı bir doğrultuda değiştirilmesine katkıda bulunabilecek kıymetli birer besin kaynağıdır.

Değerli arkadaşlar, su ürünleri, bitkisel üretim, hayvansal üretim ve ormancılık yanında, tarım sektörünün dört alt sektöründen birini teşkil etmektedir. Beslenmenin yanı sıra sanayie hammadde temin etmesi, istihdam yaratması ve ihracat potansiyelinin yüksek olması nedeniyle, bu sektör, ekonomimize önemli katkılar sağlamaktadır.

Üç tarafı denizlerle çevrili ve önemli iç su kaynaklarına sahip olan ülkemiz, bu imkânlarıyla, büyük bir su ürünleri potansiyeline sahip bulunmaktadır.

Su ürünleri üretim alanlarımız, 26 000 000 hektarı aşmakta, bu büyük üretim alanıyla, orman alanlarından fazla, tarımsal alanlarımıza yakın bir potansiyel oluşturmaktadır. Yalnızca deniz kıyılarımızın uzunluğu 8 333 kilometreyi bulmaktadır. İlave olarak, 200'ü aşkın doğal göl, 159 adet baraj gölü, 1 000 civarında gölet ve 172 000 kilometre uzunluğa sahip akarsu varlığıyla zengin bir iç su kaynağımız bulunmaktadır.

Denizlerimizin ve iç sularımızın farklı ekolojik yapılarda olması, su ürünlerinde, tür çeşitliliğini de beraberinde getirmektedir. Ülkemiz sularında, yaklaşık 500 civarında tür bulunmakta, bunlardan 100'ünün ekonomik olarak avcılığı ve üretimi yapılmaktadır.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; halen, avcılık, yetiştiricilik, işleme ve değerlendirme alanlarında olmak üzere, yaklaşık 250 000 aile, geçimini balıkçılık faaliyetlerinden sağlamaktadır. Bu rakamlara, su ürünleri sektörünün yan sanayi ve pazarlama kanallarında çalışan nüfus dahil değildir. Keza, ülkemizde, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılmış, 3 000 kadarı iç sularda olmak üzere, toplam 22 000 adet balıkçı gemisi, üretim faaliyetlerinde kullanılmaktadır.

Avcılık ve yetiştiricilik girdilerini sağlayan ve bunların ticaretiyle uğraşan nüfus da dikkate alındığında, sektörün istihdama ve ekonomiye olan katkısının ne denli büyük olduğu daha kolay anlaşılacaktır.

Yukarıda arz ettiğim potansiyelden, yıllık olarak elde ettiğimiz su ürünleri miktarı 630 000 ton civarındadır. Bu üretimin yüzde 83'ü denizlerden, yüzde 10'u yetiştiricilikten, yüzde 7'si ise iç sularımızdan elde edilmektedir.

Ülkemiz su ürünleri üretim miktarıyla, Akdeniz ülkeleri arasında 3 üncü, dünya ülkeleri arasında ise 32 nci sırada yer almaktadır. Bu yerimizi muhafaza edebilmemiz, mevcut kaynaklarımızın korunması ve bunun yanında, üretimin sürdürülebilir nitelikte olmasıyla mümkündür. Bu nedenle, mevcut su ürünleri potansiyelimizden en iyi şekilde yararlanmak, yararlanırken de su ürünleri kaynaklarımızı korumak, temel ilkelerimiz arasında yer almalıdır.

Değerli arkadaşlarım, bu noktadan hareketle, su ürünlerinde, avcılıktan daha çok yetiştiriciliğe önem verilmesi gerektiğine işaret etmek istiyorum. Ülkemizde, su ürünleri yetiştiriciliği yapan onaylı işletme sayısı 1 850 civarındadır. Bunların üretim kapasitesi ise, 100 000 ton dolayındadır. Bu işletmelerin yüzde 60'ını, yıllık üretim kapasitesi 50 tonun altındaki işletmeler oluşturmaktadır. Bununla birlikte, son yıllarda onaylanan işletmelerin ortalama yıllık üretim kapasitesi 500 tondan fazladır. Bu da, artık, müteşebbisimizin endüstriyel anlamda entegre tesis kurmaya başladığını göstermektedir ki, sevindirici bir gelişmedir.

Değerli arkadaşlar, Avrupa Birliğiyle entegrasyon çalışmalarının hız kazandığı günümüzde, su ürünleri işleme ve değerlendirme tesislerinin teknik ve hijyenik şartlara uygun olarak kurulması, işleme ve değerlendirme işleminin sıhhî şartlarda gerçekleştirilerek, insan tüketimine uygun, kaliteli ve güvenli su ürünlerinin iç ve dış pazara sunulması büyük önem taşımaktadır. Bu gelişmeler sağlandığı ve bu şartlar yerine getirildiği takdirde, halen 100 000 000 dolar civarındaki su ürünleri ihracatımızı azamiye çıkarmak mümkün olabilecektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz tasarı konusu su ürünleri sektörünün sorunlarının çözülmesi, öncelikle, sağlıklı bir teşhis yapılması ve buna uygun politika ve tedbirlerin alınarak hayata geçirilmesiyle mümkündür. Su ürünleri sektörünün geliştirilmesi, her şeyden önce, bu hizmetlerin yürütüleceği bir kamu yapılanmasına, bu yapıya destek sağlayacak üretici teşkilatlanmasına ve bunların tabi bulunduğu yasal düzenlemelere bağlıdır.

Ülkemiz balıkçılık politikasının Avrupa ortak balıkçılık politikası mevzuatına uyum çalışmaları vesilesiyle de görülmüştür ki, Avrupa balıkçılık sisteminde en önemli destekler, idarî ve yapısal alanlarda kullanılmaktadır; bir yanda, balıkçılık stratejisini oluşturan ve etkin kontrol hizmetlerini yürüten bir kamu örgütlenmesi, diğer tarafta, avcıyı, yetiştiriciyi ve sanayiciyi bünyesinde barındıran bir üretici örgütlenmesi ve bu kuruluşların hizmetlerini etkin hale getiren malî ve yapısal destek ve kaynaklar.

Değerli arkadaşlar, bu entegrasyonun ülkemiz balıkçılık sistemi için de kurulması ve işletilmesi önem kazanmaktadır. Bu anlamda, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı bünyesindeki su ürünleri hizmetleri gözden geçirilmeli; bu idarî yapı, başta kontrol tekneleri ve bütçe imkânları olmak üzere güçlendirilmelidir. Artık, uydudan izleme programlarının devrede olduğu günümüzde kaçak avcılık, balıkçı tekneleri ile Bakanlık ve Sahil Güvenlik Komutanlığının ilgili birimleri arasında kurulan iletişim ve elektronik sistemlerle takip edilmelidir. Halen bu amaçla Bakanlığın ve Sahil Güvenlik Komutanlığının elinde bulunan araç ve gereç, ihtiyaca yeter hale getirilmelidir.

Avlanan balıkların kayıt altına alınması ve pazarlama kanallarında kalite ve sağlıklı ürün dolaşımının gerçekleşebilmesi için, karaya çıkış noktalarında bilgi akış sistemleri kurulmalıdır. Bugün, 246 adet balıkçı barınağı, balıkçı teknelerimize hizmet vermektedir; ancak, bunların çoğu, geçmiş dönemlerde, maalesef, siyasî yaklaşımlarla programa alınmış, ödenek yetersizliği nedeniyle çoğu öngörülen zamanda tamamlanamamış, bitirilenlerin de altyapıları yetersiz kalmıştır. Bu balıkçı barınaklarının yeniden ele alınarak altyapıları ve işleyiş sistemleriyle daha rasyonel hale getirilmesi, hizmetlerin sağlıklı olarak yapılması açısından son derece önemlidir.

Değerli arkadaşlar, balıkçı teknelerimiz için Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca uygulanan bir kayıt sistemi mevcuttur. Bu sistemin daha da geliştirilmesi, tüm av ürünlerinin kayıt altına alınarak kayıtdışı ekonomik faaliyetlerin önlenmesi esastır. Su ürünlerinin toptan ve perakende satışının yapıldığı yerleri disipline eden, kaliteli ve sağlıklı ürünlerin satışını mümkün kılan ilgili Tarım Bakanlığı yönetmeliğinin tam olarak uygulanması, balıkçılığımız için önemli faydalar sağlayacaktır.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; malumunuz olduğu üzere, balık, çok değerli bir besin; ama, aynı zamanda da çok çabuk bozulabilen bir üründür. Bu nedenle, bu sektörde, soğuk muhafazanın, işleme ve değerlendirme tesislerinin önemi büyüktür. Ülkemizde, son yıllarda, su ürünleri işleme ve değerlendirme sanayii çok büyük bir gelişme göstermiştir. Halen, 125 adet balık işleme ve değerlendirme tesisi, konserveden fümeye kadar çok geniş bir ürün yelpazesi içinde ürün işlemekte ve bunların büyük bir kısmı ihraç edilmektedir. Katmadeğer yaratılması ve yöresel istihdam yaratması açısından bu gibi tesislerin desteklenmesi ve teşvik edilmesi, keza, balıkçılığımızın gelişmesi için çok önemlidir.

Değerli arkadaşlar, son yıllarda, ülkemizde, yeni balık türlerinin besiciliği gündeme gelmiştir. Mesela, orkinos besiciliği bunlardan biridir. Denizlerde balıkçılar tarafından yakalanan orkinoslar ağ kafeslerde beslenmekte, belli bir ağırlığa ulaştırılıp değer yaratılarak, tamamı Japonya'ya ihraç edilmektedir. 2002 yılında ülkemizin yalnızca orkinos ihracatından sağladığı gelir 30 000 000 dolardır.

Yetiştiricilikte yeni türlerin devreye girmesi, bu amaçla araştırma çalışmalarının artırılması zorunludur. Bugün, Tarım ve Köyişleri Bakanlığına bağlı üç araştırma kuruluşunun yanı sıra, yirmiye yakın üniversite ve bilim kuruluşumuzda avcılık ve yetiştiricilik araştırmaları yapılmaktadır. Aynı zamanda, bu kuruluşlarımızda lisans ve lisansüstü eğitim verilmektedir. Şüphesiz, deniz araştırmaları, büyük bütçe ve yetişmiş eleman gerektirmektir. Bu nedenle, özel sektör, Bakanlık ve üniversite arasında işbirliği sağlanarak araştırma geliştirme faaliyetleri için yeterli iç ve dış kaynak temin edilmesi gerekmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kültür balıkçılığının gelişmesi için, deniz alanlarına ilişkin kullanım planları ve kıyı yönetim programları devreye sokulmalı; turizm, çevre ve kültür varlıkları çatışması sona erdirilmelidir. Özellikle, son iki yıldır balık çiftliklerinin koylardan uzaklaştırılarak açık sulara taşınması, yani off shore üretimi, balıkçılık ve turizm çatışmasını büyük ölçüde önlediyse de, SİT alanlarıyla ilgili daha çözülmesi gereken sorunlar bulunmaktadır.

Değerli arkadaşlar, oysa, ülkemizde, kültür balıkçılığı için çok büyük bir potansiyel vardır ve bu alana yatırım yapmak isteyen pek çok girişimci de vardır; ancak, 11 ayrı kamu kuruluşundan izin almak gibi bir sürecin içine girmek zorunda kalan bir yatırımcı, ilk aşamada, birçok zorlukla karşılaşmaktadır. Buna karşı, aynı denizi paylaştığımız Yunanistan'da ise, kültür balıkçılığı yatırımlarının yüzde 60'dan fazlasının devlet tarafından desteklendiğini, her türlü kolaylığın gösterildiğini hatırda tutmakta yarar vardır.

Bütün sektörlerin olduğu gibi, su ürünleri sektörünün de sorunlarını ve çözüm yollarını bilen AK Parti Hükümeti, hazırladığı acil eylem planında kültür balıkçılığının geliştirilmesi gerektiğini vurgulamış ve gerekli tedbirler konusunda çalışmaları başlatmıştır.

Değerli arkadaşlar, su ürünleri üretimi bağlamında üzerinde önemle durmamız gereken bir konu da, GAP Projesinin yarattığı su kaynaklarından balıkçılık alanında da yararlanmaktır. Güneydoğu Anadolu Projesi, ülkemizin iç su balıkçılığında, gelecekte önemli rol oynayacak büyük bir potansiyeldir. Bu bölgede bulunan baraj göllerinden ve akarsulardan, hem avcılık hem de yetiştiricilik alanında yararlanacağız. Buradan elde edilecek su ürünleri, yöre halkının hayvansal protein ihtiyacı açığını gidereceği gibi, bölgesel kalkınmaya ve istihdama da katkıda bulunacaktır.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; şüphesiz, tüm bu çalışmalar, başta malî kaynak olmak üzere, imkân gerektirmektedir; ancak, bundan da daha önemlisi, doğru teşhisle doğru politikalar ortaya koymak ve bunları kararlılıkla uygulamaktır. AK Parti olarak biz, bu kararlılığa sahibiz ve sektörün gelişmesi için her türlü çabayı göstererek, yatırımcılarımızın önünü açacağız.

Değerli milletvekilleri, su ürünleri sektörümüzün geleceği çerçevesinde alınacak tedbirler içerisinde en önemli konulardan biri de, balık stoklarımızın korunması ve rasyonel bir şekilde işletilmesidir. Kaynaklarımızın tahrip edilmeden verimli bir şekilde kullanılması, sürdürülebilir ve sorumlu bir balıkçılık faaliyetinin yapılması, öncelikli düşüncemizdir; çünkü, çok iyi biliyoruz ki, bütün kaynaklarda olduğu gibi, su ürünleri kaynağımız da sonsuz ve sınırsız değildir.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; unutulmaması gereken bir konu da, avlanan su ürünlerinin biyolojik bir varlık olduğu hususudur ve bütün canlılar gibi su ürünlerinin de, neslinin devam etmesi için korunmaya ihtiyacı vardır. Bu da, devlet ve toplum olarak bizim görevimizdir. Su ürünleri stoklarımızı korumak, avcılığı düzenlemek, üretim ve kontrol aşamasında yürütülecek faaliyetleri disipline etmek üzere, 1971 yılında 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu çıkarılmıştır. 1986 yılında bazı maddeleri revize edilen bu kanun, dünyada ve ülkemizde gelişen şartlar karşısında, bugün, yetersiz hale gelmiştir. Avrupa Birliğine uyumun söz konusu olduğu bugünlerde, bu yetersizliği giderici bazı değişikliklerin yapılması zorunludur. İşte, önümüzdeki tasarı, bu çabanın bir ürünüdür değerli arkadaşlar.

Kanun tasarısıyla getirilen en önemli değişiklikler, cezaî hükümlerde olmuştur. 1380 sayılı Kanunun 36 ncı maddesinde yer alan para cezaları, günümüz şartlarına göre artırılarak yeniden düzenlenmiş ve ceza uygulamalarında idarî para cezası uygulamasına geçilmiştir. Daha önceleri mahkeme kararlarıyla uygulanan ve mahkemelerimizin iş yoğunluğu nedeniyle uzun süreler alan ve bu nedenle de caydırıcı olamayan sistemden, ağır cezalar hariç olmak üzere vazgeçilmiş, Trafik ve Çevre Yasalarında olduğu gibi, kaçak avlanan veya kanun maddelerini ihlal edenler için anında para cezası ödemesi uygulaması getirilmiştir.

Ayrıca, caydırıcı olması açısından, aynı suçları üst üste işleyenler için, avcılık ruhsatlarının iptali ve mevcut cezaların artırılarak uygulanması hükmü getirilmiş; elkonulan, zapt ve müsadere edilen su ürünleri ve avlanma araç ve gereçleri için uygulanacak işlemler, yoruma meydan vermeyecek şekilde netleştirilmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu kanun tasasıyla getirilen en önemli değişikliklerden biri de, gerçek bir üretim faaliyeti olan su ürünleri yetiştiriciliği, bir başka ifadeyle, kültür balıkçılığı konusundadır.

Bilindiği gibi, ülkemizde kültür balıkçılığı, özellikle son onbeş yılda büyük bir gelişme göstermiş ve 5 000 ton olan yıllık üretim 65 000 tona çıkmıştır. AK Parti hükümeti 2003 yılı mayıs ayında aldığı bir kararla, hayvancılık desteklemeleri içerisine kültür balıkçılığını da ilave etmiş ve çipura, levrek balığında kilogram başına 153 000, alabalıkta ise kilogram başına 90 000 lira destekleme primi öngörmüştür. Hedefimiz, kısa zamanda bu üretimi 100 000 tona, ihracatını ise 90 000 000 dolara çıkarmaktır.

Bu alanda ülkemizde önemli bir girişim talebi vardır. Çevre, turizm ve diğer kullanıcılarla birlikte, bir bütün ve entegrasyon içerisinde, denizlerimizden ve iç sularımızdan kültür balıkçılığı anlamında yararlanmak gerekir. İşte, bu yeni tasarıyla, kültür balıkçılığı işlemleri disipline edilmekte ve uygulamaya ilişkin bir yönetmeliğin çıkarılması amaçlanmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sonuç olarak, bu kanun tasarısı, ülkemizdeki su ürünleri kaynaklarının korunması, daha rasyonel kullanılması ve balıkçılığımızın geliştirilmesi için gerekli olan düzenlemelerin yapılmasını öngörmekte ve bu anlamda, yıllardır gündeme gelen -ancak, bir türlü gerçekleşmeyen- birçok sorunu da çözmeyi amaçlamaktadır.

Bu sebeple, tasarıyı destekleyeceğimizi belirtir; bu vesileyle, Yüce Meclisin değerli üyelerine saygılar sunarım. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Mehdi Eker (AK Parti, Diyarbakır). “Su ürünleri kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.125)”. TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim tutanağı, 22 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-mehdi-eker-22-2003-07-22-su-urunleri-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-s-s (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
