# (6/817), (6/818), (6?819), (6,847), (6/861), (6/862), (6/8769, (6/893), (6/894), (6/897), (6/913), (6/930), (6/931), (6/934), (6/946), (6/953), (6/955), (6/956), (6/969), (6/980), (6/1001), (6/1024), (6/1036), (6/1040), (6/1050), (6/1068), (6/1072), (6/1111), (6/1126),(6/1177), (6/1213), (6/1248), (6/1259), (6/1262), (6/1263), (6/12649, (6/12659) (6/1266) (6/1277), (6/1285), (6/12869, (6/1302), (6/1334), (6/1336), (6/1345), (6/1361), (6/1463), (6/1474), (6/1490), (6/1572), (6/1574), (6/1577), (6/1586),

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Mehdi Eker (AK Parti, Diyarbakır)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 24. Birleşim
- **Tarih:** 29 Kasım 2005
- **Gündem:** (6/817), (6/818), (6?819), (6,847), (6/861), (6/862), (6/8769, (6/893), (6/894), (6/897), (6/913), (6/930), (6/931), (6/934), (6/946), (6/953), (6/955), (6/956), (6/969), (6/980), (6/1001), (6/1024), (6/1036), (6/1040), (6/1050), (6/1068), (6/1072), (6/1111), (6/1126),(6/1177), (6/1213), (6/1248), (6/1259), (6/1262), (6/1263), (6/12649, (6/12659) (6/1266) (6/1277), (6/1285), (6/12869, (6/1302), (6/1334), (6/1336), (6/1345), (6/1361), (6/1463), (6/1474), (6/1490), (6/1572), (6/1574), (6/1577), (6/1586),
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-mehdi-eker-22-2005-11-29-6-817-6-818-6-819-6-847-6-861-6-862-6-8769-6-893

> Mehmet Mehdi Eker (AK Parti), 29 Kasım 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 24. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: (6/817), (6/818), (6?819), (6,847), (6/861), (6/862), (6/8769, (6/893), (6/894), (6/897), (6/913), (6/930), (6/931), (6/934), (6/946), (6/953), (6/955), (6/956), (6/969), (6/980), (6/1001), (6/1024), (6/1036), (6/1040), (6/1050), (6/1068), (6/1072), (6/1111), (6/1126),(6/1177), (6/1213), (6/1248), (6/1259), (6/1262), (6/1263), (6/12649, (6/12659) (6/1266) (6/1277), (6/1285), (6/12869, (6/1302), (6/1334), (6/1336), (6/1345), (6/1361), (6/1463), (6/1474), (6/1490), (6/1572), (6/1574), (6/1577), (6/1586),); konuşma 9.156 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; sözlü soru önergelerine cevap vermek üzere huzurlarınızdayım, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Tabiî, sözlü soru önergelerinin bir kısmı, kapatılan, mülga Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğüyle ilgili. O nedenle, Antalya Milletvekili Sayın Osman Özcan'ın 6/817, 818 ve 819 numaralı soru önergelerine, Köy Hizmetleriyle ilgili bulunduğu ve bu genel müdürlük mülga hale geldiği için bir cevap vermenin çok anlamlı olmayacağını düşündüğümden, müsaadenizle onları geçiyorum; ama, bilgi olarak, Sayın Milletvekilimize, ben bunları yazılı olarak aktaracağım.

Malatya Milletvekili Sayın Muharrem Kılıç'ın önergesine cevap olarak arz ediyorum: Malatya İlinde, 2003 yılı uygulamaları sonunda, yaklaşık olarak 48 000 çiftçiye tarımsal üretimde bulundukları 2,5 milyon dekar arazi için 40 trilyon TL doğrudan gelir desteği ve 4,9 trilyon TL mazot desteği ödemesi yapılmıştır.

Çanakkale Milletvekili Sayın Ahmet Küçük'ün sözlü soru önergesine cevap arz ediyorum: Birinci sorusuna cevaben arz edeceğim husus; 2003 yılı DGD ödemeleri için 2,66 katrilyon tahakkuk ettirilmiş, bu miktarın 540 trilyonu 2003 yılında, 2,12 katrilyonu da 2004 yılında ödenmiştir. Keza, mazot desteği ödemeleri iki dilim halinde yapılmış olup, 311 trilyonu 2003 yılında ve 325 trilyonu ise 2004 yılında yapılmıştır.

Sayın Küçük'ün ikinci sorusuyla ilgili olarak da bazı bilgiler arz etmek istiyorum. Üç yılı aşkın süredir iktidar görevini sürdüren 58 ve 59 uncu AK Parti Hükümetleri döneminde, tarım sektörüne büyük önem verilmiştir. Bu süre zarfında, sektöre, bütçe imkânları ölçüsünde gerekli destekler sağlanmıştır. Bilindiği üzere, 2001 yılında yürürlüğe konulan politikalar çerçevesinde, tarımda girdi ve fiyat destekleri kaldırılarak, doğrudan gelir desteği uygulamaya konmuştur. Ayrıca, alternatif ürün ödemeleri, telafi edici ödemeler gibi yeni destekleme araçları devreye sokulmuş, prim ve hayvancılık desteklerinin kapsamı genişletilmiştir.

2001 yılında ülke genelinde uygulamaya konan doğrudan gelir desteği uygulamalarına 2004 yılında da devam edilmiştir. Ayrıca, tarımsal kalkınma kooperatiflerine düşük faizli kredi verilerek, bütçe imkânları ölçüsünde, bu kooperatifler desteklenmektedir. Son oniki yılda yapılanın daha fazlasını, AK Parti İktidarı ikibuçuk yıllık süre içerisinde yapmıştır.

Buna ilave olarak, 2004 ve 2005 yıllarında çıkarılan Bakanlar Kurulu kararlarıyla "tarıma can suyu" adı altında, çiftçilerimize düşük faizli tarımsal kredi kullandırma imkânı getirilmiştir. Bu uygulama kapsamında, üreticilerimize, piyasada uygulanan cari faiz oranlarından yüzde 25 ile, yüzde 60 arasında, indirimli kredi imkânı sunulmuştur. Diğer bir ifadeyle, çiftçilerimize verilen sübvansiyonlu kredi faiz oranları, kredi konularına göre, yüzde 8 ile yüzde 15 aralığına çekilmiştir. Bu kapsamda, 2004 yılında çiftçilerimize 1,3 katrilyon TL kredi verilmiştir. 2005 yılı eylül ayı itibariyle, 589 000 üreticimize yaklaşık 2,5 katrilyon TL kredi kullandırılmıştır.

Önümüzdeki yıllardaki destekleme politikalarımızla ilgili olarak Bakanlığımızca bir Tarım Strateji Belgesi hazırlanmış, bu belge kapsamında tarımsal desteklemeler yeniden yapılandırma yoluna gidilmiştir. 2006-2010 döneminde uygulanmak üzere hazırlanan Tarım Strateji Belgesi, Yüksek Planlama Kurulunca kabul edilmiş ve bu doğrultuda hazırlanan Tarım Çerçeve Kanunu Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine getirilmiştir. Bu belgede, değişen ve gelişen beklentiler ışığında önümüzdeki dönemde yürütülecek tarım politikalarının temel doğrultuları belirlenmekte, uygulanacak destekleme araçları tanımlanmakta ve bunların bütçedeki payları tespit edilmektedir. Belgede, Avrupa Birliğine uyum süreci ve Dünya Ticaret Örgütü kurallarındaki gelişmeler bağlamında öncelikli destekleme alanları belirlenmiştir. Nitekim, bu belgede yer alan temel stratejiler ışığında, 2005 yılı geçiş yılı kabul edilerek, uygulanacak tarımsal desteklemeler buna göre şekillendirilmiştir.

2005 yılında tarımsal desteklemeler için toplam 4,1 katrilyon TL kaynak ayrılmıştır. Ayrıca, kooperatif destekleri kapsamında, 2002 yılında sadece 25 kooperatife destek verilebilmişken, 2003 ve 2004 yıllarında, kırsal alanda sosyal destek projesinden desteklenen kooperatifler de dahil olmak üzere toplam 325 kooperatife destek verilmiştir. 2005 yılında kooperatif projelerine genel bütçeden 90 trilyon TL kaynak ayrılmıştır. Önceki yıllarda desteklenip rehabilite edilmesi gereken projeler ve işletmeye geçen kooperatiflerin yem ve girdi ihtiyaçlarının karşılanması için de 10 trilyon TL ödenek ayrılmıştır. 2005 yılında kırsal alanda sosyal destek projesinden yaklaşık 200 kooperatife 200 trilyon TL tutarında kredi desteği verilmesi planlanmıştır. 2005 yılında kırsal alanda sosyal destek projesi ve genel bütçe kaynaklarıyla toplam 304 kooperatif desteklenmiş olacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu sorunun cevabı bağlamında, bir ilave bilgi de izninizle sunmak istiyorum. Ayrıca biz, 2005 yılı içerisinde, bildiğiniz gibi, toplam 683 trilyon TL tutarında mazot ve gübre desteğini de çiftçilerimize ödedik.

Kırşehir Milletvekilimiz Sayın Hüseyin Bayındır'ın sorularına cevap olarak da, yine 2003 yılı doğrudan gelir desteği ödemelerine ilişkin olarak yaklaşık 2,75 milyon çiftçimize, tarımsal üretimde bulundukları yaklaşık 16,7 milyon hektar alan için yaklaşık 2,7 katrilyon TL ödeme yapılmış olup, bu kapsamda Kırşehir İlinin 2003 yılına ait yaklaşık 39 trilyon TL'lik de gelir ödemesi 2004 yılında ödenmiş ve ödenmesi tamamlanmıştır.

Hatay Milletvekili Sayın Züheyir Amber'in sorularına cevap olarak; 2003 yılı açıktan atama yetkisi kapsamında, Toprak Mahsulleri Ofisince, devlet memurları sınavı ve kamu personeli sınavlarında başarılı olan adaylar arasından, 9 eksper ve 8 muhasebeci olmak üzere toplam 17 pozisyona yerleştirme yapılması için ÖSYM Başkanlığına talepte bulunulmuş ve taşra teşkilatımızın ağır çalışma şartları, taşra işyerlerinin mahrumiyet yerlerinde olması nedeniyle, adaylarda erkek olma şartı aranmıştı. Daha sonra yapılan itirazlar sonucunda, Devlet Personel Başkanlığınca yayınlanan talimatla, erkek olma şartının kaldırıldığı, eşitlik ilkesi doğrultusunda hareket edilmesi gerektiği bildirilmiş ve bu çerçevede başvuru süresi bir hafta uzatılmıştır. 2003 yılı açıktan atama yetkisi kapsamında, ÖSYM'ce bir bayan aday Konya Şubesi Çumra Ajans Müdürlüğümüze yerleştirilmiş; ancak, ilgili şahıs eş durumu nedeniyle daha sonra İzmir'e nakledilmiştir.

Ayrıca, 22.10.2004 tarihli ve 2004/7 sayılı Başbakanlık Genelgesinde, personel temininde eşitlik ilkesine uygun hareket edilmesi, cinsiyet ayırımı yapılmaması gerekliliği vurgulanmış, 2004 ve 2005 yıllarında yapılan yerleştirme işlemlerinde de bu doğrultuda hareket edilmiştir.

Yine, Sayın Vekilimizin ikinci sorusuyla ilgili olarak da, burada söyleyeceğim şey, alınacak personelle ilgili olarak cinsiyet şartı ortadan kaldırılmıştır.

Muğla Milletvekili Sayın Fahrettin Üstün'ün sorularıyla ilgili olarak; Sayın Başbakanımızın Malezya ziyaretinden önce ve sonra da, palmyağı ithalatı gerçekleşmiştir Türkiye'de. Malezya ve Endonezya'dan, 2004 yılında 76 936 ton, 2005 yılı ekim ayı itibariyle de 10 960 ton palmyağı ithal edilmiştir.

Bakanlığımız tarafından kontrol belgesi düzenlenerek ithalatı gerçekleştirilen palmyağı gıda sanayiinde kullanılmaktadır ve Bakanlığımızdan gıda sicili ve üretim izni almış işletmelerin teknik ve hijyenik koşulları gıda üretimine uygun olup, söz konusu işletmeler Türk Gıda Kodeksi çerçevesinde üretim yapmaktadır.

Sayın Vekilimizin dördüncü sorusuyla ilgili olarak da, Bakanlığımızca gıda sicili ve üretim izni almış söz konusu ürünü üreten işyerleriyle ilgili bilgiler aşağıda belirtilmektedir.

İki tane firma. Besler Gıda ve Kimya Sanayii ve Ticaret Anonim Şirketi. Ürünü, Besler yemeklik karışım sıvı yağ ki, bunun muhtevasında pamuk, soya, palm, ayçiçek, fındık ve mısıryağı var. Belge tarihi 30.12.2003, son kullanma tarihi 30.10.2013.

Yine, bu çerçevede bir başka firma, Altınyağ Kombinaları AŞ. Altınyağ yemeklik karışım sıvı yağ; muhtevasında palmyağı, soya ve ayçiçek yağları. Belge tarihi 14.10.2003 ve son kullanma tarihi 14.10.2013.

Sayın Üstün'ün beşinci sorusuyla ilgili olarak da, ülkemizin bitkisel yağ açığı 800 000 ton civarında, bitkisel yağ üretimimiz ise 1 300 000 ton civarındadır. Palmyağı üretimi ülkemizde olmadığı için, ithalatının, çiftçimizi olumsuz yönde etkileyeceği düşünülmemektedir.

Yine, Muğla Milletvekili Sayın Fahrettin Üstün'ün, (6/894-4060) numarayla belirttiği önergeye cevap olarak; Bakanlığımız tarafından, insan gıdası olarak kullanılan, "1511" gümrük tarife istatistik pozisyon numaralı palmyağına kontrol belgesi düzenlenmekte ve ithalatı gerçekleştirilen söz konusu palmyağı, gıda sanayiinde kullanılmaktadır; dolayısıyla, teknik ve sınaî amaçlı olan ve sabun ve benzeri kimya sanayiinde hammadde olarak kullanılan palmyağının ithalatı, Bakanlığımızın yetki alanının dışında, dışticaret mevzuatıyla ilişkilidir.

Muğla Milletvekili Sayın Fahrettin Üstün'ün bir başka soru önergesi. Son on yıl itibariyle gerçekleşen et üretimini arz ediyorum: 1980'de 204 000 ton et üretimi gerçekleşmiş Türkiye'de. Bu miktara, tabiî, Devlet İstatistik Enstitüsünün kayıtları ve kayıtlı mezbaha ve buna ilaveten kurban kesimleri dahil. 1985'te bu rakam 498 709, 1990'da 506 995; yine, 1990 yılında piliç eti de 162 569 ton; 1995'te 415 240 ton kırmızı et, 282 064 ton da piliç eti; 2004 yılında da, 317 900 ton kırmızı et ve 772 000 ton piliç eti olarak üretim gerçekleşmiştir.

Yine Sayın Üstün'ün, aynı önergede yer alan 2 nci ve 3 üncü sorusuna cevap olarak; 1994 yılında 9 218 ton, 1995 yılında 45 102 ton, 1996 yılında 16 329 ton et ithalatı gerçekleşmiştir. En son 1996. Bakanlığımızca, 1996 yılı ağustos ayından itibaren et ithalatı için -sığır, koyun ve keçi etleri olmak üzere- kontrol belgesi düzenlenmemiştir. Bunun nedeni, yurt içinde ve yurt dışında o tarihte vuku bulan bazı hayvan hastalıkları sebebiyle alınan tedbirlerdir.

Yine, Sayın Üstün'ün dördüncü sorusuyla ilgili olarak da; et ithalatı yasak değildir kanunen; ancak, hastalıklar nedeniyle kontrol belgeleri düzenlenirken gerek et ithal edilen ülkelerdeki hastalık durumu gerekse bizim ülkemizin şartları değerlendirilmek suretiyle, buralarda, kontrol belgesi bu amaçla ilgili olarak düzenlenmemektedir.

Sayın Üstün'ün beşinci sorusuyla ilgili olarak da; hayvancılık sektöründe halihazırda uygulanmakta olan desteklemeler süt hayvancılığının geliştirilmesi yanında besi hayvancılığını da olumlu yönde etkilemektedir; çünkü, süt hayvancılığında elde edilen erkek danalar besiciliğin ana materyalini oluşturmaktadır. Nitekim 24 Şubat 2005 tarihinde Resmî Gazetede yayımlanan hayvancığın desteklenmesi hakkında karar yürürlüğe girmiş ve hayvancılığın rekabet gücünü artırmak, sürdürülebilirliğini sağlamak üzere Bakanlığımızca 2005-2013 yılları arasında uygulanacak bir hayvancılık stratejisi hazırlanmış, uygulamaya başlanmış, bununla birlikte hayvancılığın geliştirilmesi için hayvancılık kararnamesi kapsamında yapılan destekleme miktarlarının artırılarak sürdürülmesi hedef olarak belirlenmiştir.

Antalya Milletvekili Sayın Osman Özcan'ın (6/913) ve yine Niğde Milletvekili Sayın Orhan Eraslan'ın (6/930-4457) numaralı önergeleri Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğüyle ilgili olduğu için, mülga haldeki bu kuruluşla ilgili sorulara ait bilgileri ben yazılı olarak -arzu ediyorlarsa- kendilerine ileteceğim.

Ankara Milletvekili Sayın Yakup Kepenek'in (6/931) sayılı önergesinin ilk 4 sorusuna cevap olarak; gıda satış ve toplu tüketim yerlerinde 2004 yılında toplam olarak 143 508 adet denetim yapılmış, 128 denetimle ilgili olarak idarî para cezası verilmiş ve 2005 yılında ise -içinde bulunduğumuz yılda, bugüne kadar; ki, bu tarih, kasım ayının 25'i- 171 000 adet denetim yapılmış; 2005 yılı içerisinin 11 ayında.

2004 yılında 47 624 gıda üreten işyeri denetlenmiş, bu işyerlerinden 1 213'üne idarî para cezası verilmiş, 512 işyeri hakkında ise, cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur.

2005 yılında -günümüze kadar- gıda üretim yeri, gıda satış yeri ve toplu tüketim yerlerinde 256 966 adet denetleme yapılmıştır. Bu işyerlerinden 3 334'üne idarî para cezası verilmiş, 225 işyeri hakkında ise, cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur.

Mezbaha ve et mamulleri üretim tesisleri, rutin olarak, yılda en az iki defa denetlenmekte olup, 5179 sayılı Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun ve ilgili yönetmeliklerine uygun olmayan şartlara sahip mezbaha ve tesislere gerekli kanunî işlemler yapılmakta. Kentlerde kaçak et satışına izin verilmemekte; ancak, zaman zaman kaçak kesim olduğu tespit edilmekte ve 3285 sayılı Hayvan Sağlığı Zabıtası Kanunu gereği bunlara el konularak, bunlarla ilgili kanunda belirtilen gerekli yasal işlem yapılmaktadır. Tabiî, bu tür olaylar münferit olaylar şeklindedir ve bu nedenle de oranlanacak düzeyde değil.

Bakanlığımızca ruhsatlandırılan kombina ve kesimhanelerin denetimi, Bakanlık il müdürlüklerinde bulunan kontrolörler tarafından yılda en az iki defa olmak üzere yapılmakta; ayrıca, 24 Şubat 2005 tarihinde çıkan "Hayvancılığın Desteklenmesi Hakkında Karar" kapsamında, Bakanlıkça yapılacak sözleşmeyle, hayvansal orijinli gıdaların kontrolünde etkinliğin sağlanması, hayvan hastalıklarıyla mücadele, mezbaha ve denetim hizmetlerinin iyileştirilmesi amacıyla Bakanlığın belirlediği bölge ve işletmelerde akredite edilmiş veteriner hekim çalıştırılması amaçlı çalışmalar devam etmektedir.

Hatay Milletvekili Sayın Züheyir Amber'in sorularıyla ilgili olarak da, ithal edilen mısır ve soya fasulyesi daha çok yem sanayiinde kullanılmakta. Ülkemizde, yetiştirme amaçlı olanlar hariç; yani, tohum amaçlı olanlar hariç, genetiği değiştirilmiş ürünlerle ilgili herhangi bir yasal düzenleme bulunmaması nedeniyle, gerek iç piyasada gerekse ithalat aşamasında buna ilişkin özel bir kontrol yapılmamakta. Genetik olarak değiştirilmiş ürünlerin insan ve hayvan yemi olarak kullanımı hususunda Cartagena Biyogüvenlik Protokolü dışında yasaklayıcı veya serbest kılıcı herhangi bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Bu kapsamda, Birleşmiş Milletler tarafından hazırlanan ve Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 24.6.2003 tarihinde onaylanan Cartagena Biyogüvenlik Protokolü 24.1.2004 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Bakanlığımızca, hem Cartagena Biyogüvenlik Protokolü hem de genetik olarak değiştirilmiş ürünlerle ilgili olarak AB mevzuat uyum çalışmaları kapsamında mevzuat çalışmaları başlatılmış, oluşturulan ulusal biyogüvenlik komisyonunca, Bakanlığımızca, genetik olarak değiştirilmiş ürünlerin üretimi, ithalatı, ihracatı ve araştırmalarının kontrolü amacıyla bir biyogüvenlik sistemi oluşturmak üzere biyogüvenlik yasa tasarısı hazırlanmış ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine getirilmiştir. Biyogüvenlik yasa tasarısı, hazırlanacak diğer yönetmelik ve tebliğlere de hukukî dayanak oluşturacaktır.

Yine, Sayın Amber'in ikinci ve üçüncü sorularına cevap olarak, Bakanlığımıza bağlı Ankara İl Kontrol Laboratuvar Müdürlüğü ile Bursa Gıda Kontrol ve Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü bünyesinde, ithal edilen hammadde, işlenmiş ve/veya işlenmemiş gıda ve yemlerde genetik modifiye organizma içerip içermediklerini kalitatif ve kantitatif yönden tayin yapabilecek altyapıya sahip biyogenetik laboratuvarları kurulmuştur.

Balıkesir Milletvekili Sayın Sedat Pekel'in birinci ve ikinci sorularına cevap olarak; 4876 sayılı Kanuna göre, borçları yapılandırılan Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği ortaklarının 31.10.2003 olan birinci taksit ödeme süresinde ödemeleri gereken taksitlerini ödememeleri veya eksik ödemeleri halinde, taksit vadesini takip eden günden itibaren tarımsal TEFE faiz oranına 5 puan ilavesiyle tespit edilecek faiz oranı üzerinden hesaplanacak faiziyle birlikte, 90 günlük, 29.1.2004 tarihine kadar ek süre verilmiştir. 29.1.2004 tarihine kadar birinci taksitlerini ödeyemeyenlere, önce, 30.4.2004 tarihine kadar, bilahara da 10.9.2004 tarihine kadar ek süre tanınmıştır. 10.9.2004 tarihinden itibaren de, 31.1.2005 tarihine kadar ve ardından da Ekim 2004 taksidini faiziyle ve Ekim 2005 taksidini de faizsiz ödemeleri kaydıyla 3.5.2005 tarihine kadar yeni bir imkân tanınmıştır. 2003/4876 sayılı Kanun kapsamında borçlarını faizsiz taksitlendiren çiftçilerimizden 3.5.2005 tarihine kadar tanınan sürede de Ekim 2003 ve Ekim 2004 taksitlerini ödeyemeyen çiftçilerimize, bu taksitlerini gecikme faizleriyle birlikte, ayrıca Ekim 2005 taksitlerini de faizsiz ödemeleri kaydıyla 31.10.2005 tarihine kadar yeni bir imkân daha tanınmıştır.

Burdur Milletvekili Sayın Ramazan Kerim Özkan'ın, yine, mülga Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğüyle ilgili bir sorusu vardır. Ben, kendisine yazılı olarak bu sorunun cevabını ileteceğim.

Hatay Milletvekili Sayın Züheyir Amber'in 3 sorusuna cevap olarak; 2003 yılı üretim dönemine ait Hatay İlinin yüzde 50'lik birinci dilim doğrudan gelir desteği ödemeleri 2004 yılı şubat ayında, yüzde 50'lik ikinci dilim ödemeleri ise 2004 yılı eylül ayında TC Ziraat Bankasındaki çiftçi hesaplarına aktarılarak tamamlanmıştır.

Burdur Milletvekili Sayın Ramazan Kerim Özkan'ın, yine, mülga Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğüyle ilgili (6/956) sayılı önergesine cevap olarak da; yazılı olarak kendisine cevabı -arzu etmesi halinde- takdim edeceğim.

Bursa Milletvekili Sayın Mehmet Küçükaşık'ın (6/969) sayılı önergesiyle ilgili olarak birinci sorusuna cevaben, Bakanlığımızca transgenik bitkilerle ilgili çalışmaların dünyayla paralel götürülmesi, insanlarımızın muhtemel risklerden korunması, biyogüvenlik altyapısının oluşturulması, teknik elemanların eğitimi, halkımızın bilinçlendirilmesi ve benzeri konularda gerekli hassasiyet gösterilmektedir. Bu itibarla, Cartagena Biyogüvenlik Protokolünün uygulamaya konulması aşamasında Birleşmiş Milletler Çevre Programı tarafından desteklenen Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğümüzün koordinatörlüğünde yürütülmekte olan ve acil eylem planında da yer alan Biyogüvenlik Çerçeve Yasasının çıkarılması çalışmaları devam etmektedir, Yüce Meclisin gündemindedir.

Sayın Küçükaşık'ın ikinci ve üçüncü sorularına cevaben de arz edeceğim husus şu: Ülkemizde transgenik tohum üretimi konusunda faaliyet gösteren herhangi bir şirket ve kuruluş olmadığı gibi, bu konuda tohum üretimi de yapılmamaktadır.

Dördüncü sorusuna cevap olarak arz ediyorum: Sertifikalı tohumluk ithalatında genetiği değiştirilmiş organizma limiti sıfır olacak ve tohumlukların transgenik çeşitlere ait olmadıkları konusunda ihracatçı ülke garantisi ve ithalatçı firma taahhüdü istenecektir. Ayrıca, ithalat sırasında alınacak örneklerde laboratuvar analizleri yapılacaktır. Gerek ithal edilen ve gerekse yurt dışında üretilen tohumluklardan yoklama analizleri yapılacak; ayrıca, yerli ve yabancı firmalar tarafından ithal edilen ve ülkede geliştirilen çeşitlere ait tohumları eken yetiştiricilerin üretim alanlarından numune alınarak, izleme başlatılacaktır. Sonuçların menfî çıkması durumunda, 308 sayılı Yasa ve buna istinaden çıkarılan yönetmelikler çerçevesinde işlemler yapılacaktır.

Fiilî ithalatta, gümrüklerde, Bakanlık görevlileri tarafından var-yok analizi yapılacak, pozitif çıkan örneklerden detaylı analizler laboratuvarlarda yapılacaktır. İthal edilen ürünlerde ve gıdalarda, ithalat öncesi, ihracatçı ülke yetkili otoritesinden ve ithal eden firmadan, ilgili ürünün Bakanlıkça belirlenen limitlerin üstünde genetiği değiştirilmiş organizma içermediğine dair beyan ve taahhütname istenmesine, fiilî ithalat aşamasında da numune alınarak kontrol analizleri yapılmasına karar verilmiştir. Mısırdan elde edilen glikoz ve früktoz şurubu, mısırözü ve soyayağı ile benzeri ürünlerin ithalatında sadece ihracatçı ülke garantisi ve ithalatçı firma taahhüdü istenecektir. Yapılan analiz ücretleri ilgili firmadan tahsil edilecektir.

Gıda ve yem amaçlı ithalat sırasında uygulanacak limitlerde, AB limitleri baz alınacaktır. Sadece yem maddeleri için belli sınırlar içinde etiketleme yapılması düşünülmektedir.

Sertifikalı tohumluk ithalatında genetiği değiştirilmiş organizma limiti sıfır olacak ve tohumlukların transgenik çeşitlere ait olmadıkları konusunda ihracatçı ülke garantisi ve ithalatçı firma taahhüdü istenecektir. Ayrıca, ithalat sırasında alınacak örneklerde laboratuvar analizleri yapılacaktır.

Muğla Milletvekili Sayın Fahrettin Üstün'ün (6/980) sayılı önergesine cevap olarak, birinci ve üçüncü sorularına cevaben; 1.1.2003 ve 20.2.2004 tarihleri arasında Bakanlığımızca çeşitli firmalara 293 adet pirinç kontrol belgesi düzenlenmiştir. 2002 yılında 459 000 ton, 2003 yılında ise 454 000 ton pirinç ithal edilmiştir.

1 Ekim 2004 - 31 Temmuz 2005 tarihleri arasında TMO tarafından kullanılmak üzere 50 000 ton pirinç ithalatı için tarife kontenjanı açılmıştır. Bu tarife kontenjanı kapsamında, 114 adet firmaya 440 571 ton çeltik karşılığı olarak, 207 000 ton pirinç için ithalat izni verilmiş, bu kapsamda 2004 yılında 120 000 ton pirinç ithal edilmiştir.

9.3.2005 tarihi itibariyle, ABD long gray pirincinin fiyatı 340-350 dolar -metrik ton itibariyle- Amerika Birleşik Devletleri medium gray pirincinin fiyatı 310 dolar/ton, Mısır pirincinin fiyatı 355 dolar/ton, Tayland pirincinin fiyatı da 295 dolar/ton seviyelerindedir. Yapılan veya yapılacak ithalatların hangi ülkeden ve ne miktar yapılacağı hususunda, o ülkelerdeki çeltik ve pirinç fiyatları ile navlunlar önemli rol oynamakta olup, bu konudaki firma tercihleri tamamen serbest rekabet şartları içerisinde oluşmaktadır.

Dördüncü sorusuna cevap olarak da; Türkiye çeltik verimi dünya çeltik verim ortalamasının üzerinde olmasına rağmen, çeltik üretimimiz iç talebimizi karşılayamamaktadır.

Burada şunu ifade etmek istiyorum: 2005 yılı içerisinde çeltik üretimimiz, önceki yılların oldukça üzerinde bir artışla, 610 000 ton seviyesinde beklenmektedir.

Iğdır Milletvekili Sayın Dursun Akdemir'in sorularına cevap olarak; 2002 yılı hayvan mevcutları; 9 804 000 adet büyükbaş, 31 954 000 küçükbaş, 764 725 baş tek tırnaklı ve 251 100 000 kanatlı hayvan mevcudu vardır. 2003 yılı hayvan mevcudu ise; 9 789 000 adet büyükbaş, 32 203 000 küçükbaş, 724 090 baş tek tırnaklı ve 283 685 000 kanatlı hayvan mevcudu var. 2004 yılı hayvan mevcudu; 10 047 000 adet büyükbaş, 31 841 000 adet küçükbaş hayvandır.

Hayvan sayılarında, örneğin, büyükbaş hayvan sayısında geçen dönem itibariyle çok az bir artış olmuş, küçük hayvan sayısı ise son üç yılda fazla bir değişiklik göstermemiştir.

Yine, Sayın Akdemir'in üçüncü sorusuna cevap olarak da; tarım içinde önemli bir yer tutan, Avrupa Birliği karşısında rekabet şansımızın zayıf olduğu bir sektör olan hayvancılık sektörünü geliştirmek için 2003 ve 2004 yıllarında önemli çalışmalar başlatılmış olup, bu çalışmalara 2005 yılında da devam edilmiştir.

2005 yılında Hayvancılığın Desteklenmesi Hakkında Kararname çıkarılarak, destekleme kapsamı genişletilmiştir. 2003 yılında hayvancılık destekleri için ayrılan kaynak 135 trilyon TL iken, 2004 yılında bu miktar 353 trilyon TL'ye ve 2005 yılında ise 622 trilyon TL'ye çıkarılmıştır.

Hayvancılığa ayrılan destek miktarında, iki yıl içerisinde yüzde 500'lük bir artış olmuştur. Burada hayvancılık destekleriyle ilgili olarak bahsettiğim husus, bizim, genel bütçe imkânlarımızla Bakanlığın bütçesinden tahsis ettiğimiz miktardır. Buna, Sosyal Hizmetlerden aldığımız, Sosyal Dayanışmayı Teşvik Fonundan buraya aktardığımız 200 trilyona yakın para dahil değildir.

2005/8503 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı kapsamında yer alan hayvancılık destekleri, destek fonları itibariyle aşağıda belirtilmektedir:

Yem bitkileri ekilişi desteği, gebe düve desteği, sunî tohumlamadan doğan buzağı desteği, sunî tohumlama desteği, süt desteği, süt sağım ünitesi desteği, 2004'te uygulanan et desteği, hastalıklardan âri işletme desteği, hayvan kimlik sistemi desteklemesi, aşı desteklemesi, sözleşmeli hayvansal orijinli gıda kontrolünde veteriner hekim çalıştırılması desteği, hayvan gen kaynaklarının korunması desteği, ana arı desteği, su ürünleri desteği, düşük faizli kredi desteği, ki, burada damızlık sığır ve büyükbaş hayvan yetiştiriciliği için yüzde 60, küçükbaş hayvan yetiştiriciliği için yüzde 40 indirimli kredi imkânı var.

Buna ilaveten hayvancılık alanında yürüttüğümüz projeler ise, Soykütüğü ve Ön Soykütüğü Projeleri, Döl Kontrolü Projeleri, Anadolu Alacası ve Esmeri Geliştirme Projesi, İvesi Koyunculuğunu Geliştirme Projesi, Ortaklar Mülkiyetindeki Kooperatif Projeleri ve Kırsal Alanda Sosyal Destek Projesidir.

Sayın Akdemir'in dördüncü sorusuna cevap olarak da; kasaplık ve besilik canlı hayvan ithalatı için, 1996 yılı ağustos ayından bugüne kadar, kontrol belgesi düzenlenmemiştir.

2003 yılında, Lübnan'a 42 000 adet koyun ihraç edilmiş, 2003 yılı damızlık sığır ithalatımız 2 128 baş olup, küçükbaş hayvan ithalatımız bulunmamaktadır.

2004 yılında damızlık sığır ithalatımız bulunmamakta, yine 2004 yılı Ortadoğu ülkelerine yapılan canlı koyun ihracatımız 46 000 baş olmuştur.

Muğla Milletvekili Sayın Fahrettin Üstün'ün sorularına cevap olarak; birinci sorusuna cevaben, Bakanlığımıza bağlı kuruluşlarda, 58 inci ve 59 uncu AK Parti Hükümetleri döneminde, özür gruplarından dolayı nakil talebinde bulunanlar, tayin nakil döneminde kendi isteğiyle nakil talebinde bulunanlar, unvan değişikliği, görevde yükselme, özelleştirmeden dolayı atama, kurumlararası naklen atama, emeklilik sonrası, istifa sonrası, seçim sonrası atama olmak üzere, toplam atama, nakil ve tayinle ilgili işlem sayısı 7 575'tir.

İkinci sorusuna cevap olarak; Bakanlığımız bağlı kuruluşlarında 58 ve 59 uncu hükümetler döneminde vekâlet, tedviren ve görevlendirme olmak üzere toplam 557 adet atama yapılmıştır.

Üçüncü sorusuna cevap olarak; idarî görevlerde bulunan 13 personel geçici olarak başka yerlerde görevlendirilmiştir.

Yine, dördüncü sorusuna cevap olarak da; 58 ve 59 uncu hükümetler döneminde idareci olarak görev yapan 351 personelin görev değişikliği söz konusu olmuş, 446 personelin de tedvir görevi kaldırılmıştır.

Iğdır Milletvekili Sayın Dursun Akdemir'in (6/1024) sayılı önergesine cevap olarak; 2004/6840 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına ek olarak çıkartılan 2004/7738 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla, tarım kredi kooperatiflerince indirimli faiz oranları üzerinden hayvancılık kredisi kullandırılma imkânı getirilmiş ve bu kapsamda 2.9.2004 ile 31.12.2004 tarihleri arasında kredi kullandırılmıştır. Ayrıca, 2005 yılı için ise 18.1.2005 tarih ve 25704 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren tarımsal üretimin geliştirilmesi, verimliliğin ve kalitenin artırılması ve üreticilerin finansman ihtiyaçlarının uygun koşullarda karşılanması amacıyla TC Ziraat Bankası AŞ ve tarım kredi kooperatiflerince tarımsal üretime yönelik yatırım ve işletme kredisi kullandırılmasına ilişkin 2005/8378 sayılı Bakanlar Kurulu kararı kapsamında, tarım kredi kooperatifleri tarafından damızlık süt sığırı yetiştiriciliği için yüzde 60 indirimli işletme ve yatırım kredisi; büyükbaş hayvan yetiştiriciliği -ki, bu, sığır ve manda için- yüzde 40 indirimli işletme ve yatırım kredisi; küçükbaş hayvan yetiştiriciliği için, yani, koyun ve keçi için ise yüzde 40 indirimli işletme ve yatırım kredisi kullandırılmasına ilişkin düzenlemeler yapılmıştır. 2005/8378 sayılı Bakanlar Kurulu kararı doğrultusunda sübvansiyonlu krediler kapsamında yüzde 40-60 faiz indirimli hayvancılık kredisi kullandırılmasına 2005 yılı sonuna kadar devam edilecektir. 2006 yılı için de hazırlıklar sürdürülmektedir.

Iğdır Milletvekili Sayın Dursun Akdemir'in (6/1036) sayılı önergesine cevap olarak: tütün ve pamuk gibi sanayi bitkilerinde kullanılabilecek ve AB ülkelerinde kullanımı yasaklanmış ilaçlar gıda maddeleri üretiminde kullanılmamaktadır. Bugün Avrupa Birliğinde yasaklanmış, insan, bitki ve çevre sağlığı açısından sakıncalı bulunan hiçbir ilaç Türkiye'de ruhsatlandırılmamakta ve kullanılmamaktadır.

AB'de 850 adet aktif madde ziraî mücadelede kullanılmaktayken, bu sayı Türkiye'de 487'dir. Sadece, az da olsa, ruhsatlı ziraî mücadele ilaçları tavsiye dışı kullanılmaktadır. Tavsiye dışı kullanımın önüne geçmek amacıyla, Bakanlığımızca eğitim çalışmaları artırılmış, denetimler hızlandırılmıştır. Sadece Antalya İlinde, tavsiye dışı ilaç satışında bulunan 22 adet ziraî ilaç bayiine bir ay süreyle işyeri kapatma cezası uygulanmış, ayrıca, kalıntıya neden olan ve tavsiye dışı kullanılan metamidofoz aktif maddeli ilaçların 2004 yılı imal ve ithalinin yüzde 50 oranında azaltılmasına ve 2005 yılı ocak ayı itibariyle de ruhsatının tamamen iptaline karar verilmiştir.

İlaçların izlenebilirliğini sağlamak ve tavsiye dışı kullanımına engel olmak için ilaçlarda barkod sistemine geçilmiştir.

Ziraî mücadelede kullanılan ilaçlar ruhsat aşamasında, toksikoloji, ekotoksikoloji, kalıntı, biyolojik etkinlik, fiziksel, kimyasal özellikleri ile dünyadaki ruhsat durumu göz önüne alınarak değerlendirilmekte, uygun bulunduğu takdirde ruhsat işlemine alınmaktadır.

Ziraî ilaçların, tavsiyesine uygun kullanılması halinde, insan, bitki ve çevre sağlığına olumsuz etkisi mümkün olmamaktadır. Kullanımından kaynaklanan bir şikâyetin olması halinde, Bakanlığımızca yerinde inceleme yapılarak, gerekli cezaî müeyyide uygulanmaktadır.

Ziraî mücadele uygulamalarında kimyasal mücadele öncelikli olarak kullanılmakla birlikte, çevre dostu bitki koruma yöntem ve tekniklerinin -ki, biz buna, entegre mücadele, biyolojik mücadele, tahmin ve erken uyarı yöntemi diyoruz- ilaçların kullanımının, tekniklerin kullanımının yaygınlaşması ve bu konuda üreticinin bilinçlenmesi konularında eğitim ve uygulama çalışmaları devam etmektedir.

Pestisitlerin doğaya, çevreye ve en fazla zararının kullanım hatalarından kaynaklandığı bilinmekte olup, bu doğrultuda çiftçi eğitimlerine ağırlık verilmektedir.

2003 yılında ziraî mücadele programında ülkemizde tespiti yapılan önemli hastalık ve zararlı konularına öncelik verilerek, eğitim programları hazırlanmış ve 1 697 adet teknik eleman ve 82 000 çiftçi eğitilmiştir. 2004 yılında ise ziraî mücadele programı kapsamında 2 136 teknik eleman ve 99 000 çiftçi eğitilmiştir.

5179 sayılı Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun, 5.6.2004 tarih ve 25483 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş, bu kanunla, üretimden satış noktasına kadar gıda güvenliğine yönelik denetimler Bakanlığımız tarafından yürütülmeye başlanmıştır.

Ayrıca, rutin olarak yapılan denetim çalışmalarının yanı sıra, Avrupa Komisyonundan alınan bildirimlere konu ürünleri üreten işyerlerine yönelik yapılan denetimler de artırılmıştır. Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliğinde Beşinci Bölümde yer alan gıda maddelerinde bulunmasına izin verilen maksimum pestisit kalıntı limitlerinin, AB ile uyumlu olarak güncelleştirilmesi amacıyla, Türk Gıda Kodeksi Gıdalarda Maksimum Bitki Koruma Ürünleri Kalıntı Limitleri Tebliği hazırlanarak, 11 Ocak 2005 tarih ve 25697 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Iğdır Milletvekili Sayın Dursun Akdemir'in, yine, bir başka önergesi, (6/1040) sayılı önergesi. Esasen bu soruya, (6/931) de, benzer soru olduğu için cevap verildi; ama, ben yine de değineyim; çünkü, burada bulunuyorsunuz.

5 Ocak 2005 tarih ve 25691 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan son Kırmızı Et Yönetmeliği kapsamında ruhsatlandırma çalışmaları devam etmektedir. Bugüne kadar 480 adedi belediye mezbahası ve 123 adedi özel sektöre ait kombina ve mezbaha olmak üzere, toplam 601 adet kombina ve mezbaha ruhsatlandırılmıştır.

Kaçak kesimler konusu, vergi kaybından önce halk sağlığı açısından önem arz ettiğinden, il müdürlüklerimiz ve yerel yönetimler tarafından bu konudaki takip sıkıca yapılmaktadır.

Yine, hayvancılığın desteklenmesi hakkında karar doğrultusunda Bakanlıkça yapılacak sözleşmeyle hayvansal orijinli gıda kontrolünde etkinliğin sağlanması, hayvan hastalıklarıyla mücadele, mezbaha ve denetim hizmetlerinin iyileştirilmesi amacıyla Bakanlığın belirlediği bölge ve işletmelere akredite edilmiş veteriner hekim çalıştırılması amaçlı çalışmalar devam etmekte, bu kapsamda 25.5.2005 tarihli Resmî Gazetede bir tebliğ yayımlanmış olup, bu tebliğin uygulama çalışmaları devam etmektedir.

Avrupa Birliğine kanatlı hayvan eti ihracatı kapsamında, 2005 yılı ocak ayında ülkemizi bu kapsamda ziyaret eden uzmanlardan oluşan bir Avrupa Birliği heyeti, Türkiye'nin üçüncü ülkeler listesine dahil edilmesi yönünde komisyona rapor sunmuş, komisyon bu raporu dikkate almış ve Türkiye üçüncü ülkeler listesine girmiştir.

Iğdır Milletvekili Sayın Dursun Akdemir'in, yine, (6/1050) ve (5240) sayılı önergesine cevap olarak; Iğdır İlinde kayısı ağaçlarının dondan etkilendiği konusunda Bakanlığımıza afet ihbarı intikal etmemiştir. Iğdır İl Müdürlüğüyle yapılan görüşmeler sonucunda, kayısı ağaçlarında meydana gelen don zararının yüzde 40'ın altında olduğu öğrenilmiştir. Konunun 2090 sayılı Kanun çerçevesinde değerlendirilebilmesi için, çiftçilerin tüm tarımsal varlığının, tüm mal varlığının parasal değeri üzerinden yüzde 40'ın üzerinde zarar görmesi ve diğer gelirleriyle zararını karşılayamayacak durumda olması şartı aranmaktadır bildiğiniz gibi.

Iğdır İl Müdürlüğümüz tarafından çiftçilerimize, yerel basın aracılığıyla, 5.4.2004 tarihinde meydana gelen don olayının akabinde aynı zararın gelecek yıllarda da olabileceği ihtimali düşünülerek 15 Mart-15 Nisan tarihleri arasında çiçeklenmeyi geciktirici hormonların uygulanması ve budamanın geç yapılması gibi kültürel önlemler almaları, kayısıda geç meyve veren çeşitlerin seçimi, alternatif meyve tür ve çeşitlerine yönelinmesi gibi hususlarda gerekli bilgi verilmiştir.

Tabiî afet zararlarından dolayı çiftçilerimiz önemli gelir kayıplarına uğramaktadır. 2090 sayılı Tabiî Afetlerden Zarar Gören Çiftçilere Yapılacak Yardımlar Hakkında Kanuna göre mevcut imkânlar çerçevesinde çiftçilerimizin zararlarının tam olarak karşılanması mümkün değildir. Diğer ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de çiftçilerimizin maruz kaldığı tabiî afet zararlarının karşılanmasında kullanılacak en etkin yöntem tarım sigortasıdır. Bu amaçla hazırlanan 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu 21 Haziran 2005 tarihli Resmî Gazetede, Bakanlılığımızca hazırlanan tarım sigortaları havuzu çalışma usul ve esasları hakkında yönetmelik ile Hazine Müsteşarlığınca hazırlanan tarım sigortaları uygulama yönetmeliği ise 22 Eylül 2005 tarihli Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Devletin çiftçiye sigorta primi desteği sağladığı Tarım Sigortaları Kanunuyla gelişmiş ülkelerde uygulanan bir risk yönetim sistemine kavuşulmuştur.

Niğde Milletvekili Sayın Orhan Eraslan'ın sorularına cevap olarak; Bakanlığımız öncülüğünde yürütülen ve 2004 yılından itibaren üç yıl süreyle uygulamaya konan köy merkezli tarımsal üretime destek projesinde halen 81 ilde 1 007 ziraat mühendisi veya veteriner hekim unvanlı tarım danışmanı hizmet vermektedir.

Yine, Niğde Milletvekili Sayın Orhan Eraslan'ın sorularına cevap olarak; ülkemizde patates üretimi yıllar itibariyle 2002'de 5,2 milyon ton, 2003'te 5,3 milyon ton, 2004'te 4,8 milyon ton olarak gerçekleşmiştir. Patates, ülkemizde, piyasa dalgalanmalarından en fazla etkilenen ürünlerdendir. Dolayısıyla, piyasa fiyatlarındaki artışlar, bir sonraki yıl için ekim alanlarının artmasına ve stoklar oluşmasına, fiyatlardaki düşmeyse, bir sonraki yıl üretimin azalmasına neden olmaktadır. Dışpazar taleplerinin sık sık değişiklik göstermesi nedeniyle, ihracata yönelik çeşit ve standartta ürün bulunamamakta ve üreticimiz, dışpazar taleplerine ayak uyduramamaktadır. İhracat imkânlarının da kısıtlı olması nedeniyle yurtiçi fiyatları düşmektedir. Patates ürününe, 1 Nisan 2004 ile 31 Mayıs 2004 tarihleri arasında, ton başına 19 dolar ihracat iadesi verilmiştir. Arz fazlası olan ürünlerin, ülkemizin diğer ülkelere yapacağı gıda yardımı programına alınması hususunda gerekli çalışmalar yapılmıştır.

Muğla Milletvekili Sayın Fahrettin Üstün'ün sorularına cevap olarak; 2004 yılında, 53 ilimizde, çeşitli türlerde ve miktarlarda, tabiî afetlerden yüzde 40 ve üzerinde zarar gören toplam 145 144 çiftçi ailesinin tarımsal varlıklarında toplam olarak 692 trilyon TL tutarında zarar meydana gelmiştir. Valiliklerce, zarar gördükleri tespit edilen çiftçilerimizin, il hasar tespit komisyon kararlarına istinaden, TC Ziraat Bankasında açtırmış oldukları hesap numaralarına, bütçe imkânları çerçevesinde, 322 trilyon TL kanunî ödeme bedelinin yüzde 15'i ve yüzde 20'sine tekabül eden toplam 50 trilyon TL çiftçilerimizin hesaplarına yatırılmıştır. Bu çerçevede, Muğla İlinde 2004 yılında meydana gelen afetlerden zarar gören 11 çiftçimize 10,2 milyar TL ödeme yapılmıştır.

Mersin Milletvekili Sayın Hüseyin Güler'in sorularına cevap olarak; Mersin İlinde 2004 yılında meydana gelen, don, dolu, sel, taşkın, fırtına nedeniyle yüzde 40'ın üzerinde zarar gördüğü il hasar tespit komisyonlarınca belirlenen 1 137 çiftçiye ait zararlarının kanunî ödeme bedeli olan 5,2 trilyon TL'nin bütçe ödenek imkânları çerçevesinde yüzde 20'sine tekabül eden 1,82 trilyon TL'si ödenmiştir.

Denizli Milletvekili Sayın Ümmet Kandoğan'ın sorularına cevap olarak; ülkemiz tarımsal dışticaret dengesi, 2004 yılı ihracatımız 6,44 milyar dolar, ithalatımız 5,98 milyar dolar olarak gerçekleşmiş ve yaklaşık 500 milyon dolar fazla vermiştir. Ancak, üretim açığı bulunan ürünlerin ve yetiştirilmesine ülkemizin ekolojik şartlarının imkân vermediği ürünlerin ithalatı yapılmaktadır.

Sayın Kandoğan'ın ikinci sorusunda belirttiği şekerpancarıyla ilgili husus Bakanlığımızla ilgili olmayıp, Sanayi ve Ticaret Bakanlığıyla ilgilidir.

Üçüncü sorusuna cevap olarak da; Bakanlığımızca çiftçilerimize bütçe imkânlarının elverdiği azamî ölçüde destek verilmekte, Dünya Ticaret Örgütü bünyesindeki kurallar da gözetilmek suretiyle, sektörün süratle geliştirilmesini sağlayacak olan yeni politika ve stratejilerin belirlenmesi amacıyla bir Tarım Strateji Belgesi hazırlanmıştır.

Burada, Tarım Strateji Belgesinde öngörülen desteklemelerle ilgili genel ilkeler şunlardır: Ekonomik etkinlik, bölgesel farklılıkların giderilmesi, gıda güvencesi ve güvenliği, sürdürülebilirlik, Avrupa Birliği ve Dünya Ticaret Örgütü kurallarıyla uyum ve piyasa mekanizmalarının korunması, burada, göz önünde bulundurulan temel hedeflerdir.

2006-2010 Tarım Strateji Belgesiyle birlikte, çevre açısından hassas alanlarda tarım arazilerinin korunması amacıyla, tazminata dayalı bir yeni destekleme aracı yürürlüğe konulacaktır.

Ayrıca, doğrudan gelir desteği ödemelerinde gübre kullanımını toprak analizlerine dayandıran, bu şekilde de aşırı gübre kullanımını önlemeyi amaçlayan şartlı ödemelerin yapılması öngörülmektedir.

Yine, hayvancılık desteklemelerinde de çevre korumaya yönelik yatırımlar özendirilecektir.

Bilecik Milletvekili Sayın Yaşar Tüzün'ün sorusu, mülga Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğüyle ilgilidir; kendisine yazılı olarak bu sorunun cevabını ileteceğim.

Kırşehir Milletvekili Sayın Hüseyin Bayındır'ın sorularına cevap olarak; çeşitli doğal afetler ve olağanüstü sebepler dolayısıyla gününde tahsil edilemeyen alacakların Merkez Birliğince belirlenecek esaslar çerçevesinde tecil edilebileceği Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliğinin anasözleşmesinin 57 nci maddesinde belirtildiği ifade edilmektedir. Bu kapsamda, yürürlükteki mevzuata göre, deprem, kuraklık, don, yangın, su baskını ve dolu gibi afetler veya bitkisel ve hayvansal hastalıklar yüzünden mahsulün en az 1/3'ünün hasar görmesi nedeniyle gününde tahsil edilemeyen kooperatif alacaklarının, Merkez Birliği Yönetim Kurulunca tespit edilecek esaslara göre, her ortağın durumu ayrı ayrı incelenerek, faizli olarak tecil edilebileceği hususu yer almaktadır. Kanunî takipte borcu bulunan ortaklar ile kooperatiflerimizin genel vade tarihine kadar faizli borçlarının yüzde 20'sini, 31.10.2005 tarihini geçmemek üzere, kooperatiflerine müracaat ederek yatırmaları halinde, taksit aralıkları üç aydan fazla olmamak şartıyla, bir yıl süreyle faizli olarak ödeme kolaylığı sağlanmıştır. Ayrıca, kanunî takipte borcu bulunan çiftçilerimize, kanunî takipteki borçlarını defaten kapatmak istemeleri halinde, ödeme günü itibariyle hesaplanacak faizinden yüzde 20'si oranında indirim yapılması imkânı sağlanmıştır. Ortakların borçlarının tecil edilmesi amacıyla değerlendirmeye alınabilmesi için il ve ilçelerde oluşturulan hasar tespit komisyonları raporları, Tarım ve Köyişleri Bakanlığının onayı ve TC Ziraat Bankası mutabakatıyla Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği Yönetim Kuruluna intikal etmesi gerektiği belirtilmektedir.

Diğer taraftan, Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği Genel Müdürlüğünce, 10 Eylül 2004 tarihinden daha önce 31.1.2005 tarihine kadar, ardından da Ekim 2004 taksitinin faiziyle ve Ekim 2005 taksitini de faizsiz ödemeleri kaydıyla, 3.5.2005 tarihine kadar yeni bir imkân daha tanınmıştır.

Tarım sektörünün yıllardır çözüm bekleyen birikmiş sorunlarını bir-iki yıl gibi kısa bir zaman dilimi içerisinde çözmenin zorluğu malumlarınızdır; ancak, 58 ve 59 uncu hükümetlerimiz döneminde sağlanan siyasî istikrar, uygulanan politikalar, alınan tedbirler ve tarıma verilen destekler, tarımdaki iyileşmeyi, zamanla, daha belirgin hale getirecektir. 58 ve 59 uncu hükümetler döneminde, daha önceden uygulamaya konulan doğrudan gelir desteği, prim desteği, hayvancılık desteklerine devam edilmiştir.

Bunun yanında, tarım sektöründe başlatılan çalışmalar arasında, özetle; çiftçi borçlarının yeniden yapılandırılması, mazot ve gübre desteği, sulamada kullanılan enerji borçlarının yapılandırılması ve enerji desteği, 1 000 Köye 1 000 Tarımcı Projesi, Kırsal Alanda Sosyal Destek Projesi, "tarıma can suyu" adı altında, anılan çiftçilerimize düşük faizli kredi imkânı verilmesi, hayvancılık ve prim desteklerinin önemli oranlarda artırılması, gezici toprak tahlil laboratuvarları projesi, F1 hibrit sebze tohumculuğunun geliştirilmesi, Mahsul Fiyatına Sertifikalı Tohumluk Projesi, hayvan ıslahı projeleri, temel mevzuat çalışmaları, baraj havzalarının organik tarıma açılması, 1 000 adet göletin balıkçılığa açılması, mera ıslah çalışmaları, üretme istasyonlarının ve TİGEM'e ait işletmelerin uzun süreli olarak kiraya verilmesi ve Toprak Mahsulleri Ofisinin yeniden yapılandırılması.

Diğer taraftan, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, tarım sektörünü gelişmiş ülkelerin tarım sektörünün seviyesine getirmek için başlatmış olduğu çalışmalara ve uygulamaya koyduğu projelere, bir dizi yeni programlar ve projeleri hayata geçirmek suretiyle devam etme kararlılığındadır. Bu kapsamda yapılacak faaliyetler arasında, Bakanlık dahil, kurumsal altyapının geliştirilmesi, piyasa istikrarını sağlayıcı mekanizmaların oluşturulması, üreticilerin yurt çapında ve etkin örgütlenmesinin sağlanması, doğrudan gelir desteği uygulamalarının üretimi yönlendirici nitelikte revizyonu, kırsal kalkınma desteklerinin uygulamaya konması, prim ödemelerinin ve hayvancılık desteklerinin artırılarak ve zamanında ödenmesinin sağlanması, tarım sigortası uygulamasının yaygınlaştırılması, sertifikalı tohumluk kullanımının yaygınlaştırılması, organize tarım ve hayvancılık bölgelerinin oluşturulması, organik tarımsal üretimin geliştirilmesi ve gıda güvenliğine ilişkin çalışmalar yer almaktadır.

Ankara Milletvekili Sayın Yakup Kepenek'in sorusuna cevap olarak; 31 Temmuz 2004 tarihli karar, Dünya Ticaret Örgütü üyesi ülkelerin 27-31 Ağustos 2004 tarihleri arasında Cenevre'de gerçekleştirilen görüşmeleri neticesinde alınmıştır. Kararın alındığı müzakere sürecinde, merkezden ve Dünya Ticaret Örgütü nezdindeki daimî temsilciliğimizden katılım sağlanmıştır.

31.7.2004 tarihinde üzerinde uzlaşmaya varılan metin, 2000 yılında Dünya Ticaret Örgütü Tarım Anlaşmasının 20 nci maddesine dayanarak başlatılan ileri tarım müzakerelerinin son aşamasını oluşturan modaliteler çerçevesine aittir. Başka bir deyişle, üzerinde uzlaşılan metin, yeni dönem hükümlerinin tespit edilmesinde kullanılacak bir araç niteliğinde olup, henüz herhangi bir anlaşmadan söz etmek mümkün değildir; ancak, gelinen nokta itibariyle, yeni dönem kurallarının neler olacağının yaklaşık olarak bilinmesi mümkündür.

Yeni dönemde, genel olarak ithalat baskısının artması ve yeni ihracat imkânlarının ortaya çıkması beklenmektedir. Bu hususların üye ülkelere yansıması ise büyük ölçüde bu ülkelerin uygulayacakları politikalara bağlıdır. Gelişmiş ülkelerin kırmızı kutu desteklerini, ihracat teşviklerini ve koruma oranlarını düşürmeleriyle gelişmekte olan ülkelerin tarımsal ürün ihracatlarının artması beklenmektedir. Yine, desteklerin azaltılmasıyl, önemli ölçüde desteklenen ürünlerin uluslararası piyasa fiyatlarının yükselmesi ve bunun da potansiyeli olan gelişme yolundaki ülkeler için teşvik unsuru olacağı düşünülmektedir. Yeni dönem Dünya Ticaret Örgütü kurallarının Türk tarımı üzerine muhtemel etkilerini şimdiden tam olarak tahmin etmek mümkün değil; ancak, bu konuyla ilgili müzakere gelişmelerine bağlı olarak, Bakanlığımızca çalışma ve değerlendirmeler yapılmaktadır.

Varılan ön uzlaşma, genel olarak, ticareti ve üretimi bozucu desteklerin -ki, buna kırmızı kutu destekleri deniliyor- önemli ölçüde azaltılması, ihracat rekabeti çerçevesinde ihracat teşviklerinin sıfırlanacak şekilde hızlıca düşürülmesi ve koruma oranlarının -bunlara gümrük vergileri diyoruz- indirilmesiyle 1995 yılında başlatılmış olan uluslararası tarım ürünleri ticaretindeki liberalizasyon sürecinin devamını hedeflemektedir.

Varılan uzlaşmanın Türk tarım politikası üzerine muhtemel etkileri bağlamında öne çıkan konular, gümrük vergilerinin indirilmesiyle bazı ürünlerde ithalat baskısının artması, ihracat teşviklerinde yapılacak indirimler ile bazı ürünlerin ihracatına verilecek destek miktarının azalması ve indirime tabi destek -ki, kırmızı kutu destekleri- çerçevesinde yer alan asgarî destek miktarlarında yapılacak indirimle de bazı ürünlerin desteklerinin sınırlandırılmasıdır.

Üzerinde uzlaşmaya varılan çerçeve metnin mevcut hükümleri dikkate alındığında, uluslararası piyasalarda tarım ürünlerinin fiyat düzeylerinin yeni dönem hükümlerinin uygulanmasına paralel olarak bir miktar artması beklenmektedir. Bunun nedeni, ürün fiyatlarının arz ile talebin bir fonksiyonu olması ve özellikle gelişmiş ülkeler tarafından verilen yüksek miktarlardaki desteklerin azaltılmasıyla global anlamda arzın azalması olacaktır. Bunun da, özellikle gelişmekte olan ülkeler için yeni ihracat fırsatları yaratması beklenmektedir.

Avrupa Birliğinin bazı ürünlerin ihracatına verdiği destekler ve ABD'nin bazı ürünlerin ihracatını kolaylaştırıcı yönde kullandığı ihracat kredileri, bu programlar çerçevesindeki ürünlerin uluslararası piyasa fiyatlarını düşürmektedir.

Bu noktadan hareketle, bu programların kaldırılması, küçültülmesi ya da disiplin altına alınmasıyla, bu ürünleri ithal eden ülkelerin ithalat giderlerinin artması, bu ürünleri ihraç etme olanağı olan ülkelerin de ihracat gelirlerinin artması beklenmektedir.

Muğla Milletvekili Sayın Fahrettin Üstün'ün sorularına cevap olarak; Bakanlığımız ile Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliğince, Merkez Birliğine üye 52 ilde Soy Kütüğü Projesi, 81 ilde ise geçici kayıt sistemi olan Ön Soy Kütüğü Projesi yürütülmektedir.

10.3.2005 tarihi itibariyle Soy Kütüğü Projesinde kayıtlı 23 968 işletmede 619 931 baş sığır, Ön Soy Kütüğünde ise 606 240 işletmede 1 871 131 baş sığır kayıtlı bulunmaktadır.

Tarımsal kalkınma kooperatiflerinin uyguladığı hayvancılık projelerinin ihaleleri Bakanlığımız Teşkilatlanma ve Destekleme Genel Müdürlüğü tarafından yapılmakta, bu ihalelere Damızlık Yetiştiricileri Birliğinin katılması teşvik edilmekte ve halen de katılmaktadır.

Bakanlığımız Teşkilatlanma ve Destekleme Genel Müdürlüğü, tarımsal kalkınma kooperatifleri vasıtasıyla, 28.11.2005 tarihi itibariyle, Kırsal Alanda Sosyal Destek Projesi çerçevesinde 26 270 adet ve yatırım programından 21 200 adet olmak üzere, toplam 47 470 adet düve dağıtılmıştır. Kırsal Alanda Sosyal Destek Projesinden 2 500 adet ve yatırım programından 3 972 adet olmak üzere, toplam 6 472 adet düvenin dağıtımı devam etmektedir. Bu çalışmalar sonuçlandığında, 53 942 baş düve dağıtılmış olacaktır.

Kırsal Alanda Sosyal Destek Projesinde dağıtımı yapılan 26 270 baş gebe düveden 1 204'ü, genel bütçe programından 21 200 baş gebe düveden 2 000 adedi elden çıkmış olup, bunların sigorta marifetiyle yerine konulma çalışmaları devam etmektedir.

Hayvan dağıtımı yapılan kooperatiflerden, verimsizlik nedeniyle toplam 7 ilde şikâyet söz konusu olmuş, bu kapsamda gerekli denetim yapılmış ve eksikliklerin giderilmesi için rapor verilmiştir.

Bakanlığımız Teşkilatlanma ve Destekleme Genel Müdürlüğünce, tarımsal kalkınma kooperatiflerine uygulanan hayvancılık projelerine ihale yoluyla temin edilen düveler, çiftçilerimizi mağdur etmemekte, bilakis memnun etmektedir; çünkü, hayvan alım ihalelerinde satın alınan düveler, teknik şartnamelerde belirtildiği üzere, konularına vâkıf seçim heyetleri tarafından, ırk özelliklerini taşıyan, birinci kuşak kayıtlı, kaliteli hayvanlar arasından temin edilmektedir.

Muğla Milletvekili Sayın Fahrettin Üstün'ün diğer sorularına cevap olarak arz ediyorum: Yüksek Planlama Kurulu, 4.7.2003 tarihinde aldığı kararla, Bakanlığımız ilgili kuruluşlarından Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğüne bağlı birkısım işletmelerin tasfiye edilerek uzun süreli kiraya verilmesi konusunda TİGEM Yönetim Kurulunu yetkili kılmıştır. Alınan yetki çerçevesinde, istekli firmalardan talip oldukları işletmeler için proje yapmaları istenmiş ve müracaatı yapılan 128 projeden 44 adedi, Türkiye Kalkınma Bankası, Ziraat Bankası, tarım kredi kooperatifleri ve TİGEM uzmanlarından oluşan komisyonun incelemesiyle yeterlik almıştır. 100 puan üzerinden 70 puan alan projeler yeterli görülmüş; ayrıca, rekabeti sağlamak açısından, 3 katılımcıdan az olan işletmeler için 60 puan yeterli görülmüştür. İlan metninde belirtilen kriterler çerçevesinde değerlendirmeye tabi tutulan proje sahibi firmalar, ikinci aşamada, kapalı zarfla kira teklifi verme yöntemiyle ihaleye çağrılmışlardır. TİGEM İhale Komisyonu tarafından yapılan ihalede zarflar firma yetkilileri huzurunda açılmış, sözleşme ve devir teslime ilişkin çalışmalar sürdürülmektedir.

Yine, Sayın Üstün'ün ikinci sorusuna cevap olarak da; yapılan ihalelerde, 5 firma katılmış, 2 firma katılmış, 7 firma katılmış, 7 firma katılmış, 5 firma katılmış, 2 firma katılmış, 3 firma katılmış, 7 firma katılmış, 4 firma katılmış, 6 firma katılmış, 3 firma katılmış ve 8 firma katılmıştır.

Muğla milletvekili Sayın Fahrettin Üstün'ün sorularına cevap olarak; şarbon hastalığı, hayvanlarda görülen ve insanlara da geçebilen zoonoz bir hastalıktır; münferit olarak, zaman zaman ülkemizde ortaya çıkmaktadır. 2005 yılı içerisinde İstanbul ve çevre illerinde çıkan şarbon hastalığının sayısal verileri aşağıdaki tabloda verilmiştir.

Tekirdağ'da 2 mihrak çıkmış ve 5 361 hayvan aşılanmıştır; Bursa'da yine 2 mihrak görülmüş, 1 430 hayvan aşılanmıştır; Eskişehir'de 1 mihrak görülmüş, 2 969 baş hayvan aşılanmıştır. 2005 yılı eylül ayı itibariyle, İstanbul İlinde veya çevre illerde aktif şarbon hastalığı mihrakı bulunmamaktadır.

Şarbon hastalığıyla ilgili olarak alınan idarî ve fennî tedbirler, Hayvan Sağlığı Zabıtası Kanununda ve ilgili mücadele yönetmeliklerinde belirtilen hususlardır.

Muğla Milletvekili Sayın Fahrettin Üstün'ün 6/1265 sayılı önergesine cevaben; Fahrettin Çeliker, 2004 Ankara at yarışları birinci döneminde yardımcı tartı hakemi olarak görevlendirilmiştir. İkinci dönemde, at yarışları teknik kadroda görev alacakların listesi yapılırken saha veterineri olarak yanlışlıkla, sehven yazılmış ve bu husus düzeltilmiştir. Fahrettin Çeliker'e at yarışlarında önceki yıllarda da görev verildiğinden bu konuda belli bir birikimi bulunduğuna dair bilgiler mevcuttur.

29.7.2004 tarihinde İstanbul Veliefendi Hipodromunda yapılan koşularda ölen Kara Kaplan ve Tutturan isimli atlardır. Kara Kaplan isimli at 2 yaşlı safkan İngiliz atı olup ilk kez start almış, koşu esnasında saparak bariyerler dışına çıkarak düşmüş ve saha veterinerince yapılan muayenesinde boyun kırılması sonucu öldüğü anlaşılmıştır. İlk defa start alan bir attan ısrarla birincilik beklenmesi yarış camiasında arzu edilecek bir durum değildir. Bu nedenle, bu ata doping yapılması şüphesi oluşmadığından atta doping marazî maddesi alınmamıştır. Tutturan isimli at 5 yaşında olup, o tarihteki yarışın favorisi atlardan biri olarak düşünülmüş; at, geçmişte akciğerlerinde kanama şikâyetiyle tedavi edilmiş, yarış günü resmî görevlilerce yapılan muayenesinde olumsuz bir durum tespit edilmemiştir. Doping şüpheli maddesinden Etlik Doping Laboratuvarına gönderilen numunede yeterince plazma ayrılmadığından çok yönlü doping analizi yapılamamış, bunun üzerine ikinci numune istenmiş, ancak, bu numune pıhtılaşmış olduğundan bu numunede de doping analiz çalışması yapılamamıştır. Bu konu, 7.9.2004 tarihinde yapılan yüksek komiserler kurulunda, yüksek komiserler kurulu toplantısında üyelerden oluşturulan komisyonun hazırladığı rapor görüşülmüş, ancak, resmî görevlilerin sorumlulukları nispetinde olayla ilgili ihmal ve kusurlarının bulunup bulunmadığı hususunda tahkikatın derinleştirilerek araştırılması için, kurul, üye ve müşavirlerinden oluşan ikinci bir komisyon kurmuş, bu komisyonun hazırladığı rapora göre mevzuata uygun hareket edildiği, resmî görevlilerin ihmal veya kusurunun bulunmadığı kanaatine varıldığı bildirilmiştir.

At yarışlarında görevlendirilenlerin statü eğitim ve nitelikleri belli olup, meslekî nitelik aranmayan kadrolara lise veya dengi okul mezunlarından görevlendirmeler yapılmakta, göreve gelmeyenlere kesinlikle ücret ödenmemektedir.

Muğla Milletvekili Sayın Fahrettin Üstün'ün sorularına cevap olarak; "Kırım Kongo Ateşli Humması" adlı hastalık, ilk defa, 2002 bahar ve yaz aylarında Tokat ve civar illerinde, klinik olarak, halsizlik, yaygın vücut ağrısı, ateş, kusma ve baş ağrısı gibi belirtilerle ortaya çıkmıştır.

Sağlık Bakanlığı bölgede aynı belirtileri gösteren hastalardan serum ve kan örnekleri alarak Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkez Başkanlığı kanalıyla, belirtiler Q ateşi hastalığıyla benzerlik gösterdiği için, bu yönden incelenmek üzere, yurt dışına gönderilmiştir. Analiz sonuçlarından 7'sinin Q ateşi olduğu, 8 hastanın ise Q ateşi hastalığı geçirmiş enfeksiyon titrelerine sahip olduğu anlaşılmıştır. 2003 yılı bahar aylarında aynı belirtilerle seyreden vakaların bildirilmesi üzerine Bakanlığımız, Sağlık Bakanlığı Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı ve Ankara Numune Eğitim Araştırma Hastanesinde uzmanların yer aldığı bir ekiple epidemiyolojik bir inceleme yapılmış; alınan kan örnekleri ve serumlar Fransa'da bulunan Pasteur Enstitüsü Laboratuvarına gönderilmiş, yapılan çalışmalar sonucunda hastalığın Kırım Kongo hemorajik ateşi olduğu tespit edilmiştir. Bunun üzerine gerekli çalışmalar yapılmış ve dünyada çok nadir görülen birçok hastalıkla benzerlik gösteren, ülkemizde yapılamayan bu tür hastalıkların teşhisleriyle ilgili laboratuvar çalışmalarına devam edilmiş, Sağlık Bakanlığıyla işbirliği, bu konuda, bu hastalıkla mücadele konusunda, devam etmektedir. Hastalık 2003 yılı sonlarında kesin olarak tanımlanmış, hastalığın etyolojisi tam olarak bilinmediği için ihbarı mecburî hastalıklar listesine alınmamıştır; Bakanlığımıza bağlı Etlik Veteriner Araştırma Enstitüsünce hastalığın hayvanlardaki boyutuyla ilgili çalışmalar devam etmektedir.

İzmir Milletvekili Sayın Vezir Akdemir'in sorusuna cevap olarak; ülkemizde yürütülmekte olan mücadele çalışmalarında kullanılan kimyasal maddelerin üreticiye tavsiyeden kullanımına kadar geçen aşamalarda, Bakanlığımızın il ve ilçe teşkilatlarında görevli teknik elemanlar tarafından, bayilerin ve üreticilerin eğitimi gerçekleştirilmektedir. Bu kapsamda, 2004 yılında ülkemizde tespiti yapılan önemli hastalık ve zararlı konularına öncelik verilerek eğitim programları hazırlanmış ve 2 136 adet teknik elemanın eğitimi -6 144 adet eğitim toplantısı düzenlenerek- 99 000 adet çiftçi eğitimi gerçekleştirilmiştir. Bu soruyla ilgili detay bilgileri daha önce bir başka soruya cevap verirken, Sayın Dursun Akdemir'in sorusuna cevap bağlamında verdiğim için, çok daha fazla detay gereği bulunmamaktadır.

İkinci sorusuna cevap olarak da; Yine Sanayi ve Ticaret Bakanlığına, Tarişle ilgili bir sorudur, Sanayi ve Ticaret Bakanlığını doğrudan ilgilendiriyor. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı vasıtasıyla aldığımız cevabı ben burada aktarıyorum: Tariş Üzüm Birliğinin piyasa koşullarında faaliyet göstermesine imkân sağlamak amacıyla üzüm ürününe yönelik aşağıdaki tedbirler alınarak uygulanmıştır:

İran üzümünün sınır ticareti yoluyla girişini önlemek amacıyla çekirdeksiz kuruüzüm sınır ticareti kapsamından çıkarılmış ve kaçak girişleri engellemek için tedbirler artırılmıştır. Çekirdeksiz kuruüzüm arzını azaltmak amacıyla ihracatın yaşüzüme yönelmesini sağlayacak tedbirler alınmıştır. Bağ sahalarındaki artışı önlemek ve bölgeye has kuruüzümün kalite ve özelliğinin bozulmasını engellemek amacıyla üzüm fidanlarının dağıtımı ve teşviki durdurulmuştur; böylece, çekirdeksiz kuruüzümde arz fazlasına yol açan unsurların giderilmesi için gerekli tedbirler bugüne kadar alınmış ve alınan tedbirlerin sonuçları da kendini göstermiştir.

Balıkesir Milletvekili Sayın Sedat Pekel'in sorusuna cevaben; çeltik ve pirinçte uygulanan cari Gümrük Vergisi oranları ve 2005 yılı tarife kontenjanı kapsamında uygulanan Gümrük Vergisi oranları aşağıda verilmektedir:

Çeltikte Dünya Ticaret Örgütü taahhüdü yüzde 45, cari Gümrük Vergisi oranı yüzde 34, 2005 tarife kontenjanı için Gümrük Vergisi oranı yüzde 20'dir. Kahverengi pirinçte, Dünya Ticaret Örgütü taahhüdü yüzde 45, cari Gümrük Vergisi oranı yüzde 36, tarife kontenjanı için Gümrük Vergisi oranı yüzde 25'tir. Pirinçte, Dünya Ticaret Örgütü taahhüdü yüzde 45, cari Gümrük Vergisi oranı yüzde 45 ve 2005 tarife kontenjanı için Gümrük Vergisi oranı yüzde 43'tür.

Ülkemizdeki son altı yıllık üretim ve ithalat rakamları aşağıda arz ediliyor:

2000'de, 350 000 ton çeltik üretimi, 210 000 ton pirinç üretimi, 146 000 ton pirinç ithalatı, 304 000 ton çeltik ithalatı, toplam pirinç karşılığı ise 329 000 tondur. 2004 yılında, ülkemizde çeltik üretimi 490 000 ton, pirinç üretimi 294 000 ton, pirinç ithalatı 104 000 ton ve toplam çeltik ithalatı 35 000 ton, toplam pirinç karşılığı ise 151 693 tondur.

2005 yılına ait rakamlar tahmindir; onu da ben arz edeyim. Çeltik üretimi yaklaşık 600 000 ton, bunun pirinç karşılığı 400 000 tona yakındır. Dolayısıyla da ithalatın bu oranda azalması tahmin edilmektedir.

Sayın Pekel'in ikinci sorusuna cevap olarak; 2005 yılında uygulanacak tarife kontenjanı uygulaması, 2004 yılında olduğu gibi üreticilerimizin lehine olacaktır. İthalat yapma ihtiyacında olan sanayiciler piyasaya girdiklerinden, üreticiler çeltiklerini daha rahat bir şekilde pazarlayabilmekte; ayrıca, ithalatta uygulanan Gümrük Vergisi oranlarının düşürülmesine yönelik bir çalışma bulunmadığından üreticilerin bu durumdan etkilenmesi söz konusu olmayacak, aksine, ithalatın üreticiden yapılacak alıma bağlanması münasebetiyle üretici mağduriyeti önlenmiş olacaktır.

Üçüncü sorusuna da cevap olarak; dünya piyasalarında çeltik ve pirinç fiyatlarının düşük ve ülkemiz açısından ithalatın cazip olması nedeniyle, pirinç ve çeltik sektörü genellikle ithal ürün tercih etmektedir. İçpiyasa dengeleri de dikkate alınarak, üretici ve tüketiciyi koruma ve ülke ihtiyacı kadar çeltik ve pirincin özellikle hasat dönemleri dışında girişini sağlama konusunda çalışılmaktadır.

Balıkesir Milletvekili Sayın Sedat Pekel'in, yine, sorularına cevap olarak; Amerika Birleşik Devletlerinde 24.12.2003 tarihinde BSE hastalığı görülmesi üzerine, risk grubunda bulunan canlı hayvan ve hayvansal ürünlerin ithalatı yapılmamaktadır.

Yine, ülkemiz hayvancılığının geliştirilmesi amacıyla, Bakanlığımızca, hayvancılık sektöründe birçok alanda geliştirme ve destekleme faaliyetleri yürütülmektedir. Ben, biraz önce, başka sorulara verdiğim cevaplar çerçevesinde, detaylı bir şekilde, bu projele

[… metnin devamı TBMM kaydında]

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Mehdi Eker (AK Parti, Diyarbakır). “(6/817), (6/818), (6?819), (6,847), (6/861), (6/862), (6/8769, (6/893), (6/894), (6/897), (6/913), (6/930), (6/931), (6/934), (6/946), (6/953), (6/955), (6/956), (6/969), (6/980), (6/1001), (6/1024), (6/1036), (6/1040), (6/1050), (6/1068), (6/1072), (6/1111), (6/1126),(6/1177), (6/1213), (6/1248), (6/1259), (6/1262), (6/1263), (6/12649, (6/12659) (6/1266) (6/1277), (6/1285), (6/12869, (6/1302), (6/1334), (6/1336), (6/1345), (6/1361), (6/1463), (6/1474), (6/1490), (6/1572), (6/1574), (6/1577), (6/1586),”. TBMM Genel Kurulu, 24. Birleşim tutanağı, 29 Kasım 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-mehdi-eker-22-2005-11-29-6-817-6-818-6-819-6-847-6-861-6-862-6-8769-6-893 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
