# Narenciye ve bal üreticilerinin sorunları hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Mehdi Eker (AK Parti, Diyarbakır)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 54. Birleşim
- **Tarih:** 25 Ocak 2006
- **Gündem:** NARENCİYE VE BAL ÜRETİCİLERİNİN SORUNLARI HAKKINDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-mehdi-eker-22-2006-01-25-narenciye-ve-bal-ureticilerinin-sorunlari-hakkinda

> Mehmet Mehdi Eker (AK Parti), 25 Ocak 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 54. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: NARENCİYE VE BAL ÜRETİCİLERİNİN SORUNLARI HAKKINDA); konuşma 787 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Muğla Milletvekili Sayın Gürol Ergin'in bal üreticilerinin sorunlarıyla ilgili olarak yapmış olduğu gündemdışı konuşmaya cevap vermek üzere huzurlarınızdayım ve Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bilindi gibi, ülkemiz, doğal flora örtüsü açısından oldukça zengindir. Bu zenginlik bitki örtüsü, iklim çeşitliliği, coğrafî yapı ve koloni varlığı bakımından bir bütünlük arz ettiği halde, arıcılık ve arı ürünlerinde dünya sıralamasında istenen ve olmamız gereken yerde, maalesef, değiliz. Koloni varlığı bakımından Çin'den sonra dünya ikincisi olduğumuz halde, bal üretimi açısından dünyada beşinci sıradayız. Bunun yanında, çam balı üretiminde ise tekel durumundayız.

Türkiye'nin toplam bal üretimi yıllık 74 000 tondur ve bu üretimin ekonomik değeri yaklaşık 300 000 000 YTL'dir. Üretilen balın kalitesi esasen dış pazarlarda aranan düzeydedir; ancak, bu üretimin, yıllara göre değişmekle birlikte, 15 000 000 dolar ilâ 30 000 000 dolarlık kısmını ihraç edebiliyoruz. Avrupa'nın bal ihtiyacının 200 000 ton olduğu göz önüne alındığında, ihraç pazarındaki talep fazlalığı ortadadır. Ülkemizin potansiyelini bu yönden daha da artırmamız gerekmektedir.

Arıdan elde ettiğimiz ürün kuşkusuz sadece bal değildir. Geleneksel bir lezzet olarak belki akla ilk gelen arı ürünü baldır; ama, polen, propolis, arısütü, arı zehri, balmumu gibi katmadeğeri yüksek ürünlerin de üretimi söz konusudur. Hatta, polen ve propolisin üretimi baldan daha kolay ve katmadeğeri daha yüksek olan arı ürünleridir. Ayrıca, polen, doğal bir besin kaynağı olarak tercih edilen bir ürün haline gelmiştir. Propolis ise içerdiği 150'ye yakın bileşik ve 20'den fazla mineralle doğal bir antibiyotik gücündedir. Vücut bakım kremleri, ağız ve diş bakım ürünleri, diş macunları, sabunlar, besin tabletleri propolisin yoğunluklu olarak kullanıldığı alanlardır. Bakanlığımızın kooperatiflere verdiği destek kapsamında İzmir Kemalpaşa İlçesi Çambel Köyünde Türkiye'nin ilk polen ve propolis tesisi Hükümetimiz döneminde kurulmuştur. Bu tür tesislerin desteklenmesi önceliklerimiz arasında olup, bu konuda üreticiden gelecek olan projeleri bekliyor ve bunları destekleyeceğimizi burada ilan etmek istiyorum.

Yine, Bakanlık olarak, arıcılık ve balcılık için ulaşmak istediğimiz noktalar bulunduğunu ifade etmek istiyorum. Mesele, bal üretiminde üretime ve emeğe saygının gereği olarak sentetik bal üretiminin önüne geçmek, kaliteyi düşüren şekerle üretim yapanlarla mücadele etmek, bu çerçevede en önemli hedeflerimiz arasındadır.

Bakanlık birimlerimiz, balda taklit ve tağşişin önüne geçmek için denetimlerini aralıksız olarak sürdürmektedir. Bu kapsamda, 2005 yılı kasım ayı sonuna kadar yaklaşık 14 000 denetim yapılmış ve 1 580 adet numune alınmıştır. Alınan numunelerden 860'ının analizi müspet ve 320 örnekte ise olumsuzluk tespit edilmiştir. Yine, denetimler sonucunda 33 ton bal imha edilmiş ve 27 işletmenin üretim izinleri iptal edilmiştir. Ülkemizde 1'i Bakanlığımıza ait, diğeri Ege Üniversitesine ait olmak üzere 2 laboratuvarda bu tür analizler yapılmaktadır. Laboratuvarlarımızın kapasitesi ve teknolojisi, denetimleri etkin bir şekilde yapabilecek düzeydedir. Zaman zaman ihraca giden ürünlerde kalıntı problemi ve glikoz içerdiği için iadeler olduğu bilgileri Bakanlığımıza ulaşmaktadır. Ancak, bunların, kamuoyunda gerçekte abartıldığı kadar olmadığı ve gerçekleri tam olarak yansıtmadığını ifade etmek istiyorum.

2003 yılında 15 000 ton bal ihraç edilmiş, bunun karşılığında 293 ton bal iade edilmiştir. Yani, ihraç edilen balın yüzde 1,2'si iade edilmiştir ve yapılan analizlerde de -bu analizler için söylüyorum, bu örnekler için söylüyorum- balda ilave bir glikoza rastlanmamış, başka birtakım faktörler tespit edilmiştir. Yine, 2004 yılında 5 600 ton bal ihraç edilmiş ve bunun 175 tonu iade edilmiştir. Bu verileri sizlerle paylaşmaktan kastım, iadelerin azlığıyla övünmek değil, bazı yanlış bilgilerin önüne geçmektir. Sektörün geleceği açısından bu tür durumların elbette ki hiç olmaması bizim arzumuz ve hedefimizdir.

Ayrıca, bal verimini artırmak, gezginci arıların konaklama sorunlarını çözmek, gen kaynaklarımızı korumak, arıcılıkla geçinen ailelerin yaşam standartlarını yükseltmek, arı ürünlerinin üretimini artırmak, ihracatı muhakkak suretle artırmak ve yasadışı yollarla ülkemize giren arı ürünlerinin önüne geçmek de birbirinden ayırt etmeden çözmeye çalıştığımız arıcılığımızın sorunlarındandır.

Vasıflı ve genetik performansı yüksek anaarı üretiminin artırılması ve yaygınlaştırılması çalışmaları da devam etmektedir. Yerli genotiplerin ıslahı konularında Ordu Arıcılık Araştırma Enstitümüz ve Ardahan Arıcılık Üretme İstasyonumuz çalışmalarına hız vermiş ve ıslahla ilgili önemli mesafeler kaydedilmiştir.

Ülkemiz ballı bitki florası bakımından dünyanın en zengin ülkelerinden biri olup, tanınmış ballı bitkilerin üçte 2'si ülkemizde bulunmaktadır. Üretimin kalitesini ve aromasını zenginleştirmek için, ülke ballı bitkiler haritası hazırlanmış ve üreticilerimizin hizmetine, bilgisine sunulmuştur.

Değerli arkadaşlarım, Bakanlığımız, Türkiye'de, 2003 yılında, sektör açısından bir ilki gerçekleştirmiştir; arıcılık faaliyetleri destekleme kapsamına alınmış ve uygulamaya geçilmiştir. Anaarı satın alanlardan birlik üyesi olanlara 15 YTL destekleme ödemesi yapılmaktadır. Buna ilave olarak, süzme bala kilogram başına 0,4 YTL, yani 400 000 TL destek verilmektedir. 2005 yılında devreye konulan diğer bir destek ise, tozlayıcı dediğimiz Bambus arısı desteğidir. Bu kapsamda, yine, koloni başına 20 YTL destek verilmektedir. Ayrıca, Hükümetimiz, bal ihracatına da ton başına 65 dolar destek vermektedir. Sadece bu desteklerle kalmayıp, ülke genelinde, arıcıların örgütlenmesi çalışmalarına önem verilmiş ve bugün gelinen noktada, 75 ilimizde yetiştirici birliği kurulmuştur.

Değerli arkadaşlarım, ülkemizin potansiyeli itibariyle avantajlı olduğu bu sektörü arzu edilen noktaya getirmek için, biz, Bakanlık olarak çalışmalarımıza devam ediyoruz. Ben, bu duygularla, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Mehdi Eker (AK Parti, Diyarbakır). “Narenciye ve bal üreticilerinin sorunları hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 54. Birleşim tutanağı, 25 Ocak 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-mehdi-eker-22-2006-01-25-narenciye-ve-bal-ureticilerinin-sorunlari-hakkinda (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
