# Kuraklık ve kuraklık sonucu çiftçilere ödenmesi gereken primler hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Mehdi Eker (AK Parti, Diyarbakır)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim
- **Tarih:** 27 Kasım 2007
- **Gündem:** KURAKLIK VE KURAKLIK SONUCU ÇİFTÇİLERE ÖDENMESİ GEREKEN PRİMLER HAKKINDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-mehdi-eker-23-2007-11-27-kuraklik-ve-kuraklik-sonucu-ciftcilere-odenmesi-gereken-primler-hakkin

> Mehmet Mehdi Eker (AK Parti), 27 Kasım 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KURAKLIK VE KURAKLIK SONUCU ÇİFTÇİLERE ÖDENMESİ GEREKEN PRİMLER HAKKINDA); konuşma 1.734 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gündem dışı konuşmalara cevap vermek üzere huzurunuzdayım ve yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

GAP bölgesinde toplam 7,5 milyon hektar alanın 3 milyon 200 bin hektarlık alanı tarımsal faaliyetlere elverişli. Bunun yaklaşık 2,1 milyon hektarlık alanı ise sulama potansiyeline sahiptir ve bu da Türkiye’nin ekonomik olarak sulanabilir tarım arazisinin yüzde 20’sinin üzerinde bir alana tekabül etmektedir. Türkiye’nin bölgesel kalkınmaya yönelik en büyük yatırım projesi olarak tanımlanan Güneydoğu Anadolu Projesi’nin sulama faaliyetleri tamamlandığında, şimdiye kadar devlet eliyle gerçekleştirilen sulama alanına eşit bir alan daha sulu tarıma açılmış olacaktır. Geçen zaman içerisinde, Fırat ve Dicle Havzalarında toplam 263 bin hektar alan sulamaya açılmıştır. 109 bin hektarlık alanın hâlâ sulama şebeke inşaatı devam etmektedir ve 1 milyon 347 bin hektarlık alan ise planlama safhasında bulunmaktadır. Böylece, GAP’ın meydana getireceği yüksek tarım ve sanayi potansiyeli bölgede ekonomik hasılayı 4,5 kat artıracak, nüfus 8,6 milyona ulaşacak ve bölge halkının yaklaşık 3,5 milyonuna iş imkânı sağlanmış olacaktır.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde sulamanın başladığı 1995 yılından 2006 yılına kadar ülkemizdeki tarımsal üretim içerisinde GAP’ın payında meydana gelen değişim ana başlıklar itibarıyla şu şekildedir:

Mısır üretiminde GAP’ın payı yüzde 0,47’den yüzde 9,37’ye çıktı. Buğdayda yüzde 10’dan 15’e çıktı. Antep fıstığında yüzde 86’dan 89’a çıktı. Pamukta Türkiye üretiminin yüzde 27’sinden yüzde 52’sine çıktı. Mercimek yüzde 98 oranında bulunmakta. Susamdaysa -ki, bu da bir endüstriyel bitki- belli bir miktarda düşme meydana geldi, ürün desenindeki değişim itibarıyla.

2010 yılı ürün deseninde -ki, buna dönük, kalkınma planında bir öngörü, bir çalışma yapıldı- 1 milyon 276 bin hektar alan sulu, 1 milyon 584 bin hektar alan da kuru olmak üzere, ikinci ürün üretimiyle toplam 3 milyon 244 bin hektar alanda tarım yapılacağı öngörülüyor. Sulanabilen alanın yüzde 92’sinde ana ürünler, yüzde 17’sinde ise ikinci ürün ve yüzde 8’lik bir kısmında da çok yıllık bitkiler üretilebilecek. Yine, kuru alanın yüzde 81’inde ana ürünler ve yaklaşık yüzde 19’unda da çok yıllık bitkilerin ekileceği öngörülmektedir.

Bölge kalkınma planına göre, bölgenin 2010 yılı toplam bitkisel üretim değeri 1 milyar 708 milyon YTL düzeyinde olacak. Bu bölge illeri içerisinde en yüksek üretim değerinde Şanlıurfa olacak -ki, 700 milyon YTL’lik bir paya sahip- Şırnak da 32,5 milyon YTL’lik payla, üretim değeriyle, dokuz il içerisinde en alt sırada olacak diye öngörülüyor.

2006 yılı ile GAP Bölge Kalkınma Planı 2010 yılı öngörüsü olarak, üretim değerleri arasındaki değişim şu şekilde: Buğdayda yüzde 20,7; arpada yüzde 45 oranında bir azalma öngörülüyor, yani 2006’dan 2010’a kadarki süreç içerisinde, mısırda yüzde 110’luk, pamukta yüzde 181’lik, ayçiçeğinde yüzde 754’lük, susamda da yüzde 46’lık bir üretim artışı öngörülmekte. Bununla birlikte sebzede yüzde 10, Antep fıstığında yüzde 5’lik bir artış ve üzüm ve zeytin ürünlerinde de bir azalma öngörülüyor.

Yapılan hesaplara ve projeksiyonlara göre, bölgede sulamaların geliştirilmesiyle, ana ürün olan hububattan sonra yetiştirilecek olan mısır, soya ve yer fıstığı gibi ikinci ürünlerin üretilmeye başlanmasıyla ürün deseni yoğunluğu yüzde 136’lara çıkacak, yani, birim alanda daha yoğun bir tarımsal üretim faaliyeti gerçekleştirilecektir. Bu da çiftçi gelirinin artmasına ve ürün rotasyonuna gidilerek toprağın verimliliğinin korunmasına, ayrıca, sürdürülebilir bir tarımsal yapıya katkı sağlayacaktır.

Bunun yanında, ikinci ürün yem bitkilerinin ekimi, bölgede hayvancılık sektörünü de canlandıracaktır. Bu, özellikle yem bitkileri veya mısır yoluyla, silajlık mısır yoluyla dolaylı bir şekilde etkilenecek. GAP bölgesi tarımsal pazarlama ve ürün desenine göre, 2010 yılında, toplam ekilen alan içinde tahılların payının yüzde 38 olacağı beklenmekte; baklagiller, toplam sulu alanın yaklaşık yüzde 20’sini kaplamakta, endüstri bitkilerinden pamuk, sulu alanın yüzde 25’inde yetiştirilmektedir. Buğday ve arpadan sonra ikinci ürün olarak ekilebilen yağlık bitkilerin payı ise yüzde 10’dur. Sebzeler, sulu alanda yumru bitkilerinden daha büyük bir alan kapsamakta, ancak, sulama alanında öngörülen bitki deseni, gerçekleşen bitki desenine göre önemli oranda farklılıklar göstermektedir. Yüksek katma değer yaratması, fiyat ve pazar garantisi görerek diğer ürünlere göre organize satış piyasalarına sahip bulunmasından dolayı, pamuk üretiminin ürün desenindeki oranı, plan öngörülerinin bugün bile üzerine çıkmış bulunmaktadır.

Ayrıca, sanayi sektörü için önemli bir ham madde olması yanında stratejik bir ürün olması ve yarattığı istihdam olanaklarıyla GAP bölgesi ekonomisinde önemli bir yere sahip bulunan pamuğun, 2006 verilerine göre 310 bin hektar ekim alanı ve 1,3 milyon ton üretimiyle, son yıllarda Türkiye'nin en önemli pamuk üreticisi bölge durumuna gelmiştir.

GAP bölgesi, Türkiye'nin pamuk ekilen alanlarının yüzde 52’sini oluşturmaktadır. Bu durumun gelişmesinde, kuşkusuz doğal, sosyal ve ekonomik faktörlerin etkili olduğunu söylemek mümkündür. Gerek toprak, iklim, sulama avantajı gerek çiftçi örgütlenmesi gerekse ürün fiyatları, ürünlerin pazarlanabilme durumu, teknolojisi, iş gücü, kredi vesaire ve sanayiyle ilişkisi dikkate alındığında bu sonucun olması gayet doğaldır.

Sulamayla, tarımsal üretimin katma değeri kuru tarıma göre ortalama 4 katlık bir artış göstermektedir. GAP kapsamındaki ilk büyük sulama yatırımı olan Şanlıurfa Harran ovaları sulaması 1995 yılında 30 bin hektar alanda başlamış ve toplam sulama alanı cari tarih itibarıyla 139 bin hektara ulaşmıştır.

GAP’ta, Şanlıurfa Harran ovaları sulamaya geçilmeden önce toplam gayrisafi üretim değeri 31,5 milyon dolar ve birim alandan elde edilen gayrisafi üretim değeri hektar başına sadece 1.050 dolar iken, oluşan katma değer 18 milyon dolarda kaldı. Birim alanda elde edilen katma değer hektar başına 600 dolara ve kişi başına da katma değer 596 dolara çıkmış. 2006 yılında sulama sağlandıktan sonra, yani, 130 bin hektar alanın sulamaya açılmasıyla biraz önce söylediğim parametreler şu şekilde değişiyor: Toplam gayrisafi üretim değeri 276 milyon dolara çıktı, 30 küsur milyon dolardan 276 milyon dolara. Birim alandan elde edilen gayrisafi üretim değeri, hektar başına 2.129 dolara ve kişi başına gayrisafi üretim değeri de 800 dolarlardan 2.039 dolarlara çıktı. 2006 yılı toplam katma değer 116,5 milyon dolar, birim alanda yaratılan katma değer ise hektar başına 897 dolar ve kişi başına katma değer 859 dolara çıktı.

Yine, GAP bölgesinde ürün çeşitlendirilmesine dönük çalışmalar kapsamında bir dizi faaliyet sürdürülmektedir. Ürün çeşitlemesini sağlamak amacıyla gerek ilgili kuruluşlar ve üniversitelerle yapılan iş birliği çerçevesinde, il ve ilçe bazında ekolojik sisteme, bölgenin toprak yapısına uygun yetiştirilebilecek ürünlerin tespit çalışması tamamlandı ve bu çalışmalar basılarak araştırıcıların ve uygulayıcıların hizmetine sunuldu.

Ayrıca, sulama sistemlerinin işletme bakım ve yönetimi ile sulama dışı alanlarda yapılan demonstrasyon çalışmalarında ürün çeşitlemesi dikkate alınmaktadır. Bölgede çiftçilere örnek teşkil etmesi amacıyla tarımsal yayım amaçlı sebze ve meyvecilik demonstrasyon çalışmaları yürütülmektedir.

Ayrıca, GAP bölgesi illerindeki çiftçilerin sulu ve kuru tarımda birim alandan yüksek gelir elde etmesi, modern tarım teknolojilerinin yaygınlaştırılması ve ürün deseninde çeşitliliğin sağlanarak alternatif yüksek gelir getiren ürünlere teşvik edilebilmek amacıyla yurt içi ve yurt dışı çok sayıda çiftçi teknik gezi ve eğitim programlarına alınmış bulunmaktadır.

Modern sulama teknikleri, meyve ve sebze yetiştiriciliğinde modern teknolojilerin kullanımı ve özellikle son yıllarda önemli bir proje alanı olarak karşı karşıya kaldığımız Eurepgap ve organik tarım uygulamaları, özellikle bu konularda çiftçilere dönük ciddi eğitimler yapılmıştır.

Sürdürülebilir kaynak kullanımı çerçevesinde bölgede, bugün ve gelecekte Eurepgap standartlarında üretim ve ekolojik tarım ön plana çıkmakta ve Avrupa Birliği üyesi ülkelere pazarlama imkânları bulunmaktadır.

Bu çerçevede, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde konvansiyonel tekniklerle yapılan tarımsal faaliyet dışında organik tarım faaliyetlerine de hız verildi. Çeşitliliğin bir parçası olarak bu faaliyetler sürdürülüyor. Diyarbakır, Gaziantep, Kilis ve Şanlıurfa illeri “Organik Tarımın Yaygınlaştırılması ve Kontrolü Projesi” kapsamındadır. 2006 yılı verilerine göre, Adıyaman, Gaziantep, Siirt, Şanlıurfa illerinde 249 çiftçi 26 bin hektarda 114.200 ton organik gıda maddesi üretmiş bulunmakta, sadece bu illerde bu proje kapsamında; ki, bu 114 bin, yaklaşık 115 bin ton organik üretimin yaklaşık 7 bin tonu da ihraç edilmiştir.

Organik tarım üretiminde GAP bölgesi, hâlihazırda Türkiye’nin toplam organik tarım üretiminin dörtte 1’ini oluşturmaktadır. Dörtte 1’ini; ki, bunun kapasitesi çok daha yüksektir, çok daha iyi bir noktaya getirilebilir.

Yine, bu faaliyetler çerçevesinde önemli bir alan su ürünleri konusudur. Fırat ve Dicle havzasında 2.235 kilometre uzunluğunda akarsu, 6.481 hektar doğal göl ve 129.900 hektar baraj gölü gibi büyük bir su kaynağı bulunmaktadır. Yapımı öngörülen baraj göllerinin tamamlanmasıyla, yaklaşık 200 bin hektar su yüzey alanı oluşacak ve bu alanla ilgili su ürünleri etüt projesi hazırlandı. Burada da buna göre yılda 32.500 ton üretim ve 50 milyon dolarlık gelir ile 6.500 kişinin istihdamı mümkün görülmektedir, sadece bu bölgedeki su ürünleri faaliyetleri içerisinde.

Tabii, bu bölgedeki faaliyetlerin hem çeşitlendirilmesi hem daha başarılı bir şekilde yürütülmesi açısından tarımsal desteklemeler ve kooperatif desteklemeleri önem kazanmaktadır. Biz de Hükûmet olarak, geldiğimiz noktadan itibaren, gerek Türkiye'nin genel anlamda tarım sektörüne verdiğimiz destekler gerekse GAP bölgesindeki çiftçilere dönük verdiğimiz desteklerde çok ciddi artışlar meydana getirdik. Örneğin, 2002 yılında 1,868 milyar YTL olan toplam tarımsal destek 5,2 milyar YTL’ye, yani yaklaşık 3 kat dolayında bir artış meydana getirildi.

GAP’ta da, GAP bölgesinde de destekler 349 milyon YTL’den 1 milyar YTL’ye çıkarıldı. Türkiye'nin, toplam destekler içerisinde GAP’ın tarımsal destek payı yüzde 20 civarındadır.

Yine, kooperatif desteklerinde, GAP bölgesindeki kooperatif destekleri bir önceki dönemle mukayese ettiğimizde 15 katlık bir artış görüyoruz. 5,6 milyon YTL’den 87,1 milyon YTL’ye çıktı GAP bölgesinde bulunan tarımsal kooperatif destekleri.

Yine, bu bölgedeki kırsal kalkınma destekleri… Üç yüz kırk tane bu bölgede proje uygulandı ve 22 milyon YTL hibe destek sağlandı, bu üç yüz kırk proje için.

Tabii, çiftçi eğitimine dönük yayın faaliyetlerine dönük de projeler hayata geçti. Özellikle, geçen yıl başlattığımız bir proje ile GAP illerine 280 ziraat mühendisi ve veteriner hekimin, o bölgedeki köylerde istihdam edilmek üzere, çalışmak üzere istihdamı sağlandı ve bunlar şu anda orada çalışıyor; ki, bu da, bu proje çerçevesinde Türkiye genelinde istihdam edilenlerin yüzde 13’üne tekabül etmektedir.

Sulama yatırımlarında devlet desteği, kamu desteği önemli miktarda artırıldı. Burada, özellikle 1 Mayıs 2007 tarihinde Tarım Bakanlığı, Ziraat Bankası ve Hazinenin müştereken ortaya koyduğu bir Damla Sulama Projesi’nden söz etmek mümkün. Beş yıl vadeyle, beş taksitte, sıfır faizle damla ve yağmurlama sulama sistemi kurmak isteyen çiftçilerimize kredi sağlanmaktadır; ki, bugün itibarıyla, 100 milyon YTL’nin üzerinde, bu konuda kredi kullandırıldı. Eğer, çiftçi bu taksitin anaparasını ödeyemez ise, biz, tarımsal desteklerini bunun karşılığında kullanmasına imkân sağlıyoruz, yani, devletten aldığı tarımsal destekleri bu projenin borcunun ödenmesinde kullanabilecektir. Bu kredinin geri dönüşümü, sulama sistemine göre iki buçuk yıl ila dört yıl arasında değişmektedir. Yani, yüksek geriye dönüş oranı bulunan önemli bir proje; ki, bu konu aynı zamanda, uzun vadede, kuraklıkla mücadele konusunda da dikkate alınması gereken bir projedir.

Yine bunun dışında, tabii, yürütülen diğer önemli çalışmalarımız var. Çiftçi Kayıt Sistemi ve Doğrudan Gelir Desteği Projesi, Alternatif Ürün Projesi, Tarım Havzaları Geliştirme Projesi ve Kimyevi Gübre Kullanımı, Denetimi ve Analizi Çalışmaları, Süt Sığırcılığının Geliştirilmesi Projesi, bu bölgede bizim yürüttüğümüz başlıca projeler.

Keza, Et Balık Kurumu faaliyetleri çerçevesinde, kombinaların faaliyetleri çerçevesinde bir TAR-ET Projesi var (Sözleşmeli Besicilik Projesi) ve tarıma dayalı ihtisas sanayi bölgelerinin faaliyete geçmesi o bölgede ve Tarım Reformu Genel Müdürlüğünün çalışmalarından bu bölgeye dönük olarak bahsetmemiz mümkün. Zaman almamak için bunların detaylarına girmek istemiyorum. Sadece 2002-2007 yılları arasında tarım reformunun 27.160 hektar alanda toplulaştırılmasını bitirdiği alan söz konusu. 2008 yılında hedeflediğimiz toplulaştırma alanı 54 bin hektar…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Mehdi Eker (AK Parti, Diyarbakır). “Kuraklık ve kuraklık sonucu çiftçilere ödenmesi gereken primler hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim tutanağı, 27 Kasım 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-mehdi-eker-23-2007-11-27-kuraklik-ve-kuraklik-sonucu-ciftcilere-odenmesi-gereken-primler-hakkin (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
