# Tokat milletvekili reşat doğru'nun (6/181), karaman milletvekili hasan çalış'ın (6/183,320,321,350), ordu milletvekili rıdvan yalçın'ın (6/188), gaziantep milletvekili yaşar ağyüz'ün (6/205), malatya milletvekili ferit mevlüt aslanoğlu'nun (6/238), çankırı milletvekili ahmet bukan'ın (6/242), muğla milletvekili metin ergun'un (6/249), adana milletvekili muharrem varlı'nın (6/251), mersin milletvekili akif akkuş'un (6/265), tokat milletvekili reşat doğru'nun (6/281), manisa milletvekili mustafa enöz'ün (6/335), izmir milletvekili şenol bal'ın (6/357,359), gaziantep milletvekili akif ekici'nin (6/361), izmir milletvekili kamil erdal sipahi'nin(6/365), tarım ve köyişleri bakanından sözlü soru önergeleri ve tarım ve köyişleri bakanı mehmet mehdi eker'in cevabı

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Mehdi Eker (AK Parti, Diyarbakır)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 63. Birleşim
- **Tarih:** 12 Şubat 2008
- **Gündem:** TOKAT MİLLETVEKİLİ REŞAT DOĞRU'NUN (6/181), KARAMAN MİLLETVEKİLİ HASAN ÇALIŞ'IN (6/183,320,321,350), ORDU MİLLETVEKİLİ RIDVAN YALÇIN'IN (6/188), GAZİANTEP MİLLETVEKİLİ YAŞAR AĞYÜZ'ÜN (6/205), MALATYA MİLLETVEKİLİ FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU'NUN (6/238), ÇANKIRI MİLLETVEKİLİ AHMET BUKAN'IN (6/242), MUĞLA MİLLETVEKİLİ METİN ERGUN'UN (6/249), ADANA MİLLETVEKİLİ MUHARREM VARLI'NIN (6/251), MERSİN MİLLETVEKİLİ AKİF AKKUŞ'UN (6/265), TOKAT MİLLETVEKİLİ REŞAT DOĞRU'NUN (6/281), MANİSA MİLLETVEKİLİ MUSTAFA ENÖZ'ÜN (6/335), İZMİR MİLLETVEKİLİ ŞENOL BAL'IN (6/357,359), GAZİANTEP MİLLETVEKİLİ AKİF EKİCİ'NİN (6/361), İZMİR MİLLETVEKİLİ KAMİL ERDAL SİPAHİ'NİN(6/365), TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANINDAN SÖZLÜ SORU ÖNERGELERİ VE TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER'İN CEVABI
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-mehdi-eker-23-2008-02-12-tokat-milletvekili-resat-dogru-nun-6-181-karaman-milletvekili-hasan

> Mehmet Mehdi Eker (AK Parti), 12 Şubat 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 63. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TOKAT MİLLETVEKİLİ REŞAT DOĞRU'NUN (6/181), KARAMAN MİLLETVEKİLİ HASAN ÇALIŞ'IN (6/183,320,321,350), ORDU MİLLETVEKİLİ RIDVAN YALÇIN'IN (6/188), GAZİANTEP MİLLETVEKİLİ YAŞAR AĞYÜZ'ÜN (6/205), MALATYA MİLLETVEKİLİ FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU'NUN (6/238), ÇANKIRI MİLLETVEKİLİ AHMET BUKAN'IN (6/242), MUĞLA MİLLETVEKİLİ METİN ERGUN'UN (6/249), ADANA MİLLETVEKİLİ MUHARREM VARLI'NIN (6/251), MERSİN MİLLETVEKİLİ AKİF AKKUŞ'UN (6/265), TOKAT MİLLETVEKİLİ REŞAT DOĞRU'NUN (6/281), MANİSA MİLLETVEKİLİ MUSTAFA ENÖZ'ÜN (6/335), İZMİR MİLLETVEKİLİ ŞENOL BAL'IN (6/357,359), GAZİANTEP MİLLETVEKİLİ AKİF EKİCİ'NİN (6/361), İZMİR MİLLETVEKİLİ KAMİL ERDAL SİPAHİ'NİN(6/365), TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANINDAN SÖZLÜ SORU ÖNERGELERİ VE TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER'İN CEVABI); konuşma 2.962 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Önce, Maliye Bakanımız Sayın Kemal Unakıtan’a sorulmuş olan bir soruya, Sayın Reşat Doğru’nun sorusuna cevap ile başlamak istiyorum. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun 2004 tarihinde bir kararı var. Bu karar çerçevesinde, sanayi abone grubu “Sanayi Sicil Kanunu’nda tanımı yapılan sanayi işletmelerinin Sanayi Bakanlığının olumlu görüşünü ifade eden sicil belgesini almaları şartıyla, şantiye dönemi dâhil olmak üzere sanayi abonesi olarak kabul edilirler. Haddehaneler, soğuk hava deposunun buz üreten tesisleri bu gruba dâhil edilirler” olarak belirlenmiştir.

Bu nedenle, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun bu kararı doğrultusunda, adı geçen belgeyi dağıtım şirketlerine ibraz eden gerçek ve tüzel kişilerin elektrik tarifeleri sanayi tarifesi olarak uygulanmaktadır.

Sayın Başkan, yüce Meclisin değerli üyeleri; Karaman Milletvekili Sayın Hasan Çalış’ın sorusu: Karaman’da Akgöl ve Süleymanhacı göllerine sınır köylerin de ÇATAK Programı’na dâhil edilip edilmemesini soruyor.

Biz, bu ille ilgili, bu bölgeyle ilgili teknik incelemeleri yaptırdık ve gerek arazi tespiti, gerek toprak yapısının incelenmesi, gerek erozyon durumu, yağış alma durumu ve yörenin tarımsal faaliyetlerinin belirlenmesi, potansiyelinin belirlenmesiyle ilgili bir çalışma yapılmış. ÇATAK Projesi’nin üç ilde daha, üç ile daha yaygınlaştırılmasıyla ilgili bir hazırlık yapıldı 2008 yılı için. Bunun kararını veren bir kurul var ki, bu da -Tarım Bakanlığı sadece burada bir üye durumunda- bu kurul kabul ettiği takdirde, Karaman ile birlikte üç vilayet daha bu çerçevede, Nevşehir, Niğde, Çanakkale de buraya teklif edilecek. Böylece, eğer uygun görülürse ve imkân verilirse onlar da ÇATAK Programı’na dâhil edilecek.

Ordu Milletvekili Sayın Rıdvan Yalçın’ın fındıktan zarar gören çiftçilerle ilgili, daha doğrusu tabii afetlerden zarar gören fındık üreticileriyle ilgili ödemelerin ne zaman yapılacağına dair bir talebi var. 2008 yılı bütçesinde bu konuyla ilgili ödenek teklifinde bulunuldu ve bu dönemde eğer ödenek temin edildiği takdirde kalan paralar da ödenecek.

Gaziantep Milletvekili Sayın Yaşar Ağyüz hububat üreticilerine destekleme primi ödenmesiyle ilgili kararın uygulamasını soruyor. Biz 2007 yılı içerisinde… Şu anda talepleri alıyoruz, henüz bu kapanmadı. Tarım Kredi Kooperatiflerine, üretim yapan ve bunu satan üreticilerimiz bunu bildiriyorlar, onların belirli bir tahakkuku yapılıyor, o tahakkukla bize geldiğinde biz bunu ödüyoruz. Süresi 30 Nisan 2008’de doluyor. Biz ocak ayında, tahakkuku gelen ve ödeme imkânımız bulunan 50 milyon YTL’yi ödedik, geri kalanını da şubat ayı içerisinde ve ondan sonraki müteakip aylarda, geldikçe, peyderpey ödeyeceğiz.

Sayın Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun sorusu… O da hayvancılıkla ilgili ödemeleri soruyor. Biz 2007 yılı içerisinde… Tabii, hayvancılıkta da çoğu prim şeklinde olduğu için, tahakkuk gecikerek geliyor yani toplanıp gecikerek geliyor. O nedenle yıl sarkıyor. Bir miktar da tabii 2007 yılı içerisinde üretimin artması sebebiyle ve ürünü deklare eden çiftçimizin, bunu daha sonra yapması sebebiyle, bir öngörü yapmak oldukça zor, hem kayıt problemi olduğundan dolayı hem de yeni kayıt içine alınmayla birlikte olduğu için, bir miktar da tahminin üzerinde prim gerçekleşti, yani bütçeyi aştı. O nedenle biz, bu yıl içerisinde onları ödüyoruz. Ocak ayı içerisinde 105 milyon YTL’yi ödedik, şubat ayı içerisinde 140 milyon YTL yine ödeniyor ve kalanları da müteakip aylarda, mart ve nisan ayında, eğer kalırsa mayıs ayında ödenecek.

Sayın Ahmet Bukan’ın suni tohumlama ile ilgili hak edişlerin ne zaman ödeneceğine dair bir sorusu var. Özellikle, serbest veteriner hekimlere hak edişleri ne zaman ödenecektir… Aslında, bu da biraz önce söylediğim soru onun da cevabını vermiş oluyor. Yalnız, 2007 yılından tahakkuk eden suni tohumlama miktarı, ocak ayında buradan 19 milyon YTL ödendi. Çankırı’da da bu ay içerisinde ve bundan sonraki ayda Türkiye'nin diğer illeriyle birlikte onlar da ödenecek.

Sayın Metin Ergun’un sorusu: Muğla ili Milas ilçesinin Yaşyer ve Ovakışlacık köylerinin toprağında tuzlanma problemi bulunduğunu, buna ait herhangi bir işlem yapılıp yapılmadığını soruyor. Ne gibi tedbirler düşünüyoruz diye soruyor. Tabii, gerek bu ovanın, yani bu iki köyümüzün de içinde bulunduğu, Yaşyer ve Ovakışlacık köylerinin içinde bulunduğu, ayrıca, İçme, Savran, Akyol, Ekinambarı köyleri de bu bölgede... Burada, rakımın düşük olması ve taban suyu seviyesinin yüksek olması nedeniyle genel bir tuzluluk sorunu bulunduğu tespit edildi. Devlet Su İşleri bu konuyla ilgili bir drenaj çalışması yapmış. Bundan sonraki kısım ile ilgili gerek yayım konusunda, yani çiftçilerin bu tür sorunlu topraklarda hangi ürünleri ekmeleri hâlinde bu sorunla baş edebileceğine, neler yapabileceğine dair bilgilendirme çalışması yapılıyor. Bakanlığımızca da oluşturulan bir heyet tarafından 9-10 Temmuz 2007 tarihlerinde bir inceleme yapıldı ve yetiştiriciliğe açılabilecek alanlarda, özellikle tuzlu toprakların havuzlarında, çupra, levrek balıklarının yetiştiriciliğine bir yönelme var, bu konuyla ilgili de ayrıca bir çalışma yapılmış. Arazi ıslahı, tuzlama ve sulama konularında da çalışmalar sürmektedir.

Sayın Muharrem Varlı’nın bir sorusu: Hazineye ait arazileri ecrimisil ödeyerek işleyen çiftçilerimizin doğrudan gelir desteği ve ürün primlerinden faydalanmadığını söylüyor. Evet, burada, Hazine ile veya Maliye ile bir kira sözleşmesi yaptıkları taktirde bundan istifade edebiliyorlar. Ama, takdir edersiniz ki, ecrimisil, daha çok, işgal edilmiş arazilerle ilgili bir durumdur. Şimdi, işgal edilmiş bir arazide, eğer kalkıp da bir çiftçi kayıt sistemine dâhil edecek bir işlem yaparsanız veya diğer arazi gibi onu mütalaa ederseniz, o zaman da hukuki başka problemler ortaya çıkıyor. Biz, ürünleriyle ilgili, ürün üretimiyle, bazı ürünlerin primleriyle ilgili o konu da bir çalışma yapıyoruz, ama kira yaptıkları takdirde zaten her türlü destekten istifade ediyorlar.

Yine, Karaman Milletvekilimiz Hasan Çalış’ın ve Mersin Milletvekilimiz Sayın Akif Akkuş’un benzer konuda soruları var. Bal üretimiyle ilgili, kuraklıktan etkilenen arıcılara destek konusunda bir çalışma olup olmadığı ve destekleme yapılıp yapılmadığı soruluyor. Bir de bal ithalatıyla ilgili, bal ithalatının devam edip etmeyeceği hususunda bir soru var.

Sayın milletvekilleri, ülkemizde 82.336 ton bal 2005 yılında, 83.842 ton bal da 2006 yılında üretildi. Burada, sadece 2007 yılında Ege Bölgesi’nde bir kısmi kuraklık var ve özellikle çam balında bir rekolte düşüklüğü olduğunu biliyoruz. Bunun yanında, tabii, bal fiyatlarında 2007 yılında, son beş yıla göre, yüzde 100’e varan bir fiyat artışı da meydana geldi. Bakanlığımız, bal üretimini ve arıcılığı teşvik etmek gayesiyle, tabii birtakım destekler veriyor. Bunları da biz başlattık, onu da söyleyeyim bu arada. Ana arı kullanan arıcılara, ana arı başına birlik üyesi olanlara 15 YTL, birlik üyesi olmayanlara 7,5 YTL destek veriyoruz. Ayrıca, arıcının ürettiği süzme bala kilogram başına birlik üyesi olanlara 0,6 YTL ve birlik üyesi olmayanlara da 0,3 YTL yine destekleme ödemesi yapılıyor. 2006 yılında yayınladığımız Hayvancılığın Desteklenmesi Kararnamesi içerisinde, balla ilgili olarak, 40 bin ton bal destekleme kapsamına alınmış, destekleme primi ödeniyor. 2003-2007 döneminde arıcılık destekleri kapsamında üreticilere toplam 47 milyon YTL ödeme yapılmış. 2003’ten bu yana, şu ana kadar bal ithalatıyla ilgili herhangi bir kontrol belgesi düzenlenmiş değildir. Onu da bu arada ifade edeyim.

Sayın Reşat Doğru, Tokat Erbaa ilçesi Çevresu, Çalkara, Kızılçubuk ve Kale köylerinde sebze üretiminde yanma ve kuruma nedeniyle üreticilerin zarar gördüğünü, mağdur olduğunu ifade ediyor. Bununla ilgili bir sorusu var Sayın Doğru’nun.

Söz konusu köylerde bitkilerin ihtiyacı olan sulama suyu Yeşilırmak Nehri’nden sağlanmakta. Tabii, 2007 yılında, maalesef, Türkiye'nin bazı bölgelerinde bir kuraklık problemi yaşandı ve bu bölgede ekonomik anlamda üretilen çeltik, patates ve soğan gibi ürünlerde, kuraklık zararından doğacak herhangi bir verim kaybı olmamış Tokat için. Onu memnuniyetle ifade ediyoruz.

Yine Erbaa Tarım İlçe Müdürlüğümüzün sulama döneminde yaptığı rutin denetimlerde, kontrollerde, bitkilerde sulama suyundan kaynaklanan bir kuruma ve yanma belirtisine rastlanılmadığı bize rapor edildi.

Konuyla ilgili olarak çiftçilerimizden, ziraat odasından ve sulama birliğinden de herhangi bir şikâyet başvurusu olmamıştır.

Ayrıca, Tokat’taki Toprak ve Su Kaynakları Araştırma Enstitüsü Müdürlüğümüzce, Erbaa, Niksar ve Kazova Ovalarında 2007 yılında yürütülen Sebze Üretiminin Geliştirilmesi Projesi kapsamında yapılan incelemelerde de bu bulgulara rastlanmadı. 2008 yılında bu konuyla ilgili araştırmalar sürdürülecek, herhangi bir durum olduğunda da bunun gereği teknik olarak yapılacak.

Karaman Milletvekili Sayın Hasan Çalış, Türkiye Ziraat Odaları Birliğinin üretim kaybıyla gerek kuraklıktan kaynaklanan, bir de yaş meyve, sebzedeki üretici-tüketici fiyatlarıyla ilgili, hal fiyatı ve pazar fiyatı arasındaki farklarıyla ilgili değerlendirilmesini soruyor.

Bir de, tüketicinin ödediği fiyatların üreticiye yansımadığı, bu konuda herhangi bir çalışma yapılıp yapılmadığı ve yüksek fiyat artışının aracılardan kaynaklanmakta olduğuna dair bir değerlendirme yapıyor, bununla ilgili bir soru soruyor.

Sayın milletvekilleri, bildiğiniz gibi, ülkemizde sebze, meyve ticareti, kısaca, Toptancı Halleri Kanunu Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname hükümleri çerçevesinde yapılıyor. Hâlihazırda yürürlükte olan bu mevzuat, üreticileri destekleyen birçok hükmü içeriyor. Ancak üretici ile tüketicinin hak ve çıkarlarını daha fazla korumak, malların fiyatlarını serbest piyasa şartlarında arz ve talebe göre oluşmasını sağlamak üzere Sanayi ve Ticaret Bakanlığımızca sebze ve meyve ticaretinin düzenlenmesi ve toptancı halleri hakkında kanun tasarısı taslağı hazırlanmış ve taslak üzerindeki çalışmalar devam etmektedir.

Burada amaç, tabii öteden beri Türkiye’de söz konusu edilen üretici ve tüketici fiyatları arasındaki farkın asgariye indirilmesi, yani tüketicinin ödediği maliyetin veya bedelin, hiç değilse, daha fazla yüksek… Bir kısmının üreticiye yansımasını temin edecek birtakım düzenlemeler var. O düzenleme çerçevesinde de daha iyi bir noktaya gelir diye düşünüyoruz.

Yine Karaman Milletvekili Sayın Hasan Çalış’ın, Karaman ilindeki koyun ve keçi sayılarıyla ilgili bir değerlendirmesi ve bununla bağlı olarak 2002-2007 yılında koyun, keçi gibi büyükbaş, küçükbaş hayvan sayısı karşılaştırıldığında izlenen hayvancılık politikalarında başarı sağlandığını söylemek mümkün müdür?” diye soruyor.

Şimdi, şöyle söyleyeyim: Tabii, Karaman ilinde belirtilen tarihte, yani beş-altı yıllık bir süre içerisinde koyun, keçi sayısının 343 binden 310 bine düştüğünü söylüyor. Bu, tabii, Türkiye’de giderek koyun ürünlerine, koyun etine olan talebin düşmekte olduğunu, kentleşmeyle birlikte, şehirleşmeyle birlikte… Bunu dikkate aldığımızda, bu aslında -tabii, sayı azalması var ama- çok da dramatik bir düşüş değil. Tabii, keçiyle ilgili sayı düşüşü dramatiktir, doğrudur, ama bunun da daha çok ormanla, ormancılıkla ilgili bir boyutu var.

Sayın milletvekilleri, bu arada bir hususu ifade etmem gerekiyor. Koyunculukta da, hayvancılığın diğer bölümlerinde olduğu gibi, bir verimlilik artışı söz konusu. Yani, belki hayvan sayısı düşüyor ama elde edilen ürün miktarında ise artış var. Mesela, 2002 yılında 91.282 ton koyun ve keçi üretimi var, bu 2006 yılında 96.032 tona yükselmiş. Demek ki hayvan sayısında düşme var, doğru, ama bir hayvandan elde edilen et miktarı da artıyor. Bu da verimlilik artışıdır.

Yine, 2002 yılında 867 bin ton olan koyun ve keçi sütü üretimi 2006 yılında 1 milyon 48 bin tona yükselmiştir. Benzeri bir şeyi biz sığırcılıkta da görüyoruz. Sığırcılıkta da sığır sayısı, sığır popülisyonunda bir artış olmamasına rağmen, mesela, sığırlardan elde edilen Türkiye’deki toplam süt miktarında ciddi bir artış var, yaklaşık 3 milyon tonluk bir süt artışı var hayvan sayısı aynı olmasına rağmen. Demek ki burada bir verimlilik artışı söz konusu. Bu da tabii durduk yerde değil, yapılan çalışmalar ve başarılı olarak hayata geçirilen projelerle olan bir durum. Gerek desteklemeler –ki hayvancılıkta yaklaşık 10 kat arttırıldı- hayvancılıkla ilgili destekler gerekse suni tohumlama, yem bitkilerinin artışı, yem bitkilerinin destekleme kapsamına alınması ve bu şekildeki faaliyetler hayvancılıkta bu artışı meydana getirdi.

Koyunculukta, biz, destekleme de veriyoruz küçük baş hayvanlara, onu da söyleyeyim. İki türlü: Bir tanesi, hayvan başı için bir destek veriyoruz; bir de mera ıslahı yoluyla -ki koyunculuk için en önemli konu bu- bunun da hayvancılığı geliştirdiğine inanıyoruz ve bu sebeple veriyoruz.

Şimdi, canlı hayvan ve hayvansal ürün ithalatıyla ilgili bir sorusu var yine Sayın Çalış’ın.

1999’dan bu yana, Türkiye’de, sığırcılığa, damızlık canlı hayvan ithalatına belirli şartlar altında, belirli projeler olmak kaydıyla izin veriliyor. O, şu anda da yapılıyor ve bugüne kadar toplam, 99’dan bu yana 13.276 baş damızlık hayvan ithal edilmiştir. Bu, ticari maksatla değil, kurulan büyük ölçekli işletmelerin kendi damızlık ihtiyacını karşılamak üzere verilen bir yetki. Bakın burada da, bunun, mesela, 1999’da 600 baş, 2000 yılında 3.197 baş ithal edilmiş. 2001’de 224; 2003’te 1.124; 2005’te 2.264; 2006’da 144 ve 2007 yılında da, büyük kısmı Avustralya, Uruguay olmak üzere, 5.700 baş, toplam 13.200 baş hayvan ithalatı 99’dan bugüne kadar yapılmış. Dediğim gibi, özel projeler kapsamında yapılıyor bu.

Sayın Mustafa Enöz’ün sorusu organik tarımla ilgili:

Değerli milletvekilleri, organik tarımla ilgili kanun geçen dönem, yani 22’nci Dönem Parlamentosunda çıktı ve Organik Tarımın Esasları ve Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik de Avrupa Birliğiyle uyumlu olarak, 10 Haziran 2005’te yürürlüğe girdi. Organik Tarım Kanunu 2004’te çıkarıldı tarafımızdan. Bunun yanında, Bakanlık il müdürlüklerinde organik tarım birimleri oluşturuldu ve personel, özellikle Tarım Bakanlığının personeli bu konularda vatandaşı, üreticileri daha fazla eğitsin diye onlara eğitim verildi. Bu manada bu eğitimcilerin eğitimi idi. 1.144 kursta 16.375 çiftçiye organik tarım konusunda bu arada eğitim verildi, bu tarihten sonra ve biz tarımsal desteklemeyi organik üretimin lehine yüzde 30 artırdık. Yani şöyle söyleyeyim: Klasik yöntemle üretim yapana, diyelim, dekar başına 10 YTL veriliyorsa, organik tarım yapıyorsa yüzde 30 ilave alıyor, 13 YTL alıyor dekar başına. Böyle bir ilave teşvik getirdik.

Tabii organik tarımla ilgili göstergeler çok büyük bir hızla arttı. Ayrıca biz, organik tarım yapanlara yüzde 60 kredi faiz sübvansiyonu uygulamaya başladık. Yani, diyelim ki normal yüzde 16-17 faizle çiftçi kredi kullanıyorsa, eğer organik üretim yapıyorsa, bunu yüzde 60 indirimli olarak yapıyor. Bu da Türkiye’de organik üretimin gelişmesine ciddi şekilde katkı sağlayan bir destekleme biçimi.

İzmir Milletvekili Sayın Şenol Bal’ın IPARD ile ilgili bir sorusu var. Şimdi, IPARD, Avrupa Birliğinin katılım öncesi mali yardım programı, daha çok bizimle ilgili kısmı, Tarım Bakanlığıyla ilgili kısmı kırsal kalkınma bileşeniyle ilgili. 2013 yılına kadar 750 milyon avro Türkiye bu fondan istifade edebilecek. Bunun için de, başlangıç itibarıyla, Avrupa Birliğinin tüm üye ülkeler, daha doğrusu tüm aday ülkeler için belirlediği bir kıstas var. O kıstaslar çerçevesinde, Türkiye’de ona uyan yirmi il seçildi. Yirmi il daha, yine seçildi ikinci kademe için ve yüzde 50 hibe olacak şekilde, illerde kurulacak ki bu önümüzdeki ay itibarıyla Türkiye’nin 81 vilayetinde, daha doğrusu ilgili vilayetlerinde, başlangıç itibarıyla, bu birimler kuruluyor. Oraya projeyle müracaat eden üreticilerimiz veya yatırımcılarımız yüzde 50 oranında bundan istifade edebilecekler.

Tabii, aslında bu son derece de önemli bir kaynak. Biz bununla ilgili geçen sene kanun çıkardık, 2007 yılında ve kırsal kalkınmayla ilgili bir birim oluşturduk bu IPARD’ı yönetmek üzere, illerde de bunun karşılığı kuruluyor.

Yine, İzmir Milletvekilimiz Sayın Bal’ın, İzmir iliyle ilgili, ziraat mühendislerinin görevleri kaç köyde, daha doğrusu mühendis başına ne kadar kişi düşüyor, onunla ilgili bir sorusu var ve bunun yeterli olup olmadığı hususunda bir soru soruyor. Değerli milletvekilleri, İzmir ilinde Bakanlığımın il müdürlüğü, ilçe müdürlüğü ve diğer kuruluşlarında toplam 423 ziraat mühendisi çalışıyor, İzmir ilimizde. 1 teknik personele düşen köy ve bucak sayısı 2, nüfus 1.660 ve tarım alanı miktarı ise 9.116’dır. Burada şunu ifade etmem lazım: Tarım Bakanlığına en son 1989 yılında toplu olarak teknik eleman alınmıştı, 1989, yani bundan on dokuz sene önce ve o zaman da alınan eleman miktarı sadece 250 idi, yani ziraat mühendisi, veteriner hekim. Çoğunluğu 2005’ten sonra olmak üzere, 2003’ten bugüne, Tarım Bakanlığına, 2.844 mühendis, 1.381 veteriner hekim, 1.500 civarında sağlık teknisyeni ve ziraat teknisyeni, 5.715 kişi bu şekilde alındı. Diğer, işte, sözleşme vesaire ile de alınanlarla birlikte aldığımız teknik eleman sayısı toplam 6.428, son birkaç yıl içerisinde tarım teşkilatına alınan teknik elemanların sayısı. Geçen sene biz, 2.500 tane ziraat mühendisi, veteriner hekim aldık 4/B’ye göre. Bunlar, bütün şartları, yetkileri, imkânları da olan Bakanlık personeli gibi, hem sosyal güvenlik açısından hem yetki açısından o imkânlara sahip, o niteliklere sahip ancak çakılı, yani bir köyde oturmak zorunda, orada bulunmak zorunda; yani tarlada çiftçiyle birlikte veya merada, bağda, bahçede, ahırda onunla birlikte olmak durumunda. O şartla 2.500 kişi aldık. Bu sene yine programlıyoruz ve bu şekildeki eleman sayısını, köylerde çalıştırılan eleman sayısını dönem sonuna kadar 10 bine çıkarmayı hedefliyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gaziantep Milletvekilimiz Sayın Akif Ekici’nin sorularını izninizle cevaplayacağım.

“Antep fıstığını devlet desteği kapsamına almayı düşünüyor musunuz?” diyor. Efendim, Antep fıstığında zaten devlet desteği var. Ne var? Bir: Biz, 2005 yılından sonra sertifikalı fidan desteği veriyoruz dekar başına 200 YTL. Eğer çöğürse -aşısız- dekar başına 50 YTL veriyoruz. Bu bir destek. İlave olarak, yine Antep fıstığı üreticilerine doğrudan gelir desteği, kimyevi gübre ve mazot desteği de ayrıca verilmekte ve 2008 yılında da bu sertifikalı fidan desteği özellikle, bunlardaki destekler devam edecek. Diğer desteklerimiz de kuşkusuz, yani üretimle ilgili destekler devam edecek.

“Antepfıstığı Araştırma Enstitüsünün verimli çalıştırılması konusunda bir çalışmanız var mı?” diyor.

Şöyle söyleyeyim: Biz, araştırma enstitülerine gerçekten ivme kazandırdığımızı söyleyebiliriz ve ilk defa bizim Hükûmetimiz döneminde Türkiye’de Tarım Bakanlığı bütçesine araştırma-geliştirme faaliyetleri için ayrıca ödenek kondu -4 milyon YTL konusunda- ve Antepfıstığı Araştırma Enstitümüz, mesela, yakın zamanlarda, Halebi, Uzun, Kırmızı, Siirt ve Ohadi olmak üzere beş adet Antep fıstığı çeşidini geliştirip tescil ettirmiştir. Demek ki bu Enstitü zaten çalışıyor, bundan sonra da verimli bir şekilde çalışmaya devam edecek.

İzmir Milletvekilimiz Sayın Kamil Erdal Sipahi’nin sorusu: “Ege kıyılarında kaç balık çiftliği vardır, bunlardan ne kadarı Yunanlılara satılmıştır veya ortaklık kurulmuştur?” diyor.

Değerli milletvekilleri, Ege Denizi’nde hâlen 202 adet balık çiftliği faaliyet gösteriyor; Çanakkale’de 3, İzmir’de 70, Muğla’da 129. Ancak yapılan düzenlemeyle -ki bunların bir kısmı, taşınma sebebiyle aralarında birleşme oluyor- bu rakam 152’ye düşürülüyor birleştirmelerden dolayı. Bunlardan, İzmir’de 1 adedi kuluçkahane olarak, yani yavru üretim tesisi olmak üzere, 3 adedi Türk ve Yunan iş adamlarının ortaklığıyla işletilen, 3 adedi de yine Norveçli ortakların bulunduğu toplam 7 işletme var. Muğla’da da 2’si kuluçkahane olmak üzere 11 tane yabancı ortaklı çiftlik var.

Tabii burada şunu söylememiz lazım yani bu soruyu sorduğumuz zaman: Türkiye’den dışarıya -mesela Yunanistan’a- kaç tane işletmeci gidip orada çiftlik sahibi oluyor veya oradaki ülkelerde de Türk iş adamları gidip iş sahibi olabiliyor mu, çiftlik kurabiliyor mu? Bu sorunun cevabı da evettir. Çünkü Türkiye artık bir dünya ülkesi, kapalı rejimle, kapalı sistemle idare edilen bir ülke değil. Dolayısıyla, Türkiye’ye yabancı sermaye de gelir, Türkiye’den de başka yerlere yine sermaye akışı da olur. Bu, Avrupa Birliğiyle müzakere sürecinde olan bir ülke için son derece de doğal karşılanması gereken bir durumdur.

“Seferihisar’da Yunanlılara balık çiftliği kurma müsaadesi verilmiş midir?” diyor Değerli Milletvekilimiz. Kısaca söyleyeyim, böyle bir izin verilmemiştir. Dolayısıyla, müteşebbislerimiz, mesela, sadece Yunanistan’da değil, İtalya’da da çiftlik kurmuşlardır; Cezayir, Fas ve Libya’da da yatırım yapmak için, Türk müteşebbisleri bu balıkçılık konusunda şu anda çalışma yapıyorlar. Bunu da normal karşılamak lazım.

Kültür balıkçılığı konusunda iftiharla söyleyeceğimiz bir husus vardır: Biz, birçok konuyu teşvik kapsamına, destekleme kapsamına aldık hayvancılığı ve Türkiye’deki kültür balıkçılığı üretimini 60 bin tondan 130 bin tona çıkardık. 2002’de 60 bin ton, 2006’da bu 130 bin ton ve bunu da desteklemeyle sağladık. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Dolayısıyla, Türkiye’ye gelen turistlerin de Türkiye’deki insanlarımızın da daha çok balık tüketmesi, sağlıklı beslenmesi bizim temel amacımızdır, hedefimizdir.

Bu konuda bir gerçek de -sevindirici şekilde- sektörümüz büyüyor, ihracatı artıyor. Mesela, Türkiye’de balık ihracatı, balıkçılık ürünleri ihracatı çok arttı; 260-270 milyon dolar civarında -rakam aklımda doğru kaldıysa- Türkiye'nin ihracatı var, su ürünleri ihracatı, balıkçılık ihracatı. Bundan sonra da bu konuların devam etmesini diliyorum.

Sayın Başkan, ben, sayın milletvekillerimizin sorularını bu şekilde cevaplamış oldum ve yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Mehdi Eker (AK Parti, Diyarbakır). “Tokat milletvekili reşat doğru'nun (6/181), karaman milletvekili hasan çalış'ın (6/183,320,321,350), ordu milletvekili rıdvan yalçın'ın (6/188), gaziantep milletvekili yaşar ağyüz'ün (6/205), malatya milletvekili ferit mevlüt aslanoğlu'nun (6/238), çankırı milletvekili ahmet bukan'ın (6/242), muğla milletvekili metin ergun'un (6/249), adana milletvekili muharrem varlı'nın (6/251), mersin milletvekili akif akkuş'un (6/265), tokat milletvekili reşat doğru'nun (6/281), manisa milletvekili mustafa enöz'ün (6/335), izmir milletvekili şenol bal'ın (6/357,359), gaziantep milletvekili akif ekici'nin (6/361), izmir milletvekili kamil erdal sipahi'nin(6/365), tarım ve köyişleri bakanından sözlü soru önergeleri ve tarım ve köyişleri bakanı mehmet mehdi eker'in cevabı”. TBMM Genel Kurulu, 63. Birleşim tutanağı, 12 Şubat 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-mehdi-eker-23-2008-02-12-tokat-milletvekili-resat-dogru-nun-6-181-karaman-milletvekili-hasan (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
