# 14 mayıs dünya çiftçiler günü hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Mehdi Eker (AK Parti, Diyarbakır)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim
- **Tarih:** 15 Mayıs 2008
- **Gündem:** 14 MAYIS DÜNYA ÇİFTÇİLER GÜNÜ HAKKINDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-mehdi-eker-23-2008-05-15-14-mayis-dunya-ciftciler-gunu-hakkinda

> Mehmet Mehdi Eker (AK Parti), 15 Mayıs 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 14 MAYIS DÜNYA ÇİFTÇİLER GÜNÜ HAKKINDA); konuşma 1.700 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Sayın Başkan, yüce Meclisin değerli üyeleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü münasebetiyle yapılan gündem dışı konuşmaya cevap vermek üzere huzurlarınızdayım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Uluslararası Tarım Üreticileri Federasyonunun 1984’te aldığı bir kararla her yıl o tarihten bu yana 14 Mayıs günü Dünya Çiftçiler Günü olarak kutlanmaktadır. Ben de bu vesileyle Türkiye’de 2007 yılı itibarıyla sayıları 5,6 milyonu bulan çiftçilerimizin gününü kutluyor ve bereketli bir mahsul diliyorum.

Bir de tabii, bu arada bir üzüntümü de ifade etmek istiyorum: Bugün birkaç saat önce Ankara’nın Çubuk ilçesinde bir süt ürünleri tesisinde, bir fabrikada -özel sektöre ait- maalesef bir patlama meydana geldi ve orada 2’si süt üreticisi olmak üzere 3 vatandaşımız maalesef hayatını kaybetti, 4 çalışan kardeşimiz de yaralı, ayakta tedavileri yapıldı. Ben, hayatını kaybeden gerek 2 üreticimize ve 1 oradaki çalışanımıza Allah’tan rahmet diliyorum, yakınlarına başsağlığı diliyorum ve yaralananlara da Allah’tan acil şifalar diliyorum.

Değerli milletvekilleri, tabii, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kurulduğu yıllarda nüfusunun yaklaşık yüzde 90’ı kırsal alanda yaşıyor ve büyük ölçüde de tarımla uğraşıyordu. Diğer tüm gelişmekte olan ülkeler gibi, sanayileşen ülkeler gibi bu oran zaman içerisinde giderek azalmış, tarımda çalışanların oranı, sayısı ve bugün toplam çalışanlarımızın yüzde 26,4’ü düzeyine gelmiştir. Türkiye'de 20,8 milyon insanımız da kırsal alanda yaşamaktadır ve 5,6 milyon civarındaki çiftçimizin 3 milyon 100 bin tarım işletmesi bulunmaktadır.

Tabii, bu sektörde çalışanlar, dünyanın her yerinde, tarımın tabiat şartlarına bağlı olarak yapılması sebebiyle büyük ölçüde -dünyanın her yerinde bu böyle- tabiat şartlarına bağlı olmanın getirdiği problemlerle birlikte, tarım ürünlerinin, tarımsal ürünlerin katma değerinin düşük olması, diğer sektörlerde çalışanlara nispetle önemli oranda gelir düşüklüğü yaşamaktadır.

Bizim ülkemizde son yıllarda yaklaşık 2,5 kat artmasına rağmen tarımda çalışanların gelirleri, yine de diğer sektörde çalışanlara nispetle çiftçilerin gelirleri, maalesef arzu edilen seviyede değil, düşüktür.

İlave olarak, tabii tarımda temel tarım girdileri vardır. Bunlardan bir tanesi sudur ki üretimde son derecede önemli bir faktördür. İklim şartlarına bağlı olarak yapılan tarımda eğer sulama suyu yetersizse veya yağmur suyu yetersizse, bu takdirde tabii alınan ürün miktarı az oluyor ve alınan ürün miktarı az olunca verimliliği de, buna bağlı olarak verim de az olmakta ve bu da çiftçi gelirini olumsuz etkilemektedir.

Keza, ithal girdilerle yapılan tarımsal üretimin maliyeti de maalesef yine yüksek bulunmakta. Özellikle, son yıllarda gübre fiyatlarındaki anormal artış, dünyadaki bu alanda yaşanan büyük sorun bizim ülkemizi de bizim çiftçilerimizi de maalesef olumsuz etkilemiştir ve maliyetleri olumsuz yönde etkilemektedir. Yine, mazot, aynı şekilde, bu girdiler arasında söz edilmesi gereken önemli bir faktör.

Tabii, tarım, dünyada sadece gıda maddesi üretme fonksiyonuyla değil, ekolojik dengenin muhafaza edilmesi, sürdürülebilir bir kalkınmanın kaynağı olması açısından son derecede önemli, istihdam yaratması açısından, dolayısıyla da Türkiye'nin ekonomik kalkınmasında hâlâ önemli bir sektör.

Türkiye, son yıllarda birçok sektörde kaydettiği gelişmeyle birlikte tarım sektöründe de bir gelişme kaydediyor ve Türkiye bugün 50,7 milyar dolarlık tarımsal gayrisafi hasılaya sahip olmuştur. 10 milyar dolarlık da Türkiye'nin bir tarım ürünleri ihracatı var. Kuşkusuz bu gayrisafi yurt içi hasılanın da ve ihracatın da temelinde Türkiye’deki tarımsal üretimin verimlilik artışı ile burada kaydedilen başarılar, gelişmeler yatmaktadır.

Tabii, tarım sektörünü dünyada sadece çiftçilerin sayısının azalmasıyla yorumlamak da bizi çok doğru bir yere götürmez. Çünkü, biliyoruz ki, gelişmiş ülkelerde tarım hasılaları daha yüksek, ancak, tarımsal nüfusları, çiftçi sayısı daha azdır. Örneğin, Avrupa Birliğinin yirmi yedi ülkesinin ortalamasında çalışan 100 kişinin sadece 4-4,5’i tarımda çalışmakta veya 5 kişisi tarımda çalışmakta, buna karşı 95-96 kişisi diğer sektörlerde çalışmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri’nde bu sayı çok daha azdır. Birey olarak, tek tek ülkeler açısından baktığımızda da örneğin Hollanda gibi ülkelerde, çok düşük sayıdaki bir tarım çalışanının elde ettiği hasıla çok daha yüksek olabilmektedir. O nedenle biz de esasen sadece meseleye çiftçi sayısı açısından değil, çiftçinin ürettiğinin verimlilik düzeyini artırma ve gelirini artırma, refah düzeyini artırmayla ilgili daha çok çalışmamız gerekiyor kanaatindeyiz ve politikalarımız da bu şekilde.

Tabii bunun ilk yolu, Türkiye'de dünyanın diğer ülkelerinde olduğu gibi tarımsal desteklerin imkânlar ölçüsünde artırılması ve bunların verimliliği ve üretimi olumlu bir seyirde sürdürecek şekilde planlanması, dağıtılmasıdır. Biz de Hükûmet olarak bunu yaptık bugüne kadar, bundan sonraki politikalarımız da bu çerçevededir.

Hayvancılıkla ilgili olarak söylenen hususlarda bizim Hükûmetimiz döneminde yaklaşık 15-16 kat artmasına rağmen, tabii Türkiye'de hayvansal üretimin çiftçilerimizin çok düşük sayıda, birer, ikişer, üçer başlık hayvanla üretim yapmaları sebebiyle orada da verimlilik son derecede düşük ama buna rağmen biz destekleri artırdık ve destekleri artırmakla birlikte Türkiye'deki hayvansal üretim miktarında da ciddi artış meydana geldi.

Tabii bunu sağlayan birinci unsur yem bitkileri ekilişidir, ki desteklenen yem bitkileri ekiliş alanı 200 bin hektarlardan şu anda yaklaşık 1 milyon hektar düzeyine çıkarıldı ve bu sene bizim ödediğimiz yem bitkisi desteği yaklaşık 650 milyon YTL civarındadır sadece hayvancılıkta yem bitkisi desteği olarak ödediğimiz destek. Şimdi, bizim buradaki amacımız, hayvan başına bir ödeme, bir temel ödeme yapmak suretiyle hem öngörülebilir hâle getirmek hem de kültür ırkı melezi hayvanların sayısını artırmak ve belirli bir işletme ölçeğini yakalama şeklinde, böyle bir hedefe dönük olarak yapıyoruz.

Tabii, süte destek vermeyeceğimiz yönündeki kanaat yanlış bir kanaattir. Biz süte de aynı şekilde destek ödemeye, süt primi şeklindeki destek ödemesine de devam edeceğiz. Onu da burada ifade etmek istiyorum. O konuyla ilgili, biz destekleme politikamızı, geçen bu bir ay içerisinde gözden geçirdik ve o yönde bir karar aldık. Dolayısıyla, hem hayvan başı bir destek vereceğiz belirli şartlar altında, yani kayıtlı olacak, aşı yaptıracak, suni tohumlama yaptıracak, örgütlü olacak; bu şartları yerine getiren ve belirli bir ölçeğe sahip olan üreticilerimize biz destek vereceğiz; bir de bunlara ayrıca bir süt desteği ve yem desteği de vereceğiz.

Tabii, öte yandan tarımsal kredi faizlerinin düşürülmesi, bu alanda kullandırılan kredi miktarının artırılması yine bizim üzerinde önemle durduğumuz konulardan bir tanesi ama kırsal kalkınma yatırımları çerçevesinde, özellikle, hem hayvancılık hem bitkisel üretimle uğraşan çiftçilerimizin daha yüksek teknoloji kullanmaları, örneğin, meyve bahçeleriyle ilgili veya soğuk hava deposu, sütle ilgili soğutma tankı, süt sağım makineleri, bahçeler üzerinde file gerilmesi gibi, soğuk nakliye araçları gibi birçok kırsal kalkınma yatırımını da biz destekleme kapsamına aldık ve bunlardaki desteklerimiz de çiftçilerimizin lehine olarak gelişiyor. Bu konuda da 2006-2007 yılında sadece 385 milyon YTL biz hibe destek sağladık ve bu projelerden yaklaşık 30 bin kişilik istihdam sağlandı tarım sektöründe.

Sertifikalı tohumluk kullanımı bizim için önemli bir konu. Çünkü üretimi, verimliliği, verimi artıran en önemli unsurlardan bir tanesi sertifikalı tohumluğun kullanılmasıdır. Biz, hem sertifikalı tohumluğun hem sertifikalı fidanın kullanılmasını destekleme kapsamına aldık ve bu sayede de Türkiye’de, geçen sadece iki yıl içerisinde yaklaşık 650 bin dekar alanda yeni bahçe tesis edildi, Türkiye’ye yaklaşık 40 milyon zeytin fidanı dikildi; ki bu, Türkiye’deki toplam zeytin ağacı varlığının yüzde 40 oranında artırılması demektir. Bu, üç sene sonra, beş sene sonra ürüne dönüştüğünde, Türkiye'nin gelecekte sahip olduğu imkânlarla çok yeni bir alanda muazzam bir gelişme sağlaması demektir. Bunu da biz devam ettiriyoruz.

Arazi toplulaştırma çalışması bir yandan devam ediyor. Çiftçilerimizin damla ve yağmurlama sulama sistemleriyle buluşması ve bunların daha yüksek düzeyde kullanılmasıyla ilgili aldığımız tedbirler var. Burada da geçtiğimiz 1 Mayıstan Nisan 2008 tarihine kadar 170 milyon YTL sıfır faizli kredi kullandırıldı, 12 bin üretici, çiftçi bundan istifade etti. Geçtiğimiz Mayıs ayında bizim başlattığımız bir proje. Tabii ki kırsal kalkınma yatırımlarının desteklenmesi kapsamında bu alanda alet, ekipman desteğini de biz sağlıyoruz. Yani damla sulama, yağmurlama sulama sistemlerini kullanan üreticilerimizin ekipmanlarına yüzde 50 hibe destek veriyoruz. Orada da 66 milyon YTL yine hibe destek kullandık 2006-2007 yıllarında. Burada da kullandırılan destekle damla sulama tesis edilen alan 213 bin dekar. 340 bin dekar alan da sıfır faizli krediden istifade etti. Dolayısıyla 550 bin dekarın üzerinde alanda damla sulama sistemine kavuşuldu.

Sayın milletvekilleri, mera ıslah çalışmaları yine son derecede önemli bir konudur. Biz 2007 yılında 540 bin dekar alanda mera ıslah çalışması yaptık. Bu, 8 katlık bir artıştır son beş yıl içerisinde.

Suni tohumlama: Yine hayvancılıkla ilgili olarak 4 katlık bir artış söz konusu suni tohumlama uygulamasında.

Bunlar da hayvancılıkla ilgili yine önemli konulardır.

Tabii, tarımın tabiat şartlarına bağlı olması sebebiyle sürekli risk altında bulunması önemli bir konudur, dikkate almamız gereken bir konudur. Türkiye de değişik coğrafi bölgelere sahip, farklı ürünlerin yetiştirildiği, biyoçeşitliliği zengin bir ülkedir. O nedenle de tabii tabiat şartlarına maruz kalıyor. Bir yıl kuraklık oluyor, bazen dolu oluyor, bazen don oluyor, bazen buna benzer doğal afetler, maalesef, üreticilerimizi, çiftçilerimizi sıkıntıya sokmakta. Tabii, onlara karşı birtakım tedbirler alıyoruz, kısa, orta ve uzun vadede.

Bu çerçevede getirdiğimiz en önemli düzenleme Tarım Sigortaları Yasası’dır ve tarım sigortalarında bugüne kadar 432.899 poliçe kesildi 14 Mayıs tarihi itibarıyla ve prim desteği de 87 milyon YTL olarak ödendi. Bu son derecede önemli bir gelişmedir. Çünkü doluya karşı, dona karşı, açık alanlarda yapılan sebze yetiştiriciliğine, meyve yetiştiriciliğine karşı ürünlerimizi, çiftçilerimizi tabiat şartlarının olumsuz etkilerinden korumak gayesiyle böyle bir destek veriyoruz. Sigorta prim desteği yüzde 50 olarak verilmektedir. Son derecede önemli bir konudur.

Keza, tabii, kuraklıkla ilgili olarak da bir Kuraklık Eylem Planı hazırladık geçtiğimiz yıl ve bu çerçevede özellikle kuraklığa yüksek düzeyde tolerans gösteren bitki çeşitlerinin, hububat çeşitlerinin geliştirilmesi bizim üzerinde durduğumuz bir konu. Çünkü, öyle görülüyor ki dünyada küresel ısınmaya bağlı olarak biz uzunca bir süre bir kuraklık tehdidi veya küresel ısınmanın getirdiği bir su kıtlığı problemiyle karşı karşıya kalabiliriz. O nedenle, bir yandan eldeki suyu en iyi şekilde muhafaza etme, en verimli şekilde kullanma, öte yandan da kuraklığın diğer olumsuz etkilerinden de korunma şeklinde bizim bir çabamızın olması gerekiyor. Bu nedenle de biz bir Tarımsal Kuraklık Eylem Planı hazırladık, onu yürürlüğe koyduk. Bir kuraklık test merkezi kuruyoruz. Kuraklığa dayanıklı çeşitler üzerinde araştırma enstitülerimiz çalışıyor.

Bir de, Türkiye’de sulamaya yeni açılacak, geliştirilecek -bu manada- büyük ovalarımız var. Örneğin, GAP projesinin tamamlanması bizim hedefimiz ve bununla ilgili kaynak temin edildi. Dolayısıyla bu yıl içerisinde bu da hayata geçiyor. 2012 yılı itibarıyla inşallah -GAP’ta hâlen 1 milyon hektar alanın üzerindeki tarım arazisini sulayacak su var- bu, baraj göllerindeki bu suyu çiftçilerin ayağına, tarlalara götürme projesidir. Onu dört yıl içerisinde, inşallah, tamamlıyoruz, tamamlayacağız.

Keza, Konya Ovası, Türkiye’nin en önemli ovalarından bir tanesi ve özellikle Beyşehir’den oraya getirilecek su tünelle birlikte…

Bir de, yine Toroslar’ın İç Anadolu’ya bakan yüzündeki derelerin, oralardaki su kaynaklarının da Konya Ovası için kullanılması yönünde çalışmalar var.

Yine Doğu Anadolu Projesi, yine tarımsal sulamayla ve çiftçilerle, çiftçilerimizle ilgili projeler. Bunlar da tabii üzerinde durduğumuz, çiftçilerimizin refah düzeyini, gelir düzeyini ve verimliliğini, tabiatıyla da Türkiye’nin tarımsal üretimini geliştirmeye dönük olarak uyguladığımız, uygulayacağımız projelerdir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben, bu düşüncelerle Dünya Çiftçiler Günü’nün tüm çiftçilerimize, tarım sektörümüze ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum, çiftçilerimizi kutluyorum ve hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Mehdi Eker (AK Parti, Diyarbakır). “14 mayıs dünya çiftçiler günü hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim tutanağı, 15 Mayıs 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-mehdi-eker-23-2008-05-15-14-mayis-dunya-ciftciler-gunu-hakkinda (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
