# Bazı kanunlarda değişiklik türkiye imar bankası t.a.ş. hakkında kan.tas. (s.sayısı : 304 )

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Melik Özmen (AK Parti, Ağrı)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 27. Birleşim
- **Tarih:** 11 Aralık 2003
- **Gündem:** BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK TÜRKİYE İMAR BANKASI T.A.Ş. HAKKINDA KAN.TAS. (S.SAYISI : 304 )
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-melik-ozmen-22-2003-12-11-bazi-kanunlarda-degisiklik-turkiye-imar-bankasi-t-a-s-hakkinda-kan-ta

> Mehmet Melik Özmen (AK Parti), 11 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 27. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK TÜRKİYE İMAR BANKASI T.A.Ş. HAKKINDA KAN.TAS. (S.SAYISI : 304 )); konuşma 876 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MEHMET MELİK ÖZMEN (Ağrı) - Sayın Başkanım, kıymetli milletvekili arkadaşlarım; ilgili kanun tasarısı üzerinde, şahsım adına görüşlerimi açıklamak için huzurlarınızdayım; hepinize iyi geceler diliyorum.

Kıymetli Başkanım, kıymetli arkadaşlar; ilk insanlar, üretim ve tüketimlerini aynı yerde yapıyorlardı; yani, aynı yerde üretiyor, aynı yerde tüketiyorlardı. Zaman içerisinde, üretim yerleri ile tüketim yerlerini ayırdılar. Gidip, emeklerini verdiler, bir malı aldılar ve tüketim yerlerinde, evlerinde de harcadılar. Bir müddet sonra, biriktirmiş oldukları malları birbirleri arasında değiş tokuş yapma cihetine gittiler, böylelikle pazarlar oluştu. Pazarlarda bir malı veriyorlar, onun karşılığında, kendi ihtiyaçları olan bir başka malla değiş tokuş yapıyorlardı. Bir müddet sonra, tüccar mübadelesi dönemine geçince, bir tüccar sınıf ortaya çıktı. Bu tüccar sınıf, ekonomik yapıyı planlar hale geldi. Böylelikle, pazar, halktan siparişlerini alıyor, halkın pazara bildirmiş olduğu siparişi, pazar, tüccara bildiriyor, tüccar üretim yerlerine bildiriyor, üretim yerleri de halkı çalıştırıyordu. Böylelikle, bir kapalı ekonomik devre meydana geldi. Bir müddet sonra para çıktı, para mübadelesi dönemi başladı. Paranın çıkmasıyla birlikte banka ortaya çıktı.

Kıymetli arkadaşlarım, biyolojide bir kural vardır; gelişmemiş ilkel canlılarda kalp ve beyin bulunmaz, gelişmiş canlılarda kalp ve beyin bulunur. İlkel toplumlarda bu görevi yapabilecek, ekonomik yapıyı düzenleyecek bir oluşum yoktur; ama, gelişmiş yapılarda banka ve borsa ortaya çıkar, birisi kalp, birisi de beyin görevini yapar, böylece, ekonomi faaliyeti yürür. Banka ortaya çıktıktan sonra, krediyi pazara verdi; böylelikle, pazar, ekonomiyi planlar hale geldi. Buna, biz, liberalizm diyoruz.

Bir müddet sonra, pazardaki birçok kimseyle uğraşmak yerine, banka, krediyi tüccarlara verdi, daha az sayıda tüccarla ekonomi yürütülsün dedi ve ekonomi bununla yürümeye başladı; buna da kapitalizm diyoruz.

Tabiî, faiz de bu dönemde ortaya çıktığı için, bir müddet sonra bütün mal ve kıymetler tüccar ve pazarda birikti, halkın elinde bu malları alabilecek para kalmadı; 1929 yılına gelindiği zaman dünya bu durumdaydı.

O zaman bir bilim adamı çıktı, Keynes, dedi ki : Zararı yok, biz, karşılıksız bir para basalım, bu parayı üretim yerlerine verelim; üretim yerleri, işçileri, halkı çalıştırsın; halk, bunun karşılığında bir ücret elde etsin; bu ücretle pazardaki malları çeksin; böylelikle, ekonomik yapı yürüsün. İşte, Keynes'in icat etmiş olduğu bu karşılıksız enflasyonist para basma dönemiyle, şu anda bütün dünyanın yaşamış olduğu sosyalizm dönemine geçildi. Sosyalizm diyorum; çünkü, sosyalizm, kapitalizmden daha sonra gelinmiş olan bir devredir, daha ileridir. Şu anda, zaten, bütün dünya buna göre gidiyor.

Bakın, dikkat ediyor musunuz, şu anda bankanın halka kredi açtığı bir yöntem, henüz dünyada var olmuş değil. İşte, gelecekte uygarlık, bankanın, artık, pazara, tüccara ya da üretime değil, halka kredi açtığı ve ekonomiyi halk tarafından planlar hale getirdiği, reel satın alma gücüne göre yaşattığı bir yapıya gidecektir.

Bunları niye bu kadar uzun anlattım; bankacılık, çok önemli bir faaliyettir -giriş belki biraz uzun oldu- gerçekten beyin fonksiyonu görmektedir; dolayısıyla, ekonominin planlayıcısı bankacılıktır.

Ülkemizde bankacılık, son yirmi yıldan bu yana, yüksek faiz ve onun yol açmış olduğu enflasyonu, o enflasyonun meydana getirmiş olduğu borçlanmayı, o borçlanma neticesinde ortaya çıkan işsizliği, o işsizlik neticesinde ortaya çıkan açlığı, o açlık neticesinde ortaya çıkan yolsuzluğu, o yolsuzluk neticesinde ortaya çıkan rüşveti ve o rüşvet sonucunda ortaya çıkmış olan anarşiyi körüklemektedir. Hükümetimiz, işbaşına geldiği ilk günden beri bu yüksek faizle mücadele etmektedir; çok şükür, halkımız da görmektedir; faizleri çok iyi bir seviyeye kadar indirmiştir. Hükümetimizin yapmış olduğu bu mücadeleye, tabiî ki, gerek İktidar Partimiz gerek Cumhuriyet Halk Partisi gerek diğer siyasî partiler ve halk destek vermiştir.

Bugün gelmiş olduğumuz noktada, önümüzde bir tasarı var. Bu tasarı, İmar Bankasının mudilerinin -detayına girmeyeceğim- İmar Bankasının yapmış olduğu birtakım işlemler neticesinde düşürülmüş oldukları durumun düzeltilmesine dönük bir tasarıdır.

Bu tasarıyla ilgili birkaç cümle söylemek istiyorum. Bakın, toplam 378 000 mudi var. 378 000 mudiden 347 000 civarındaki mudi 50 milyar ve altında hesabı, mevduatı bulunan mudidir. Peki, geri kalan 31 400 civarındaki mudi ne kadar mevduata sahip; 100 milyar liradan 27 trilyon liraya kadar mevduata sahip. Evet, bu 347 000 kişi mağdur olmuştur; bir bankaya ve onun patronlarına güvenmiş, 3 milyar lirasını, 5 milyar lirasını cebinden vesairesinden artırıp, 3 kuruş, 5 kuruş faiz alayım, hayatımı devam ettireyim diye bu bankaya yatırmış ve devletin, 50 milyara kadar... Resmî Gazetede yayımlandığı üzere, BDDK'nın 3.7.2003 tarihli ve 1083 nolu kararında -3 Temmuz 2003 tarihinde bu bankaya el konuldu- deniliyor ki: "50 milyara kadar olan tasarruf mevduatı sigortası, 3.7.2003 tarihinden itibaren, 3.7.2004 tarihine kadar sınırsız hale gelmiştir." Yani, bu insanlar, 50 milyara kadar olan mevduatlarının güvencede olduğunu bilerek, hasbelkader biriktirdiklerini bu bankaya yatırdılar; ancak, 31 444 vatandaşımız da var ki, bunlar da, 50 milyara kadar güvence var, 50 milyarın üzerinde güvence yok diyerek, bunu bilerek, yaklaşık 3-5 ilâ 4 katrilyon civarında bir mevduatı yatırmışlardır. Ne uğruna; daha yüksek faiz alabilmek uğruna.

Dolayısıyla, bizim toplumun bir tarafının -347 000 kişinin- hakikaten mağduriyeti var. Öbür tarafın da mağduriyeti var; ama, bunlar da, bilerek, isteyerek... Bakın, örneğin, 27 trilyon lira mevduatı olan adam var. Ben, 17 milyar lira maaş alıyorum, bırakın 27 trilyonu, 500 milyarı bile, hayatımda, bir arada görebilmiş değilim; görmedim... Tabiî, üç aydan üç aya alıyoruz, onu da söyleyeyim; üç aydan üç aya alıyoruz. Yani, görmedim... Bir kişi, 50 milyara kadar olan tasarrufunun sigorta altında olduğunu bilerek -devletin sigortası ancak 50 milyar liraya kadar- 27 trilyon lirayı, daha fazla faiz alayım diye, götürüp, bir bankaya yatırıyor ve biz, bu düzenlemeyle, onu da güvence altına alıyoruz. Bence, bu doğru değil. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Sayın hükümetimizin, değerli bürokratlarımızın, bu konuyu dikkate almalarını istirham ediyorum.

Hepinize iyi geceler diliyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Melik Özmen (AK Parti, Ağrı). “Bazı kanunlarda değişiklik türkiye imar bankası t.a.ş. hakkında kan.tas. (s.sayısı : 304 )”. TBMM Genel Kurulu, 27. Birleşim tutanağı, 11 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-melik-ozmen-22-2003-12-11-bazi-kanunlarda-degisiklik-turkiye-imar-bankasi-t-a-s-hakkinda-kan-ta (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
