# Spor müsabakalarında şiddet ve düzensizliğin önlenmesine dair kanun tasarısı (s.s.424)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Melik Özmen (AK Parti, Ağrı)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim
- **Tarih:** 2 Mart 2004
- **Gündem:** SPOR MÜSABAKALARINDA ŞİDDET VE DÜZENSİZLİĞİN ÖNLENMESİNE DAİR KANUN TASARISI (S.S.424)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-melik-ozmen-22-2004-03-02-spor-musabakalarinda-siddet-ve-duzensizligin-onlenmesine-dair-kanun-ta

> Mehmet Melik Özmen (AK Parti), 2 Mart 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SPOR MÜSABAKALARINDA ŞİDDET VE DÜZENSİZLİĞİN ÖNLENMESİNE DAİR KANUN TASARISI (S.S.424)); konuşma 711 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MEHMET MELİK ÖZMEN (Ağrı)- Sayın Başkanım, kıymetli milletvekilleri; 392 sıra sayılı Spor Müsabakalarında Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun Tasarısı hakkında şahsım adına görüşlerimi açıklamak için huzurlarınızdayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Kıymetli Başkanım, kıymetli arkadaşlar; bildiğiniz gibi, sporda şiddetle ilgili olarak son zamanlarda, özellikle kitlelerin ilgi göstermiş olduğu spor alanlarında, statlarımızda, sevinç ve hüznü devamlı birlikte yaşıyoruz. Bunun sebebi, geleneksel toplumlarda bildiğiniz gibi kimlik sorunu değil; bireyler, kendi toplumları içerisinde bir yere sahipler ve o yerde kendilerine verilmiş olan rolü oynuyorlar; ancak, zaman içerisinde, kente göçle, kişilerin kişilikleri daha bireyselleşmeye başladı ve böylelikle "modern birey" dediğimiz bireyler ya da kentte yaşayan bireyler, yalnızlaşmaya ve kendilerini daha iyi ifade edebilme uğruna rekabetçi bir yapıya dönüşmeye başladılar.

Sosyoekonomik değişimleri gerçekleştiremeyen bireyler ve gruplar, "biz ve onlar" duygusuyla, zayıflık ve korkudan kaynaklanan tepkilerini, birtakım kimlik arayışlarıyla -onlara karşı- barikat olarak dikmeye başladılar. Böylelikle, kimlik açıklarını da gidermeye çalışıyorlar.

Bireylerin spora bağlanmaları, bir örgüte üye olup çevre edinme istekleri, hareket dürtüleri, kendilerini ölçme ve değerlendirme istekleri saldırganlık duygularıyla birleşmek suretiyle -toplumsal yaşamda da eğer kendisini kanıtlayamama gibi bir durumla karşı karşıyaysa- onları birtakım sportif etkinliklerde şiddet olaylarıyla karşılaşır duruma sokuyor. Kendi güvensizliklerini, sıkıntılarını, bunalımlarını ve psikolojik bozukluklarını, böylelikle, bir spor taraftarlığı kimliğine bürünmek suretiyle öne çıkarıyorlar.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; örnek olarak verirsek, özellikle futbolda taraf olmak bir seçimdir aslında ve birey, ait olma duygusunu tatmin etmek ister; bu durum, aynı zamanda, bir ait olma, korunma ve gelişme içgüdüsüdür. Birey, ait olduğu grupla bütünleşerek varlığına bir anlam verir.

Bu bağlamda, taraf olmanın doğası gereği, birey tercihini yaparken, bunu bir davranış boyutundan çok, kimlik boyutuna getiriyor. Bilinçli taraftarlık davranışı gösteren birey, takımıyla gurur duyup, tercihinin sorumluluklarını alıp, gerekirse, kendisinden farklı düşünen rakip takım taraftarı arkadaşlarıyla şakalaşabilme bilincini gösterirken, bu bilince erememiş olan taraftar ise, maalesef, kendi inanç ve değerler bütünü içerisinde, kimlik boyutunda kabul edilen birtakım olgun davranışları sergileyemiyor. Dolayısıyla, öncelikle kendini bir takımın üyesi varsayıyor, daha sonra, o takımın içerisinde, o takımla kendini bütünleştiriyor, o bütünleşme içerisinde o takım oyuncularından birisiyle kendi kimliğini birleştiriyor ve yenilgiyi kendisine yapılmış bir hakaret olarak algılıyor. Bunu doğal bir şekilde karşılayamıyor ve hepimizin bildiği, şiddet olayları böylelikle doğmaya başlıyor; örneğin, küfür, karşı tarafı aşağılama, hatta yok etme eğilimi şeklinde tezahür ediyor.

Özetle, kendini hasta adam durumuna sokan bu davranışlar, kendisine ve özellikle de etrafına zarar vermesine de, maalesef, yol açıyor. Halbuki, futbol, basketbol ve voleybol gibi büyük halk topluluklarının seyrettiği, seyretmekten zevk aldığı kitle spor müsabakalarını seyretmek, bununla ilgili birtakım fikirler yürütmek bir kültür işidir. Biz, çocuklarımıza, aslında, çocukluklarında birtakım kuralları öğrenebilmeleri için her zaman takım oyunları içerisinde yer almalarını öğütleriz. Böylece, toplumsal yaşam içerisinde birtakım kurallarla yaşamasını, kendi arkadaşlarıyla eşit düzeyde öğrenmeye başlarlar. Maalesef, bireysel davranış ve "benim dediğim olacak" düşüncesi, topluma özgü bir davranış biçimi olarak görünmüyor.

Sayın Başkanım, kıymetli milletvekilleri; bu süre içerisinde arkadaşlarımız tasarının teknik ayrıntıları hakkında birtakım bilgiler verdiler; ben de birkaç şey daha söyleyip, sözlerime son vermek istiyorum. Özellikle, getirilen tasarıda futbol müsabakalarında kulüplerin sorumluluğunun önplana çıkarılmış olması, kulüplerin özel güvenlik teşkilatı oluşturması ve bununla saha içi ve müsabaka içi güvenliği sağlamış olmalarının amaçlanması, toplutaşım araçlarındaki seyirciye çirkin söz ve davranışlarda bulunan -militan diyeceğim- militan ruhlu kişilere ağır müeyyideler getirilmiş olması; ailevî, ahlakî, manevî ve kişilik değerlerine yapılacak saldırıların önlenmesine dönük birtakım yaptırımlarla donatılmış olması, kötü tezahüratın engellenmesine dönük birtakım mekanizmaların kurulmuş olması, statlarda anarşiye neden olan kişilerle ilgili bilgi bankası oluşturulması, bu bilgi bankasına göre o kişilerin statlara belli süre alınmamasıyla ilgili müeyyideler getirilmesi, hatta, taraftar temsilcileri ve o taraftar temsilcileri yoluyla birtakım fanatik seyircilerin eğitilmesi gibi amaçların güdülmüş olması, bence son derece önemli. Ancak, ben bu tasarıya bir katkı olabilir amacıyla şunları söylemek istiyorum.

Kıymetli Başkan, kıymetli arkadaşlar; sanat, insanların duygularına hitap eden en önemli kurumsal, fonksiyonel işlevlerden bir tanesidir. Çocuklarımızı mutlaka ilköğretim çağından itibaren belli birtakım sanat dallarıyla ilişkilendirmemiz gerekiyor. Onların bir enstrüman çalmayı öğrenmesi ya da toplumsal sanat özelliklerinin işlendiği tiyatro gibi, sinema gibi, opera ve bale gibi birtakım toplumsal sanat olaylarıyla ilgilenmesi, ilişkilendirilmesi -ki, özellikle folklor oyunlarımız da var bizim Anadolumuzda- gerekiyor. Eğer, çocuklarımız, bir sanat dalıyla ilgilenirlerse, bu, onların, sanatın kendi estetiği içerisinde hem duruşlarına hem davranışlarına hem konuşmalarına hem de diğer kişilerle etkileşimlerine büyük katkıda bulunur; büyüdüklerinde de, bu estetik donanımla donatılmış oldukları için, birtakım yalnız kalma psikolojisi içerisinde saldırgan olma duygularını da ortadan kaldırır diye düşünüyorum.

Tasarının ülkemize hayırlar getirmesini temenni ediyorum, hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Melik Özmen (AK Parti, Ağrı). “Spor müsabakalarında şiddet ve düzensizliğin önlenmesine dair kanun tasarısı (s.s.424)”. TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim tutanağı, 2 Mart 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-melik-ozmen-22-2004-03-02-spor-musabakalarinda-siddet-ve-duzensizligin-onlenmesine-dair-kanun-ta (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
