# Sivil havacılık genel müdürlüğü teşkilat ve görevleri hakkında kan.tas. (ss: 940 )

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Mesut Özakcan (CHP, Aydın)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 115. Birleşim
- **Tarih:** 22 Haziran 2005
- **Gündem:** SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KAN.TAS. (SS: 940 )
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-mesut-ozakcan-22-2005-06-22-sivil-havacilik-genel-mudurlugu-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-kan-tas

> Mehmet Mesut Özakcan (CHP), 22 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 115. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KAN.TAS. (SS: 940 )); konuşma 2.032 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MEHMET MESUT ÖZAKCAN (Aydın) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 940 sıra sayılı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısıyla ilgili olarak, tasarının tümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1983 yılında 2920 sayılı Sivil Havacılık Kanununun yürürlüğe girmesiyle, Türk sivil havacılık faaliyetlerinde önemli bir dönüşüm süreci başlamıştır. Havayolu trafiği ciddî boyutlarda artmış, yeni havayolu işletmeleri ve havaalanları kurulmuş, genel havacılık faaliyetleri canlanmış ve havacılıkla ilgili eğitim kurumları açılmıştır. Ancak, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü bu gelişmelerin gerisinde kalmıştır. Bu durum, sivil havacılığımızı olumsuz yönde etkilemiştir.

Havacılık faaliyetlerinde en önemli unsur, uçuş ve yer emniyetinin sağlanmasını güçlendirmektir. Sivil havacılık faaliyetlerinde emniyetin sağlanabilmesi amacıyla gerekli önlemlerin alınması bir zorunluluktur.

Nitekim, Uluslararası Havayolu Pilotları Derneği Başkanının yaptığı açıklamada "dünya sivil havacılık sistemi bugünkü altyapısını ve emniyet kültürünü değiştirmemesi halinde, 2005 yılından sonra her hafta büyük bir kaza meydana gelebilecektir" denilmektedir.

Diğer yandan, 11 Eylül 2001 tarihinde Amerika Birleşik Devletlerinde yaşanan terörist saldırılar, havacılık güvenliğinin uçuş emniyetini ne denli tehdit ettiğinin göstergesidir.

Değerli milletvekilleri, tasarının genel gerekçesinde "ülkemizce taraf olunan uluslararası anlaşmalar çerçevesinde, yabancı ülkelerle ilişkiler, bu ülkelerin hava taşıyıcılarının ticarî hak ile uçuş faaliyetlerinin belirlenmesi ve denetlenmesi ile ülkemiz hava taşıyıcılarının ve havacılık şirketlerinin kurulması, havacılık standartlarının belirlenmesi ve hepsinden önemlisi uçuş emniyetinin yeterli düzeyde sağlanmasına ilişkin faaliyetler, Ulaştırma Bakanlığı ana hizmet birimlerinden birisi olan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından yürütülmektedir.

Sivil havacılığın sağlıklı gelişiminin sağlanması ve sivil havacılık faaliyetlerinin emniyetli bir şekilde yürütülebilmesi için, düzenleme ve denetim görevini etkin biçimde yerine getirebilecek teçhizat, personel ve idarî yapıya sahip merkezî bir sivil havacılık otoritesi oluşturulması, günümüz ihtiyaçları karşısında bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır" denilmektedir.

Ayrıca, yine, tasarının genel gerekçesinde "dünyada yaşanan gelişmeler karşısında ülkemizde de sivil havacılık hizmetlerinin daha etkin ve güvenli bir ortamda verilebilmesi amacıyla, kamu tüzelkişiliğini haiz özel bütçeli olarak Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün yeniden teşkilâtlanması amacıyla bu tasarı hazırlanmıştır" denilmektedir.

Genel gerekçede bahsedilen hususlar ve sorunların, yalnız günümüzün değil, uzun zamandan bugüne kadar devam eden sorunlar olduğu bilinmektedir. Nitekim, sorunların tespiti ve çözüm yollarının araştırıldığı, tartışıldığı havacılık şûraları ve sempozyumları düzenlenmiştir.

Ayrıca, Yedinci ve Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planları Havacılık Özel İhtisas Komisyonlarında sektörün sorunları tespit edilmiştir, çözüm önerileri dile getirilmiştir. Bunlarla ilgili her türlü bilgi, gerek Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planında, gerekse şûra sonuç bildirilerinde yer almaktadır.

Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı özel ihtisas komisyonları havayolu altkomisyon raporunda, ulaştırma sektörünün önemli bir alt sektörünün sivil havacılık olduğu bilinmektedir. Nitekim, sivil havacılıkta yaşanan sorunlar ve bu sorunlarla ilgili çözüm, sektörü, faaliyet konusu, faaliyeti yürüten kamu ve özel kurum ve kuruluşlar, kullanılan yüksek teknoloji ürünü araçlar, donanım, özel altyapı ve haberleşme sistemleri, nitelikli insangücü, hizmet verilen insanlar, ulusal ve uluslararası özelliğe sahip kurallar ve mevzuat konularının oluşturduğu önemli bir sistemdir.

Yine, genel gerekçede "bütün bu özellikleri taşıması nedeniyle, havayolu ulaştırma sektörünün bir bütün olarak ele alınması kaçınılmazdır. Sektöre bu şekilde bakılmadığı sürece, gereksiz altyapı, geciken yatırımlar, ihtiyaca cevap veremeyen yasal düzenleme ve örgütlenme gibi sorunlarla karşı karşıya gelinecektir" denilerek, sektörün kompleks bir yapıya sahip olduğu ve sorunların çözümünün de, genel politikaların doğru belirlenmesine sıkı sıkıya bağlı olduğu gerçeğinin altı çizilmektedir.

Ancak, plan ve programlar ile yapılan uygulamalar arasındaki ilişkilerde de, ne yazık ki, ülkemizde istikrarsızlık rekorları kırıldığından, yapılan doğru tespitlerle, pratikte uygulanması gereken doğru hedeflerin ilişkisi kopmaktadır. Sivil havacılık uluslararası bir sektördür ve uluslararası uçuş operasyonunu gerektiren sistematiği nedeniyle uluslararası kurallara bağlı dinamik bir sektördür. Ayrıca, hizmet sektörü olması nedeniyle, insanın tam merkezde olduğu bir sektördür. Bu merkezde olma, hem sektör çalışanları hem de tam güvenlik isteyen yolcular için gereklidir.

Sektörün diğer bir önemli özelliği, uluslararası rekabetin en yoğun yaşandığı stratejik bir sektör olması, devletlerin ulusal sivil havacılık menfaatlarını en üst düzeyde gözeterek politikalarını belirlemesidir.

Değerli milletvekilleri, 2-3-4 Kasım 1998 tarihlerinde Birinci Yüksek Havacılık Şûrası gerçekleştirilmiştir. Şûra sonuç bildirgesinin 1 inci maddesinde "havacılığın uluslararası bir karakter taşıması nedeniyle, globalleşen dünyada uçuş emniyetinin en üst seviyede temini bakımından, ülkemiz havacılığının uluslararası uygulamalarla tam bir paralelliğin sağlanması esastır" denilmektedir. Yine, sonuç bildirgesinin 3 üncü maddesinde "kurulması önerilen bu yeni özel statülü sivil havacılık yönetimi ile bağlı bulunduğu bakanlık makamı arasında, gerek strateji belirlemede gerekse belirlenen stratejilerini ve hükümet politikalarını hayata geçirmede, ülke genelinde eşgüdümü sağlama ve bunu kurumsallaştırma fonksiyonunu yerine getirebilecek ve aynı zamanda, sivil havacılık otoritesini denetleyebilecek, kamu ve özel sektörün eşit ağırlıklı temsil edildiği havacılık yüksek kurulunun oluşturulması uygun bulunmuştur" ifadesi de yer almaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 57 nci hükümet döneminde, Sivil Havacılık Kurumu Kanunu Tasarısı hazırlanmış ve bu tasarıyla ilgili olarak, Başbakanlık nezdinde icra kurulu oluşturulmuştur. Hazırlanan tasarı Türkiye Büyük Millet Meclisine havale edilmiştir. O dönem hazırlanan tasarı kadük olmuştur. O kanun tasarısı hazırlanırken, sektör temsilcilerinin, akademik çevrelerin, sivil toplum kuruluşlarının görüşleri alınarak hazırlanması bakımından çok ciddî bir çalışma yapıldığı anlaşılıyor. O yasa, hem içeriğinin sektörün sorunlarını kapsayıcı çözümler taşıması hem de katılımcı demokrasi anlayışı bakımından değer ifade ediyordu. AKP İktidarının, 22 nci Dönem başından beri, her şeyi biz biliriz tarzında ortaya koyduğu yönetim anlayışıyla taban tabana zıt, bir o kadar da demokratik sayılabilirdi.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hiçbir zaman keşfedilemeyen, üstün yetenekli İstanbul Belediyesi kökenli belediye bürokratları AKP İktidarı döneminde keşfedildi ve bürokrasi, hiçbir dönemde olmadığı kadar siyasallaştırıldı. Amaç, hizmetten ziyade, devlette köşe başı tutma anlayışına dönüştü. Arkadaşlarımız belediyeci olunca, İstanbul'da imar uygulaması yapar gibi bürokrasiyi parsellediler. Tabiî, boğaz gören parseller de Sayın Başbakanının kadim dostlarına düştü. Bu üstün yetenekli(!) belediyecilerimiz, liyakat kuralları ve devlet gelenekleri hiçe sayılarak bir yerlere atandı. Atandı da ne oldu; bakın, hafızalarınızı tazeleyeyim; bu üstün yetenekler(!) işbaşına gelince trenler çarpışmaya, literatüre Sayın Bakanın soktuğu hızlandırılmış trenler raydan çıkıp devrilmeye başladı. Bu tarz örnekleri çoğaltmamız mümkün.

Değerli milletvekilleri, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak sizi ve hükümetinizi bu kürsüden bir kez daha uyarıyoruz. Bakınız, bu tasarı hazırlanırken de işi bilenlerin görüş ve önerileri gözönünde bulundurulmamış, yine, yetenekli belediyeci arkadaşlarımız kendi başlarına bir hazırlık yapmışlardır. Gelin, bu tasarıyı, ihtiyaçları karşılayacak -sektör çalışanlarını işin mutfağına alarak -dört başı mamur bir kanun tasarısına dönüştürelim. Bunu yapıp yapmamak, elbette, siyasî bir tercihtir; ama, sonuçları açısından bakıldığında, acı olaylar cereyan ettiğinde işin boyutu değişmekte, toplumsal bir hal almaktadır. "Hızlandırılmış tren olmaz" dediler, "altyapı buna uygun değil" dediler; dinlemediniz. Kim dedi; hayatını bu işi yaparak kazananların örgütlü olduğu sendikalar söyledi. Kim söyledi; bilim adamlarımız söyledi; ama, dinlemediniz. Şimdi de biz söylüyoruz, sektör çalışanları söylüyor, "57 nci hükümetin tasarısı bile bundan daha sağlıklıydı" diyor. Yine, bu söylenenler dikkate alınmıyor. Umut ediyorum, demiryollarındaki benzer bir akıbeti sivil havacılık sektöründe yaşamayız.

Değerli milletvekilleri, bu getirilen tasarıda, sektör temsilcilerinin, Türkiye Özel Sektör Havayolu İşletmeleri Derneğinin, Türkiye Havayolu Pilotları Derneği, Türkiye Hava Trafik Kontrolörleri Derneği, Hava Enformasyon Derneği, Hava Trafik Güvenlik Elemanları Derneği, Uçak Teknisyenleri Derneği gibi derneklerin, ilgili işkolunda örgütlü sendikaların görüşlerinin alınmadığını; hatta, en önemlisi, bu sektörde eğitim veren Anadolu Üniversitesi Sivil Havacılık Yüksekokulunun ve diğer akademik çevrelerin görüşlerinin alınmadığını görüyoruz. Bu kesimin görüşlerinin alınmadığı bir yasa tasarısı Plan ve Bütçe Komisyonuna geldiğinde, Cumhuriyet Halk Partisine mensup komisyon üyeleri olarak, tasarının önemine istinaden altkomisyona havale edilmesi yönünde önergemiz olmuştu; maalesef, bu önergemiz, Sayın Bakan tarafından "tasarının hemen yasalaşması gerekiyor; AB'ye uyum için bu gerekli" denilerek ve AKP'li komisyon üyelerinin de katılımıyla reddedilmiştir. Üzülerek ifade ediyorum ki, bu tasarı da, Avrupa Birliğinin siparişi olduğu için aceleyle hazırlanmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi, hiçbir dönemde, böylesine, fason imalat yapar gibi çalıştırılmamıştır. Yalnız, bu tasarı, AB'ye uyum için değil, aynı zamanda, sözlerimin başında da ifade ettiğim gibi, uluslararası uyumun sağlanabilmesi için önemli olduğuna inandığımızdan ve benzer teşkilât tasarılarında da olduğu gibi, altkomisyonda daha geniş, kapsamlı tartışılmasını talep etmiştik.

Değerli milletvekilleri, tasarı, AKP İktidarınca getirilen birçok yasada olduğu gibi, yap boz haline getirilip çeşitli gerekçelerle tekrar Meclisin gündemine getirilemez diyemiyorum, Türk Ceza Kanununda da olduğu gibi, diğer birçok tasarıda da olduğu gibi; çünkü, bu tasarı, sivil havacılık sektörünün sorunlarının çözümüne yönelik bir tasarı olmaktan çok uzaktır ve ileride değişikliğe ihtiyaç duyulacaktır. Tasarıyla getirilen tek farklılık, bugünkü yapı ve işleyişten farklı olarak özel bütçeli olma durumudur. Oysa, sivil havacılığın sorunlarının çözümüne yönelik olarak getirildiği söylenen bu tasarıyla sivil havacılık otoritesinin özerkliği sağlanamamıştır. Bu haliyle, Ulaştırma Bakanlığına bağlı olarak devam etmesi söz konusudur. Oysa, ülkemizin, kamu tüzelkişiliğini haiz, idarî ve malî özerkliğe sahip bir Türk sivil havacılık otoritesine ihtiyacı vardır. Nitekim, Türkiye'de bu tür kuruluşların ilgili sektörleri düzenlemelerine sıkça rastlanmaktadır; Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu ile Sermaye Piyasası Kurumu gibi, EPDK gibi. Türkiye için sivil havacılık otoritesinin günümüz şart ve gereklerine uygun bir yapıya kavuşturulabilmesi için, bu konuda dünyadaki temel eğilimleri belirlemek amacıyla gelişmiş ülkelerin organizasyon yapıları incelendiğinde bunu görmek mümkün olacaktır.

Sivil havacılık otoritelerinin bir yönetim kurulu tarafından yönetilmelerinin son yılların bir eğilimi olduğu sektörün ilgililerince düşünülmekte ve bu seçimin çoğunlukla yeniden yapılanma süreçleri sırasında ortaya çıktığı görülmektedir.

Sivil havacılık konusunda ileri ve önder durumdaki ülkelerde sivil havacılık yönetimi özerk yapıdadır; örneğin, Amerika Birleşik Devletlerinde Federal Havacılık İdaresi, İngiltere'de Sivil Havacılık Otoritesi gibi. Avustralya, Yeni Zelanda, Güney Afrika, İrlanda, İtalya gibi ülkelerin sivil havacılık organizasyonlarına baktığımızda, bir yönetim kurulu tarafından yönetildikleri dikkat çekmektedir. Dünyadaki mevcut gelişmelere paralel olarak kurulan ve Türkiye için önem taşıyan Avrupa Havacılık Otoriteleri Birliği de bir yönetim kurulu tarafından yönetilmektedir.

Yönetim kurulu üyeleri, sivil havacılık sektöründe görev almış, sistemi çok iyi tanıyan, tecrübeli ve profesyonel kişilerden seçilmektedir. Bu yönetim şekli, sivil havacılığın farklı faaliyet konularında uzman kişileri bir araya getirmektedir. Böylece, yönetimin işlevleri, tek bir bakış açısı yerine, sistemin tamamını kapsayacak biçimde yürütülmektedir. Başka bir örnek vermek gerekirse, Avustralya Hükümeti, sivil havacılık otoritesini, Türkiye'deki şart ve gerekliliklere benzer sebeplerle, 1995 yılında yeniden yapılandırmaya başlamıştır ve süreç hâlâ devam etmektedir.

Getirilen yenilikler, Türk sivil havacılık sistemi içinde yer alan kurum ve kuruluşların değişik istekleriyle örtüşmektedir. Avustralya Hükümeti tarafından sivil havacılık otoritesini yeniden yapılandırmak amacıyla belirlenen vizyonun temelinde, havacılıkla ilgili olay ve kaza oranını en az seviyeye indirmek, uluslararası standartlarla uyumlu basit ve kolayca anlaşılır bir düzenleyici sistem yaratmak amaçlanmıştır. Bu amaçla, söz konusu vizyona ulaştıracak stratejiler çerçevesinde, yaptığı reformlardan en önemlisi "Havacılık Emniyet Forumu" adı altında bir danışma kurumunu devreye sokması olmuştur. Bu ya da başka diğer gelişmiş ülkelerin sivil havacılık yönetimiyle ilgili bölümlerinin benzer bir yapıda olduğunu biraz araştırılırsa görmek mümkün olacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizde sivil havacılık faaliyetlerinin düzenlenmesinden Ulaştırma Bakanlığı sorumludur. Bakanlık adına, bu görevler, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından yürütülmektedir. Bununla birlikte, sivil havacılık faaliyetlerinin düzenlenmesi kapsamındaki bazı konular, Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü, Demiryolları, Limanlar ve Hava Meydanları İnşaatı Genel Müdürlüğü, İçişleri Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı, Çevre ve Orman Bakanlığı gibi birimler arasında dağılmaktadır. Bu durum, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün Ulaştırma Bakanlığı adına düzenleyici otoritesinin yeterince kullanılmamasına neden olmaktadır. Ayrıca, Türk sivil havacılık sisteminin gelişimine yönelik bir devlet politikasının şu ana kadar oluşturulmamış olması, sivil havacılık alanında faaliyet gösteren kuruluşlar arasındaki eşgüdümün sağlanmasını engellemektedir.

Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, yürütmekte olduğu görevlerinden kural koyma, denetleme ve yaptırım uygulama gibi uçuş emniyetiyle doğrudan ilgili teknik konularda ve lisanslandırmada özerk davranabilmeli ve havacılığın gerektirdiği hız ve esneklikte karar alabilmeli ve uygulayabilmelidir.

Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü üst yönetiminde sivil havacılık sistemini çok iyi tanıyan, yeterince bilgili, tecrübeli kişilerin görev alması kurumun başarısı için son derece önemlidir. Aynı zamanda, kurum yöneticilerinin görevde süreklilik göstermeleri de başarıyı beraberinde getirecektir.

Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünde birçok teknik konu uzmanlaşma gerektirirken, kısıtlı personel kullanımı, uzmanlaşma yerine pek çok işi bir arada yapabilme zorunluluğunu önplana çıkarmaktadır. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü bünyesindeki az sayıda personel çeşitli olanaksızlıklara rağmen büyük bir özveriyle verilen görevleri yerine getirmeye çalışmaktadır; ancak, bu durum, personelin iş yoğunluğu nedeniyle uluslararası faaliyetleri takip etmesini ve havacılıktaki hızlı gelişmeye ayak uydurmasını engellemektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hava taşımacılığı hızlı bir şekilde gelişen ve 2001 yılı itibariyle Avrupa Havacılık Otoriteleri Birliğine üye olan Türkiye'nin…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Lütfen tamamlayın efendim.

MEHMET MESUT ÖZAKCAN (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

…ülkemiz çıkarları doğrultusunda Türk sivil havacılığına yön verecek, uluslararası sorumlulukları yerine getirecek, yalnız özel bütçeli olmakla kalmayıp, gerek idarî gerek malî yönden özerk bir sivil havacılık otoritesine ihtiyacımız vardır; ancak, bu şekilde, hava taşımacılığı ve özellikle havaalanı yapımıyla ilgili yatırım kararlarının siyasî değil, bilimsel gerçeklere dayandırılması, yeterli uzman personelin istihdam edilebilmesi sayesinde, ulusal çıkarlarımıza ve günün koşullarına uygun, dünyada ve sivil havacılık faaliyetlerinde ortaya çıkan gelişmelere yanıt verecek gerekli düzenleme ve yönetmeliklerin kısa bir zamanda çıkarılması, sektörde faaliyet gösteren kamu veya özel kurum ve kuruluşlar arasında eşgüdümün sağlanması, Türk sivil havacılığının uluslararası platformda daha iyi temsil edilmesi ve alınacak kararlarda söz sahibi olması mümkün olabilecektir.

Tasarının hayırlı olmasını dileyerek, Yüce Meclise saygılarımı sunuyor, teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Mesut Özakcan (CHP, Aydın). “Sivil havacılık genel müdürlüğü teşkilat ve görevleri hakkında kan.tas. (ss: 940 )”. TBMM Genel Kurulu, 115. Birleşim tutanağı, 22 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-mesut-ozakcan-22-2005-06-22-sivil-havacilik-genel-mudurlugu-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-kan-tas (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
