# Nükleer güç santrallerinin kurulması ve işletilmesi ile enerji satışına ilişkin kanun (s.s.:1360)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Mesut Özakcan (CHP, Aydın)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim
- **Tarih:** 8 Mayıs 2007
- **Gündem:** NÜKLEER GÜÇ SANTRALLERİNİN KURULMASI VE İŞLETİLMESİ İLE ENERJİ SATIŞINA İLİŞKİN KANUN (S.S.:1360)
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c156/b103/tbmm221561030417.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-mesut-ozakcan-22-2007-05-08-nukleer-guc-santrallerinin-kurulmasi-ve-isletilmesi-ile-enerji-satisin

> Mehmet Mesut Özakcan (CHP), 8 Mayıs 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: NÜKLEER GÜÇ SANTRALLERİNİN KURULMASI VE İŞLETİLMESİ İLE ENERJİ SATIŞINA İLİŞKİN KANUN (S.S.:1360)); konuşma 998 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MEHMET MESUT ÖZAKCAN (Aydın) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1360 sıra sayılı, Nükleer Güç Santrallerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışına İlişkin Kanun Tasarısı'nın 2'nci maddesinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, ülkemizde yenilenebilir enerji kaynaklarımızın kullanım oranı hâlen yüzde 3'ün altındadır. Avrupa Birliğinin, üye ve aday ülkelere, 2010 yılına kadar, kullandıkları enerjinin en az yüzde 12'sinin yenilenebilir kaynaklardan karşılanması zorunluluğu getirdiğini ve Türkiye'nin de bu konuda taahhütte bulunduğunu biliyoruz.

Değerli arkadaşlarım, nükleer enerji, nükleer teknoloji ve nükleer enerji santralleri de enerji üretim yelpazemiz içerisinde yer alabilir. Ancak, ülke olarak sahip olduğumuz bu kadar doğal, yenilenebilir zenginliklerimiz, doğal kaynaklarımız tüketilmeden böyle bir teknolojiye geçmenin de uygun olmadığını düşünüyoruz.

Değerli arkadaşlarım, bu yasa tasarısı, Türkiye'nin nükleer santral konusunda ne kadar yetersiz ve böyle bir santralin yaratacağı sorunlara karşı yönetim birimlerinin ne kadar duyarsız olduğunu ortaya koymaktadır. Kanun hazırlama tekniği gibi şeklî şartlara muhalefetimizi bir yana bıraksak bile, ülkenin geleceğini bu kadar ilgilendiren bir konunun, sıradan bir işi tarif eder gibi Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulması, tasarının ne kadar sıradanlaştırıldığının bir göstergesidir.

Yasa tasarısı, bir nükleer tesis için gerekli olan düzenlemeleri içermekten uzak, yalnızca böyle bir uygulamaya yasal dayanak getirmeye yönelik olduğu anlaşılan, özensiz ve anlaşılmaz bir metin konumundadır.

Alelacele hazırlanan ve bir yetki tasarısı görünümündeki bu metin, Hükümetin nükleer santral kurulması yönündeki aşırı isteğine yönelik de kuşkular uyandırmaktadır. Yeterli hukuksal ve teknik altyapı hazırlanmadan nükleer santral yapımına başlanmak istenmesinin altında yatan gerçeğin ne olduğunu, tasarının gerekçesinden de anlamak olanağı bulunmamaktadır.

Ülkemizdeki zengin doğal kaynaklardan daha az yatırımla ve yeterince elektrik üretme olanağı bulunurken, yatırım maliyetleri yüksek ve işletme güvenliği büyük riskler taşıyan tercihe böylesine hazırlıksız yönelmenin arkasında nükleer lobilerinin faaliyetlerinin bir sonucu olduğunu da düşünmek gerekir.

Yasa tasarısını hazırlayanlar, tasarıyla getirilen hükümlerin yetersiz olduğunun bilinciyle TAEK'e geçici görev yüklemiş. Nitekim, tasarıda nükleer faaliyetlerin düzenlenmesi ve denetleme işlemleri için başka bir kurumun kurulacağı öngörülmekte ve bu kurum oluşturulana kadar gerekli önlemleri almakla TAEK'i görevli kılmaktadır.

Buradan da anlaşılacağı üzere, TAEK'in, bir nükleer santral sürecini yürütecek birikime sahip olmadığı tespiti yapılmış olup, farklı bir kuruluş işaret ediliyor. Nitekim, konunun öneminin bilincinde olan ülkelerde de geniş ve kapsamlı kuruluşlar bulunmaktadır. Örneğin, Almanya'da Nükleer Güvenlik Bakanlığı mevcuttur.

Değerli arkadaşlarım, Almanya'daki Nükleer Güvenlik Bakanlığından söz etmişken, geçtiğimiz günlerde "Almanya'dan Türkiye'ye nükleer uyan" adı altında basında yer alan, Sayın Bakanımızla birlikte Almanya Çevre Doğa Koruma ve Nükleer Güvenlik Bakanının birlikte görüşmelerinden kısa bir paragraf sizlere sunmak istiyorum. Almanya'dan gelen Çevre Doğa Koruma ve Nükleer Güvenlik Bakanı Sayın Gabriel, Almanya'dan örnek veriyor ve 2020 yılına kadar Almanya'nın tüm nükleer santrallerini kapatacağını ve bu konuda Sayın Güler'e katılmadığını, Avrupa'da 25 ülkenin 17'sinin ya nükleer enerjiyi hiç kullanmadığını -şu anda- ya da vazgeçtiğini belirterek, yenilenebilir enerji konusunda farklı düşünmediğini, ama, nükleer enerji konusunda düşüncelerinin farklılığını açıklayarak ifade ediyor.

Ben, tekrar, maddeye dönüyorum. Tasarıda, değerli arkadaşlarım, santral kuracak ve/veya işletecek şirket ve/veya şirketlerin seçilmesi sürecine, yeterliliği ve sorumluluğu tartışılan bir TAEK'in belirlediği teknolojik ölçütleri karşılayan şirketlerin katılabileceği belirtilmiştir. Oysa, burada belirtilen teknolojik ölçütlerin ana hatlarıyla yasa içerisinde düzenlenmesi ve bu konuda uzmanlaşmış bir kuruluş eliyle diğer yeterlilik ölçütlerinin belirlenmesi gerekir. Bir nükleer santrali kuracak ya da işletecek olan şirketlerin ve yeterlilik koşullarını değerlendirecek olan kuruluşun, santrali işletirken tabi olacakları düzenlemelerin bulunmaması durumunda, seçimin keyfîliği yanında, ileride doğabilecek teknik sorunlara ve kazalara da şimdiden davetiye çıkarmak söz konusu olacaktır.

Bu önlemlere yönelik yasa, yönetmelik ve standart şeklindeki düzenleyici belgelerin oluşturulması zorunluluğu bulunmaktadır. Nükleer santrallerin özelliği gereği, bu düzenlemelerin daha baştan var olması ve özellikle santralin yapım aşamasında bu düzenlemelere uygun hareket edilmesi, güvenlik anlayışının bir gereğidir, zorunluluğudur. Oysa, tasarıda, bir nükleer santralin yapımı, işletilmesi ve sökülmesi sırasında uyulacak güvenlik önlem ve ilkelerine yönelik hiçbir kural getirilmemiştir. Bu alanda yabancı personel çalıştırılması öngörüldüğüne göre, güvenlik önlemleri de bu kişilerin uzmanlığına terk edilmiş olsa gerektir. TAEK'in yeterli birikiminin olmadığı gerçeği karşısında düzenleme ve denetleme faaliyetlerinde yabancı uzmanların rol almaları, dışa bağımlılık oranını artıracak ve ulusal politika izlenmesini de olanaksız kılacaktır.

Değerli arkadaşlarım, yatırımı yapacak şirket, Bakanlar Kurulunca yapılacak yarışma sonucu belirlenecektir. Yani, bu seçimin yapılması aşamasında bir ihale işlemi olmayacağı anlaşılmaktadır. Yani, bu yasa tasarısı, bir nükleer güç santralinin kurulması ve işletilmesine ilişkin yasa olmaktan ziyade, nükleer enerji santrallerinin ihalesiz verilmesi yasasıdır. Yalnızca, üretilecek elektriğin satış fiyatına ilişkin kriter öngörülmüştür. Seçim işlemine yönelik hiçbir teknolojik kriter ve tercihe yer verilmediği gibi, tasanda kamu-özel işbirliği yolunun açık tutulduğu göz önüne alınırsa, yalnızca enerji satış fiyatı üzerinden belirlenen şirketle kamunun nasıl ortaklık kuracağı da anlaşılamamaktadır.

Değerli arkadaşlarım, bu tasarı, Çevre Komisyonunda da görüşülürken AKP'li bir değerli milletvekili arkadaşımız, bu konuda otuz beş yıl kafa yorduğunu, bu konudaki deneyim ve birikimleriyle Sayın Bakanımıza ve Komisyona uyarılarda bulunarak birtakım hususları dile getirmiş. Bu hususlar, bizim de yaptığımız tespitlerle örtüşen uyarılar, şirket seçiminde sadece ekonomik kriterin dikkate alınmış olması, teknoloji cinsinin ne olacağı konusunda belirli bir kriterin bulunmayışı, satın alma garantisi verilmesinin AKP politikalarına da ters düştüğü, liberalleşme anlayışlarına ters düştüğü açıklaması ve bu tür yatırımların, nükleer enerji santrali yatırımlarının dünyada özel sektör tarafından değil, dünyanın her yerinde devlet tarafından yapıldığını işaret etmiş, sadece İngiltere'de yatırımı devlet yapmış, ancak işletmesini kiraya vererek özel sektör tarafından işletilmekte olduğunu da belirtmiş.

Sayın Bakanımız, bütün bu eleştiriler, diğer Komisyon üyelerinin de eleştirileri karşısında, Komisyon tutanaklarının 22'nci sayfasında verdiği cevabi konuşmasında şunu söylüyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Konuşmanızı tamamlayınız.

Buyurun Sayın Özakcan.

MEHMET MESUT ÖZAKCAN (Devamla) - Sayın Bakanımızın bu eleştiriler karşısında söylediği şu: "Her halükârda, yazı da gelse tura da gelse biz bu işi yapacağız; dik dursa da bu işi yapacağız."

Değerli arkadaşlarım, bu ne demektir? "Siz ne derseniz deyin, biz bildiğimizi okuyacağız" demektir. Maalesef, AKP Hükümeti, dört buçuk yıldır, sadece Cumhurbaşkanlığı konusunda değil, her alanda, her konuda böylesi dayatmacı bir anlayışla bu yasaları ülkemizin yararına olmayan şekilde geçirme yaklaşımı içerisinde oldu. Yani, bu anlayış, demokrasi anlayışı olarak da sağlıklı bir anlayış ve yaklaşım değil. Artık, günümüzün gereği olan çoğulcu bir demokrasi anlayışından uzak, ço- ğunlukçu bir demokrasi anlayışına sahip olan AKP, maalesef "Çoğunluğumuz vardır, biz her şeyi istediğimiz gibi yaparız." düşüncesi ve uygulamalarını sürdürmekte.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinize teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Mesut Özakcan (CHP, Aydın). “Nükleer güç santrallerinin kurulması ve işletilmesi ile enerji satışına ilişkin kanun (s.s.:1360)”. TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim tutanağı, 8 Mayıs 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-mesut-ozakcan-22-2007-05-08-nukleer-guc-santrallerinin-kurulmasi-ve-isletilmesi-ile-enerji-satisin (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c156/b103/tbmm221561030417.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
