# Çeşitli.kan.ve maliye bak.teşkilat ve gör.hak.khk değ.yap.hk.kanun.tas.

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Mustafa Açıkalın (AK Parti, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 101. Birleşim
- **Tarih:** 2 Temmuz 2003
- **Gündem:** ÇEŞİTLİ.KAN.VE MALİYE BAK.TEŞKİLAT VE GÖR.HAK.KHK DEĞ.YAP.HK.KANUN.TAS.
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-mustafa-acikalin-22-2003-07-02-cesitli-kan-ve-maliye-bak-teskilat-ve-gor-hak-khk-deg-yap-hk-kanun-tas

> Mehmet Mustafa Açıkalın (AK Parti), 2 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 101. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇEŞİTLİ.KAN.VE MALİYE BAK.TEŞKİLAT VE GÖR.HAK.KHK DEĞ.YAP.HK.KANUN.TAS.); konuşma 1.750 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Maliye Bakanlığınca hazırlanan, gerek tali komisyonlarda gerekse Plan ve Bütçe Komisyonunda üzerinde önemli ölçüde çalışmalar gerçekleştirmek suretiyle huzurunuza getirilmiş bulunan, Çeşitli Kanunlarda ve Maliye Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı üzerinde, Grubumun görüşlerini açıklamak üzere söz almış bulunuyorum; bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan bu tasarı, hazine taşınmazlarının ekonomiye kazandırılması, hazineye ait taşınmazların satışının hızlandırılması, kolaylaştırılması, keza bu taşınmazların yönetim ve değerlendirilmesinde karşılaşılan aksaklıkların giderilmesi, bürokratik formalitelerin azaltılması, aynı zamanda yabancı sermaye yatırımlarının teşvik edilmesi, hükümetimizce izlenmekte olan mahallî idareleri güçlendirme, kuvvetlendirme, yetkinin mahallî idarelere devri konusundaki politikalara uygun olarak yapılmış bazı düzenlemeler, aynı zamanda mahallî idarelere kaynak aktarımı ve devlet ile vatandaş arasındaki arazi mülkiyetine ilişkin ihtilafların çözüme kavuşturulması amacıyla hazırlanmış bulunmaktadır.

Tabiî ki, hazine arazilerinin satışından bir kaynak elde edilecektir; ama, tasarının amaçlarından bir tanesi budur, tek amacı bu değildir. Esasen, hazine ve maliye, kaynak ihtiyacını, belirli ölçüde, daha önce çıkarılmış bulunan, bu Meclisten geçmiş bulunan Vergi Barışı Kanunuyla belli ölçüde temin etmiş bulunmaktadır.

Tasarı, gerçekten de, çok çeşitli kanunlarda değişiklik içermektedir. Belirtildiği üzere, birinci derecede SİT alanlarıyla ilgili düzenlemeler bulunmaktadır; vakıfların mülkiyetinde veya idaresi altında bulunan gayrimenkullerin kiralanmasında, satışında düzenlemeler getirilmektedir; keza, tarım arazilerinin satışı konusunda düzenlemeler getirilmektedir; yabancıların ülkemizde mülk edinmesiyle ilgili hükümler bulunmaktadır; su ürünlerinin ve yeraltı su kaynaklarının kiralanmasıyla ilgili düzenlemeler vardır; keza, kalkınmada öncelikli yörelere ilişkin olarak, hazine arazisi tahsisine ilişkin düzenlemeler vardır ve nihayet, turizm ve tersane alanları tahsisi konusundaki ihtilafların çözümüne ilişkin hükümler bulunmaktadır.

Şimdi, tasarıyla getirilen düzenlemelerin ana hatlarına kısaca değinmek istiyorum. Bilindiği üzere, hazine arazilerinin satışıyla ilgili olarak, 2001 yılı temmuz ayında çıkarılmış bulunan 4706 sayılı Kanunla öngörülmüş bulunan Taşınmaz Mallar Satış Komisyonu, Değer Tespit Komisyonu ve İhale Komisyonu, üye sayılarının çokluğu ve yetkilerin bu komisyonlar arasında dağılmış bulunması sebebiyle, gayrimenkul satışında beklenen faydayı ve neticeyi vermemiş; bunun yerine, bu komisyonların kaldırılması suretiyle, bu tasarıyla, hazine arazilerinin satışında 2886 sayılı İhale Kanununa atıf yapılmıştır. Bu şekilde, hazine arazilerinin satışının süratlendirilmesi, bürokrasinin azaltılması hedeflenmiştir.

Hazine arazilerinin satışında iki değer esas alınmıştır; bunlardan birisi rayiç bedeldir -rayiç bedelle satılacak gayrimenkullerin kimlere satılacağını biraz sonra ifade edeceğim- ikincisi de, Emlak Vergisine esas değerdir. Birinci olarak, çeşitli amaçlarla üzerinde sınırlı aynî hak tesis edilmiş bulunan hazine arazileri hak sahiplerine veya hisseli hazine arazileri hissedarlarına; keza, hazineye ait taşınmazlar, kuruluş amaçlarında kullanılmak üzere, ticarî faaliyete konu edilmemek üzere, kanunla kurulmuş bulunan kurum ve kuruluşlara, kamu kurumu niteliğindeki meslek odalarına; aynı şekilde, tapu kayıtlarında, tapu fazlalıklarının hazineye ait olduğuna ilişkin şerh bulunan taşınmazlar da, tapu malikine veya mirasçılarına ve son olarak da, serbest bölge olarak belirlenmiş hazine arazilerinin, keza, bu amaçla kullanılmak üzere, yani, serbest bölge inşaı amacıyla kullanılmak üzere gerçek veya tüzelkişilere, özel hukuk tüzelkişilerine rayiç bedel üzerinden satışı öngörülmüştür.

Bunun dışında, aşağıda sayacağım hazine arazilerinin de, emlak beyan değeri üzerinden veya harca esas değer üzerinden kurum ve kuruluşlara satışı öngörülmüştür. Bunlardan birincisi -Türkiye'de, gerçekten, hayvancılık önemli ölçüde gerileme kaydetmiştir- hayvancılığın geliştirilmesi amacıyla, organize hayvancılık yapacaklara, keza, bu amaçla faaliyet gösterecek kamu kurum ve kuruluşlarına; küçük ve orta ölçekli işletmelerin teşviki amacıyla, küçük sanayi sitesi yapılmak üzere, bu amaçla kurulmuş bulunan kooperatiflere, kamu kurum ve kuruluşlarına; ticaret borsalarının teşviki amacıyla ticaret borsalarına; aynı şekilde, yine, serbest bölge olarak kullanılmak üzere, bu amacı yerine getirmek üzere tahsis edilecek kamu kurum ve kuruluşlarına veya meslek kuruluşlarına; keza, teknoloji geliştirme bölgelerinde yönetici şirketlere; aynı şekilde, yatırımları teşvik etmek amacıyla, 25 000 000 ABD Doları karşılığı Türk Lirası kadar yatırım yapacak ve 100 kişiye istihdam sağlayacak sınaî yatırımlara; keza, toplukonut üretimini geliştirmek üzere, Toplu Konut İdaresi Başkanlığına; aynı şekilde, organize sanayi bölgelerinde müteşebbis heyet başkanlıklarına, hazine arazileri, harca esas değer üzerinden satışı yapılabilecektir.

Bu tasarının, 4706 sayılı Kanunun 5 inci maddesini değiştiren hükmüyle de, iki yıla kadar olan taksitli satışlar aynen korunmuş; ancak, taksit süre sayısını belirlemeye, bütçe kanunu yerine Maliye Bakanlığı yetkili kılınmıştır. Keza, köylerde yapılan tarım arazisi satışlarında, taksitle ödeme halinde, bundan böyle faiz uygulanmayacaktır; yani, köylerdeki tarım arazilerinin taksitli satışlarında faiz kaldırılmış bulunmaktadır.

Aynı şekilde, belediye ve mücavir alan sınırları içindeki hazineye ait arsa ve arazilerin yanında, üzerinde bina bulunan taşınmazların da satış gelirlerinden, belediyelere, arazinin veya gayrimenkulun sınırları içinde bulunduğu belediye ve büyükşehir belediyelerine pay verilmiş, bu paylar artırılmış; aynı şekilde, Gecekondu Fonuna da yüzde 10 mertebesinde bir pay aktarılması öngörülmüştür. Keza, bu taşınmazın belediye mücavir alan sınırları dışında bulunması halinde de köy tüzelkişilerine ve il özel idaresine pay verilmektedir.

Belediye ve mücavir alan sınırları içinde bulunan ve üzerinde yapılaşma olan alanların belediyeye bedelsiz devri öngörülmüş, bunların, planlanarak veya planı daha sonra yapılmak üzere ve bedeli üç yıl içerisinde taksitle ödenmek üzere rayiç bedelle satılması konusunda hüküm getirilmiştir. Bu üç yıl içerisinde hazinece satış gerçekleşmediği takdirde, belediyeler tarafından, arazi tekrar hazineye geri dönecektir. Bununla öngörülen, yapılmak istenilen, mülkiyet sorununun çözülmesi suretiyle kentlerdeki yapılaşmaların rehabilite edilmesi ve tabiî, birinci derecede mülkiyet probleminin halledilmiş olmasıdır.

Sayın milletvekilleri, şimdi, izninizle, üzerinde en çok tartışılan, spekülasyon yapılan konuya değinmek istiyorum; bu da, bilindiği üzere, SİT alanlarıyla ilgili olarak bu tasarıyla getirilmiş bulunan hükümlerdir.

Şunu başta ifade etmek isterim ki, tabiî ki, bu tasarıyla öngörülen hükümler, SİT alanlarının yapılaşmaya, inşaata açılması değildir. Tabiî, bilindiği üzere, SİT alanları, tarihî SİT alanları, arkeolojik SİT alanları, kentsel SİT alanları, doğal SİT alanları ve diğer SİT alanları olmak üzere 5 alanda ilan edilebilmektedir. SİT alanları, bilindiği üzere, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından ilan edilmektedir.

Doğal SİT alanları, Koruma Kurulu tarafından, ya tamamen inşaata yasaktır, inşaat yapılamayacak alanlardır veya inşaat iznine tâbi alanlardır; birinci derecedeki doğal SİT alanları üzerinde konuştuğumuz takdirde.

Şimdi, tasarıyla getirilen hüküm, sadece inşaat kesin olarak yasaklanmış bulunan doğal SİT alanlarındaki inşaat yasağını aynen korumakta; sadece inşaat izni bulunan birinci derecedeki doğal SİT alanlarına ilişkin hükümler getirmektedir. Esasen, burada, inşaat izinlerini kısıtlamaktadır. Nasıl kısıtlamaktadır; işte, parsel büyüklüğünü 10 000 metrekare olarak tespit etmiştir; keza, inşaat sahasını yüzde 3 olarak belirlemiştir. Esasen, bu hüküm getirilmediği takdirde, birinci derecedeki doğal SİT alanında, Koruma Kurulu kararıyla, onun öngördüğü miktarda, bu sınırlamaya da, yani, bu tasarının getirdiği sınırlamaya da bağlı kalmaksızın inşaat yapmak mümkündür. Dolayısıyla, bu tasarı, esasen, koruma kurullarının bu sınırsız olan yetkilerine, bir anlamda, sınır ve tahdit getirmektedir.

Bilindiği üzere, bu birinci derecedeki doğal SİT alanlarında, daha önce çıkarılmış bulunan kanun hükümlerine uygun olarak SİT alanı dışındaki hazine arazileriyle, sertifika vermek suretiyle, takas imkânı getirilmiş bulunmaktadır.

Maliye Bakanlığı, bugüne kadar 2 500 adet sertifika vermiştir. Bunların parasal değeri aşağı yukarı 150 trilyon mertebesindedir. Bundan böyle, ne kadar daha sertifika vereceği ve bunların maliyeye, hazineye ne ölçüde bir yük getireceği kesin olarak tespit edilememektedir. Esasen, getirilmiş bulunan hüküm, birinci derecede, bu sertifika yükünden ve baskısından maliye hazinesini kurtarmaktır; amaçlarından bir tanesi de budur.

Bilindiği üzere, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun, SİT alanı ilan ettikten sonra, yine bu kanun uyarınca, ilgili bulunulan kanun uyarınca, bir yıl içerisinde koruma planlarını yapması gerekmektedir; ancak, bugüne kadar olan tatbikat şunu göstermiştir ki, hiçbir şekilde veya önemli ölçüde bu koruma planları yapılamamıştır. Tabiî ki, koruma planlarının yapılamıyor olması, bu alanlarda bulunan, yani SİT alanlarında bulunan ve koruma alanı olarak ilan edilen bölgelerdeki mülkiyet sahiplerinin mağduriyetine yol açmıştır. Bu mağduriyet herkes için gideriliyor mu; tabiî ki giderilmiyor; yani, burada öngörülen, sadece birinci derecedeki doğal SİT alanlarıyla alakalı olarak tanzim edilmiş bir düzenlemedir.

Esasen, arkeolojik alanlar, fizikî olarak inşaat yapmaya uygun olmadığı için, orada da inşaat izni verilmediği, dolayısıyla, onların mağduriyetlerinin giderilmediği tarzındaki bir tez doğru olmamak icap eder; çünkü, arkeolojik SİT alanlarında fizikî olarak yapılaşma mümkün değildir. Esasen, SİT alanlarının, koruma bölgelerinin insanla korunması icap eder. Koruma insan içindir, insanladır ve insanla olmak zorundadır; aksi takdirde, insansız bir korumayı düşünmek mümkün değildir.

Keza, bu tasarıyla, özel kanunlardaki hükümler saklı tutulmuştur; yani, inşaatı sınırlayan unsurlar mevcuttur. Nedir onlar; Millî Parklar Kanunu, Boğaziçi Kanunu -İstanbul'da özellikle uygulanan- Orman Kanunu, keza, Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanunu, Kıyı Kanunu gibi özel kanunlardaki hükümler muhafaza edilmiştir. Keza, devletin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerdeki hükümler aynen korunmuştur. Dolayısıyla, SİT alanlarıyla ilgili olarak bu ifade ettiğim görüşler çerçevesinde, SİT alanlarının inşaata açılıyor olmasını iddia etmenin, kanaatimce, doğru olmaması icap eder.

Değerli Başkan, sayın milletvekilleri; bunun dışında, tasarıyla getirilen başka bir düzenleme, bütçe kanunlarında yer alan hazine arazilerinin veya hazine mülkünün kiralaması, satışı, irtifak hakkı tesislerindeki geçici teminat miktarları yüzde 30'a yükselmiştir. Bununla, ihale almak niyetinde olmayan kötü niyetli iştirakçilerin ihaleye girişleri engellenmek veya tecziye edilmek istenmiştir.

Tasarının getirdiği diğer önemli bir hüküm, toplukonut projeleri ve kooperatiflerin desteklenmesi amacıyla, hazine arazi ve arsalarının, toplukonut kooperatiflerine, bu kooperatiflerin kendi aralarında teşkil ettikleri birliklere ve üst birliklere, kendi aralarındaki rekabet şartları içerisinde, rayiç bedelle satışını öngörmektedir.

Daha önce de ifade ettiğim üzere, tasarı, Vakıflar Kanununa önemli ölçüde düzenleme getirmiştir. Bilindiği üzere, sadece hazine arazileri değil, ülkemizde büyük ölçüde Vakıfların mülkiyetinde veya idaresinde bulunan araziler de, önemli ölçüde, özel, gerçek ve tüzelkişiler tarafından kötü kullanıma, işgale maruz kalmıştır.

Diğer taraftan, Vakıflar İdaresinin bütçesi, bu idarenin mülkiyetinde veya kullanımında bulunan abide eserlerin bakımına, onarımına kâfi gelmemektedir. İşte, bu maksatla tasarıya getirilmiş bulunan bir hükümle, müstakbel kira gelirleri karşılığında, mevcut veya yeniden ihalesine iştirak edecek kiracıların, uzun vadeli, yirmidokuz yıla kadar vadeli kiralamalarına imkân vermek suretiyle, vakıflara ait bu tarihî eserlerin inşa, bakım ve onarımlarının gerçekleştirilmesini amaçlamaktadır. Vakıflara ait bu araziler, Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait olabilir, mazbut vakıflara veya mülhak vakıflara ait olabilir.

Aynı şekilde, vakıflarla ilgili olarak yapılmış bulunan diğer önemli bir düzenleme, üzerinde toplu yapılaşma bulunan vakıflara ait mülklerin hazine arazileriyle trampa edilmesidir. Trampa karşılığında, esasen, bu vakıf arazilerinin, üzerindeki işgalcilere satış imkânı ve kabiliyeti kazandırılmaktadır.

Değerli milletvekilleri, bu tasarıyla getirilen diğer önemli bir husus, 4070 sayılı Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunda yapılan değişikliklerdir. Bilindiği üzere, bu, 1993 yılında sona ermiştir. Bunun süresi 2002 yılının sonuna kadar uzatılmaktadır. Bu kanunla getirilmiş bulunan 40 ve 100 dönümlük tahditler kaldırılmaktadır; aynı şekilde, on yıllık kullanım süresi beş yıla indirilmektedir; yeni bir iki yıllık başvuru süresi öngörülmüştür. Keza, bu tür arazilerin taksitli satışlarında da faiz alınmaması benimsenmiştir.

Diğer bir düzenlemeyle, kısa adıyla, Tarım Reformu Kanununa tâbi olan bölgede, özellikle Şanlıurfa bölgesindeki hazine arazilerinin, kamu ihtiyaçlarında, yatırımların teşvikinde kullanılması imkânı benimsenmiş bulunmaktadır.

Tasarıyla getirilmiş bulunan önemli bir hüküm, yabancılara gayrimenkul satışıdır. Daha önce, Yüce Meclisten, doğrudan yabancı sermaye yatırımları konusunda geçmiş bulunan hükümden ayrı olarak, burada, yabancı ülke mevzuatına göre kurulmuş bulunan tüzelkişilere, Türkiye'de mülk edinme imkânı getirilmiş bulunmaktadır. Aynı şekilde, yenilik olmak üzere, köylerde mülkiyet edinme imkânı getirilmiş bulunmaktadır. Keza, aynî hak tesisi imkânı getirilmiş bulunmaktadır. Buradaki birinci sınırlama, mütekabiliyet esası olması benimsenmiştir; yani, bize aynı hakkı tanıyan ülkeye, ülke vatandaşlarına bu haklar tanınmıştır, tanınacaktır.

Yabancıların mülk edinmesinde diğer bir sınırlama, kamu yararı veya ülke güvenliği icap ettirdiği takdirde, Bakanlar Kuruluna, bu yabancılara satış konusunda sınırlama getirme yetkisi vermektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Mustafa Açıkalın (AK Parti, İstanbul). “Çeşitli.kan.ve maliye bak.teşkilat ve gör.hak.khk değ.yap.hk.kanun.tas”. TBMM Genel Kurulu, 101. Birleşim tutanağı, 2 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-mustafa-acikalin-22-2003-07-02-cesitli-kan-ve-maliye-bak-teskilat-ve-gor-hak-khk-deg-yap-hk-kanun-tas (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
