# Yatırımların ve istihdamın teşviki ile bazı kanunlarda değ.yapı.hk.(ss.355)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Mustafa Açıkalın (AK Parti, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim
- **Tarih:** 28 Ocak 2004
- **Gündem:** YATIRIMLARIN VE İSTİHDAMIN TEŞVİKİ İLE BAZI KANUNLARDA DEĞ.YAPI.HK.(SS.355)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-mustafa-acikalin-22-2004-01-28-yatirimlarin-ve-istihdamin-tesviki-ile-bazi-kanunlarda-deg-yapi-hk-ss

> Mehmet Mustafa Açıkalın (AK Parti), 28 Ocak 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YATIRIMLARIN VE İSTİHDAMIN TEŞVİKİ İLE BAZI KANUNLARDA DEĞ.YAPI.HK.(SS.355)); konuşma 1.205 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yatırımların ve istihdamın teşvikine dönük olarak hazırlanmış bulunan ve görüşmekte olduğumuz tasarı üzerinde, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun görüşlerini açıklamak üzere söz almış bulunmaktayım; sözlerime başlamadan önce, hepinizi saygıyla selamlarım.

Bilindiği üzere, yatırım ve istihdamın teşviki amacıyla, bu kanundan önce de birçok kanun uygulamaya konulmuş bulunmaktadır. Geriye dönük olarak baktığımızda, esasen, yatırımların ve istihdamın teşviki amacıyla uygulamaya konulmuş bulunan kanunların önemli ölçüde amacına ulaşamadığı ve başarılı olamadığı ifade edilmektedir. Bu bazdan hareket ettiğimizde, bu teşvik kanunlarının neden başarıya ulaşamadıklarının üzerinde düşünmemiz, en azından, bu kanunun başarısı bakımında da önem arz etmektedir.

Her şeyden önce, teşvik kanunlarının amacına ulaşabilmesi için, yatırım ikliminin, ülkedeki yatırım şartlarının elverişli olması gerekir. Tek başına yatırım ve teşviklerle ilgili kanunlar, yatırımları teşvik amacına hizmet etmeye kâfi gelmemektedir. Bu açıdan baktığımızda, yatırım ve istihdamın önündeki engeller nelerdir; bunları gözden geçirmek istiyorum.

Başlıklar itibariyle vermemiz icap ederse, yatırımın önündeki iktisadî engellerin birincisi nedir; her şeyden önce, bilindiği üzere, ülkedeki ekonomik istikrarsızlık çok büyük engeldir yatırımlarda ve istihdamda.

İkincisi, kayıtdışı ekonominin mevcudiyetidir. Ülkemizde, gayet tabiî, kesin bir hesaplaması bulunmamakla birlikte, bunun yüzde 50'nin üzerinde olduğu ifade edilmektedir.

Üçüncüsü, sürekli ertelenen reformlar, malî ve idarî reformlar yatırımların önünde bir engeldir.

Dördüncüsü, özelleştirmenin ciddî anlamda yapılamamış olmasıdır.

Bilindiği üzere, ülkemiz, 1980'li yıllardan itibaren özelleştirme kavramı ve uygulamasıyla tanışmış bulunmaktadır. Bugüne kadar, iktidarda bulunan hükümetler ve icra makamları tarafından özelleştirmeye ilişkin uygulamalar yapılmıştır; ancak, ifade etmek gerekir ki, gerçekten, bu yıldan itibaren yapılan özelleştirmelerde, Türkiye, önemli ölçüde bir başarı elde edememiş, ciddî bir özelleştirme yapamamıştır.

Dünyaya baktığımızda, bunun çok başarılı örneklerini görmekteyiz. Bilindiği üzere, Doğu Almanya'nın Batı Almanya'yla birleşmesinden sonra, Batı Almanya, aşağı yukarı 2 500 devlet kuruluşunu, kamu kuruluşunu, ikibuçuk yıl gibi çok kısa bir süre içerisinde özelleştirmiş ve ekonomiye kazandırmıştır.

Yatırımların önündeki diğer bir engel, yüksek üretim maliyetleridir, girdi maliyetleridir, enerji maliyetleridir, finansman maliyetleridir. İşte, tasarıyla bunlardan bir tanesi hafifletilmek istenmektedir; enerjinin daha ucuza yatırımcıya temini amaçlanmaktadır.

Diğer bir engel, finans sektöründeki istikrarsızlıktır. Geçmiş on yıl içerisinde finans sektöründe neler yaşadığımızı, yaşadığımız yanlışlıkları hepimiz bilmekteyiz.

Son olarak, iktisadî engeller bakımından söyleyeceğim husus, yüksek faiz oranlarıdır. Özellikle, yatırım ve işletme sermayesi ihtiyacı gösteren işletmeler bakımından, faiz oranları önemli bir yatırım engeli olarak karşımıza çıkmaktadır.

Enflasyon oranındaki inişe paralel olarak borçlanma maliyetlerinin düşmüş olması, Merkez Bankası faizlerinin inmesi, aynı şekilde, finans kurumlarının da orta ve uzun vadeli yatırımlara uyguladıkları faizlerde indirimlere yol açmış bulunmaktadır.

Vergi sistemi bakımından karşımıza çıkan engellerde vardır; burada birinci derecede, vergi nispet ve yükünün ağırlığı önümüze çıkmaktadır. Her ne kadar, vergi yükü OECD ülkeleriyle mukayese edildiğinde, henüz, daha vergilenecek potansiyel olduğu gibi bir kanaat birçok kesim tarafından ifade ediliyor olmakla birlikte, kanaatimce, burada, vergiden sonra tüketici veya yatırımcının elinde kalan gelire bakmak lazım. Bu noktadan mukayese ettiğimizde, gerçekten, vergi yükünün, ben, şahsen, ülkemizde ağır olduğunu düşünmekteyim.

Vergi bakımından diğer bir engel, enflasyon muhasebesinin uygulanmamış olmasıdır. Bilindiği üzere, bu Meclis, çok yakın bir zaman içerisinde, Maliye Bakanlığının, enflasyon muhasebesi uygulamasıyla ilgili göndermiş bulunduğu tasarıyı kabul etmiş ve kanunlaştırmıştır.

Müktesep hakların korunmaması, keza, önemli bir engeldir. Vergi idaresinin ve vergi incelemelerinin zaman zaman belirsizlikler ve keyfîlikler göstermesi de, vergi bakımından önemli bir engel olarak karşımıza çıkmaktadır.

Yapısal engeller nelerdir diye baktığımızda; birinci olarak, rekabet hukukundaki aksaklıklar önümüze gelmektedir. İkincisi, fikrî ve sınaî haklar bakımından yeterli korumanın olmaması bir engel olarak karşımıza çıkmaktadır. Üçüncü bir engel de, kamunun iktisadî hayattaki ağırlığıdır. Bilindiği üzere, kamu, devlet, şu anda Türkiye'de mal ve hizmet üretiminde, satıcı ve alıcı olmak bakımından hâlâ yüzde 50'nin üzerinde bir paya sahiptir.

Merkezî ve mahallî idareler hizmetlerinin performansının düşüklüğü önemli bir mâniadır. Bilindiği üzere, performans bütçe uygulamaları sayesinde, bu hizmetlerdeki verimlilik ve performans ölçülmesine başlanılmış bulunmaktadır.

Şeffaflığın olmaması, opaklığın bulunması, çok önemli bir engeldir. Ülkemizde, gerçekten şeffaflığın yok olması, çeşitli süreçlerde karşımıza çıkan ve uluslararası incelemelerde bizi fevkalade kötü pozisyonda bırakan önemli bir engel olarak gözükmektedir. Yapılmış bulunan bir incelemeye göre, Türkiye, Çin, Rusya ve Endonezya'dan sonra, şeffaflık bakımından, en az şeffaf ülke konumundadır. En şeffaf ülkelere baktığımızda, karşımıza, Singapur ve Amerika Birleşik Devletleri çıkmaktadır. Şeffaflığın olmamasının, uluslararası yatırımlar bakımından, yüzde 36 mertebesinde gizli bir ekvergi olduğu ifade edilmektedir.

Siyasî engellere baktığımızda, en başta, tabiî ki, siyasî istikrarsızlık ve buna bağlı olarak, daha önce ifade ettiğim gibi, iktisadî istikrarsızlık önemli bir mâniadır. Sermayeye uygulanmış olan diskriminasyon, ayırımcılık bir engeldir. İç ve dış gerginlikler ve merkeziyetçi ve şüpheci bir devlet geleneği, yatırımlarda bir engeldir.

Sosyokültürel engeller nelerdir diye incelediğimizde; birinci olarak, sermayeye ve girişimciye olan düşmanlık veya husumet; ikinci olarak, devletçilik ve himaye anlayışı; son olarak da güven ve ahlakî erozyon, yatırım ve istihdamın önündeki engeller olarak karşımıza çıkmaktadır.

Dünya uygulamalarına baktığımızda, esasen, gelişmiş ülkeler de dahil, dünyada birçok ülke, yatırım ve istihdamını teşvik etmektedir; ancak, bu gelişmiş ülkeler bakımından, Danimarka hariç tutulursa, yatırımlar ve istihdamın teşviki, devlet yardımları şeklinde olmaktadır. Doğu ve Ortaavrupa ülkelerinde, bizim gibi, teşvikler, vergi ve gümrük teşvikleri olarak uygulanmaktadır.

Şimdi, kısaca, tasarının neler getirdiğine bakmak istediğimizde, her şeyden önce, bu tasarı, istihdamı ve ona bağlı olarak da yatırımları teşvik amacına yönelik olarak hazırlanmış bir tasarıdır. İstihdamı teşvike gerçekten ihtiyaç var mıdır? Şu anda, gerçekten, ülkemizin en önemli sorunu istihdamdır, işsizliktir, işsizlikle mücadeledir. İşsizliği yüzde 9 mertebesinde düşündüğümüzde, çeşitli sektörler bakımından, 1 kişiye yeni bir iş alanı, yeni bir istihdam alanı yaratabilmek için, ortalama 100 milyar TL civarında bir yatırım gerekmektedir. Sektörler bakımından buna baktığımızda, mesela, tarımda 80 milyardır, madencilikte 20 milyardır, hizmetlerde 200 milyardır, imalat sanayiinde 120 milyardır, buna mukabil, enerji sektöründe 1 trilyonun üzerindedir; ancak, tabiî, enerji sektöründeki bu yüksek maliyet, ortalamaların hesabında dikkate alınmamaktadır. Ortalama 100 milyarı dikkate aldığımızda ve yüzde 9 nispetiyle hesapladığımızda, bugün, Türkiye'nin, yüzde 9 mertebesindeki işsizliği yok edebilmek için aşağı yukarı, millî gelirinin 3 katı kadar bir yatırım yapma ihtiyacı bulunmaktadır. Bu da, bu tasarının uygulamaya konulmasındaki ihtiyacı ve zarureti ifade etmesi bakımından önemlidir diye düşünüyorum.

İstihdamın sektörler itibariyle ülkemizdeki dağılımına baktığımızda, tarım sektörü istihdamın yüzde 35'ini, sanayi yüzde 18'ini, hizmetler yüzde 46'sını -küsuratlarını dikkate almadığımızda- temin etmekte; buna mukabil, bu sektörlerin gayri safî millî hâsılaya katkıları itibariyle baktığımızda -sanayi ve hizmetler dışında- tarım sektörü, istihdamıyla mütenasip olmayan düşük bir oranda gayri safî millî hâsılaya katkı vermektedir; gayri safî millî hâsılaya katkı oranı yüzde 14 civarındadır; yani, istihdamın yüzde 35'ini kullanmasına mukabil, gayri safî millî hâsılaya yüzde 14 civarında katkıda bulunmaktadır. Sanayi sektörü, istihdamdan daha fazla, yüzde 23 mertebesinde katkı yapmaktadır. Tabiî, niteliği itibariyle hizmetler sektörü, istihdamından çok daha fazla gayri safî millî hâsılaya katkıda bulunmaktadır ki, mertebesi yüzde 62,6'dır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gerçekten, kanunlaştırılmak istenen bu tasarıdan da önce ülkemizde yatırım ve istihdamın teşviki amacıyla birçok kanun yürürlüğe konulmuş ve uygulanmıştır. Uyguladığımız en son kanun 4325 sayılı Kanundur. Belirtildiği üzere bu kanun aşağı yukarı 22 ili kapsamaktaydı. Bugün görüşmekte olduğumuz tasarı üç teşvik bakımından 36 ili kapsamakta, biraz sonra ifade edeceğim gibi, bilâbedel arazi ve arsa tahsisi bakımından, kalkınmada öncelikli yöreleri de içine almak suretiyle il sayısı 50'ye çıkmaktadır. Yani, bu noktadan baktığımızda mevcut tasarı 50 ile teşvik getirmektedir; 4325 sayılı Kanuna göre, aşağı yukarı, il bakımından iki katından fazla bir artıştır.

Bu tasarıyla, ilk defa, il bazında gayri safî yurtiçi hâsıla -fert başına düşen 1 500 dolar- esas alınmak suretiyle, bu miktarın altındaki iller teşvikten istifade ettirilmek suretiyle, bölgesel teşvik yerine; yani, Doğu Anadolu Bölgesi, Güneydoğu Anadolu Bölgesi yerine, böyle objektif bir kıstas esas alınmış ve bu miktarın altındaki -Türkiye'deki- 36 il bu teşvikten istifade eder hale gelmiştir.

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Mustafa Açıkalın (AK Parti, İstanbul). “Yatırımların ve istihdamın teşviki ile bazı kanunlarda değ.yapı.hk.(ss.355)”. TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim tutanağı, 28 Ocak 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-mustafa-acikalin-22-2004-01-28-yatirimlarin-ve-istihdamin-tesviki-ile-bazi-kanunlarda-deg-yapi-hk-ss (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
