# Spor müsabakalarında şiddet ve düzensizliğin önlenmesine dair kanun tasarısı (s.s.424)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Nuri Saygun (CHP, Tekirdağ)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim
- **Tarih:** 2 Mart 2004
- **Gündem:** SPOR MÜSABAKALARINDA ŞİDDET VE DÜZENSİZLİĞİN ÖNLENMESİNE DAİR KANUN TASARISI (S.S.424)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-nuri-saygun-22-2004-03-02-spor-musabakalarinda-siddet-ve-duzensizligin-onlenmesine-dair-kanun-ta

> Mehmet Nuri Saygun (CHP), 2 Mart 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SPOR MÜSABAKALARINDA ŞİDDET VE DÜZENSİZLİĞİN ÖNLENMESİNE DAİR KANUN TASARISI (S.S.424)); konuşma 1.501 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MEHMET NURİ SAYGUN (Tekirdağ) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 392 sıra sayılı Spor Müsabakalarında Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun Tasarısının geneli hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle, Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.

Tasarının genel değerlendirmesine girmeden önce, izin verirseniz, geçen hafta ile bu hafta arasındaki ya da geçen hafta, yoğun çalışmalar ve yoğun Cumhuriyet Halk Partisi direncine rağmen yasalaşan Kamu Yönetimi Yasası ile...

ALİ TOPUZ (İstanbul) - Yasalaşmadı daha!..

MEHMET NURİ SAYGUN (Devamla) - ... bugünkü tasarıdaki anlayış farklılıklarına kısaca değinmek istiyorum.

Cumhuriyet Halk Partisinin muhalefet yapış şeklinde üç unsur, sürekli, esas olarak bizi yönlendirmekte ve yasa tasarılarına karşı bu anlayışla, bu değerlendirmeyle hareket etmekteyiz. Bunlardan birincisi, Cumhuriyet Halk Partisinin siyasî anlayışıdır. Kendi siyasî anlayışımız doğrultusunda, Meclise gelmiş olan yasa tasarılarında en doğru, en uygun olanı bulmak, yaratmak ve bu konuda İktidar Partisine doğruları ifade etmek suretiyle, en doğru yasanın çıkmasına katkı koymak amacıyla gayret gösteriyoruz. Yalnız, Cumhuriyet Halk Partisinin bu siyasî anlayışını temelde güçlendiren, esasında ülke ve toplum menfaatlarıdır. Yani, Cumhuriyet Halk Partisinin siyasî anlayışı eşittir ülke menfaatları, eşittir geniş kitlelerin ve toplumun menfaatı. Bu anlayışımızı tamamlayan üçüncü unsur, yasa tasarılarındaki hukuka uygunluktur. Hukuka uygun bulmadığımız birçok yasa tasarısında, Mecliste üzerimize düşen muhalefet görevini o anlamıyla yerine getirmeye çalıştık ve Meclise ifade edemediğimiz ya da oy çoğunluğu nedeniyle Adalet ve Kalkınma Partisinin Grubunu ikna edemediğimiz hususlarda, hukuka uygun olmayan konularda ilgili mercilere gittik ve sanırım, pek de küçümsenmeyecek oranda, bu mercilerde, Cumhuriyet Halk Partisinin siyasî görüşü ve haklılığı bir şekilde kanıtlanmış oldu.

Bugün, gündemimizdeki Spor Müsabakalarında Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine İlişkin Yasa Tasarısını, İktidar Partisinin sunduğu bu tasarıyı, Cumhuriyet Halk Partisi olarak uygun bulmaktayız; ancak, tasarının bazı bölümlerinde birtakım değişikliklere ihtiyaç duyulmakta. Bu ihtiyaçları, biz, altkomisyonda görev yaptığımız sürece ifade ettik, Adalet Komisyonunda bir kez daha ifade ettik; ama, her nasılsa, gözden kaçmış birkaç husus var ve bugün, yasa tasarısı o şekliyle Meclisin huzuruna getirilmiş oldu.

Şimdi, burada, kapsamı belirleyen 3 üncü maddede, yayın kuruluşlarının tanımlanmadığını görmekteyiz; bunu, altkomisyonda da görüşmüş olmamıza rağmen, her nasılsa, gözden kaçtığını düşünüyorum. Mevcut yasal düzenlememizi, olabildiğince araştırma yaparak gözden geçirdim. Mevcut Basın Yasamızda da, bu konuda, herhangi bir yayın kuruluşu tanımı yok. Oysaki tasarımızda, yayın kuruluşlarına yönelik birtakım kısıtlamalar ve bu kısıtlamalara karşı verilecek cezalar var. Hal böyle olunca, 3 üncü maddeye bir değişiklik önergesiyle, yayın kuruluşlarının tanımını ilave etmemiz, onu eklememiz gerektiği düşüncesindeyiz.

Arkadaşlar, yine, bu tasarımızda, ülkemizde pek alışık olmadığımız özel güvenlik güçlerinin, özel güvenlik oluşumunun yaratılması ve spor alanlarında, müsabakalarda, bu özel güvenlik birimlerinin, güvenliği temin yönünde, genel güvenliğe hizmet etmesi söz konusu.

Biz, bu hizmeti yapacak olan özel güvenlik birimlerinin herhangi bir şekilde yanlış bir uygulama yapmamaları konusunda çok ciddî çekincelere sahiptik. Belki, benzetme çok sağlıklı bir benzetme olmayacak; ama, birtakım eğlence yerlerinde veya özel kişilerin korunmalarında bu koruma görevini yapan özel kişilerin, yasadışı uygulamalarda bulunduklarını, vatandaşlarımızı inanılmaz cebirlerle hırpaladıklarını, örselediklerini ve dövdüklerini sık sık duyuyoruz ya da görsel basında izliyoruz. İstedik ki, bu özel güvenlik birimleri, bu anlamda, bir yanlışlığa neden olmasınlar. İşte, bu nedenle, hükümet tasarısında, özel güvenlik birimlerini kulüplerin kurması yolunda bir açılım vardı; ama, biz, bu özel güvenlik kuvvetlerinin kulüpler tarafından kurulmasını değil, yasalar tahtında kurulmuş özel güvenlik şirketlerinden hizmet alınması suretiyle yerine getirilmesi konusunda altkomisyonda ve komisyonda uzlaştık ve özel güvenlik biriminin tasarıda bu şekliyle yer almasının doğru olacağını düşündük. Böylece de, özel güvenlik birimlerinden doğabilecek sakıncaları mümkün olduğunca bertaraf etmeye çalıştık.

Yine, tasarıda, özellikle müsabaka alanlarının dışında özel güvenlik birimlerinin halkla doğrudan temas etmesini önlemenin tedbirlerini almaya çalıştık. Bu birimler, sahanın içerisindeki görevlerde çalışacak; ancak, saha dışında, o stadyum çevresindeki alanlarda özel güvenlik birimlerinin görev almamasının doğru olacağı düşüncesinden hareket ettik ve yasal düzenlemeyi bu yönüyle yaptık.

Bu arada, 21 inci maddede, gözden kaçan çok ilginç bir husus olmuş. 21 inci maddede, 15 inci maddede belirtilen beyanlarda bulunan spor yöneticileri, idareciler, taraftar dernekleri vesaire denildikten sonra, bir de "sporcuları" sözcüğü geçiyor; yani, bu kitlenin hepsi, 15 inci maddede belirtilen suçları işlerlerse, 21 inci maddeye göre tecziye edilecekler; ama, 21 inci maddede "tecziye" sözcüğü ifade edilirken "spor müsabakalarını seyirden men cezası" diye geçmişiz. Oysaki, eğer, sporcular da beyanatlarından ötürü ceza göreceklerse, tecziye edileceklerse, herhangi bir sporcuya, spor müsabakasından men şeklinde bir ceza vermek mümkün değil; eğer, bu şekilde algılarsak, men'i dile getireceğiz; ama, spor yapmasını ve sahaya çıkıp top oynamasını engelleyebilecek bir hüküm bu maddede yer almamış. O nedenle, bir değişiklik önergesiyle, 21 inci maddenin bir kez daha ele alınması gerekiyor ve sporcular yönünden verilecek olan cezanın, diğer idareci ve benzeri kadrolardan farklı bir ceza olarak belirlenmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Hükümet tasarısında eksik kalan bazı hususlardan biri de, sahalarda atılan sloganların nitelikleriyle ilgiliydi. Burada, hakaret, küfür, sövme ve karşı taraf kulüp taraftarlarını kışkırtıcı beyanlar esas alınmışken, daha sonra komisyonumuzda, buna, dil, din, ırk, mezhep, etnik ayırımcılık ve hatta, daha da geneliyle siyasî ayırımcılığa yönelik eylemleri de katmış bulunuyoruz, bunları da suç niteliği kapsamına almış bulunuyoruz.

Değerli milletvekilleri, yalnız, bu tasarının oluşumu sırasında bir şey dikkatimi çekti, o da şu: Yayın kuruluşlarına verilecek olan cezada; yani, yayın kuruluşlarının kışkırtıcı amaçlı davranışları sonunda onların da cezalandırılmasına yönelik birtakım hükümler mevcuttu; tasarı komisyonumuza ilk geldiğinde hapis cezası söz konusuydu. Yayın kuruluşlarına hapis cezası verilmesinin uygun olmayacağı düşüncesiyle, alt komisyonda, bu cezayı, meslekten men cezası olarak değiştirdik; ama, daha sonra olayın boyutu bir kez daha değişti ve meslekten men cezasını da kaldırarak para cezasına dönüştürdük.

Bakın, bunu para cezasına dönüştürürken, aklıma, her fırsatta şu kürsüde söylediğimiz bir iddiamızın doğruluğu geldi; bunu o komisyonda gözlemledik. Nasıl gözlemledik arkadaşlarım; her fırsatta söylüyoruz, özellikle, bir yasa teklifi hazırlanırken, o konunun tarafları ve ilgilileriyle görüşmeden, onların görüşlerini almadan bir teklif tanzim eder getirirsek sağlıklı olmaz ve tarafları bütünleştirici, toplumun onayını alıcı bir teklif niteliğinde olmaz. Bu iddiayı o gün komisyonda gördük. Biz, basına verilecek olan men cezasını biraz daha aşağıya çekmeye çalışırken, o anda, orada hazır bulunan basın emekçisi birkaç arkadaşımız, Komisyon Başkanımızın da anlayışı tahtında "eğer, böyle bir men cezası uygulanırsa, hepimiz ekmeğimizden oluruz. İki ay, üç ay, dört ay gibi bir süre, bir eylemimizden ötürü bizi meslekten men ederseniz; o basın kuruluşu, bizi işten çıkarma hakkını elde eder ve biz basın emekçilerinin çoğu da işsiz kalırız" diye bir ifadede bulundular. Bu ifade, komisyonda hep birlikte değerlendirildi, uygun bulundu ve yasa metninden bu husus da çıkarıldı.

Tasarıda uygun olan bir madde de, bu yasayla elde edilecek idarî para cezalarından doğacak kaynaklara yönelik.

Arkadaşlar, bu kaynakların belirli bir fonda toplanması ve düzenlenecek yönetmelikle, bu fondaki paraların yüzde 50'sinin Engelliler Federasyonuna, geri kalan yüzde 50'sinin ise, fair play kurallarına uygun hareket eden amatör spor kulüpleri ile okul sporlarının geliştirilmesine hizmet etmek üzere tahsisine karar verildi. Böylece, bir taraftan özürlü vatandaşlarımızın spor yapmada önünü açma şansını elde edeceğiz; diğer yandan okul sporlarının ve amatör kulüplerin biraz daha güçlenmesine imkân sağlamış olacağız.

Yalnız, bu tasarıda bir eksik daha kaldı. Sporda şiddetin, sadece yasaklarla önlenmesinin mümkün olacağına inanmıyoruz. Bunun yanında, ne olursa olsun, bu şiddeti yaratmaya yönelik taraftar kitlelerinin eğitilmesi çalışmalarının mutlaka yaygınlaştırılması ve gerekli eğitim çalışmalarının yönetmelikle düzenlenmesi gerekir. Bu konuda, tasarının 9 uncu maddesinde, sadece taraftar derneklerinin böyle bir görevi var; ama, ben, kulüp idarecilerinin, federasyonların ve bu tasarı kapsamında kalan kurumların hep birlikte böyle bir eğitim çalışmasını yerine getirmeleri gerektiğine inanıyorum.

Bu saydıklarımın sonunda, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, ilke anlamında, 392 sıra sayılı bu yasa tasarısını onayladığımızı ve katkı koyduğumuzu ifade etmek istiyorum; ancak, izin verirseniz, seçimlerin çok yaklaştığı şu günlerde, seçim atmosferine girildiğinde, birtakım yanlış ifadelerin, yanlış beyanların, gerek yöresel ortamlarda gerekse Türkiye genelinde ifade bulmaya başladığını üzülerek gözlemlemekteyiz. Bunların bir tanesi benim yöremde oldu. Bir milletvekili arkadaşımız, konuşma yaptığı bir ortamda aynen şu sözleri sarf etti: "AKP'ye oy vermeyen belediyeler beş yıl müddetle hükümetten destek alamazlar." Tekirdağ yerel basınında bu konu önemli yer tuttu. Ben, seçim atmosferine girdiğimiz bu dönemde, Adalet ve Kalkınma Partisine mensup milletvekili arkadaşlarımın özellikle hassasiyet göstermelerini ve hükümet olma avantajının, Demokles'in kılıcı gibi, yörelerimizdeki vatandaşların başlarına inecek şekilde tutulmasını doğru bulmuyorum, ahlakî de bulmuyorum. Eğer, yerel seçimlerde, Adalet ve Kalkınma Partisi haricinde bir başka siyasî partinin seçimi alması halinde, hükümet anlayışı olarak o belediyelere hizmet ve destek vermemeyi taahhüt ediyorsanız, bunu, lütfen, bu yerel seçimler bildirgesine alınız, halkımıza, bunları, partinin görüşü olarak ifade ediniz; o zaman biz de gerekli cevabı o şekilde verelim; ama, yörelerimizde, bu tarz bir ifadenin kullanılmasını ben doğru bulmuyorum.

Bir ikinci husus da, hiç umulmadık, beklenmedik bir söz! Bunu basında okudum, şok oldum dersem, inanın, tamamen doğru bir tanımlama olur.

Basındaki söz şöyle: "Cumhuriyet Halk Partisinin kökleri bereketsiz." Bu sözü sarf eden değerli arkadaşımız da Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan.

Arkadaşlar, bu sözün, benim anladığım anlamıyla, muhtemelen sizlerin de anlayacağınız anlamıyla bir tek ifadesi var; Cumhuriyet Halk Partisinin kökleri işe yaramaz.

Bugünün Cumhuriyet Halk Partisiyle ilgili olarak eleştiri yapmak mümkün, muhalefet görevinde eksiklikler var demek mümkün. Bu tür ifadelerin siyasî bir yarış içinde söylenmesini anlarım; ama, Cumhuriyet Halk Partisinin köklerine laf söylenmesi, bu ülkeyi kuran Cumhuriyet Halk Partisinin köklerine kadar uzanması demektir. Yani, bu ülkenin kuruluşuna kadar uzanıp, bereketsiz bir ülke kurma anlamını taşıyacak bu talihsiz sözlerin bir dil sürçmesi olduğu düşüncesiyle ve zaman içinde mutlaka telafi yoluna gidileceği düşüncesi tasarıyla ilgili görüşlerimi sizlere ifade etme fırsatı buldum; Yüce Meclisi sevgilerimle selamlarım. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Nuri Saygun (CHP, Tekirdağ). “Spor müsabakalarında şiddet ve düzensizliğin önlenmesine dair kanun tasarısı (s.s.424)”. TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim tutanağı, 2 Mart 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-nuri-saygun-22-2004-03-02-spor-musabakalarinda-siddet-ve-duzensizligin-onlenmesine-dair-kanun-ta (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
