# Hakimler ve savcılar kanununda değ.yap.hk kan tas.

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Nuri Saygun (CHP, Tekirdağ)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim
- **Tarih:** 18 Mayıs 2004
- **Gündem:** HAKİMLER VE SAVCILAR KANUNUNDA DEĞ.YAP.HK KAN TAS.
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-nuri-saygun-22-2004-05-18-hakimler-ve-savcilar-kanununda-deg-yap-hk-kan-tas

> Mehmet Nuri Saygun (CHP), 18 Mayıs 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HAKİMLER VE SAVCILAR KANUNUNDA DEĞ.YAP.HK KAN TAS.); konuşma 831 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MEHMET NURİ SAYGUN (Tekirdağ) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Hâkimler ve Savcılar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısıyla ilgili olarak, şahsî görüşlerimi sizlere ifade etmek için, söz almış bulunuyorum; bu vesileyle de, hepinizi en derin sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.

Anayasamızın 55 inci maddesinde, devlet, çalışanların yaptıkları işe uygun ve adaletli bir ücret elde etmelerini sağlar, şeklinde bir düzenleme var; yani, devletin kurumlarında çalışan görevliler, memurlar, yaptıkları hizmete eşdeğerde bir bedel alacaklar ve bu bedelle de yaşamlarını sürdürecekler; ancak, hepimizin malumu şu ki, çok uzun bir zamandır, Türkiye'de, devlet kurumlarında görev yapan arkadaşlarımızın hiçbiri, yaptıkları işe eşdeğerde bir ücret alamamaktadır. Özellikle, kuvvetler ayrılığı prensibinin hâkim olduğu ülkemizde, bu ayrılığın üç ayağından birinin, yargı erkinin temsilcileri olan yargıç ve hâkimlerimiz gözönüne alındığında, daha da ehemmiyetli, daha da üzücü bir tabloyla karşılaşmaktayız. Bu ülkede, hâkim ve savcılarımızın, koydukları emeğin karşılığını almadıklarını hepimiz bilmekteyiz; ancak, bugüne kadar, koydukları emeğin karşılığını onlara sağlamak adına, pek de ciddî müdahaleler, ciddî çalışmalar gerçekleşmedi.

Bugün, önümüze getirilen şu yasa tasarısıyla, hâkimlerimizin ve savcılarımızın ihtiyaçlarına, bir nebze de olsa destek olunma düşüncesi var. Arkadaşlarım, ben, yirmialtı yıl avukatlık yaptım; o camianın, hâkimlerin, savcıların ve adliye çalışanlarının sancı ve sıkıntılarını onlarla birlikte yaşayan bir arkadaşınız olarak biliyorum, bu dertleri çok daha rahat bir şekilde ifade edebiliyorum; çünkü, bu olayları yaşadım. Az evvel, bir hâkim arkadaşım aradı "bizimle ilgili bir teklif var, maaşlarımıza belli bir oranda katkı yapılması düşünülüyor; ancak, düşünülen rakamları gördüğümüzde, bir bardak suda fırtına koptuğunu gördük. Günlerdir Türkiye'nin gündeminde 'yargı erkini temsil edenlere zam yapılacak' iddiaları olmasına karşın, alacağımız rakamlar hiç de maaşlarımızı iyileştirecek oranda değil. Keşke gündeme bu kadar getirilmeseydik, keşke bu fırtınanın içinde ciddî oranda maaşları artırılan bir kurum olarak gösterilmeseydik" diye serzenişte bulundu, sıkıntılarını ifade etti.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, izin verirseniz, adliye çalışmalarından çok küçük bir kesiti size anlatmak istiyorum. Yıllardır Adalet Bakanlığının ciddî bir bütçesi olmaz. Taşra teşkilatlarına pul parası yollanamaz, keşif ödenekleri bulunamaz. Bu tabloda, bu kuvvetler ayrılığı prensibinin üç ayağından birini oluşturan yargı erkinin mensupları keşfe gidebilmek için çeşitli yollar ararlar, davalarla ilgili tebligatları yapabilmek için, pul parası olmadığından, kendi personellerini kullanmaya çalışırlar. Kalemleri yoktur, kâğıtları yoktur, dün daktilo şeritleri yoktu, bugün bilgisayarlarının kartuşları mutlaka yoktur ve böyle bir kaynak da zaten yoktur.

Şimdi, burada iş, adliyeye işi düşen, özellikle kendilerine yakın meslektaşlarına, avukatlara ve diğer işi düşen vatandaşlara, gönülleri oranında, onları kırmadan, rahatsız etmeden bir şeyler almak, adliyeye bir kalem kazandırmak, üç beş tane dosya kâğıdı getirttirmek, vesaire vesiare...

Şimdi, Türkiye'nin, inanın, çoğu kurumunda böylesine bir çalışma yoktur. Eğer adliye çalışanları, başta hâkim ve savcılar olmak üzere, adliye çalışanı, personeli olmak üzere, böylesine bir özveri göstermeseler, böylesine ondan bundan destek talebinde bulunmasalar, inanın, Türkiye'de adliyelerin çalışması çok daha zor olurdu. Özellikle mahkemelerin, bu inanılmaz dosya yoğunluğu altında sürdürmeye çalıştıkları görevdeki çektikleri sancı da ayrı bir sorun.

Şimdi, Adalet ve Kalkınma Partisi, bu yasa tasarıyla birlikte, hâkim ve savcılarımıza 170 000 000 ilâ 275 000 000 lira bir ekkaynak yaratmayı düşünüyor. Biraz sonra maddelere geçildiğinde, adliye çalışanlarına, özellikle hâkim ve savcılara daha hakkaniyetli, yapıldığına değer nitelikte bir rakamla katkı konulması için önergelerimiz olacak. Ben, tüm milletvekili arkadaşlarımın, bu ve benzeri önergeleri, özellikle Türkiye'deki anayasal sistemin kuvvetler ayrılığı prensibinde yerini alan yargı erkini güçlendirme adına destekleyeceklerine inanıyorum, desteklerini bekliyorum.

Yalnız, bu yasa tasarısında gözden kaçan bir husus oldu dostlarım; adliyede, hâkim ve savcıların dışında çalışan personelimiz de var ve az evvel, ne denli zorluklar çektiklerini, ne kadar büyük sıkıntılarla görevlerini yerine getirmeye çalıştıklarını size ifade ettim. Hükümetin hazırladığı tasarıda, bu kesime hiçbir katkı yoktu. Tasarı komisyona geldi, komisyonun hazırladığı katkıyla, adliye çalışanlarına -infaz kurumlarında çalışanlar hariç- 50 000 000 lira civarında bir katkı söz konusu oldu. Dostlarım, böylesine emek koyan, böylesine çalışan bir kitleye, özellikle, zaten ekonomik olarak yeterince ayakta durma şansı olmayan bu kitleye 50 000 000 lira gibi bir katkıyı katkı olarak addetmek ve bunu buradan yasa olarak çıkardığımızda "biz adliye çalışanlarına da katkı sunduk" sözünü söyleyebilmek, ne gerçeklerle ne gerçeklerle ne hakkaniyetle ne adaletle ne de bu ülkedeki yaşam koşullarıyla bağdaşır.

Bununla ilgili olarak, özellikle Büro Emekçileri Sendikasının yetkilileriyle yaptığımız görüşmeler sonucunda, bu çalışan personelin ücretlerinin -infaz koruma memurlarını da içine almak suretiyle- daha yüksek, daha mantıklı, en azından onların yaşam standardını biraz daha yükseltecek nitelikte bir rakama ulaşması için bir önerge hazırladık. Az evvel hâkim ve savcılarla ilgili söylediğim sözleri, burada, Adalet personeli, adliyelerde çalışan insanlar için de bir kez daha yineleme ihtiyacını duyuyorum. Özellikle devlet memurlarının almakta olduğu maaşların -hangi kesimde olursa olsun- yaşam koşullarında yetersiz olduğunu biliyoruz. Eğer, bugün, gündemimize adliye çalışanları gelmişse ve elimizde böyle bir imkân varsa, bu imkânı, ne olursa olsun, değerlendirmek zorundayız diye düşünüyorum.

Şimdi, bu hususta, tasarının gerekçesinde, kaynaklarımızın olmadığı iddiası var. İzin verirseniz, bu kaynakların olmadığı iddiasıyla ilgili çok küçük bir iki örnek vermek istiyorum. Doğrudur, ülkenin bugünkü koşullarda ekonomik zorluklar içinde olduğunu inkâr etmemiz mümkün değildir. Tasarruf yapmalıyız ve bu tasarrufları da, özellikle lüks tüketimlerden, gereksiz tüketimlerden, israftan kaçınmak suretiyle yaşama geçirmeliyiz. Geçenlerde bir televizyonda izledim; Sayın Başbakanımız, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün ya bir açılışı ya bir kokteyli ya bir eğlencesi gibi bir yerdeydi...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Nuri Saygun (CHP, Tekirdağ). “Hakimler ve savcılar kanununda değ.yap.hk kan tas”. TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim tutanağı, 18 Mayıs 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-nuri-saygun-22-2004-05-18-hakimler-ve-savcilar-kanununda-deg-yap-hk-kan-tas (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
