# Türk ceza kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tas.(ss.842)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Nuri Saygun (CHP, Tekirdağ)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 78. Birleşim
- **Tarih:** 31 Mart 2005
- **Gündem:** TÜRK CEZA KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TAS.(SS.842)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-nuri-saygun-22-2005-03-31-turk-ceza-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tas-ss-842

> Mehmet Nuri Saygun (CHP), 31 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 78. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK CEZA KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TAS.(SS.842)); konuşma 808 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MEHMET NURİ SAYGUN (Tekirdağ) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun bazı maddelerinde değişiklik yapılmasına ilişkin 842 sıra sayılı kanun teklifinin 9 uncu maddesiyle ilgili olarak söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Efendim, ilgili maddeye yönelik iddialarıma geçmeden önce, Türk Ceza Kanunuyla ilgili bazı bilgiler vermeyi doğru buluyorum.

Sayın milletvekilleri, Ceza Yasası, bildiğiniz gibi, 26.9.2004 tarihinde tamamlandı ve istisnalar dışında, 1 Nisan 2005 tarihi de yürürlük tarihi olarak belirlendi; ancak, daha yürürlüğe girmeden, uygulama sonucu ortaya çıkacak aksaklıklar görülmeden, birtakım yasa teklifleriyle değişikliklere konu edilmeye başlandı. Bu husus; yani, daha uygulama görülmeden böylesine değişiklikleri içeren bir talep, öncelikle, yasa tekniği açısından, hazırlama becerisi açısından ve toplumun ilgili kesimleriyle paylaşma açısından, başarısız bir yasa hazırlamasının gerçekleştiğini açık bir şekilde ortaya koymaktadır. İktidar, halen de beceriksizliğini ve kararsızlığını sürdürmeye devam etmektedir. Daha iki gün önce Komisyonda kabul edilen hususların aksi yönünde önergeler birbiri ardına gelmektedir. Deyim yerindeyse, bu ve benzeri önergeler havada uçuşmaktadır. Dün, AKP'li komisyon üyelerinin "evet" dedikleri konularda, bugün "hayır" demelerinin mantığını ya da onları bu yolda harekete zorlayan sihirli gücü anlamak da mümkün değildir. Dünkü oturumun yarısında teklifin görüşülmesinin ertelenmesinin izahını ise, Sayın Bakana ve Sayın Komisyon Başkanımıza bırakıyorum.

Değerli milletvekilleri, Türk Ceza Kanununun 184 üncü maddesinin, kanunun yayım tarihinde yürürlüğe giren üçüncü fıkrasının madde metninden çıkarılması teklifine gelince. Sayın Bakan, bu maddenin komisyondaki görüşmeleri sırasında, bu madde için "devrim niteliğinde bir maddedir" sözünü sarf etmiştir. Bu söz, komisyon tutanaklarında aynen görülmektedir.

Sayın Bakanım, devrimin gerçekleşmesinden neden vazgeçtiniz; neden, şimdi, bu maddeden geriye dönmeye çalışıyorsunuz?

Aynı komisyon tutanaklarında, Sayın Komisyon Başkanımızın da bir sözü var. Bu madde için Sayın Komisyon Başkanımızın söylediği "bu Kanunun en güzel maddesi budur." Bu ifade de, Sayın Komisyon Başkanımızın ifadesidir. Sayın Komisyon Başkanım, güzellik anlayışınız, bu kadar kısa bir zamanda, acaba neden değişti?

Değerli milletvekilleri, değişiklik gerekçesinde, uygulamada ciddî sorunlar çıktığı, yapı kullanma izni alınmamış binalarda faaliyet gösteren küçük esnaf ve tüccarın da faaliyet izinlerinin iptal edildiği, sanayi işletmesi niteliğinde olmayan işletmelere de müdahale edildiği ifade edilmektedir. Bir kere, bu gerekçe, tamamen asılsızdır, gerçekdışıdır. Neden derseniz; komisyona sunulan ilk teklif metninde, sanayi işletmeleriyle beraber, ticarî işletmeler de vardı. Komisyon, bu sıkıntıyı gördüğü için, teklif metninden ticarî işletmeleri çıkardı. Şu anda iptalini istediğimiz üçüncü fıkrada ticarî işletmeler yok; ama, gerekçede, ticarî işletmelerin bu işten zarar gördüğü, uygulamada aksaklıklar olduğu ifade edilmektedir.

Kanun teklifinin yorumu, çok açık bir şekilde meydandadır, ortadaki muhatap sanayi işletmeleridir. Bu nedenle, böyle bir gerekçeye dayalı olarak ticarî işletmelerin zarar gördüğü iddiasıyla bu fıkranın teklif metninden çıkarılmasını talep etmek, doğru bir anlayış değildir.

Bu maddenin çıkarılması talebinin altında gizli bir gerekçe olduğunu düşünüyorum. Bu değişikliğe ihtiyaç duyanlar da, sanıyorum, bu gizli gerekçeyi biliyorlardır; ama...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun efendim, konuşmanızı tamamlayın.

MEHMET NURİ SAYGUN (Devamla) - ... bu üçüncü fıkranın metinden çıkarılması halinde neler olacaktır; izin verirseniz, onları da kısaca bir özetlemek istiyorum.

1- Yapılaşmanın, hak edilmeyen bir arazi üzerinde yapılmasına imkân tanınacaktır ve muhtemelen, bu arazi hazine arazisi olacağına göre, muhtemelen, hazine arazilerinin yağmalanmasına göz yumulacaktır.

2- İmar ve çevre kirliliğini önlemek adına düzenlenen yapı kullanma izni boşlukta kalacak, böyle bir düzenlemeye artık ihtiyaç duyulmayacaktır. Bunun sonucu olarak, muhtemel tabiî afetlere dayanıksız yapılarda, işletmeler, kendilerini idame ettireceklerdir. İmar kirliliği inanılmaz boyutlara ulaşacaktır. Televizyonlarda sık sık gördüğümüz, insan sağlığına zararlı, özellikle gıda maddelerinin üretimi için yeni imkânlar yaratılacaktır.

Değerli milletvekilleri, dünyamız, hızlı bir doğa ve çevre kirliliğine sürüklenmektedir. Yaşadığımız dünyayı, kendi ellerimizle tahrip ve yok etmeye çalışıyoruz. Yabancı bir atasözünde "dünyayı atalarımızdan miras almadık, çocuklarımızdan emanet aldık" denilmektedir. Çocuklarımızdan emanet aldığımız bir dünyayı, böylesine uygulamalarla kirletmeye ve o emanete haksızlık etmeye, sanırım, hiçbirimiz evet demeyiz.

Sonuç olarak, yaşanır bir dünyayı yaratmak ve korumak zorundayız. Bunun için de, böyle düzenlemelere gerçekten ihtiyaç vardır. Ayrıca, insan sağlığını da korumalıyız. Bu nedenlerle de, siyasî ya da bir başka nedenle, böyle bir düzenlemeyi devredışı bırakmaya hakkımız yoktur.

Bu yapılacak olan değişiklikten vazgeçmeliyiz. Bu iddia ve talebimizin kabulü halinde, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bu maddeden doğacak siyasî sorumluluğu iktidarla birlikte paylaşmaya da hazırız. Talebimizin kabul göreceğine ve aklıselimin haklı çıkacağına inanıyorum.

Bu arada, sözlerimi bitirirken, bir küçük ekleme yapmak istiyorum izin verirseniz: Basından izlediğimiz kadarıyla Ceza Yasasının yürürlüğünü atiye terk ediyoruz. Biraz sonra, sanırım, önergeyle o da gelecektir; hazirana veya bir başka aya erteliyoruz. Ceza Yasası komisyona geldiğinde, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, yürürlüğünü bu kadar acele etmememiz gerektiğini, birtakım şeylerin yerine oturtulması gerektiğini iddia etmiştik. O iddiamızı ciddîye almadınız ve 1 Nisanı gün olarak belirlediniz. Bugün, bizim iddiamızın doğruluğu ortaya çıkmıştır. Şimdi, bunu geriye ertelemek yönünde çalışmalar yapılmaktadır. Sanıyorum, bu erteleme düşüncesi haklı gerekçelerle, bizi de ikna edecek boyutta olur ve hep birlikte değerlendirmesini yaparız; ama, son sözüm, bu yasada çok önemli yeri olan ve benim şu anda ilgili olarak konuştuğum 184 üncü maddenin üçüncü fıkrasının madde metninden çıkarılmasına lütfen izin vermeyelim. Türkiye'de yeni bir doğa ve çevre kirliliğine ve fırsatçı insanların geçmişteki haksız kazanımlarına bir af niteliğinde olur; vermeyelim.

Hepinizi saygılarımla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Nuri Saygun (CHP, Tekirdağ). “Türk ceza kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tas.(ss.842)”. TBMM Genel Kurulu, 78. Birleşim tutanağı, 31 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-nuri-saygun-22-2005-03-31-turk-ceza-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tas-ss-842 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
