# İcra ve iflas kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin (s.s.915)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Nuri Saygun (CHP, Tekirdağ)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim
- **Tarih:** 31 Mayıs 2005
- **Gündem:** İCRA VE İFLAS KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN (S.S.915)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-nuri-saygun-22-2005-05-31-icra-ve-iflas-kanununda-degisiklik-yapilmasina-iliskin-s-s-915

> Mehmet Nuri Saygun (CHP), 31 Mayıs 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İCRA VE İFLAS KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN (S.S.915)); konuşma 1.413 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MEHMET NURİ SAYGUN (Tekirdağ) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İcra ve İflas Yasasında bazı değişikleri içeren 915 sıra sayılı yasa teklifine ilişkin olarak, 5 inci maddede söz almış bulunuyorum; bu nedenle, hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Maddenin metniyle ilgili olarak açıklamalara geçmeden önce, izin verirseniz, bugün, bu yasayla ilgili burada yapılmış olan birkaç konuşmaya değinmek istiyorum. Az evvel, Sadullah Beyin, Cumhuriyet Halk Partisi milletvekillerinin, Adalet Komisyonu üyelerinin imza koydukları şeklinde bir ifadesi oldu; ama, elinizdeki yasa teklifinin metnine bakarsanız, Adalet Komisyonunda Cumhuriyet Halk Partisinin 8 milletvekili var, 6'sının bu yasa teklifinde imzası yok; bir kere, bunu açıklığa kavuşturalım istedim.

İkincisi de, değerli arkadaşımız Mahmut Durdu'nun, yasa teklifinin geneli hakkında Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına konuşma yaparken söylediği bir söz biraz dikkatimi çekti; hatta, oturduğum yerden de ona bir söz söyledim. "Bazı hallerde, Cumhuriyet Halk Partisinin 2 kere 2 dediği 3, bazı hallerde de Adalet ve Kalkınma Partisinin 2 kere 2 dediği 3 veya 5 olur" şeklinde bir ifadesi oldu. O söylediği sözden istifade ederek AKP'ye yönelik bir söz söylemek istemiyorum; ama, mensubu bulunduğum Partim adına bir şey söylemek istiyorum. Ben, Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında çok uzun yıllardır emek veriyorum, çok çalıştım, bütün milletvekili arkadaşlarım da benim gibi geldiler. Bildiğim bir şey var; Cumhuriyet Halk Partisinin enine boyuna inceleyip de Türkiye kamuoyuna söylediği sözlerde, bugüne kadar 2 kere 2 her zaman 4 etmiştir, hiç 3 olmamıştır; Mahmut Beyin bu sözünü tashih edelim lütfen.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - 2 kere 2; 1,5 yapmıştır!

MEHMET NURİ SAYGUN (Devamla) - O size göre efendim. Eğer kendi partiniz adına böyle bir iddianız varsa, ona söyleyecek bir sözüm yok, Mahmut Beyin AKP'yle ilgili iddiasına da karışmadım.

Her seferinde, buraya yasa teklifleri, tasarıları getirildiğinde hep söylediğimiz bir söz var, bugün yine aynı sözü söylemek durumundayız. Çalışma süresi çok kısıtlı, altyapı hazırlıklarını yetiştirmek mümkün değil. Sonuç itibariyle, Meclisin gündemine getirilen tasarı ve teklifler, zaman itibariyle, Mecliste çalışan milletvekilleri tarafından incelenme şansına sahip değiller; hatta ve hatta, ilgili komisyonların üyeleri dahi, bu yasa teklif ve tasarıları hakkında yeteri kadar bilgi sahibi olamıyorlar.

Sonuç, bu tasarı ve teklifler bir şekilde hazırlanıyor, son hızla geliyor ve yeterince değerlendirilmeden Meclisten geçip gidiyor. Bunun en basit örneğini şu görüşmekte olduğumuz yasa teklifinde çok açık bir şekilde görürüz. Neden görürüz değerli arkadaşlarım: Şimdi, görüşmekte olduğumuz yasanın benim söz aldığım 5 inci maddesi, çok değil, 12 Şubat 2004 tarihinde değişikliğe uğramış; yani, bir yıl kadar önce, biz, bu Mecliste oturmuşuz, bu maddede bir değişiklik yapmışız. Sonra, bir yıl önce yaptığımız değişikliği beğenmemişiz, şimdi tekrar getiriyoruz, bir değişiklik daha yapıyoruz. Hal böyle olunca, söylediğimiz söze geri dönmek durumundayız.

Eğer çok çalıştığımız iddiası varsa, ki, Meclis zaman itibariyle çok çalışıyor; ama, üretim açısından ne kadar ürettiğimize bakarsanız… Şimdi, aynı maddeyi 3 defa, 4 defa ısıtıp ısıtıp önümüze koyarsanız, biz de aynı maddeyi her yıl bir kere daha değiştirirsek, buna çok çalışmak denmez; bu, bu işin sadece yanlış gittiğinin çok açık bir örneği olur.

Umarım, bundan sonrasında hiç değilse, gelecek olan bu yasa tekliflerinde ve tasarılarında, artık, birkaç zaman sonra tekrar değiştirmemizi gerektirecek bir pozisyonda kalmayız.

Görüştüğümüz bu yasanın bugün çıkıp çıkmamasıyla ilgili çok önemli bir gerekçe, sebep var arkadaşlarım; bu, şu ana kadar hiç ifade edilmedi. Bilmiyorum, Adalet ve Kalkınma Partisinden milletvekili olan arkadaşlarım bu konuda bilgi sahibi mi; ama, küçük bir açıklama yapma ihtiyacı duyuyorum. Eğer, bu İcra İflas Yasası bugün onaydan geçip de kanunlaşamazsa, bu yasadan önce yürürlüğe giren Ceza Yasasının hükümleri gereğince, 1 500 000'e yakın mal beyanı ve benzeri cezalardan bekleyen dosyaların tümü idarî kararla ortadan kalkacak. Belki bir veya iki gün sonra bu İcra İflas Yasası yürürlüğe girecek; ama, o aradaki iki gündeki kayıp, o müktesep hak nedeniyle -rakamını görevli bürokrat arkadaşlardan öğrendim tam bilmiyorum, ama- 1 500 000 civarındaki dosya işlemden kalkacak, işlevsiz kalacak.

Şimdi, burada iki şey var; bir, alelacele hareket etmek, yasayı enine boyuna tartışmamak, hiç değerlendirmemek, hiçbir şeye bakmamak, sadece ve sadece onaydan geçirmeyi ve böylece, böylesine bir pozisyonun doğmasının önüne geçmek; ama, eğer, Meclis bir yasama görevini yerine getiriyorsa, o zaman, bu Meclis, yasama görevinin gereklerini de sübjektif, bakarak değil, objektif değerlendirmeyle gerçekleştirmek zorundadır. Bize düşen görev, çıkacak yasayı olabildiğince sağlıklı halde çıkarmak olduğuna göre, böylesine bir zaman sınırlaması karşısında, bu yasayla ilgili gerekli ifadelerimizi, beyanlarımızı söylemeden yasanın bir an önce çıkmasına da herhalde Meclisteki hiçbir arkadaşım gönülden razı olmaz.

Efendim, bu arada, bizim, Adalet Komisyonu olarak, hep söylediğim gibi, olabildiğince uzlaşma tahtında, şu ikibuçuk yıllık süre içinde, hukukun üstünlüğünü ve demokrasiye, Anayasanın değişmez ilkelerine saygı göstererek, ona bağlı kalarak, elimizden geldiğince ve uzlaşı içinde yasaları çıkarmaya çalıştık. Dediğim gibi, acele işe şeytan karıştığının dışında, olabildiğince de sağlıklı ve düzgün çıktı; ama, dönem dönem, bu uzlaşmacı, hukuk adamının, hukuk üstünlüğünün öne çıktığı pozisyonlardaki uzlaşmacı yaklaşım inkıtaa uğradı. Bu, bir kere iki kere değil, birkaç kere oldu.

Şimdi, bunun olma gerekçesini, ben... Hukukî yapılanmanın dışında, hepimiz birer siyaset adamı olduğumuz için, siyasî partimizin, bağlı olduğumuz siyasî partimizin temel görüşleri doğrultusunda bazen uzlaşma şansı bulamadık. Doğrudur; Adalet ve Kalkınma Partisi ile Cumhuriyet Halk Partisinin siyasî iddialarının aynı olması, zaten, mümkün değildir, böyle bir şeyin söz konusu olduğunu da iddia etmiyoruz. Ama, biz bu siyasî iddialarımızı yerine getirirken, Cumhuriyet Halk Partisi adına siyasî tercihlerimizi koyarken, hep şuna dikkat ettik: Seksen yıllık cumhuriyetin getirdiği alışkanlıklara, örfe, hukuksal yapıya ve Anayasadaki temel ilkelere rahatsızlık vermeyecek bir siyasî anlayışı önplanda tutmak suretiyle, gerektiğinde bu iddialarımızı dile getirdik. Ama, geçen hafta yaşadığımız olay, tabiî ki, Adalet ve Kalkınma Partili milletvekili arkadaşlarımıza sorduğumuzda, kendi siyasî anlayışları doğrultusunda, doğru bir iddia olarak ifade edeceklerdir; ama, Cumhuriyet Halk Partisinin siyasî anlayışına uygun bir iddia değildi ve yine, benim görüşüme ve Partimin görüşüne göre de Anayasanın değişmez ilkelerine ve maddelerine uygun düşmeyen bir anlayıştı.

Bu konuda tavrımızı koyduk, mücadelemizi yaptık; ama, biliyorsunuz, çoğunluk sizde olduğu için, sonuçta, eller kalktı, oylama geçti ve bazen, sık sık söylediğimiz bir söz var: Çoğunluk olmanın getirdiği avantajları kullanırken, demokrasiye, insan haklarına, çağdaş uygarlık düzeyine olan yürüyüşümüze ve anayasal ilkelerimize sadık kalmak, saygın olmak durumundayız. Ben, bu gelişmelerin, bu ilkelerden belirli oranda uzaklaştığı düşüncesi ve iddiasındayım; bunu da yeri gelmişken söylemeden geçmek istemedim.

Burada bir de orijinal bir şey var. Sayın Adalet Komisyonu Başkanımızın bir sözü vardı "Katolik nikâhı yok aramızda" diye. Tabiî, "Katolik nikâhı yok aramızda" sözü çok net, yani Katoliklerde nikâh sonrası artık ayrılma şansı yoktur, böyle bir kuralları vardır; yani, Sayın Komisyon Başkanımın da, sanıyorum o inançla söylediği, her şeyde beraber yürüyecek değiliz, yeri geldiği zaman farklı iddialarda bulunuruz şeklinde bir deyişi var. Şimdi, bunu kabul ediyoruz; ama, yeri geldiğinde, Cumhuriyet Halk Partisinin ülke menfaatlarını, toplumun geniş kesimlerinin menfaatlarını gerektiren konularda direnç gösterdiği durumlarda, mücadele ettiği durumlarda, neden Adalet ve Kalkınma Partisinin bu olaya bakış açısını aynı anlamda, aynı mantıkta göremiyoruz?!

Yine, burada, bir hususu daha dile getirmek istiyorum. Sayın İrfan Beyin geçen günkü açıklamasını, ben, gazetelerden izledim; şaşırdım, hakikaten şaşırdım. Bugün, burada da bir açıklama yaptı, yaptığı açıklamaya saygı duymak isterdim; ancak, yaptığı açıklamadan ne bir şey anlayabildim ne de söylediği sözlerden geriye bir adım atmaya gayret gösterdi. Yani, bakın, burada bazen o kadar sertleşiyor, o kadar katılaşıyorsunuz ki, kendi dünyanızda yarattığınız bir iddianın gerçekleşmesine biz karşı çıktığımızda ipin ucunu kaçırıyorsunuz, söylediğiniz sözler nereye gidiyor farkına varmıyorsunuz ve bunu söyleyen de, İrfan Bey gibi Adalet ve Kalkınma Partisinin yetkin bir milletvekili.

Yine, bir hususu da dile getirmek istiyorum. Bakın, bugün, İcra İflas Yasasını görüşüyoruz; bu yasa teklifiyle ilgili görüşmelerde, Cumhuriyet Halk Partisinin 8 komisyon üyesinden -az evvel baktığımda, ki yine hepsi burada- 7'si Meclis platformu altında ve biz 7'miz, her seferinde görüşüyoruz, değerlendirme yapıyoruz; eğer bir şeyler yanlış bitmişse, onları toparlamaya çalışıyoruz; ama, şöyle bir bakıyorum -hatta, oraya da bir bakalım- Adalet ve Kalkınma Partisinin Adalet Komisyonunda 16 üyesi var. Değerli arkadaşlarım, komisyon üyeliği ve bu üyelikten doğan... Yasalar Meclise geldiğinde o yasaya sahip çıkmak ve komisyonda koymuş olduğunuz emekleri, en azından, bu kadar hızlı geldiği için paylaşamadığınız arkadaşlarınızla paylaşmak, ifade etmek, anlatmak gerekir.

Şimdi, biraz sonra, bu madde oylanacak. Biliyorum ki, Adalet ve Kalkınma Partisinin, önemli sayıda, bu maddeye evet diyebilecek sayıdaki milletvekili, bu maddeyle ilgili yeterli bilgiye sahip değil. Hiçbirinizi de kınamıyorum; çünkü, o kadar hızlı geliyoruz ki, yeterli bilgiye sahip olma şansınız yok; ama, ben isterdim ki, 16 Adalet Komisyonu üyesi, bu arkadaşlarımıza, en azından, şu sıralarda, bir parça açıklama, bir parça bilgi verebilme ortamı yaratsalardı ve bu arkadaşlarım da, en azından, neye, niçin, neden oy verdiklerini bilir hale gelselerdi. Ben, bu konuda ciddî bir rahatsızlığımı dile getireyim. Her seferinde, oylamaya başlandığında, kritik bir oylama varsa, şu kapılar açılır, içeriye milletvekili arkadaşlarımız girerler, şöyle bir bakarlar, kendi grupları nereye el kaldırmışsa, ne olup olmadığını hiç bilmeden, eller kalkar ve karar verilir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Nuri Saygun (CHP, Tekirdağ). “İcra ve iflas kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin (s.s.915)”. TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim tutanağı, 31 Mayıs 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-nuri-saygun-22-2005-05-31-icra-ve-iflas-kanununda-degisiklik-yapilmasina-iliskin-s-s-915 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
