# Bazı kanunlarda değişiklik yapılması ile kamu ihale kanunu ve kamu ihale sözleşmesi (s.s.257)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Parlakyiğit (CHP, Kahramanmaraş)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim
- **Tarih:** 30 Temmuz 2003
- **Gündem:** BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI İLE KAMU İHALE KANUNU VE KAMU İHALE SÖZLEŞMESİ (S.S.257)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-parlakyigit-22-2003-07-30-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-ile-kamu-ihale-kanunu-ve-kamu-iha

> Mehmet Parlakyiğit (CHP), 30 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI İLE KAMU İHALE KANUNU VE KAMU İHALE SÖZLEŞMESİ (S.S.257)); konuşma 964 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MEHMET PARLAKYİĞİT (Kahramanmaraş) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 4734 sayılı Kamu İhale Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun Tasarısının tümü üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

Kamu sektörünün mal ve hizmet alımlarıyla, yapım işlerini disipline eden, uluslararası standartlara uygun ve yolsuzlukları önleyecek kurumsal düzenlemeleri içeren 4734 sayılı Kanunun, Türk kamuoyunda benimsenmesi ve uluslararası kuruluşların, bu yasal düzenlemenin korunmasını, ilişkilerimizde önsunu görmesi karşısında, bu kanunda yapılabilecek köklü değişikliklerin karşılaşabileceği tepkileri engellemek amacıyla, aynı köklü değişiklikler mümkün olduğunca, metinde gizlenerek ve karmaşık hale getirilerek yapılmaya çalışılmıştır.

Bilindiği gibi, 1.1.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4734 sayılı Kanunun öncelikle yürürlüğü ötelenmek istenmiş, bu istem gerçekleşmeyince, özellikle duble yollar ve toplukonut hamlesi gibi icraatlara engel olduğu gündeme getirilen kanunun içeriğinde köklü değişiklikler öngörülmüştür.

Son olarak, Bingöl'de meydana gelen deprem üzerine, kanunda olağanüstü durumlar ve doğal afetlere ilişkin düzenlemeler bulunduğu gözardı edilerek, tekrar, uzun sürelerde ihalenin tamamlanmasının kamu yararına aykırı olduğu iddiaları hükümet tarafından dile getirilmiş ve mutlaka değişiklik yapılması gerektiği kamuoyuna deklare edilmiştir. Bu defa, hazırlık aşamasından itibaren kamuoyu yanıltılarak, ortaya aynı amaçlar doğrultusunda bir tasarı çıkarılmıştır.

Tasarının hazırlanması aşamasında, Dünya Bankası ve Kamu İhale Kurumunun da çalışmalara katıldığı yolunda kamuoyuna açıklamalar yapılmış ve bunun sonucunda ortaya çıkan tasarının üzerinde mutabakat sağlandığı ifade edilmiştir; ancak, uygulamada hiçbir görüş ve öneri dikkate alınmamış, bu haliyle, sadece değişiklik tasarısına meşruiyet zemini hazırlanmıştır.

Yeni tasarıyla kanunun kapsamı daraltılmakta ve bir anlamda 2886 sayılı Kanun dönemine geri dönülmektedir. Hatırlanacağı üzere, 2886 sayılı Kanun da, genel bütçeye dahil idareler ile katma bütçeli idareleri, özel idare ve belediyeleri kapsamaktaydı. Bu kapsamda olmakla birlikte, özel kanunlarında bulunan "2886 sayılı Kanuna tabi olmadığı" hükmüyle kapsam dışında bırakılmış birçok idare bulunmaktaydı. Kamu sektöründe faaliyet gösteren KİT'ler, şirketler, fonlar, sandıklar, birlikler gibi birçok birim kendi yönetmeliklerine göre ihalelerini yürütmekteydi. Kamu alımlarının standart bir yapılanma içinde bulunduğundan bahsetmek mümkün değildi. Bu ortamda, kayırmacılık ve birçok örneğinden bahsedilebilecek yolsuzluklar, Türkiye ekonomisine ve uluslararası ilişkilere zarar verecek boyuta ulaşmıştı. Yolsuzluklarda ve rüşvette gelinen nokta Dünya Bankası raporlarına yansıtılmış; çeşitli araştırma kurumları tarafından yapılan çalışmalarla, kamu kaynaklarının özel çıkarlar doğrultusunda nasıl kullanıldığı anlatılır olmuştu.

Böyle bir ortamda yolsuzlukların sona erdirilebilmesi, kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılabilmesi, ihalelerde saydamlığın ve rekabetin sağlanabilmesi için yeni bir ihale kanununun çıkarılması gündeme gelmiş ve uluslararası uygulamalar ile AB müktesebatı dikkate alınarak, uzun süren çalışmalar sonucu, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu çıkarılmıştı. Yürürlüğe girdiği tarihten bu yana en çok rastlanılan serzeniş, kanunun kapsamına ilişkindir. Kapsamdaki hemen her birim için, aslında bu kanun kapsamında olmaması gerektiği yolunda birçok neden sıralanmış; bir yandan, kanun kapsamından çıkarılma, bir yandan da belli işlerin istisna tutulması yolundaki talepler sıkça dile getirilmiştir.

Tasarıyla, bu yöndeki talepler büyük çoğunluğuyla karşılanmaktadır. Kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin disiplin içerisinde yer almak istemeyen ve esasen, geçmiş dönemde yolsuzluk iddialarının en çok gündeme geldiği enerji, su, ulaştırma ve telekomünikasyon sektöründeki işletme ve şirketler kanun kapsamı dışına çıkarılmıştır.

Tasarının 1 inci maddesinin gerekçeleri arasında, belli sektörlerle ilgili olarak, Avrupa Birliği (AB) direktifleri ile farklı usul ve esasların öngörüldüğü ve düzenlemeyle AB müktesebatına uyum sağlandığı ileri sürülmektedir; ancak, Avrupa Birliğine üye ülkelerdeki uygulamalara bakıldığında, enerji, su, ulaştırma ve telekomünikasyon sektörlerinde faaliyet gösteren kuruluşların çoğunun özelleştirildiği ve kamu iktisadî teşebbüsü olma özelliklerinin kalmadığı görülmektedir. Buna rağmen, bu sektörlerde iş yapan şirketlerin kamu sermayeli veya özel sermayeli olup olmadığına bakılmaksızın, satın alma prosedürlerinin koordinasyonu sağlanarak, disipline edilmesi amaçlanmıştır. Ülkemizde ise, bu sektörlerde faaliyet gösteren özel sermayeli kuruluşların alımlarına yönelik herhangi bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Bu sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerin büyük çoğunluğu, halen faaliyetlerini kamu iktisadî teşebbüsü statüsünde sürdürmekte, bunlardan bazıları özelleştirme kapsamında bulunsalar dahi, hâlâ, kamu kaynağı kullanmakta ve kamu hukukuna tabi olmaktadırlar.

Bu nedenle, ülkemizde faaliyet gösteren bu tür şirketlerin alımlarının kamusal alana ilişkin bir kanun kapsamında yer alması gerekmektedir. Öte yandan bu alımların "farklı bir kanunla alımları ve yapım işlerinin düzenlenmesi gerekmekte" denilse dahi, henüz bir düzenleme ortada yokken, bu alımların varolan kanun kapsamından çıkarılmalarının AB'ye uyumla ilgisi bulunmamaktadır. Bu şekilde, ileri bir tarihte hazırlanarak yürürlüğe konulacağından söz edilen kanuna kadar geçecek sürede, enerji, su, ulaştırma ve telekomünikasyon sektörlerinde faaliyet gösteren teşebbüslerin alımları için tamamen başıboş bir alan yaratılmaktadır. Bilindiği gibi, halen, birtakım yolsuzluklar araştırma ve soruşturmalara konu edilmektedir. Bu şekilde, hiçbir yasal düzenleme olmaksızın her türlü faaliyetini sürdürecek olan sektörlerle ilgili olarak, ciddî birtakım sıkıntıların doğması mümkün olabilecektir.

4734 sayılı Kamu İhale Kanununun kapsamını belirleyen 2 nci maddesinde, kamu iktisadî kuruluşları ve iktisadî devlet teşekküllerinden oluşan kamu iktisadî teşebbüslerinin kanun kapsamından çıkarılması yoluna gidilmemiş; ancak, kanunun 3 üncü maddesinin (g) bendinde yapılan değişiklikle, KİT'lerin ve kanun kapsamındaki idarelerin, çoğunluk sermayesine sahip oldukları şirketlerin ticarî ve sınaî faaliyetleri çerçevesinde, doğrudan mal ve hizmet üretimine veya ana faaliyetlerine yönelik ihtiyaçlarının temini için yapacakları Hazine garantili veya doğrudan bütçenin transfer tertibinden aktarma yapmak suretiyle finanse edilenler dışındaki yaklaşık maliyeti ve sözleşme bedeli 2 trilyonu aşmayan mal ve hizmet alımları istisna tutulmuştur. İstisna tutulan bu alımların kapsamı, esasen, tüm faaliyetlerine ilişkindir; çünkü, uygulamada bu kuruluşların kuruluş amacı, faaliyet amacı bellidir ve tüm faaliyetleri bu çerçevede değerlendirilmektedir.

Öte yandan, bu istisna kapsamında yapılacak alımlara ilişkin usul ve esasların belirlenme gereği ortadan kaldırılmıştır.

Yine aynı tasarıyla, 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun geçici 4 üncü maddesinin, bu alımlarda uygulanacak esas ve usullerin, kurumun uygun görüşü üzerine ilgili idareler tarafından hazırlanarak Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe konulmasına ilişkin hükmü kaldırılmış ve 3 üncü maddenin (g) bendi kapsamındaki, mal ve hizmetlerin ilgili kuruluşların talebi üzerine kurum tarafından belirlenmesi usulü esas alınmıştır. Bu şekilde, sadece istisna kapsamındaki mal ve hizmetler belirlenebilecek, bunların nasıl temin edileceğine ilişkin hiçbir yasal düzenleme bulunmayacaktır.

Kanunun 5 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yapılan değişiklikle "makine veya işgücü unsurlarının kısmen idarece karşılandığı veya halk katkısının söz konusu olduğu yapım işlerinde ihtiyaç duyulan alımlar kısımlar halinde ihale edilebilir" hükmü getirilerek, alımdan bahsedilmeksizin, tekrar emanet usulüne dönülmüş olunmaktadır.

Emanet iş, geçmişte, 2886 sayılı Kanunun 81 inci maddesine dayanılarak çıkarılan Emanet İşlere Ait Uygulama Yönetmeliğine göre idarenin kendi imkânlarıyla yaptığı veya taşeron marifetiyle yaptırdığı işlerdir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Parlakyiğit (CHP, Kahramanmaraş). “Bazı kanunlarda değişiklik yapılması ile kamu ihale kanunu ve kamu ihale sözleşmesi (s.s.257)”. TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim tutanağı, 30 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-parlakyigit-22-2003-07-30-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-ile-kamu-ihale-kanunu-ve-kamu-iha (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
