# 2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Sağlam (AK Parti, Kahramanmaraş)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim
- **Tarih:** 21 Aralık 2010
- **Gündem:** 2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNUN TASARISI İLE 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİNHESAP KANUNU TASARISI HAKKINDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-saglam-23-2010-12-21-2011-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunun-tasarisi-ile-2009-yili-merkezi

> Mehmet Sağlam (AK Parti), 21 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNUN TASARISI İLE 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİNHESAP KANUNU TASARISI HAKKINDA); konuşma 495 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET SAĞLAM (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Millî Eğitim ve Yükseköğretim Kurulu bütçeleriyle ilgili, daha çok Yükseköğretim Kurulunun üzerinde durmak suretiyle söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, dünyaya baktığınız zaman, üniversitelerin, eğitimcilerin ya da idarecilerinin, rektörlerinin ve dekanlarının işbaşına gelişlerinde genellikle iki türlü sistem var. Birisi, doğrudan doğruya bunların öğretim üyelerinin belli oranda seçimleriyle, bazen millî eğitim bakanlarının bazen devlet başkanlarının atamalarıyla olan bir sistem var. Birinde ise doğrudan doğruya mütevelli heyetler kanalıyla, liyakat esasına göre göreve getirilme var. Şimdi, bizim Yükseköğretim Kurulu sistemimiz birçok ülkede, Amerika Birleşik Devletleri’nde, Avrupa’nın belki bazı ülkelerinde üniversitelerin koordinasyonu maksadı ile üniversitelerin büyük ölçüde, hiç olmazsa belli standartlara ulaşması, şu veya bu şekilde bilimsel çalışmaların koordinasyonu maksadı ile bazen bizim Yükseköğretim Kurulunda olduğu gibi ara kuruluşlar da var. Mesela New York bölgesinde altmış üç üniversitenin bir koordinasyon kurulu var. Buna benzer kurullar kuzey Avrupa ülkelerinde, İngiltere’de var.

Şimdi, Yükseköğretim Kurulu, bildiğiniz gibi, kurulduğundan beri eleştiriler aldı. En önemli eleştirilerden biri Yükseköğretim Kurulunun şu veya bu şekilde üniversitelerin özerkliği üzerinde onları yaralayan yetkilerin merkeze toplandığı bir sistemi getirmesi şeklinde oldu ama 81’de, Yükseköğretim Kanunu çıktığından bugüne kadar yapılan değişikliklerin, YÖK Kanunu’ndaki değişikliklerin büyük bir kısmı otoriteyi merkezden alıp üniversitelere doğru kaydırma şeklindedir. Yani başlangıçtan itibaren, neticede bir ara rejim döneminde kurulmuş bir kurum olduğu için, belki de bir sisteme bağlamak üniversiteleri amaç da olduğu için demokratikleşme sürecimizle beraber yükseköğretimde de giderek üniversitelere daha fazla yetki veren, daha fazla yerinden yönetime doğru giden birtakım kararlar alındı ve genellikle gelişme bu yöndedir.

Şimdi, YÖK’ün eleştirisine bakarsanız çeşitli siyasi dönemlerde bazıları “YÖK’ü hemen kaldıralım.” demiştir, belli bir süre sonra YÖK’e sahip çıkmıştır, sonra tekrar YÖK’ü eleştirmeye başlamıştır, sonra tekrar YÖK’e sahip çıkmıştır. Şimdi, olayı siyasi manipülasyon konusu yapmaksızın incelersek üniversitelerin kendi aralarında bir koordinasyon ihtiyacı… Yükseköğretim Kurulu kurulmadan önce de 1967’lerde, 68’lerde üniversitelerin bazıları bir araya gelmek suretiyle bir dernek kurmuşlar, “Gelin bir koordinasyon sağlayalım aramızda.” diye. O zaman, bu dernek, bir üniversitemizin müracaatı üzerine Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmış. Yani, 1981’de YÖK kurulmadan önce de Türkiye’deki mevcut üniversitelerimiz bir koordinasyon ihtiyacını kendiliklerinden ortaya koymuşlar ama yaşatamamışlar.

Şimdi, onun için, neresinden bakarsanız bakın, Yükseköğretim Kurulunu çeşitli yönlerden eleştirebilirsiniz ama Türkiye’de yükseköğretim kurumlarında en azından bir standardizasyonun sağlanması ancak YÖK’le mümkün olmuştur. Akademileri hatırlayınız, yüksekokulları hatırlayınız, bunların öğretim üyesi yetiştirilmesindeki farklı durumlarını hatırlayınız, doğrudan doğruya bugünkü sistemi bir nizama soktuğunu görürsünüz. Dolayısıyla, bunu eleştirirken, yani yükseköğretim kurumlarını, YÖK’ü eleştirirken yaptıklarını da hatırlamamızda büyük yarar olduğu kanaatindeyim. Mesela, yükseköğretimin bir standardizasyona getirilmesi, Anadolu’ya öğretim üyesi yetiştirilmesi, Anadolu’daki üniversitelerin açılması, bugün aşağı yukarı yüz elli altıya varan üniversitenin yeniden koordinasyonu, bunların geliştirilmesi, öğretim üyesi yetiştirilmesi vesaire gibi Yükseköğretim Kurulunun yapacağı çok şey var, geçmişte yaptığı çok şey var. Eleştirebilirsiniz ama mutlaka bunun devamında ve üniversitelerimizin bugünkü yüz elli altıya varan sayısı karşısında, merkezî bir koordinasyona ve bunların öğretim üyesi temini gibi, kampüslerinin yapılması gibi en azından birtakım konularda gelişmeleri sağlamada YÖK’ün koordinasyonuna ihtiyaç vardır diye düşünüyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET SAĞLAM (Devamla) – Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Sağlam (AK Parti, Kahramanmaraş). “2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim tutanağı, 21 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-saglam-23-2010-12-21-2011-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunun-tasarisi-ile-2009-yili-merkezi (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
