# 2006 merkezi yönetim bütçe kan.tas.(tbmm,rtük,cumhurbaşkanlığı,sayıştay,anayasa mahkemesi)birinci tur

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Salih Erdoğan (AK Parti, Denizli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim
- **Tarih:** 15 Aralık 2005
- **Gündem:** 2006 MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KAN.TAS.(TBMM,RTÜK,CUMHURBAŞKANLIĞI,SAYIŞTAY,ANAYASA MAHKEMESİ)BİRİNCİ TUR
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-salih-erdogan-22-2005-12-15-2006-merkezi-yonetim-butce-kan-tas-tbmm-rtuk-cumhurbaskanligi-sayista

> Mehmet Salih Erdoğan (AK Parti), 15 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KAN.TAS.(TBMM,RTÜK,CUMHURBAŞKANLIĞI,SAYIŞTAY,ANAYASA MAHKEMESİ)BİRİNCİ TUR); konuşma 972 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET SALİH ERDOĞAN (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2006 malî yılı Anayasa Mahkemesi bütçesi üzerinde Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; Grubum ve şahsım adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, yüksek mahkemelerimiz arasında yer alan Yargıtay, Sayıştay ve Danıştayın temelleri cumhuriyetten öncesine dayanmakla birlikte, Anayasa Mahkememiz, 1961 Anayasasıyla yargı hayatımıza girmiştir ve 25 Nisan 1962 yılında kurularak çalışmalarına başlamıştır. Kırküç yıldan bu yana Anayasa Mahkemesinin verdiği kararlar, her zaman gündemde en yüksekte yerini almıştır.

Değerli milletvekilleri, hukuk devleti, hukukun üstünlüğü, insan hakları ülkemizde en çok konuşulan ve en çok tartışılan kavramlardır. Hukuk devleti, hukukun üstünlüğü ve insan hakları dediğimizde üzerinde durulan ve vurgulanan kavram ise hukuktur; çünkü, hukuk devletinde kimse hukukun dışında veya hukukun üstünde olamaz, herkes; ama, herkes yasama ve yürütme organlarıyla idare mahkeme kararlarına uymak zorundadır. Bu organlar ve idare mahkeme kararlarını hiçbir surette değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez, her kurum hukukun içinde kalmak zorundadır.

Demokratik hukuk devletinde idarenin her işlemi, bireyin her eylemi hukuk içinde kalmak ve hukuk süzgecinden geçmek zorundadır. Bu bağlamda, devletin de en önemli ve en öncelikli görevlerinin başında adaletin, yani hukukun dağıtılması gelmektedir ve bir toplumun gelişmişlik seviyesi de o ülkede adaletin gerçekleşme seviyesine bağlıdır.

Değerli milletvekilleri, Anayasamız, cumhuriyetle elde ettiğimiz kazanımları, üstün değerleri korumanın yanında temel hak ve özgürlükleri teminat altına alan en üstün normdur; devlete karşı bireyi korur; ama, bireye de sorumluluklar yükler.

Haklar ve özgürlükler hayata geçirilmek, kullanılmak ve yaşanmak için vardır. Anayasayla bireye tanınan hak ve özgürlüklerin doyasıya birey tarafından yaşanması, yaşayan anayasanın yasama organı tarafından kısıtlanmaması, ihlal edilmemesi için yasama organı tarafından çıkarılan yasaların da tıpkı idarenin işlemleri, bireylerin eylemleri gibi yargı denetiminden geçmesi hukuk devleti anlayışının, hukuk devleti olmanın zorunlu bir yöntemidir. Anayasa yargısı işte bu zaruret sonucu ortaya çıkmıştır. Anayasamız, kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasaya şekil ve esas bakımlarından uygunluğunun denetlenmesi görevini Anayasa Mahkemesine vermiştir. Tabiî, Anayasa Mahkemesinin görevleri bunlardan ibaret değildir. Yüce Divan sıfatıyla bazı davalara bakmak, mahkemelerden gönderilen Anayasaya aykırılık iddialarını karara bağlamak ve parti kapatma davalarını sonuçlandırmak da Anayasa Mahkemesinin görevleri arasındadır.

Bir taraftan millet iradesini temsil eden Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Meclisin bu iradeye dayanarak çıkardığı yasalar, diğer taraftan hukuk devleti olmanın zorunlu bir sonucu olarak bu yasaların Anayasal denetime tabi tutulması; işte, bu ince nokta, Anayasa Mahkemesini hukuk ile siyaset arasında çok önemli bir noktada bulundurmaktadır; çünkü, anayasal denetim, hem hukuku hem siyaseti etkileyebilmektedir. Anayasa Mahkemesinin bu misyonu, Yüksek Mahkeme kararlarını çok önemli hale getirmektedir. Bu sebeple, Anayasa Mahkemesi kararlarının geleceğimize, küresel gücümüze, demokrasi kültürümüze ve sosyal barışa büyük etki yapacağı aşikârdır. Bu açıdan, Yüksek Mahkemenin kararlarına baktığımızda, Yüksek Mahkeme, olağan zamanlarda ve normal işleyişinde Yüksek Mahkemenin verdiği kararlar ve ürettiği çözümler, hukukumuza ve demokratik hayatımıza cidden önemli katkılar sağlamıştır. Ancak, Yüksek Mahkemenin büyük değişim ve dönüşüm projelerini ortaya koyan yasaların denetiminde, demokratik hukuk devletiyle çelişmeyen ve Anayasamızla da çatışmayan kararlar verdiğini her zaman söylemek de mümkün değildir. Türk Milleti, milletimiz, bu Yüksek Mahkememizden, gerektiğinde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine de emsal teşkil edebilecek örnek kararlar vermesini beklemektedir.

Değerli milletvekilleri, 1961 Anayasası, Türkiye Büyük Millet Meclisine, Anayasa Mahkemesine üye seçme hakkı tanımışken, 1982 Anayasasıyla, bu seçme hakkı Meclisin elinden alınmıştır. Yani, yasama organı devre dışı bırakılmıştır. Neden dersek; çünkü, 1982 Anayasası, bir ihtilal ürünü olarak siyasete ve yasama organına tepki şeklinde hazırlanmıştır. Dolayısıyla, 12 Eylül rejiminin seçilmiş iradeye, halkın iradesine duyduğu güvensizlik Anayasa Mahkemesi üyelerinin seçimine de damgasını vurmuş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi devre dışı bırakılmıştır.

Oysa, yasama organının Yüksek Mahkemeye üye seçmesi yargıyı siyasallaştırmaz; aksine, Yüksek Mahkemenin kararlarının meşruiyet katsayısını artırır; çünkü, Anayasa Mahkemesi ile yasama organı, aynı süreci ve aynı yetkiyi farklı motifte paylaşan, yani, özgür ve daha demokratik bir toplum yaratılmasına öncülük eden iki ikiz güçtür ve dünyada yasama organının Anayasa Mahkemesine üye seçmediği tek ülke Türkiye'dir. Almanya, Avusturya, Macaristan, Polonya ve Portekiz'de Anayasa Mahkemesi üyelerinin tamamını Meclisleri seçmektedir. Fransa ve İtalya'da Anayasa Mahkemesi üyelerinin üçte 2'si Meclis tarafından seçilmektedir. Türkiye'de her kurum ve her kuruluş, Anayasa Mahkemesi üyeleri dahil, tüm hukukçular, anayasa hukukçuları, yasama organının Yüksek Mahkemeye üye seçmesinde, sayı ve yöntem farklılıkları olmasına rağmen hemfikirdir. Bu nedenle, yasama organımızın, üye seçmek suretiyle, Anayasa Mahkemesinin teşkiline demokratik katkı sağlayacak anayasal düzenleme mutlaka yapılmalıdır.

Yasama erki ve halk iradesini temsil eden yüce bir kurum olarak Meclisin bu haktan yoksun bırakılması, millet iradesini de küçümsemek demektir.

Değerli milletvekilleri, Anayasa Mahkemesi 11 asıl, 4 yedek üyeden oluşmaktadır ve mahkemenin iş yükü her gün artmaktadır. Bu artan iş yükü altında Yüksek Mahkemenin karar verme süresi de uzamaktadır. Karar verse bile, gerekçeli karar hemen yazılıp yayımlanamamaktadır. Dava süresinin uzayıp gitmesi başka sorunları beraberinde getirmektedir.

Değerli milletvekilleri, antrparantez şunu ifade etmek istiyorum: Türkiye'de davaların sonuçlanması çoğu kez uzun süre almaktadır. Tabiî, bunun sebebi veya sorumlusu hâkimlerimiz değildir. Hâkimlerimiz ve adliye çalışanlarımız çok özverili çalışmaktadır. Sebep ne olursa olsun, davaların makul süre içerisinde sonuçlandırılmaması, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde yer alan adil yargılanma hakkının ihlali olarak kabul edilmekte ve zaman zaman ihlal kararları verilmektedir. Bu nedenle, Anayasa Mahkemesinin üye sayısı mutlaka artırılmalı, mesela 21 asıl üyeye çıkarılmalı ve mahkemede işlerin daha çabuk karara bağlanması için, 2 kurul halinde çalışmasına imkân sağlayacak yasal düzenlemeye gidilmelidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET SALİH ERDOĞAN (Devamla) - Değerli milletvekilleri, Anayasa Mahkemesinin, iş yükü, üye sayısı yanında, elbette başka sorunları da bulunmaktadır. AK Parti ve AK Parti Hükümeti olarak, fizikî yapılanmadan özlük hakkına kadar mahkemelerimizin önemli sorunlarını bilmekteyiz; bu sorunlar, pek çok kurumumuz için de geçerlidir. Adalet binalarımız yenilenmektedir, bazı illerimizde adalete yakışır hizmet binaları hizmete girmiştir. Bilgisayar ağıyla adliyelerimizin donatılması, hâkimlerimize dizüstü bilgisayar verilmesi ve ilk olarak Adalet Bakanlığı bütçesinin yüzde 1'lerin üzerine çıkarılması, bu bağlamda Anayasa Mahkemesi bütçesinin de, bu yıl, geçen yıla göre önemli miktarda artırılmış olması önemli gelişmelerdir.

Ben, bu duygu ve düşüncelerle, 2006 yılı bütçesinin, başta Anayasa Mahkememiz olmak üzere, tüm halkımıza hayırlı olması dileğiyle, hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Salih Erdoğan (AK Parti, Denizli). “2006 merkezi yönetim bütçe kan.tas.(tbmm,rtük,cumhurbaşkanlığı,sayıştay,anayasa mahkemesi)birinci tur”. TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim tutanağı, 15 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-salih-erdogan-22-2005-12-15-2006-merkezi-yonetim-butce-kan-tas-tbmm-rtuk-cumhurbaskanligi-sayista (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
