# Türkiye radyo ve televizyon kanununda değişiklik yapılması hakkında, (s.s.219)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Şandır (MHP, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim
- **Tarih:** 9 Mayıs 2008
- **Gündem:** TÜRKİYE RADYO VE TELEVİZYON KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA, (S.S.219)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-sandir-23-2008-05-09-turkiye-radyo-ve-televizyon-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda

> Mehmet Şandır (MHP), 9 Mayıs 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE RADYO VE TELEVİZYON KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA, (S.S.219)); konuşma 1.875 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına görüşmekte olduğumuz kanunun geneli üzerinde söz almış bulunmaktayım.

Öncelikle sözlerime başlarken bir hususa dikkatinizi çekmek istiyorum. Görüşmelerine başladığımız bu Kanun Tasarısı, Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumunun 11/11/1983 tarihinde kabul edilen Kuruluş Kanunu’nun değiştirilmesini amaçlamaktadır. Bu değişiklik yaklaşık yirmi beş yıl sonra gerçekleşmektedir. Ufak bazı değişiklikler ve Anayasa Mahkemesi iptallerini saymazsak çeyrek asırlık bir geç kalınışı, geç kalışı bugün burada sorgulayacağız.

Değerli milletvekilleri, radyo ve televizyon yayıncılığındaki devlet tekelinin ortadan kaldırılmasından bu yana on beş yıl oldu. 1982 Anayasa’sının 133’üncü maddesindeki değişiklik, 1993 tarihinde gerçekleştirilmiştir.

Günümüzde teknolojik gelişmeler, özellikle sayısal yayın teknolojisindeki ilerlemeler, ses ve görüntülerin çeşitli yollarla dağıtılmasını çok daha kolay hâle getirmiştir. Özel radyo ve televizyon yayıncılığı, kabloyla dağıtım, uydu platformu işletmeciliği, İnternet hizmetleri gibi faaliyetler telekomünikasyon, bilgisayar ve yayıncılık hizmetleriyle bir bütünleşme ve iç içe geçme süreci başlayalı da en az on yıl oldu. Hâlbuki Türkiye hâlâ Türkiye Radyo Televizyon Kurumunun şu anki idari yapılanması, radyo ve televizyon yayıncılığının devlet tekeliyle yürütülmesi esasına göre yönetilmeye çalışılmaktadır. Öncelikle Sayın Bakanımızın, Sayın Genel Kurulun, Sayın TRT yöneticilerinin dikkatini bu hususa çekmeye çalıştım. Ne kadar geç kaldığımızı ifade etmeye çalışıyorum.

TRT’nin bugünkü yapısı “Radyo ve televizyon yayıncılığında gerek ülkemizde ve gerekse uluslararası alanda yaşanan gelişmeler karşısında bugün için kamu yayıncılığı görevinin sağlıklı ve etkin bir şekilde yürütülmesinde yetersiz kalmıştır.” Bu sözler bu Kanun’un gerekçesinden alınmıştır.

57’nci Cumhuriyet Hükûmeti döneminde yürürlüğe giren uzun vadeli strateji ve Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda da “TRT’nin yeniden yapılandırılması ve sağlıklı bir mali yapıya kavuşturulması kapsamında gerekli hukuki düzenlemelerin yapılması gerekir.” diye bir karar maalesef alınmış olmasına rağmen, bugüne kadar hayata geçirilememiştir. Her hükûmet, her yeni yıl başında ilan ettiği programında da aynı hususu tekrarlayagelmiştir. AKP, Adalet ve Kalkınma Partisinin hükûmetleri de yine aynı anlamda sözler söylemişlerdir.

Bakınız, 2008 yılı programından bir cümle okuyayım size: “TRT’nin kamu hizmeti yayıncılığı kapsamındaki rolünün belirlenerek yeniden yapılandırılması ve sağlıklı bir mali yapıya kavuşturulması amacıyla 2954 sayılı Kanunda gerekli değişiklikler yapılacaktır. Yapılacak düzenlemelerde Kuruluşun Anayasal özerkliğini zedelemeyecek, ancak hesap verilebilirliği tesis edilecek bir yapının oluşturulmasına önem verilecektir.” denilmiştir.

Keza, Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulunun da hemen her raporunda aynı cümleler tekrarlanagelmiştir.

Bu raporlardan birçok alıntılar yapmak mümkün ama söylenen şey, demin yukarıda arz ettiğim, ifade ettiğim hususlardır.

Değerli milletvekilleri, Türkiye’yi -bir öz eleştiri yapılması gerekiyorsa- Türk milleti adına, altmış altı aydan bu yana, Adalet ve Kalkınma Partisi hükûmetleri tek başına yönetmektedir. Bu kadar zaruretlerin ifade edildiği bir konuda, kamu yayıncılığında, TRT gibi kamuya ait çok önemli misyonu olması gereken bir kurumun çalışmasında, yapılandırılmasında bu kadar zaruretlerin ifade edilmiş olmasına rağmen, bugüne kadar bir adım atılamamış olmasını burada bir suçlama olarak değil ama Türkiye'nin veya işte, ülkemizin içinde bulunduğu durumun ifadesi olarak dikkatlerinize ve takdirlerinize arz ediyorum.

Sayın milletvekilleri, bakınız, görüştüğümüz kanun tasarısının gerekçesinde Hükûmetimiz şöyle söylemektedir: “2954 sayılı Kanun, Kurumun teşkilat yapısında değişime kapalı, günümüz teknolojik gelişmeleri karşısında doğru, çabuk ve etkin karar alınmasını sağlayacak mekanizmaları oluşturmaya imkân vermeyen hükümler içermektedir. Hâlbuki yaşanan gelişmeler sonucu, diğer ülkelerdeki pek çok kamu yayın kuruluşu yapılarını çağın gereklerine uygun hâle getirmiştir. Türkiye Radyo-Televizyon Kurumunda da, Anayasa ile kendisine verilen kamusal görevin yerine getirilebilmesi için, kendisine yöneltilebilecek baskılardan uzak, yalnızca kamu yararını gözeten çağdaş bir yayıncılığı mümkün kılacak özerk ve esnek bir yapılanmaya gidilmesi kaçınılmaz hâle gelmiştir. TRT'nin idari yapısının günümüz çağdaş yayıncılık anlayışından uzak, karmaşık ve hantal olduğu, Kurumun gerçek ihtiyacı olan yayın personelinin yetersiz olmasına karşılık, yayıncılık vasfı bulunmayan personelin fazla olduğu gerçeği karşısında yeni ve çağdaş gelişmelerin gerektirdiği bir yapılanmaya gidilmesini sağlayacak kanun değişikliği kaçınılmaz ve ertelenemez hâle gelmiştir.”

Bu görüşmekte olduğumuz yasanın, yasa tasarısının gerekçesi bu cümlelerle özetlenmektedir.

Değerli milletvekilleri, şimdi, hep beraber, birlikte Sayın Hükûmetimize “günaydın” demek gerekmiyor mu?

Bakınız, TRT’nin misyonunu birlikte tartışalım. Bu küreselleşme olgusuna karşılık, yerel olanı, özel olanı, bize ait olanı yaşanır hâle getirmek, içselleştirmek, onu nesillere aktarmak, geliştirmek görevi, birçok kurumla beraber en yaygın etkileme aracı olmak hasebiyle TRT’nin misyonudur, Anayasa da zaten bu görevi vermiştir. Bu küreselleşme olgusunun ayak altında kalmak istemiyorsak, kendi kültürümüzün değerlerini nesillere aktarmak, diğer insanlara aktarmak, yaşanır kılmak, onu içselleştirmek çok etkili bir yayıncılıktan ve bu yayıncılığın çok etkili şekilde yönetilmesinden geçmektedir. Ama bugün, bu misyonla yükümlü olan TRT, 1983 yılında çıkarılan, bundan yirmi beş yıl önce çıkarılan bir yasayla yönetilmektedir.

Sayın Genel Müdürün bilgi notu olarak muhtemel sizlere de gönderdiği bir yazıda söylediği bir husus var: “260’ın üzerinde uzmanım var. Bunun yarıdan çoğu ilkokul ve ortaokul mezunudur.” TRT’de 7.016 istihdam var; bunun yarıdan çoğu yayıncı değil, idari personel.

Şimdi, böyle bir TRT yapılanmasıyla siz Anayasa’nın size yükümlediği veya çağın gerektirdiği, getirdiği sorumluluğu nasıl yapacaksınız? Nasıl başarmayı düşünüyorsunuz? Tekrar ediyorum: Zamanında ödenmeyen faturaların bedeli daha ağır olur. Şimdi, buradan, her hükûmete söylediğimiz, sormamız gereken ama öncelikle Sayın Adalet ve Kalkınma Partisi Hükûmetlerine sormamız gereken, sorgulamamız gereken bir husus: Bu geç kalmanın sebebi nedir? Niye? Bu maliyeti kim ödeyecek arkadaşlar?

Şimdi, bir başka sorgulamayı daha yapmak gerekiyor.

Değerli arkadaşlar, şimdi, kanunun gerekçesinde bir iki paragraf daha var, müsaade ederseniz, onu da okuyayım. Deniliyor ki: “Bu değişiklik sonrası yapılacak yeniden yapılanma çerçevesindeki teşkilat düzenlemesi ile yayıncılık vasfı bulunmayan personelin, ihtiyaç duyan kamu kurumlarına nakli sağlanarak yayın odaklı ve yayıncı personel ağırlıklı bir yapı oluşturulmaya çalışılacaktır.

Tasarı, bir yandan Devletin genel idari düzenine bağlı kalınarak, diğer yandan kamu radyo ve televizyon yayıncılığı hizmetinin niteliği gözönünde tutularak daha etkin ve dinamik bir teşkilat yapısı oluşturulmasına imkân verecek nitelikte düzenlenmiştir.”

Değerli Hükûmetimize, Sayın Bakanımıza, saygı duyduğum, ilmine, kimliğine, kişiliğine çok saygı duyduğum Değerli Hocama ve TRT’nin değerli yeni yöneticilerine sormak istiyorum: Bu söylediğiniz görevi bu üç maddelik kanunla mı yapacaksınız? Sayın Bakanım, yirmi beş yıl geç kaldıktan sonra Türkiye Büyük Millet Meclisinin önüne getirdiğiniz kanun üç maddelik kanun ve bu kanun, baştan sona, Plan ve Bütçe Komisyonunun alt komisyonunda baştan sona yenilenmiş ve yeniden yazılmıştır. Siz, TRT’nin misyonuna inanmıyor musunuz? Sizin bir Türkiye vizyonunuz, bu Türkiye vizyonuna bağlı bir TRT vizyonunuz yok mu?

Değerli milletvekilleri, ortak sorumluluğumuzun gereği söylüyorum. Bu millete karşı birlikte sorumluyuz. Birbirimizi alkışlayabiliriz, teşekkür edebiliriz ama bu millet bizden hizmet bekliyor. Bakın, TRT gibi bir kurum, kamu kurumu -yani bugün, ülkemizde bu özelliği taşıyan çok fazla kurum kalmadı- bugünü ve geleceği, gelecek nesilleri ilgilendiren görevleri olan TRT gibi bir kurumu, teknolojinin, teknolojideki gelişmelerin zorunluluğu ile, zorlaması ile yeniden yapılandırmayı bir gereklilik olarak önümüze koyduğumuzda, Hükûmet tarafından hazırlanan kanun tasarısı üç maddelik, değerli milletvekilleri. Neyi yeniden yapılandırıyorsunuz? Nasıl yeniden yapılandırıyorsunuz? Bir misyon ve bir vizyon belirlemesi yaptınız mı? Bu yapılanmada birçok daireyi kaldırıyorsunuz, yeni kurumlar oluşturuyorsunuz, yeni kadrolar ihdas ediyorsunuz, bazı kadroları kaldırıyorsunuz, yeni tanımlar getiriyorsunuz. Hangi misyon ve hangi vizyon hedeflemesine göre bunu yapıyorsunuz?

Dolayısıyla, ben bu kanunu alt komisyonda üzerinde çalışan komisyon üyesi milletvekili arkadaşımızla, diğer komisyon üyesi arkadaşlarımızla, grubumuz üyesi birçok milletvekiliyle uzun uzun tartıştım. Hatta bu konuyu, ilgili olduğu düşüncesiyle devlet yöneticileriyle de tartıştım “Ne yapılmak isteniyor? Niye böyle?” diye. İnceledim, dosyalar dolusu burada, birçok yerden de bilgiler aldım ama gördüğüm ve üzüldüğüm bir husus var ki: Sıradan bir kanun tasarısını görüşüyoruz, bu kadar geç kalmış olmanın sorumluluğu bence bu kanun tasarısına yeterince yansımamış.

Değerli milletvekilleri, tabii, bir soru sormak gerekiyor yani TRT’yi çağdaş bir yapıya, işte, Türk kültürünü, “biz” olan değerleri gelecek nesillere aktarabilecek ve bugün yaşanır hâle getirebilecek bir yapıya kavuşturmayı mı amaçlıyorsunuz yoksa başka bir amaç mı var? Bunu siz kendi kendinize sorun ve buradaki yetersizliği lütfen bir muhalefet sözcüsünün uyarısı olarak almayınız, millete karşı sorumluluğunuzun gereği olarak alınız.

Tabii, gerek 2954 sayılı Kanun’un gerekse Anayasa’mız gerekse çıkartılan yönetmelikler ve ilgili kanunların hepsinde ifade edilen temel hükümleri tekrarlamayı çok da gerekli görmüyorum. TRT millî olmalıdır. TRT bu milletin malıdır. TRT bu milletin değerlerini yaşatan, koruyan; farklı olmalıdır. TRT bir ticari kuruluş değil. TRT bir rating kuruluşu değil. TRT, belli konularda hassasiyeti olan, değer ölçüsü olan, emsal olan bir kuruluş olmalıdır. TRT –demin arz ettiğim gibi- kendi değerlerimizi gelecek nesillere aktaran bir kurum olmalıdır, böyle bir görevi olmalıdır. TRT, eğitim ve öğretim amaçlı olmalıdır, bunlara ağırlık vermelidir. TRT’nin toplumsal bir görevi var. Bu görev, hiçbir hesaba dayalı olmadan, bir sosyal maliyet olarak finanse edilmelidir ve TRT bu görevleri eksiksiz yapmalıdır. TRT’nin mazereti yok. TRT’yi yönetenlerin hiçbir mazereti yok. TRT’den sorumlu olan siyasi iktidarın hiçbir mazereti yok. İki yıl gibi uzun bir süre vekâleten yönetilmesini kabul etmemiz mümkün değil. TRT, çok stratejik değerde bir kurumumuzdur; bir toplum malıdır, bir kamu alanıdır.

Değerli milletvekilleri, tabii, yeniden yapılanma konusunda, gerçekten -deminki sorduğum soruyu tekrar ederek soruyorum- misyon belirlemesi yaptınız mı? Bu misyona uygun bir vizyon belirlemesi yaptınız mı ki buna uygun bir yapılanma şeması çıkarttınız mı? Bu, tasarıda bu gözükmüyor.

Bir başka şey, bu kapsamda, bir başka şey söylemek gerekiyor. Çağdaş kurumların veya böyle güçlü olması amaçlanan kurumların vazgeçmediği iki tane -başkaları da olabilir ama bana göre iki tane- temel öğesi, unsuru olmalıdır. Biri ARGE, biri de çalışmaların koordinasyonu. Şimdi bu yeni yapılanmada, koordinasyonu kaldırıyorsunuz, ARGE’nin de hiç adı geçmiyor; bir yerlerde varsa, Sayın Bakanımız, milletimize ve bizlere bilgi versin.

Bakınız, TRT’nin misyonu olarak ifade ettiğimiz, kendi kültür değerlerimizi gelecek nesillere taşımak, diğer insanların hizmetine sunmak, onu geliştirmek, yaşanır kılmak, içselleştirmek görevlerini yapacak en önemli argüman sanatçılarımızdır; en önemli eleman, imkân, sanatçılarımızdır, sanattır. TRT’yi sanatçılardan arındırırsanız, sanattan arındırırsanız ne yapacaksınız orada, neyi yapacaksınız? Sanatçıları başka kurumlara gönderiyorsunuz. Bunun gerekçesi bu kanunda yeterince anlatılmamış. Hangi gerekçeyle TRT’nin bilinen o büyük sanatçıları; bir gelenek olmuş, bir klasik olmuş o sanatçı, TRT sanatçısı… Okul olmuş, örnek olmuş bu sanatçıları niye böyle ilgisiz kurumlara gönderiyorsunuz, neden?

Bir başka şey: TRT’nin özerkliği ve tarafsızlığı kamu kuruluşu olması açısından vazgeçilmez, olmazsa olmaz şarttır, bir anayasal zorunluluktur. TRT’nin tarafsızlığını ve özerkliğini gölgeleyecek bu yeni yapılanmada siyasetin gölgesini nasıl sınırlayacaksınız? Genel müdürü siyaset atayacak. Genel müdür yardımcılarını da siyaset atayacak, genel müdür ve 2 sayın genel müdür yardımcısı yönetim kurulu üyesi olacak. Özerkliği ve tarafsızlığı nasıl koruyacaksınız? Hangi siyaset? Hangi siyaset olursa olsun. Kanunlar üç günlük, beş günlük değil. Yirmi beş yıl sonra değiştiriyoruz. Dolayısıyla, TRT’nin kamu kurumu olması, kamuya ait olması açısından, millete ait olması açısından bir teminat olan tarafsızlık ve özerklik ilkesini gölgeleyecek bir yapılanma bence çok yanlış olmuştur, buna gerek de yoktur. Üst kurullar oluşturduk, RTÜK seçsin, RTÜK üyelerini nasıl bu Meclis seçiyorsa. Uluslararası düzlemde incelediğiniz takdirde kamu yayıncılığının yönetimini halk seçiyor. Halkın temsilcileri oluyor o yönetimde. Niye korkuyoruz halkımızdan veya işte Türkiye Büyük Millet Meclisinden? Dolayısıyla bunu da doğru bulmuyorum.

Bir başka şey: TRT, hizmetlerini, görevlerini yaparken daha çok hizmet alımına dayalı bir yapılanma getiriyor. Hükûmetimizin, siyasetin tüccar siyaset anlayışı birçok noktada geçerli olabilir ama TRT’de olmamalı. TRT’yi özelleştiriyor muyuz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Şandır, devam edin.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Tekrar soruyorum: TRT’yi özelleştirmek gibi bir amaç mı var? Neden bu kadar hizmet alımına dayalı bir gayretin içerisindeyiz.

Sayın Bakanım, bir şeyi yaparken bir şeyi yıkmak bence çok doğru değil. Ee TRT’de yıllardır emek vermiş, çile çekmiş ve iyi olacak umuduyla bugünleri bekleyen kadrolar var, işçi sayılmayan “geçici personel” dediğiniz. Şimdi bunları bir yere atıyorsunuz veya bunlara niye bir atıfet olarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi de aynı şeyi yaptı… Bu 4/C personeli ve TRT’deki andığım bu personeli niye dışlıyoruz, niye mağdur ediyoruz? Şu düzenlemeyi yaparken bir maddeyle, bir geçici maddeyle, emek veren bu insanların hakkını teslim etmek gerekli değil mi?

Son söz olarak şunu söylüyorum: Bu kanun olması gereken şekilde hazırlanmamıştır ve amaçlanan…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – … faydayı da hasıl etmeyecek gibi bir endişeye sahibim.

İyi olacağı, hayırlı olacağı temennisiyle hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Şandır (MHP, Mersin). “Türkiye radyo ve televizyon kanununda değişiklik yapılması hakkında, (s.s.219)”. TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim tutanağı, 9 Mayıs 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-sandir-23-2008-05-09-turkiye-radyo-ve-televizyon-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
