# Türkiye radyo ve televizyon kanununda değişiklik yapılması hakkında, (s.s.219)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Şandır (MHP, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 115. Birleşim
- **Tarih:** 10 Haziran 2008
- **Gündem:** TÜRKİYE RADYO VE TELEVİZYON KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA, (S.S.219)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-sandir-23-2008-06-10-turkiye-radyo-ve-televizyon-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda

> Mehmet Şandır (MHP), 10 Haziran 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 115. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE RADYO VE TELEVİZYON KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA, (S.S.219)); konuşma 808 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Türkiye Radyo ve Televizyon Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın sonuna geldik. Gerçekten yirmi beş yıl gecikmeyle, Türkiye için, Türk milletinin geleceği açısından çok önemli bir kurumun işleviyle, fonksiyonuyla, görevlerini yerine getirmesiyle ilgili yapılması gereken düzenlemelerin bu kadar gecikilmiş olması tüm ülkeyi yöneten siyasi iktidarlar açısından bir handikap olsa gerek. Zaman değişti, devir değişti, teknik değişti, dünya dengeleri değişti. Dolayısıyla, Türk milletinin kültür değerlerini gelecek nesillere aktarabileceği en önemli kamu kurumu olarak -diğer özel televizyonlara böyle bir sorumluluk yüklemeye hakkımız yok ama- Türk milleti adına görev yapan TRT’nin, Türk kültürünün değerlerini, kendin olmak, kendimize ait değerlerimizi yaşatmak konusunda vazgeçilmez, önemli, stratejik değerde görevi olan TRT’nin kanununun bu kadar uzun süre hiç dokunulmadan devam ettirilmiş olması gerçekten Türkiye’de siyasetin, yönetimin zaafının en çarpıcı örneklerinden biridir.

Şimdi, siyasi iktidar olarak beş yıl sonra, gerekçesi kendine ait, bu Kanun’da bazı değişiklikleri düşünmüş ve Türkiye Büyük Millet Meclisine bir kanun tasarısı olarak sunmuş. Ama ne yazık ki incelediğimizde gördüğümüz hadise şudur: Bu konuda yapılan değişiklikler ne çağı anlamak ne çağın getirdiği yeni misyonu kavramaktan çok uzaktır. Üç maddelik bir kanun olarak gelmiştir. Sonra komisyonda, alt komisyonda tüm milletvekillerinin, tüm gruplara ait milletvekillerinin gayretiyle bu kanun bir şekle getirilmiştir.

Bize göre TRT’nin misyonunu tanımlamakta bu kanun yeterli değildir. Türkiye’nin gelecek öngörüsünü yani vizyonunu tanımakta bu kanun yeterli değildir. Yayın ilkelerine hiç dokunulmamış. Dolayısıyla, TRT, devletin herhangi bir kurumu gibi, atamaların nasıl yapılacağını, yönetimin nasıl yapılacağını belirleyecek değişikliklerle çağa ayak uyduracak bir kurum değildir. Bu sebeple, biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak, bu kanunun yeterli olmadığını, bu kanunun hazırlanmasında, hazırlayanların meselenin önemini müdrik olmadıklarını düşünüyoruz. TRT yönetimini ve TRT’den sorumlu Sayın Bakanı bu konuyu yeniden düşünmeye…

Yeni bir yüzyılın başındayız, yeni bir binyılın başındayız. Küreselleşme denen bir olgu hayatın her alanını kuşatmış bulunuyor. Değerli milletvekilleri, şuradan 1 kilometre ileride Tunalı Hilmi Caddesi’ne gidiniz, iş yerlerinin levhalarını sayınız, kaç tane Türkçe kelimeye rastlayacaksınız? Bu kürselleşme olgusu eğer bir realite, bir gerçekse buna karşı kendimizi koruyabilmenin, buna bir yerel katkı olarak kendi değerlerimizi kabul ettirebilmenin yolu, kendimizden vazgeçmek, her şeyden önemlisi Türkçemizden vazgeçmek olmamalıdır. E, Türkçeyi nasıl yaşatacağız, nasıl koruyacağız?

Tekrar ediyorum: Bu kanun tasarısını hazırlayan yönetimin, TRT’nin misyonunun ve Türkiye’nin gelecek vizyonunun idrakinde olmadığı kanaatindeyim. Bir fırsat kaçırılmaktadır. Bu kanun çok daha kapsamlı, çok daha anlamlı, kucaklayıcı bir şekilde hazırlanmalıydı.

Değerli milletvekilleri, biz, alt Komisyonda ve komisyonda bu kanuna çok ciddi katkılar vermeye çalıştık. Bazı yanlış ve eksik gördüğümüz hususları da burada iktidar partisinin grubuyla anlaşarak, bazı değişiklik önergeleri vererek düzeltmeye çalıştık. Bazı adaletsizlikler vardı, düzeltmeye çalıştık. Bu noktada “Uygundur, katılıyoruz.” diyerek meseleye destek veren Sayın Bakana, Sayın Komisyona teşekkür etmiştim daha önce. Ancak bir yanlışı da ifade etmemiz lazım: Bakınız, 6’ncı maddede bir önerge verildi. Bu önergenin altında imzası olan arkadaşlarımızın hassasiyetine saygı duyuyorum, tepkilerine de saygı duyuyorum ancak hangi gerekçe ile Türkçenin dışında bir başka lehçeyi, dili TRT’nin resmî yayınlarına yerleştiriyorsunuz?

Değerli arkadaşlar, bir millet yaratmanın metotları bellidir, çok evrenseldir. Emperyalizm dediğimiz hadise, kimlikleri, farklılıkları kimlikleştirerek, kimlikleri resmîleştirerek milletleri, toplulukları milletleştirir ve milletleri parçalar. Bütün Afrika’yı böyle parçaladılar, bütün Osmanlı coğrafyasını böyle parçaladılar. Bu coğrafyada yaşayan herkes bizim kardeşimizdir. Kimse kimseden rahatsız değildir. Herkes keyfine nasıl geliyorsa öyle türkü söylesin, öyle konuşsun. Hangi hakla, halkımızın bir kısmını bir başka kimlikle tanımak, onları ayrıştırma hakkına sahiptir…

Değerli arkadaşlar, Türkçe dışındaki dillerde sürekli yayın yapılması, bu yayının eğitime taşınması bu ülkeyi parçalayacak, iyi niyetli, cehenneme giden taşlardır. Lütfen, tekrar düşünün. Kimse kimseden rahatsız değil. İsteyen Kürtçe konuşuyor, isteyen Arapça konuşuyor, isteyen ana dili neyse, lehçesi neyse onunla konuşuyor. Niye gerekli görüyorsunuz bu milleti Kürt, Türk, Arap, Laz, Çerkez diye ayırmaya? Bu Anayasa’nın üzerine yemin ettik. Bu Anayasa’nın neresinde “Kürt vatandaşlarım” yazıyor? Neresinde “Kürt milletvekillerim” diye bir ifade var?

Değerli dostlar, yanlış yapıyorsunuz. Yanlış yapıyorsunuz. Böyle yaparak ne Avrupa Birliği üyesi olabiliriz ne bu küreselleşme denen hadiseye entegre olabiliriz. Kendi onurumuzla…

Bakınız değerli milletvekilleri, burada, Türkiye Büyük Millet Meclisinin egemenliğine saldırıya hep birlikte tepki gösteriyoruz. Burada, millet adına yasama görevimizin cumhuriyetimizin temel niteliklerini değiştirmeyi amaçlayan bir eylem olarak değerlendirilmesine hep beraber karşı çıkıyoruz ama eğer siz bu milletin egemenliğine sahip çıkmazsanız, bu milleti farklılıklarına dayalı ayrıştırmayı bir politika olarak getirip milletin önüne “hukuk” diye koyarsanız yanlış yapmış olursunuz. Yanlış yaptılar, koca bir coğrafyayı paramparça parçalayıp devleti yıktılar.

Değerli dostlar, birbirimizle farklılıklarımız olabilir, politikalarımız ayrı olabilir ama inanınız ki ortak paydamız, bizi burada var eden sebep bu milletin kimliğine, egemenliğine, bu devletin bağımsızlığına ve bu Anayasa’ya sahip çıkmaktır.

Şimdi, Sayın Dışişleri Bakanının bir beyanı var, diyor ki: “Eğer devlet kanalında Kürtçe yayın yaparsanız bu ikinci bir resmî dil olur.” Bunu sayın iktidarın Dışişleri Bakanı söylüyor. Ee, ne değişti de şimdi sayın iktidarın milletvekillerinin imzasıyla verilen önergeyle kanunun 6’ncı maddesinde TRT’nin bir kanalının yirmi dört saat boyunca bir lehçede yayın yapmasını kabul ettiniz? Elinizi vicdanınıza koyun, millet huzurundaki sorumluluğunuzun idrakinde bu hususu yeniden dikkate alınız. Bu, doğru olmamıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Şandır (MHP, Mersin). “Türkiye radyo ve televizyon kanununda değişiklik yapılması hakkında, (s.s.219)”. TBMM Genel Kurulu, 115. Birleşim tutanağı, 10 Haziran 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-sandir-23-2008-06-10-turkiye-radyo-ve-televizyon-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
