# Kahramanmaraş mv.veysi kaynak ve antalya mv.mevlüt çavuşoğlu'nun; çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi; antalya mv.sadık badak ve 5 milletvekilinin; kadastro kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifi; antalya mv.osman kaptan ve 4 milletvekilinin; türk ceza yasasında değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s.:272)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Şandır (MHP, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 62. Birleşim
- **Tarih:** 25 Şubat 2009
- **Gündem:** KAHRAMANMARAŞ MV.VEYSİ KAYNAK VE ANTALYA MV.MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU'NUN; ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ; ANTALYA MV.SADIK BADAK VE 5 MİLLETVEKİLİNİN; KADASTRO KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ; ANTALYA MV.OSMAN KAPTAN VE 4 MİLLETVEKİLİNİN; TÜRK CEZA YASASINDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ (S.S.:272)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-sandir-23-2009-02-25-kahramanmaras-mv-veysi-kaynak-ve-antalya-mv-mevlut-cavusoglu-nun-cesi

> Mehmet Şandır (MHP), 25 Şubat 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 62. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAHRAMANMARAŞ MV.VEYSİ KAYNAK VE ANTALYA MV.MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU'NUN; ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ; ANTALYA MV.SADIK BADAK VE 5 MİLLETVEKİLİNİN; KADASTRO KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ; ANTALYA MV.OSMAN KAPTAN VE 4 MİLLETVEKİLİNİN; TÜRK CEZA YASASINDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ (S.S.:272)); konuşma 1.015 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Genel Kurulumuz, Meclisimiz, problem çözen bir kanunun sonuna gelmiş bulunuyor. Gerçekten, özellikle Antalya milletvekillerimizin Antalya ve ilçelerinde yaşanan iki temel soruna çözüm üretmek için ortaya koydukları bir kanun teklifi -üç tane kanun teklifi birleştirilerek- bugün kanunlaştırılıyor.

Tabii ki sorunları önemsemek gerekiyor. Sorunların genel oluşu, özel oluşu fark eder belki ama sonuç itibarıyla bizim ülkemizin ve bu ülkede yaşayan insanların sorunu bizim sorunumuz olmalıdır ve biz bunu ciddiye almalıyız. Çözümü de birlikte üretmemiz lazım. Burada iktidar partisi milletvekilleri ile muhalefet partilerinin milletvekillerinin, kaldı ki bizim partimiz Milliyetçi Hareket Partisinden bir sayın milletvekilimiz, Sayın Hüseyin Yıldız’ın da imzasıyla bu soruna çözüm üretiliyor. Dolayısıyla, bu kanunu ben de önemsiyorum, doğru buluyorum ve kanunlaşması da birazdan gerçekleşecek.

Değerli milletvekilleri, zannediyorum bir konuyu müzakere ederken müzakere edenler bir ortak zemin oluşturmak mecburiyetindeler. Türkiye Büyük Millet Meclisinde müzakere zemini hukuk olmalıdır, hukukun bağlayıcılığı ve üstünlüğü olmalıdır. Biz burada sorun çözerken mutlaka hukukun içinde kalarak ve oluşturduğumuz hukukun bir bölgenin sorununu çözerken, bugünün sorununu çözerken geleceğe birtakım sorunlar da taşımaması gerektiğine özen göstermemiz gerekiyor.

Evet, bu kanun turizmcilerin bugün şu -2005 yılından bu yana zannediyorum- yaşadıkları sorunun, bu kanun özellikle orman içi ve kenarında yaşayan vatandaşlarımızın orman idaresiyle, Hazineyle yıllara ulaşan, bir türlü bitmeyen ve hiçbir haklılığı olmayan sorunlarının çözümü için önemli katkı veriyor ama değerli milletvekilleri, hukuk bilgisinden emin olduğum, devlete, hukuk nizamına bağlılığından asla endişemin ve şüphemin olmadığı Sayın Adalet Komisyonu Başkanı ve Sayın Bakanın dikkatine bir şey sunmak istiyorum. Öncelikle şahsi olarak da bir kanaatimi ifade etmek istiyorum: Tabii ki müesses nizam önemli, devlet nizamı, hukuk nizamı önemli ama tüm bu önemlilikler insan için. İnsanı yok sayan, insanın mutluluğunu merkezine almayan hiçbir hukuk, hiçbir nizam, sistem, düzen doğru değildir. Bizim sistemimizde, maalesef, hukuk nizamımızda, devlet nizamımızda insan merkezli olmayan, tereddüde ve korkuya dayalı, şüpheye dayalı bir yapılanma var. Kanunlarımıza bakınız, sürekli olarak bir endişeye tedbir geliştiren nizam getiriyoruz, hukuk kuruyoruz.

Bu kanunla çözdüğümüzü zannettiğimiz sorun, gerçekten bir insan sorunu. İnsanın hukukuna, mülkiyet hakkına itibar etmeyen, onu dikkate almayan mevcut hukukumuzda öyle hükümler var ki devlet “Kuralı ben koyarım, koyduğum bu kurala herkes uymak mecburiyetindedir.” kolaycılığına, güç kullanımına dayalı olarak vatandaşı için ortaya koyduğu kuralın kendisi için geçerli olamayacağını iddia ediyor. Bu ne hukuk mantığıyla ne adalet duygusuyla asla bağdaşmaz. Dolayısıyla, sorunu çözeceğine inandığımız bu kanunla özellikle orman içi ve kenarında yaşayan vatandaşlarımızın yıllarca süren davalarına bir çözüm üretilmeye çalışılıyor ama bu soruna, bu çözüme ulaşılırken endişe ederim ki, korkarım ki kamuya ait çok büyük miktarda arazilerin, değerli arazilerin yağmasına da yol açmış olacağız. Bu endişem de var.

Şimdi, bu teklifi hazırlayan değerli arkadaşım karşımda. Ben bu tutanakları bütünüyle okudum. Komisyonda zannediyorum on saate yakın bir görüşme yapılmış. Burada yargının hemen her biriminden yani Yargıtaydan, Danıştaydan, diğer yerlerden, Adalet Bakanlığı Genel Müdürlüklerinden elemanlar çağrılmış ve sorulmuş. Değerli Bakanım, Değerli Komisyon Başkanı ve kanun teklifi’nin değerli sahiplerine soruyorum: Ben bu tutanakları okudum. Bu tutanaklarda Yargıtay 20. Dairesi Başkanının ortaya koyduğu Anayasa’ya aykırılık gerekçelerine cevap verememişsiniz. Bizim milletvekillerimizin, Milliyetçi Hareket Partisi Komisyon üyesi arkadaşlarımın ve Cumhuriyet Halk Partisi Adalet Komisyonu üyesi arkadaşlarımızın ısrarla bu kanunun bir alt Komisyona gönderilmesi, orada detaylı incelenmesi talepleri maalesef reddedilmiş ama çok net söylüyorum: Türkiye hukuk devleti ise yasamanın yargıyı yok saymak gibi bir lüksü yok, hakkı yok. Yargıtay 20. Dairesi, özellikle ormanla ihtilafı olan mülkiyet konularında tek yetkili, en üst makam. Yargıtay 20. Dairesi Sayın Başkanının bu kanunun Anayasa’ya aykırılık gerekçelerine ve kanunla ilgili, bu uygulamayla ilgili gerek Anayasa Mahkemesinin gerek Yargıtayın gerekse Danıştayın gerekse de Hukuk Daireler Kurulunun verdiği birçok kararı isimleriyle ifade ederek böyle bir uygulamanın Anayasa’ya aykırı olduğunu, hukuka aykırı olduğunu ve bunun Türkiye’nin mülkiyet nizamını çok ciddi sıkıntıya sokacağını, gelecek nesilleri sıkıntıya sokacağını, mülkiyet nizamını çökerteceğini ifade eden çok ciddi, çok ağır beyanları var. Sayın Komisyon Başkanı Daire Başkanına imkân tanımış, uzun uzun da konuşturmuş ama verilen cevaplar, gerek Sayın Veysi Kaynak’ın gerekse Adalet Bakanının verdiği cevaplar tatmin edici değil arkadaşlar. Eğer biz bir hukuk kurmaya çalışıyorsak, bu hukuk devletin müesses nizamını sıkıntıya sokmamalı. Yasamayla yargı birbirine rağmen olmak durumunda değil. Evet, yasama her şeyin üzerinde, buradan çıkan kanunları yargı uygulamak mecburiyetinde ve -bir başka kanaatimi de ifade ettim- herkes yetkisini ve ödevini insanın faydasına kullanmalı, ona göre yapmalı, insanın huzuru ve mutluluğu için bu yetkiyi kullanmalı, insan merkezli tanzim etmeliyiz. Eyvallah, buna bir şey demiyorum ama birini yaparken diğerini bozmak bence yanlış olur.

Değerli dostlar, bizim grubumuz adına konuşan Sayın Genel Başkan Yardımcımızın, Metin Çobanoğlu’nun ifadesiyle söylüyorum: Bu bir hazine malı yağmasına sebep teşkil etmemeli. Cumhuriyet Halk Partisi sözcüsünün soruları var: “Acaba bu kanun, işte, turizmcilerin sorunlarını çözerken, orman içi ve kenarı köylülerinin idareyle olan ihtilaflarını çözerken acaba Boğaz’da, İstanbul’da, İstanbul Boğazı’nda büyük rant alanlarının yıllarca süren mahkemelerine de çözüm getiriyor mu?” Şimdi, bizim Karaman Milletvekili arkadaşımız sordu: “Kesinleşmiş mahkemelere, mahkeme kararlarına ne çözüm üreteceksiniz?” Kanunda cevap yok. İki insan, birinin mahkemesi bitmiş, birininki bitmemiş. Ne yapacaksınız? Anayasa’nın eşitlik ilkesi veya adalet duygusunu nasıl tesis edeceksiniz Sayın Bakanım? Bir başka şey daha söylüyorum: Diyorsunuz ki geçici 10’uncu maddede… Yani devam eden mahkemeleri de bağlayıcı bir hüküm getiriyorsunuz. O zaman bu mahkemeler size sormayacak mı, yani “Hangi gün neyi değiştireceksiniz? Biz hangi hukuka göre karar vereceğiz, yargılama yapacağız?” diye sormayacak mı? Yargının, hukukun sürekliliği konusu bir mecburiyet değil mi?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Şandır, devam edin.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Değerli milletvekilleri, gerçekten önemli bir kanun çıkartıyoruz. Bir sorun çözülüyor ve bu sorunun çözümü… Ben orman yüksek mühendisi olarak söylüyorum: Orman içerisinde yaşayan 7-8 milyon vatandaşımızın yüzde 90’ı ormanla, orman idaresiyle ihtilaflıdır. Binlerce, yüz binlerce dava, babadan, dededen devam eden davalar… Yani orman idaresi… O dağlara, taşlara mahkûm ettiğimiz o insanları yaşadıkları mekânla problemli hâle, davalı hâle getiren bir hukukumuz var. Bunun çözülmesi lazım. Bunun çözülmesi için de bir bütünlük içerisinde…

Değerli milletvekilleri, eğer incelersek şu söz doğru olur: Türkiye'nin iki temel sorunu var, genetikleşen, yıllarca devam eden iki temel sorunu var: Biri mülkiyet sorunu, biri personel sorunu. Her iki konudaki sistemimiz, maalesef, çözüm üreten, adaleti geliştiren değil, problemi derinleştiren bir yapıdadır. Dolayısıyla, bugün bir problemi çözmek için çıkarttığımız kanunun, inanınız ki birçok problemi de beraberinde…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Şandır (MHP, Mersin). “Kahramanmaraş mv.veysi kaynak ve antalya mv.mevlüt çavuşoğlu'nun; çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi; antalya mv.sadık badak ve 5 milletvekilinin; kadastro kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifi; antalya mv.osman kaptan ve 4 milletvekilinin; türk ceza yasasında değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s.:272)”. TBMM Genel Kurulu, 62. Birleşim tutanağı, 25 Şubat 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-sandir-23-2009-02-25-kahramanmaras-mv-veysi-kaynak-ve-antalya-mv-mevlut-cavusoglu-nun-cesi (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
