# İçtüzüğün 19 uncu maddesine göre grup önerileri hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Şandır (MHP, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 16. Birleşim
- **Tarih:** 11 Kasım 2009
- **Gündem:** İÇTÜZÜĞÜN 19 UNCU MADDESİNE GÖRE GRUP ÖNERİLERİ HAKKINDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-sandir-23-2009-11-11-ictuzugun-19-uncu-maddesine-gore-grup-onerileri-hakkinda

> Mehmet Şandır (MHP), 11 Kasım 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 16. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İÇTÜZÜĞÜN 19 UNCU MADDESİNE GÖRE GRUP ÖNERİLERİ HAKKINDA); konuşma 796 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Meclisimizin, Genel Kurulumuzun gündemini belirlemek üzere bir anlamda usul hâline gelen bir işlemi bugün de görüşmeye başladık. Meclis gündeminin belirlenmesi için gruplar kendi aralarında anlaşamadıkları için farklı konularda grup önerileri getirip burada Genel Kurulun oyuna sunuyorlar. Biz, ilk günden -tekrar ifade etmekte fayda görüyorum- Meclisin, Genel Kurulun, komisyonların gündemini belirleme takdiri her ne kadar iktidar partisi grubuna aitse de, Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz insan merkezli, insanlarımızın ve toplum kesimlerinin öncelikli sorunlarının Meclis gündemine alınması, araştırılması, konuşulması, tartışılmasında fayda görüyoruz. Bu sebeple, her gün, gündemle de paralellik taşıyarak önemli gördüğümüz bir konuda grup üyesi arkadaşlarımızın vermiş olduğu araştırma önergelerinin gündeme alınmasını buraya getiriyoruz ve sizlerin takdirine sunuyoruz.

Değerli milletvekilleri, dün yaşanan hadiseleri, zannediyorum hep birlikte düşündük ve bunun hiç faydalı ve güzel olmadığı noktasında bir kanaat oluşturduk ümidindeyim. Türkiye’nin gerçekten önemli sorunları var, halkımızın gerçekten ertelenemez, ötelenemez meseleleri var, konuşulması, çözüm üretilmesi gereken. Ama bunları çözmekle sorumlu olan siyasi iktidar -sebebi kendine ait, takdiri de kendine ait, bir şey söylemiyoruz ama- “inadım inat” diyerek bir konuda Mecliste, Türkiye’de genel gündemden, bir gerginlikten fayda umuyor. Bütün ısrarlarımıza rağmen, ben kendimden biliyorum, Sayın Meclis Başkanı şahittir, grup başkan vekili arkadaşlarımız şahittir, dün yaşanacak gerginliği öngörerek bazı tedbirlerin alınmasını ısrarla istedik ama arkadaşlarımız bunu önemsemediler ve dün yaşanan, Türkiye’ye yakışmaz, bu Meclise yakışmaz olumsuzlukları beraber yaşadık. Buna hakkımızın olmadığı kanaatindeyim. Buna milletimizin müstahak olmadığı, buna mecbur olmadığı kanaatindeyim. Meclisin çalışma gündeminin birlikte tanzim edilmesi bir teamülken siyasi iktidar “ben böyle düşünüyorum, benim söylediğim doğrudur ve bu benim hakkımdır” dayatmasıyla maalesef Genel Kurulu, Meclis çalışmalarını kilitlemiş bulunuyor. Bir temel kanun olan Borçlar Kanunu, Türk Borçlar Kanunu, ona bağlı olarak Türk Ticaret Kanunu, iş hayatını, sosyal hayatı çok yakından ilgilendiren bu temel kanunların görüşülüp kanunlaşması, uygulamaya geçmesinin önünü iktidar partisinin, iktidar grubunun bu uzlaşmaz, anlaşmaz tavrı engellemektedir. 2.500 maddelik 3 tane temel kanun bu Meclisin kararını beklemektedir. Ama ne hikmetse iktidar partisi bir yandan şikâyet ediyor, bir yandan da kendisine uzatılan uzlaşma, birlikte çalışma taleplerini ustalıkla reddediyor, provoke ediyor.

Değerli milletvekilleri, bizim bugün getirdiğimiz araştırma önergesi, gündeme alınmasını, Meclisimizin araştırmasını istediğimiz konu iktidar partisinin oluşturduğu gündemle paralel bir gündem. Şehitlerimizin, gazilerimizin sorunlarının araştırılması, içinde bulundukları durumun tespiti ve bunları iyileştirici, bu sorunları çözücü tedbirlerin alınması için Meclis olarak bir araştırma yapılmasını, bu araştırmaya dayalı da birtakım tedbirlerin alınmasını istiyoruz. Kürt açılımını konuşurken, bu yönde Türkiye’yi kilitlerken, gazilerimizin, şehit yakınlarımızın birikmiş sorunlarını konuşmamak haksızlık olur. Bunu konuşalım, bununla ilgili Meclisimiz bir araştırma komisyonu kursun, ne tedbirler alınabilinir, hangi sorunlar var, bunları birlikte tespit edelim arzusundayız.

Bakın, verdiğimiz araştırma önergesinde biz hem tespit ve öneri olarak tekliflerimizi de ifade ediyoruz. Çok sayıda sivil toplum kuruluşunun yönetmeye çalıştığı veya duyurmaya çalıştığı şehit ve gazilerimizin sorunları maalesef devletimizin, onun gücünü kullanan Hükûmetin çok ilgi alanına girmiyor. Yaşanan olumsuzlukları söylemek istemiyorum. Bir yandan üniformalarıyla, zafer kazanmış edasıyla Türkiye’ye, Türk milletine meydan okuyan teröristlere gösterilen müsamaha şehit yakınlarına gösterilmiyor. Yani olumsuzlukları beraber seyrettik sayın milletvekilim. Televizyonları birlikte seyrediyoruz. Meclise sokulmayan şehit yakınlarının, gazilerin o görüntüsü hepimizin yüreğini yaralamıştır.

Değerli milletvekilleri, birlikte düşünmek, birlikte çözüm üretmenin yollarını bulmak mecburiyetindeyiz. Siyasi iktidarın, başta Sayın Başbakan olmak üzere “Kürt açılımı” diye başlayarak, bunu “Demokratikleşme”, bunu “Millî Birlik ve Kardeşlik Projesi” diye güzelleştirmenin çok fazla bir anlamı yok yani orada da samimiyete davet ediyorum. Buraya getirdiğiniz ve konuştuğunuz, arkasında durmaya çalıştığınız konu Kürt açılımı mı? Yoksa “Demokratikleşme paketi” veya “Millî Birlik ve Kardeşlik Projesi” olarak kimi kandırıyorsunuz?

Sayın Başbakan bir yurt dışı seferine çıkarken havaalanında adına “Kürt açılımı” denen ve “Benim Diyarbakır’da ifade ettiğim Kürt kimliğini tanıyorum. Bu kimlikten kaynaklanan sorunları siyaset üreterek çözeceğim.” sözüne dayandırdığı Kürt açılımı meselesi maalesef ülkemizde çok ciddi bir ayrışmaya sebep oldu.

Ne getireceğiniz belli değil. Dün Sayın İçişleri Bakanını burada dinledik, temenniden başka ne söyledi? Bildiğimizden başka ne söyledi? Hükûmetsiniz, zaten görevinizi yapacaksınız; devletsiniz, zaten görevinizi yapacaksınız. Şimdi yeni neyi yapmayı düşündüğünüzü niye bir türlü söyleyemiyorsunuz? Yok çünkü. Eğer söylemeye kalkarsanız, söyleyecekleriniz İmralı canisinin talepleridir, PKK’nın talepleridir. Başka ne söyleyeceksiniz?

Değerli arkadaşlar, gerçekler eğer konuşulacaksa burada konuşulacak. Bu olay 15 Ağustos 1984’te PKK’nın Eruh, Şemdinli baskınıyla, devlete isyanıyla başlamadı mı? O günkü taleplerinden hiç vazgeçmişlikleri var mı? Geri adım attılar mı?

Kan dursun, gözyaşı dinsin… Diniyor mu? Bu kanı kim akıtıyor? Anaları kim ağlatıyor? Bunu yapanlar bir pişmanlık içerisinde olmadıklarını övünerek ortaya koymuyorlar mı? Ve siz “PKK’nın silahla gerçekleştirmeye çalıştıklarını siyaset üreterek çözeceğiz, silahı bırakın masaya gelin.” teklifini yapmadınız mı? Siyasi kimliğinizle yapmadınız mı? Bunu aydınlar, yazarlar, sanatçılar konuşabilirler. Bir düşünce hürriyeti diye müsamahayla karşılayabiliriz ama Türk milletinin geleceğini bağlayacak siyasi kimliğinizle Başbakan olarak kalkar bu ülkede Türk milletinin dışında bir başka milletin varlığını kabul ederseniz, siyaseten kabul ederseniz ve bunların haklarını, sorunları… Sorun ne: Sorun bir egemenlik hakkı, devlet hakkı. Kafanızı kuma sokmayın, kimse kimseyi kandırmasın. Eğer, bugün bu Mecliste Anayasa’nın tanımladığı, bu cumhuriyeti kuran kurucuların…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Şandır (MHP, Mersin). “İçtüzüğün 19 uncu maddesine göre grup önerileri hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 16. Birleşim tutanağı, 11 Kasım 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-sandir-23-2009-11-11-ictuzugun-19-uncu-maddesine-gore-grup-onerileri-hakkinda (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
