# Sayıştay kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.427)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Şandır (MHP, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 19. Birleşim
- **Tarih:** 17 Kasım 2009
- **Gündem:** SAYIŞTAY KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.427)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-sandir-23-2009-11-17-sayistay-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-427

> Mehmet Şandır (MHP), 17 Kasım 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 19. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SAYIŞTAY KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.427)); konuşma 884 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Gerçekten çok net, müşahhas bir olayla ilgili bir kanun teklifini görüşüyoruz. Kanun teklifinin görüşülmesinde Komisyonda da bu tartışmalar olmuş. Muhalefet şerhleri incelendiğinde şimdi dile getirilen bu hususlar orada da dile getirilmiş. Bu konunun yeterince tartışılmadığı gibi bir kanaate sahip oldum. Yani bu teklifin Anayasa’ya uygunluk tartışmasının yeterince yapılabildiği kanaatinde değilim. Ancak tabii, İç Tüzük 63’e göre usul tartışması açıp bu konunun da bu usul tartışması kapsamında tartışılması da ne kadar İç Tüzük’e uygundur onu da Divanın takdirine bırakıyorum. Yani Divan Başkanının tutumuyla ilgili bir usul tartışması açarak bir Anayasa’ya aykırılık iddiasının görüşülmesi de ne kadar hukuka uygun olmuştur, onu da takdirlerinize sunuyorum.

Önemli bir kanun, daha doğrusu, devletin, idarenin bir haksız uygulamasının ortaya çıkarttığı mağduriyeti ortadan kaldırmak üzere çok kişisel… Şimdi, bu kanunu çok yakından takip eden kaç kişi? Zannediyorum 57 tane içeride, dışarıda da bir o kadar vardır. Yani şahıs şahıs söylebileceğimiz, çok net, müşahhas bir olayın mağduriyetini ortadan kaldırmak için bir kanun gerçekleştiriyoruz. Dolayısıyla, bu konuda Anayasa’ya aykırılık iddialarının ciddiye alınması gerekirdi hem Komisyonda hem de Genel Kurulda.

Burada hukukçular var, Anayasa Komisyonu Başkanımız da karşımda oturuyor. Ben, düşünmenize, takdirinize sunmak üzere bir durumu huzurunuza getirmek istiyorum. Birinci husus: Türkiye Cumhuriyeti devleti hukuk devletidir, Anayasa 2’nci madde. Hukuka aykırılık iddiasıyla hukuk kurmak bu Anayasa’nın özüne aykırıdır, hukuk mantalitesine aykırıdır. Biri bu.

İki: Kanunlar genel olmak mecburiyetinde. Özele dönük kanun çıkarmak hukuk mantığına, Anayasa’mıza, Anayasa’nın ruhuna uygun mudur, bunun da üzerinde durulması gerekiyor.

Danıştay 12. Dairesinde görülmekte olan bir dava, bu davanın mağduriyetinin giderilmesi amacıyla bir kanun teklifi; bu kadar özel, bu kadar çok şahsi bir kanun çıkarmak… Hukuk devleti olmak, kanunların “genel olma” ilkesine uygun düşmesi, hukuk kurmak, hukuka uygun hukuk kurmak, hukuk devleti olmak ilkesine bağlı kalmak sorumlusu olan bu Genel Kurulun ve ilgili komisyonların bana göre uyması gereken önemli konu. Bu noktada bir usul tartışmasıyla bunun tartışılması ne kadar doğru oluyor, bunu da takdirinize sunuyorum.

Değerli Grup Başkan Vekilinin 1970/25, 2000/16 sayılı -ve diğerleri de vardı elinde zannediyorum- ifade ettiği Anayasa Mahkemesi kararları bu olaya tıpatıp uymamaktadır. Ana muhalefet partisi bu konuyu Anayasa Mahkemesine götüreceğini ifade ediyor. Anayasa Mahkemesinin daha önceki bazı olaylarla ilgili vermiş olduğu karar bu olaya uymuyor çünkü bu olayda çok net, müşahhas, özel, belirlenen, tanımlanan bir olayın mağduriyetini ortadan kaldırmak üzere kanun çıkarıyoruz. Bunu hem kanun teklifi sahibi gerekçesinde yazdı, yazıyor hem de burada kanun teklifini ifade ederken konuşmasında ortaya koydu. Yani, bu kanun özel bir kanun, bu kanun mahkemede devam etmekte olan bir davayla ilgili bir kanun. Gerekçesinde bunu çok açık, net söylüyor, mahkemeyi ifade ediyor, “Danıştay 12. Dava Dairesinin şu, şu, şu esas sayılı kararıyla ortaya çıkan, yürütmeyi durdurma kararıyla ortaya çıkan mağduriyeti ortadan kaldırmak için böyle bir kanun teklifi getirdik.” deniliyor ve bu kanun teklifi, bu anlamda, bana göre, Anayasa 138’in üçüncü fıkrasındaki değil, dördüncü fıkrasındaki bir hükmü ihlal ediyor.

Değerli milletvekilleri, Anayasa’mızın 138, daha önceki Anayasa’mızın 132’nci maddesinde tanımlanan husus şu: “Yasama ve yürütme organları ile idare -yani, işte Meclis- mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar -yasama ve yürütme organları- ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”

Siz çıkardığınız bu kanun teklifiyle Danıştayın 12. Dairesinin verdiği bir kararı değiştirmiş olmuyor musunuz? Dördüncü hükmü, Anayasa 138…

FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) – Değiştiremeyiz.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Dikkatinize sunuyorum. Yani bu konu ilgili yerlerde tartışılacak, yarın Anayasa Mahkemesinde tartışılacak, yargıda tartışılacak. Dikkatinize sunuyorum. Yani bir hukuk kuruyoruz burada, kurduğumuz hukuk da çok özel bir hukuk. Yani birilerinin, idarenin bir hatasını düzeltmeye çalışıyoruz, bir mağduriyeti ortadan kaldırmaya çalışıyoruz.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – O konu farklı.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Bilemiyorum, dikkatinize sunuyorum.

Şimdi, Sayın Grup Başkan Vekilinin okuduğu Anayasa Mahkemesi kararını ben de okudum. Bakın, burada bir başka husus daha söylüyor, diyor ki: “132’nci maddenin üçüncü fıkrasıyla konulan kısıtlama sadece belirli bir davada kullanılan yargı yetkisiyle sınırlıdır.” Şimdi, “belirli dava” dediğimiz tanıma en iyi şekilde bu kanun teklifiyle getirilen husus uymaktadır. O kadar çok belirli dava tanımlaması var ki. Danıştay 12. Dairesinin vermiş olduğu yürütmeyi durdurma kararının ortaya çıkarttığı mağduriyeti telafi etmek için bir kanun teklifi veriyoruz. Anayasa 132 veya Anayasa 138’in dördüncü fıkrası, Anayasa 132’nin üçüncü fıkrasındaki kısıtlama çok açık, net, Anayasa Mahkemesi kararıyla belirli bir davada kullanılan yargı yetkisi. İşte belirli dava bu, Danıştay 12. Dairesinin vermiş olduğu kararın, yürütmeyi durdurma kararının ortadan kaldırılması.

Değerli arkadaşlar, iyi olsun diye, faydalı olsun diye, topluma, ülkeye hizmet etsin diye hukuk kuruyoruz. Ama hukuk kurarken, kanun çıkartırken hukuka da uymak mecburiyetinde olduğumuzu da unutmayalım. Kendimiz hukuka uymazsak, bu hukukun lafzına ve ruhuna uymazsak, “ben yaptım oldu, böyle olsa ne olur, bir defayla anayasa delinse ne olur” mantığı, mantalitesi bu ülkeye fayda getirmemiştir. Meclisin saygınlığı açısından, hukuka uymak açısından… Yani hukuk, adaleti temin etmek, toplumsal mutabakatı, en büyük ortak zemini, güveni tesis etmek açısından hepimize lazım, herkese lazım. Bu hassasiyetle bu kanunun -zaten saat de zaman da doldu, yarın devam ederiz etmeyiz bilmiyorum ama- sonuç olarak, bu Anayasa’ya aykırılık iddialarının ciddiye alınarak bir daha incelenmesini, bir daha değerlendirilmesini, mağduriyeti ortadan kaldıralım derken umutları boşa çıkartacak bir yanlışa düşülmemesini dikkatinize sunmak üzere verilen usul tartışması önergesinin lehinde söz aldım. Aslında bu konuda usul tartışması açılması da İç Tüzük 63’e çok da uyumlu olmadı, ama bu konuların tartışmasına imkân ve fırsat verdiği için Sayın İçli’ye de teşekkür ederek önergesinin lehinde bu sebeple söz aldığımı ifade ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Şandır (MHP, Mersin). “Sayıştay kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.427)”. TBMM Genel Kurulu, 19. Birleşim tutanağı, 17 Kasım 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-sandir-23-2009-11-17-sayistay-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-427 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
