# Grup önerisi

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Şandır (MHP, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 46. Birleşim
- **Tarih:** 12 Ocak 2010
- **Gündem:** GRUP ÖNERİSİ
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-sandir-23-2010-01-12-grup-onerisi

> Mehmet Şandır (MHP), 12 Ocak 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 46. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GRUP ÖNERİSİ); konuşma 886 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun bu haftaki çalışma programının belirlenmesi açısından Danışma Kurulu önerisi oluşturulamadığı için Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak bir öneri getirdik. Bu öneride eczacı esnafının, eczacıların yaşadıkları sorunların belirlenmesi ve çözüm önerilerinin teklif edilmesi yönünde bir Meclis araştırma komisyonu kurulması için daha önce vermiş olduğumuz önergemizin gündeme alınması ve görüşmelerinin yapılmasını Danışma Kuruluna götürdük. Teklifimiz maalesef genel kabul görmediği için, grup önerisi olarak huzurunuza getirmiş bulunuyoruz.

Biz, Meclisimizin bu haftaki çalışmalarında, bir toplumsal sorun, bir toplumsal tartışma alanı hâline gelen eczacılarımızın sorunlarının Meclisimiz tarafından belirlenmesi, sorunların çözümü için gerekli tedbirlerin birlikte tartışılıp konuşulması için bir araştırma komisyonu kurulmasını gerekli ve önemli buluyoruz. Bu sebeple bu önergeyi verdik ve bugün Genel Kurulumuzun vereceği kararla bu araştırma önergesinin gündeme alınması ve ön görüşmelerinin yapılmasını burada gerçekleştiririz diye ümit ediyoruz.

Değerli milletvekilleri, gerçekten, yaklaşık 23 bin, hatta 23 bini geçen sayıda eczacıların Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığıyla veya Sosyal Güvenlik Kurumuyla yaşamış oldukları sorunun ertelenmeden çözülmesi gerekiyor çünkü eczacılar halkın sağlığını çok doğrudan ilgilendiren ilaç temini, bu ilaç temininin güvencesi halk sağlığı açısından eczacıların, sorun içerisinde olmasının tesirleri, etkileri gerçekten toplumu, bireyi, insanımızı çok yakından ilgilendirmekte. Eczacılarla sosyal Güvenlik Kurumu arasında yaşanan sorunun çözümü Hükûmetin, sayın iktidarın inisiyatifiyle netleşecek, kesinleşecek ama anlaşılıyor ve görülüyor ki iktidarın da bu soruna müdahalesi söz konusu değil. Görmezlikten gelinerek, eczacıların içinde bulunduğu sorunları görmezlikten gelerek bu sorunu çözemeyeceğini iktidar da maalesef deneme yanılma metoduyla belirlemeye veya öğrenmeye çalışıyor.

Şimdi, buradan açık yüreklilikle -toplumun önünde konuşuyoruz- sormak gerekiyor: Eczacıların sorunu var mı, yok mu? Eczacıların sorunundan dolayı ilaç temini konusunda vatandaşlarımızın sorunu var mı, yok mu? Şimdi, Eczacılar Odası gazetelerde açık ilanlarla, içinde bulundukları sorunu ve bu sorunun çözümü noktasında Hükûmetle yapmış oldukları veya Kurumla yapmış oldukları görüşmeleri açık ilanla, topluma ifade ediyorlar ama ayın 16’sı itibarıyla, 16 Ocak itibarıyla yeniden sözleşme yapılması gerekirken bugüne kadar ne Kurumdan ne Hükûmetten, bu yönde ilgili ve sorumlu bakanlıklardan bir adım atılabilmiş değil.

Değerli milletvekilleri, özellikle devlet uygulamaları devletin gücünü şahsında temsil eden millî iradenin temsilcisi olarak Hükûmet adaletli olmak mecburiyetinde. Kamu gücünü kullananların “Ben yaptım oldu.” gibi “Ben böyle düşünüyorum.” gibi bir dayatma içerisinde olmaları hem hak değil hem doğru değil hem de ülkemize yakışmaz bir davranış olur.

Tekrar ediyorum: Bugün eczacılık sektörü her alanıyla, caddelerdeki eczacılar, ilaç depoları sorun içerisinde mi değil mi, sorunları var mı yok mu?

Üç yıllık protokol imzalanmış olmasına rağmen Sosyal Güvenlik Kurumu ile eczacılar arasında, Türk Eczacılar Birliği arasında bir birlikte çalışma protokolü imzalanmış ve üç yıllık süresi olmasına rağmen, maalesef, karşılıklı bir mutabakat temin etme gereği de duymadan, haber verme gereği de duymadan, tek taraflı olarak Sosyal Güvenlik Kurumu veya Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı imzalanan bu protokolü, iki yılı kalmış olmasına rağmen, feshetti. Şimdi ne olacağı belli değil. Ayın 16’sından sonra emekli vatandaş ilacını nasıl temin edecek, belli değil. Bu noktada, eczacıların 4 Aralık 2009 tarihinde başlatmış oldukları eyleme karşı Hükûmet duyarsız, bir teklif yok, bir çözüm yok ama acı bir şey var, Sayın Başbakanın teklifi: İlacı marketlerde sattırırım.

Bu bir usul olabilir, bu doğru da olabilir ama eğer taraflar arasında bir mutabakat oluşturmuyorsanız veya teklifinizin altyapısını oluşturmuyorsanız bunun adı dayatmadır, bunun adı meydan okumadır, bunun adı tehdittir. Böyle bir hak yok. Kamunun gücünü kullananlar kamunun iradesine de saygı göstermek mecburiyetinde. Eczacıların muhatap olduğu bu davranış şık olmamıştır, hak olmamıştır, doğru olmamıştır ama sayın Hükûmet bunu, Sayın Başbakan bunu bir hak olarak görmekte, bir usul, bir üslup olarak görmekte ve bu konunun bu şekle gelmesinden hiçbir rahatsızlık duymadığı da görülmektedir.

Değerli milletvekilleri, bu olay bugün değil, bundan önce de yaşandı. Toplumun çeşitli kesimleri, bir hak arayışı içerisinde, bazen hukukun sınırları da zorlanarak eyleme de geçtiler, kamuya da taleplerini duyurdular. Ama hükûmetlerin ve siyasetin bu talebe, bu eyleme karşı davranışı gerçekten o siyasetin, o iktidarın demokrasi anlayışını da çok açık, net yansıtır.

Bu noktada bir örnek olsun diye söylüyorum: 57’nci Cumhuriyet Hükûmeti döneminde de eczacılarla o günün Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı arasında, Hükûmet arasında yaşanan bir sorun, bir anlaşmazlık sonrasında eczacılar yine böyle eylemli bir karşı çıkış, duruş ortaya koydular. Sağlık Bakanlığı ile Eczacılar Birliği arasında yaşanan bu karşıtlık, hükûmet yöneticisi olarak Sayın Devlet Bahçeli’nin ifadesi çok açık, net, eczacılardan yana oldu. Hatta Sayın Sağlık Bakanına: “Eczacıların grevini kırmayınız.” Milliyetçi Hareket Partili olup da işte, eczacılık yapan tanıdığımız insanlara da çok doğrudan “Bu greve destek veriniz.” şeklinde bir devlet adamı davranışıyla haktan yana, hukuktan yana, toplumsal eylemden yana bir destek ortaya koydu. O zaman da hükûmetti, hükûmetin ortağı bir partinin Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı olarak toplumun bir kesiminin ortaya koyduğu bir talebi, bir eylemi, kendisine karşı yapılan bir eylemi destekler bir tavır ortaya koydu. Ama ne yazık ki bugünkü Hükûmetimiz, maalesef, Tekel işçisine yapılanlar ortada, eczacılara yapılanlar ortada, ya görmezlikten geliniyor ya da bir meydan okuma üslubunda “Eczaneleri kapatırız, sözleşmeleri yapmayız, gider markette ilaç sattırırız.” gibi bir dayatma içerisinde, bir meydan okuma içerisinde. Bu şık değil, bu doğru değil, bu güç gösterisine bu Hükûmetin, milletin iradesini temsil eden bu Hükûmetin millete karşı bu güç gösterisine ihtiyacı olmasa gerektir. İşte, tüm bu konuların görüşülmesi için, eczacıların veya ilaç sanayisinin veya ilaçla ilgili olan kesimlerin sorunlarının görüşülmesi için, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak çözüm üretilmesi için, kurulmasını arzu ettiğimiz bu araştırma komisyonunun kurulması için bugün bu konunun gündeme alınmasını Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak huzurlarınıza getirmiş bulunmaktayız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Şandır (MHP, Mersin). “Grup önerisi”. TBMM Genel Kurulu, 46. Birleşim tutanağı, 12 Ocak 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-sandir-23-2010-01-12-grup-onerisi (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
