# Milli eğitim bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında (s.s.488)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Şandır (MHP, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim
- **Tarih:** 3 Haziran 2010
- **Gündem:** MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA (S.S.488)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-sandir-23-2010-06-03-milli-egitim-bakanliginin-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-s-s-488

> Mehmet Şandır (MHP), 3 Haziran 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA (S.S.488)); konuşma 978 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Burada ittifak hâlinde bir kanun çıkartıyoruz. Tüm Parlamentomuzun bu kanunun doğru bir kanun olduğu, çıkartılması gerektiği noktasında ittifakı bulunmaktadır, Komisyonda da Genel Kurulda da. Her çıkan konuşmacı da bu kanunun çıkması gerektiğini söylüyor. Gerçekten, geç kalmış, bir haksızlığı, bir adaletsizliği düzelten doğru bir kanun ve bu kanunun hızla çıkmasını, bu kanundan dolayı mağdur durumda olan, bu kanunun olmayışından dolayı mağdur durumda olan 3.225 kişinin, ilköğretim müfettişi ve ilköğretim müfettiş yardımcısının, artık bu çilesinin, bu adaletsizliğin bitirilmesi noktasında bir kanun. Bunun çıkartılmasına hepimiz destek veriyoruz. Gerçekten doğru bir kanun. Bir an önce bu adaletsizliğin bitirilmesi için çıkartılması gereken bir kanun.

Aslında bu kanun 1997 yılında sekiz yıllık zorunlu eğitim hukukunun çıkartılmasından sonra doğan bir durum. O günden bu yana bir boşluğu da gideriyor bu. Ayrıca, 2009 yılında bu kanun tasarısı Meclise gelmiş o günden bu yana bir yıl geçmiş, bir yılı geçkin bir süre geçmiş. Bu kadar uzun beklemeden, bu kadar uzun süre sürüncemede bıraktıktan sonra bu kanunun burada çıkartılmış olmasını biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak da yürekten destekliyoruz ve emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz.

Tabii ki, millî eğitim sistemi, Millî Eğitim Bakanlığı, eğitim konusu Türkiye'nin en önemli konusu. Eğitimin sorunları bitmez, ama bu doğru kanunun etrafında eğitimin sorunları tartışılmaya başlanılırsa, bunun etrafında muhalefet ve iktidar bir tartışmanın içine düşerse, ben yine bu ilköğretim müfettişlerine -yeni ismiyle eğitim müfettişlerine- yeniden haksızlık yapmış oluruz diye düşünüyorum.

Eğitimin sorunları var, çünkü eğitim, değerli milletvekilleri, bize göre eğitim, geleceği kurduğumuz, geleceği bina ettiğimiz en önemli alandır. Birçok alanda sorun olabilir ama geleceğin kuruluşunda eğer stratejik anlamda yanlış yapar, eksik yapar, geç kalırsanız, geleceği feda etmiş olursunuz, geleceği sıkıntıya sokmuş olursunuz. Onun için, eğitimin sorunlarını bir bütünlük içerisinde oturup birlikte tartışmak ve gerçekten bugüne göre değil, geleceğe göre eğitimi, eğitim sistemini, kurumlarını, işleyişini ve eğitimin içerisindeki insanlarımızın özlük haklarını tanzim etmemiz gerekir.

Değerli milletvekilleri, tabii, çok genel bir yaklaşımdan bu konuda da maalesef uzaklaşılamıyor. Sayın Bakan da çıktı, sayın iktidar partisi grubu sözcüsü arkadaşımız da çıktı, yapılanları anlattı. Yapılanlara teşekkür ederiz ama siz de takdir edersiniz ki, eğitim konusunda ne kadar yapsanız azdır çünkü ne kadar yaparsak yapalım, geleceğimize yatırım yapmaktayız, yeterli değildir. Bugün, millî eğitimin sorunlarının olmadığını söyleyebilmek hiç mümkün değil.

Burada bir stratejik yanlış yapılıyor. Bugünü anlatırken, bugünü algılarken hep düne bakarak, dünü referans alarak kendi durumumuzu belirliyoruz: “Dün şu kadar derslik vardı, bugün bu kadar derslik var.” Hâlbuki öyle olması değil, geleceğe dönük bir irdeleme yapmak lazım. 2050 yılına göre veya lider ülke Türkiye pozisyonuna göre eğitimin nasıl olması, küresel güç Türkiye’ye göre eğitimin nasıl olması, her derslikte kaç öğrencinin olması, özlük haklarının ne olması gerektiğini sorgulamamız lazım ve yapamadıklarımızı konuşmamız lazım. Burada gelip de “Şunu yaptık; bunu yaptık; düne göre şu kadar yaptık.” demenin çok fazla bir anlamı yok. Biz yapamadıklarımızı, yapmamız gerekip de yapamadıklarımızı, hayallerimizi konuşmaktan niye korkuyoruz değerli milletvekilleri? Hayallerimizi konuşalım.

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Onu siz yapıyorsunuz.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Hayalleri konuşuyoruz.

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Yapamadıklarınızı konuşuyorsunuz.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – İşte bunun için söylüyorum; eğitim, geleceğin inşa edildiği bir alandır ve ne kadar yaparsanız yapınız, yaptık demeye hakkımızın olmadığı bir alandır; daha çok yapmamız, daha iyisini yapmak gibi bir borcumuzun olduğu bir alandır. Onun için, burada bir adaletsizliği ortadan kaldırırken, eğitim müfettişliği kurumunu kurarken eğitimin sorunları üzerinde iktidar-muhalefet tartışmaya girdik. Biz şunu yaptık, siz şunu yapamadınız tartışmasına girmeyi eğitim müfettişlerine, ilköğretim müfettişlerine ve hatta eğitim camiasına karşı da bir haksızlık, saygısızlık olarak görüyorum.

Bu anlamda, yani, söz almışken şunu da ifade etmek istiyorum: Gerçekten Sayın Bakanım, çok sorunumuz olabilir ama adaletsizlik en önemli sorundur. Adaletsizlikte de özellikle ücret adaletsizliği. Aynı işi yapan insanların birinin 3 kuruş, birinin 5 kuruş alması o işin en önemli sorunudur. Öğretmenler bana göre sorun içerisinde kalmamalılar, onlar geleceğimizi bina ediyorlar, inşa ediyorlar. Öğretmenlerin çok sorunu olabilir ama bu eşit olmayan adaletsiz ücret sorununu mutlaka çözmemiz gerekir. Ne yaparsanız yapın bunu çözemediğiniz takdirde çok şey yapmış olmazsınız. Bakın, bugün 4/B’li öğretmenler, atanamayan öğretmenler, işte, denetimdeki farklı ücretlendirmeler. Yani bu sorunları… Adaletin olmadığı yerde mülk olmaz. Dolayısıyla, ben özellikle bu sözleşmeli öğretmenlerin sorunlarının ve ataması bir türlü yapılamayan öğretmenlerin sorunlarının çözülmesini, bu noktada buna öncelik verilmesini Sayın Hükûmetten ısrarla istemekteyim. Çünkü gerçekten öğretmenler… Bugün ek iş yapmak zorunda kalan, dershanelere muhtaç duruma gelen, işte, yoksulluk sınırının altında yaşayan ama en değerli varlığımız olan çocuklarımızı emanet ettiğimiz, geleceğimizi kurmak gibi bir misyonu yüklediğimiz çok değerli varlıklarımızı bu türlü yakışmaz durumda yaşatmak ve çalıştırmak hak değil. Türkiye’ye, zamana, Türk milletine yakışmaz bir sonuç olarak görmekteyim.

Bu sebeple, ümit ediyorum ki önümüzdeki dönem içerisinde özellikle öğretmenlerimizin özlük haklarındaki adaletsizliği, eşitsizliği… Azlığı tenkit etmek ayrı bir şey ama adaletsizliği savunmak mümkün değil. Aynı işi yapan iki insan, biri 3, biri 5 kuruş alıyorsa o işte ne bereket vardır ne hayır vardır ne de sonucuna güvenmek mümkün değildir. Aynı şeyi, burada, Parlamentoda bir daha söyleyeyim. Parlamentomuzda bile 4/C’yle çalışan personelimiz, aynı işi yapan personelimiz ama biri kadrolu olmanın maaşını alıyor, biri 4/C’li olmanın yarı maaşını alıyor. Özlük haklarındaki bu adaletsizliği, öncelikle adalet kurmak üzere hukuk kuran bu Meclisin çözmesi lazım.

Değerli milletvekilleri, daha önce de söyledim ama gene söylüyorum. Aynı yemeği, aynı mutfakta çalışan 2 aşçı, size yemek pişiren 2 aşçı, 1’i kadrolu, 1’i sözleşmeli. Korkarım, yani bu adaletsizliği burada çözmemiz lazım. Bu haksızlığı çözmemiz lazım. Türkiye’de ücret eşitsizliği adaletsizliğini çözmeden şunu yaptım, bunu yaptım, düne göre şu kadar iyi şey yaptım demenin de çok fazla bir anlamı yok.

Bu sebeple, bu kanun doğru bir kanundur, bu kanuna Milliyetçi Hareket Partisi olarak destek vermekteyiz. Böylelikle bir adaletsizlik, bir yanlışlık düzeltilmektedir. Buna katkısı ve emeği bulunan tüm Komisyon üyesi, tüm iktidar partisi, muhalefet partileri üyesi arkadaşlarımın...

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Hükûmetimize de.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – ...ve Hükûmete, grup başkan vekili arkadaşlarımıza da teşekkür ederim. Yani arkadaşlar, evet, çok teşekkür ederim. Hayırlı, uğurlu olsun. Eğitim müfettişlerine de eğitim camiasına da hayırlı sonuçlar getirmesi dileğiyle hepinize saygılar sunuyorum efendim. (MHP ve AKP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Şandır (MHP, Mersin). “Milli eğitim bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında (s.s.488)”. TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim tutanağı, 3 Haziran 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-sandir-23-2010-06-03-milli-egitim-bakanliginin-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-s-s-488 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
